Balta'dır deyip geçmeyelim. Onu yakından tanıyalım.🪓
Baltayı tanımak ve doğru kullanmak için bölümlerini ve bunları adlandıran terimleri şöyle sıralayabiliriz:
- Balta başı: Genellikle iki uçtan oluşur; bir tarafında kesici ağız, diğer tarafında ense bulunur.
- Kesici ağız: Balta başının kesme işini yapan bilenmiş kısmıdır.
- Ense: Balta başının kesici ağzın karşısında kalan küt bölümüdür. Denge ve kontrol sağlar.
- Üst uç: Kesici ağzın üst köşesidir; alt uç: Kesici ağzın alt köşesidir.
- Yanak: Balta başının yan yüzeyidir.
- Sakal: Kesici bölümün, balta başının geri kalanına göre aşağıya doğru uzanan kısmıdır.
- Sap: Genellikle esnek ve sert ağaçlardan yapılır. Dayanıklı sentetik malzemelerden de üretilebilir.
- Omuz: Sapın balta başıyla birleştiği bölümdür.
- Karın: Sapın uzun gövde bölümüdür; çoğunlukla hafif kavislidir.
- Boğaz: Sapın tutamağa doğru kıvrıldığı bölümdür.
- Sap topuzu: Sapın en altındaki genişletilmiş uçtur.
- Sap gözü: Balta başında, sapın geçirildiği deliktir.
- Tutamak: Sapın elle kavranan bölümüdür.
Solingen'in el yapımı meşhur bıçaklarında en çok kullanılan ağaçları tanıyalım:
Kayın: Sert, ince gözeneklidir ve genellikle buharla işlenir. Bu işlem ona kırmızımsı kahverengi bir ton katar. Ardından sadece doğal yağlar ve macunlarla işlenir. Bu şekilde, ahşap yüzey mühürlenmez, aksine açık gözenekli kalarak nefes alabilir.
Kiraz: Avrupa'da en eski dönemlerden itibaren kullanılan bıçak sapı ağaçlarından biridir. Buharla işlenir, kaymaz bir yapıya sahiptir.
Ceviz: Genellikle gövde veya kök odunundan sap yapılır. Çok dayanıklı, sert ve koyu, etkileyici bir dokuya sahiptir.
Erik: Geleneksel olarak özellikle klasik sap kaplamalarında kullanılır. Kiraz ağacı odunundan daha yoğun ve serttir. Dayanıklı ve suya karşı dirençlidir.
Bataklık meşesi: Solingen'e özgü bir ağaçtır. Yüzlerce yıllık meşe gövdeleri bataklıklardan veya nehir yataklarından çıkarılmıştır.
Ağaç saplar ne yazık ki endüstriyel üretim ve plastiklerin ortaya çıkmasıyla birlikte büyük ölçüde unutulmaya yüz tutmuştur.
🔪
Amerikan yerlilerinin kullandığı aletler arasında deri kesiciler, kazıyıcılar, bıçaklar, çekiç taşları, çok amaçlı çekiçler, ağır tokmaklar, baltalar, deliciler, oyma aletleri, delgi uçları, havan tokmakları, öğütme taşları (metate) ve daha pek çok araç bulunuyordu.
Bu aletler ahşap, taş, kemik ve boynuz gibi çeşitli doğal malzemelerden üretiliyordu. Kullanılan malzeme, aletin yapım yöntemini de belirliyordu. Bazı aletler ahşap saplara takılarak kullanılırken bazıları doğrudan elde tutulacak şekilde biçimlendiriliyordu.
Yerlilerin ilkel olarak nitelendirilen yaşam biçimleri, doğanın sunduğu imkânlarla yetinme ve sade bir hayat sürme anlayışıyla yakından ilişkilidir. Bu bakımdan onları, teknik gelişmelerin ürünü olan aletlere ve teknolojiye mesafeli duran, doğayla uyumlu yaşamayı tercih eden topluluklar olarak değerlendirmek de mümkündür.
19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeybatısında yaşamış, Amerikan yerlilerinin dinî önderlerinden biri ve Hayalciler (Dreamers) adlı dinî hareketin kurucusu Şef Smohalla'nınsöylediği gibi:
Benden toprağı sürmemi istiyorsunuz! Bir bıçak alıp anamın bağrını mı yarayım? Öyle yaparsam öldüğümde beni bağrına basıp dinlendirmez.
Benden taş çıkarmak için toprağı kazmamı istiyorsunuz! Anamın derisinin altını kazıp kemiklerini mi sökeyim? Öyle yaparsam öldüğümde yeniden doğmak için onun bedenine dönemem.
Benden otları biçmemi, saman yapıp satmamı ve beyaz adamlar gibi zengin olmamı istiyorsunuz! Ama ben anamın saçlarını kesmeye nasıl kıyarım?
Açık hava sinemasında 1950'li yıllara ait bir reklam.
"Evdeki atölyenizde mümkün olduğunca çok vakit geçirin. Harçlığınızla alet takımınızı tamamlayın ve çalışmalarınız için gerekli malzemeleri alın."
İyi haftalar.🍀
Yakutistan'dan bir demirci, 1920'ler 📷 Rusya Bilimler Akademisi Antropoloji ve Etnografya Müzesi arşivi.
