COP31’e sayılı günler kaldı
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretmek için dünyayı Antalya’da buluşturmaya hazırlanıyor🙌
#COP31Türkiye
Büşra Dede retweeted
Yıldıray Oğur, Mehmet Baransu ve Turgay Oğur'un aynı dalga boylamında buluşması.
Yıldıray Oğur'un abisi Turgay Oğur'un FETÖ'nün medya yapılanmasının merkezinde olduğu, birçok FETÖ'cü gazetecinin yakalanmasına rağmen Turgay Oğur'un elini kolunu sallayarak Türkiye'den kaçabildiğini buradaki kritik konunun FETÖ'nün ODTÜ İmamı ilişkisiyle alakalı olup olmadığını daha önceki yazılarımızda sormuştuk.
Tabi bir de Turgay Oğur'un kaçışında Yıldıray Oğur'un bağlantıları var mıydı yok muydu? Bu da akıllardaki sorulardan biri.
Yıldaray Oğur ile Turgay Oğur başlangıçta aynı noktada olan isimlerdi. Yıldıray Oğur, FETÖ'nün maske takmış operasyon gazetesi Taraf'ın yazı işleri müdürlüğünü yapmıştı, Turgay Oğur da açıktan FETÖ yayın organlarında operasyon noktalarından biriydi.
Sonrasında yaşanan süreç iki kardeşin kim kazanırsa kazansın kaybetmeyecekleri bir plan mıydı?
Sözde Yıldıray Oğur ustaca hükümet taraftarı görünmeye çalışırken Turgay Oğur FETÖ'nün yanında duruyordu.
Ocak 2023'te anlaşıldı ki Yıldıray Oğur ile Turgay Oğur kavgası bir numaradan ibaretti. Nisan 2026'da Yıldıray Oğur'un abisi Turgay Oğur'un yaşadığı yer olan Güney Afrika'ya ziyareti de bunu göstermişti aynı şekilde Turgay Oğur'un kardeşinin yayın politikasında etkili olduğu yurtdışından fonlanan Serbesiyet'te 2025 yılında papyonlu bir fotoğrafla yazı yazması da ilişkilerinin devam ettiğinin en güzel kanıtıydı.
Peki 15 Temmuz FETÖ Darbesi'nden hemen önce Turgay Oğur'un yaptıklarına bakalım;
30 Nisan 2016, darbe girişiminden 2.5 ay önce.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti Genel Kurulu'nda FETÖ için konuşuyor: "Dedik ya inlerine gireceğiz, girdik ve giriyoruz."
İki gün sonra, 2 Mayıs'ta, Meydan'da Turgay Oğur'un yazısı çıkıyor. Başlık: "İlim Yayma Cemiyeti'nin son günü."
Daha önceki yazımızdan hatırlarsınız, FETÖ elebaşı Gülen'i öven cümle bu yazıda:
"Eğitime en büyük yatırımı yapan dini hareketin lideri Fethullah Gülen'in henüz toy bir delikanlı olduğu zamanlardı. Binlerce ilkokul, Anadolu lisesi, fen lisesi, üniversiteye ulaşacak hareket henüz başlangıç düzeyinde bile değildi."
Ama yazının asıl hedefi başka. Yazı Erdoğan'ı ve ailesini hedef alıyor:
"Erdoğan'ın çekirdek ailesi ile merkezinde yer aldığı bir tür TOCİ (Toplu Cemaat İdaresi) kurulmuş durumda. İktidar, muazzam gücüyle piyasayı kapladı, cemaatleri de taşeronlaştırmaya girişti. İtiraz edeni devlet gücüyle ezdi."
Bir yanda "eğitime en büyük yatırımı yapan" hareket ve onun "lideri."
Öbür yanda bir aile ve onun "Toplu Cemaat İdaresi."
Turgay Oğur için akraba ilişkileri sadece karşı tarafta bir sorundu.
Yıldıray Oğur'un kardeşi Erdoğan ailesini hedef alırken FETÖ'yü eğitim merkezli bir yapı, bir terör örgütü elebaşı Gülen'i de "lider" olarak niteliyordu.
Darbe girişimine iki buçuk ay vardı.