⚒️
Ne koruyucu düzenek ne eldiven… Yalnızca ahşap, keskin bıçaklar ve çıplak eller.📺
Solingen’deki son ev tipi atölyelerden birinde çekilen bu görüntüler, bıçak saplarının 1960’lara kadar nasıl üretildiğini gösteriyor. Ustalar, bir anlık dalgınlıkta insanı içine çekebilecek kayışların, kasnakların ve kesici ağızların hemen yanı başında çalışıyor. Yüzlerindeki sakinlik, yaptıkları işin tehlikesini unutturacak kadar doğal.
Belki aralarında İkinci Dünya Savaşı’nı cephede geçirmiş olanlar da var. Ancak görüntülerden bildiğimiz tek şey, ellerinin bu işe alışkın olduğu. Her hareket sağduyulu bir iş disiplininden izler taşıyor.
1980'lere kadar toz, gürültü ve açıkta dönen makineler, dönemin pek çok atölyesinde gündelik çalışma hayatının bir parçasıydı. Üretim, büyük ölçüde ustanın dikkatine ve el becerisine emanet. Bugün ise iş sağlığı ve güvenliğine takıntılıyız. Koruyucu eldivenler, maskeler, kulak koruyucular, makine muhafazaları, havalandırma vs iş hayatının vazgeçilmez parçaları.
Yine de eski ustalardan öğrenecek çok şey var. ⚒️
Her alet, kendine özgü biçimi ve işleviyle ayrı bir varlıktır. Ancak hiçbir alet tek başına düşünülemez. Bir alet onu tamamlayan, yaptığı işin farklı aşamalarında kullanılan başka aletlerle yakın ilişki içindedir.
Bu diyagram, aletlerin biçim, işlev, kullanım amacı ve birbirleriyle ilişkilerini ortaya koyuyor. Maddeyi kesme, delme, biçimlendirme ve işleme ihtiyacından doğan aletler, taş devrinden günümüze uzanan ortak bir gelişim çizgisinin parçalarıdır. Biçimleri ve malzemeleri değişse de temel işlevleri büyük ölçüde korunmuştur.
Her alet, insanın elinin sınırlarını aşma çabasının ve binlerce yıllık teknik birikimin bugüne ulaşan temsilcisidir. ⚒️
En seçkin örnekleri İstanbul’da üretilen tespih sanatı, Osmanlı topraklarında altın çağını on dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır. İkinci Mahmud döneminde büyük ilgi gören tespihçilik, lonca çatısı altında örgütlenerek pek çok ünlü ustanın yetişmesine zemin hazırlamış, özellikle devlet erkânının ilgisi ve desteğiyle varlığını uzun yıllar sürdürmüştür.
Geleneksel bir torna tezgâhında çalışan tespih ustası.📺
5-6 Ekim 1789'da gerçekleşen Versay Kadınlar Yürüyüşü, Parisli kadınların ekmek kıtlığına, hayat pahalılığına ve ağırlaşan geçim koşullarına karşı başlattıkları bir protesto hareketiydi. Başlangıçta ekmek fiyatlarına yönelik tepkilerle ortaya çıkan bu yürüyüş, kısa sürede Fransız Devrimi'nin seyrini değiştiren önemli bir siyasi olaya dönüştü. Kadınların yükselttiği “Ekmek!” haykırışları, monarşinin temellerini sarsan ve nihayetinde Kral XVI. Louis ile Kraliçe Marie Antoinette'in sonunu hazırlayan sürecin güçlü simgelerinden biri oldu.🪓
Gravür, kadınları gündelik işlerde kullandıkları tarım aletleriyle silahlanmış hâlde gösteriyor.🎨
Aynı olayı betimleyen bir başka görsel ise Valentine Cameron Prinsep tarafından yapılmış bu yağlıboya tablo, 1895. 🎨
Ahşap içine düz kanallar açmak ve temiz kesimler yapmak için kullanılan el frezesi 📷 Kahramanmaraş, 1977. Önder Küçükerman arşivinden.
Bir el frezesi ile neler yapılabilir?
- Masaların, dolap kapaklarının kenarlarına estetik kavisler ve dekoratif oyuklar,
- Çekmece tabanlarının yerleşeceği kanallar, arkalık panellerinin oturacağı oyuklar ,
- Ahşap blokları birbirine sağlamca bağlamak için kırlangıç kuyruğu, zıvana ve lamba-zıvana gibi sağlam birleştirme yuvaları hassas bir şekilde açılır.
Bir aletin etimolojisi ➡️ Dirgen
Yunanca “iki (di)” ve “boynuz (kranon)” anlamlarındaki kelimelerden türemiştir. Türkçede farklı biçimleri kullanılır ki söz gelimi Evliya Çelebi'nin Seyahatname’sinde digren, ağızlarda diren biçimlerinde geçmektedir.
Ağızlarda çatal sayısına göre farklı adlandırmaları da bulunmaktadır: anadut (üç çatallı), senek (dört çatallı), lintir (beş ya da altı çatallı).
Harman alanında, tınaz savurmak için kullanılan, dirgene göre çatalları daha çok ama sık ve kısa alete de yaba adı verilmektedir.