Baransu ve "sarayın öfkesi"
16 Mayıs 2016. Darbe girişiminden 2 ay önce.
Turgay Oğur, Yıldıray Oğur'un yazı işleri müdürü olduğu Taraf'ın operasyon aparatı Mehmet Baransu'yu savunuyor.
2 Mart 2015'ten beri tutuklu Mehmet Baransu için bir çağrı hazırlanmış: "Mehmet Baransu, tutuksuz yargılanmak üzere derhal serbest bırakılmalıdır."
İmzacılar arasında Turgay Oğur var.
Listede başka isimler de var: Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Bülent Keneş, Emre Uslu, Levent Kenez, Hakan Şükür.
Bugün çoğu FETÖ soruşturmalarında yargılanmış ya da yurt dışında.
Turgay Oğur çağrıyı paylaşırken altına şunu yazıyor:
"Hukukun işletilmesi için sarayın öfkesinin geçmesini bekleme #BaransuTutuksuzYargılansın"
Baransu'yu hatırlıyoruz.
Bavulları Taraf'a taşınırken yazı işleri müdürü kimdi, hatırlıyoruz.
Abi, kardeşin eski gazetesinin muhabiri için imza veriyordu.
Aile içinde kalan bir dayanışma.
Aile bağları üzerinden suç isnat etmeyi seven Yıldıray Oğur için ilginç bir durum.
Devam edeceğiz...
Büşra Dede retweeted
Bu şeref yoksunu “Emre Tezmen serbest bırakılmalı” diyen Emre Tezmen’e çalışan bir hesap.
Fon meselesi açılmadan fon yöneticileri kanal kanal geziyordu ama hedef nasıl oluyorsa sadece Turkuvaz Medya’ya getiriliyor.
Bunun nedeni ne peki? Turkuvaz Medya olay netleşince Emre Tezmen’in adeta içinden geçti.
Ayrıca hangi şirketin sorunlu olup olmadığını bir medya grubu nasıl bilecek?
Fonlara izin veren denetleyen kurumlar belli. Bir medya organı piyasada izinleriyle iş yapan şirketlerden reklam alır tüm medya alır, konu bu şirketin sorunlu olduğu ortaya çıktıktan sonraki tavrı bunu da herkes biliyor Turkuvaz Medya en sert şekilde bu fonlara giren medya grubu oldu.
Fon meselesinin ilk anından beri Turkuvaz Medya, Serhat Albayrak, Berat Albayrak zorlama yöntemlerle, iftiralarla konuya çekilmek isteniyor, bu bilerek istenerek yapılan bir operasyon.
Ayrıca diğer önemli bir nokta var: Birileri kendi isimleri hiç gündeme gelmesin diye en başından beri 6 yıl önce siyaseti bırakan Berat Albayrak’ı fon soruşturmasında en net tavrı gösteren Turkuvaz Medya ve Serhat Albrayrak’ı hedef alıyor. Belki de asıl dikkate alınması gereken bu: Emre Tezmen’e yol verenler bugün de Albayrak ailesine saldırılmasını mı istiyor?
Büşra Dede retweeted
Olaylar konular farklı olabilir ama her şey bize 17/25 Aralık Süreci'ni hatırlatıyor.
İki kardeşin ortak noktası: Serbestiyet
Günlerdir akraba arkadaşlık ilişkileri üzerinden suçlu suçsuz ayrımı yapmadan yazılar yazan Yıldıray Oğur'un hem yazı yazdığı hem de canlı yayınlar düzenlediği Serbestiyet.
Amerika Birleşik Devletleri merkezli Chrest Foundation'ın fonladığı yerlerden Serbestiyet.
15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi'nden sonra Türkiye'den kaçan Turgay Oğur ilginç bir şekilde Serbestiyet'in de yazarlarından biri. Öyle eski bir yazar da değil 2025'te bu sitede yazısı var.
FETÖ'nün medya yapılanmasındaki bir isim Chrest Foundation'ın fonladığı Yıldıray Oğur'un yayın politikasında etkili olduğu bir sitede yazar.
Ekrem Dumanlı'nın Cevheri Güven'in ya da Emre Uslu'nun yazar olması gibi bir şey bu.
FETÖ ile ilişkilerinin organikliğini görmek için önemli bir örnek bu.
Yıldıray Oğur'un kardeşi Turgay Oğur normal bir FETÖ yazarı da değil. FETÖ'nün en büyük operasyonlarının göbeğindeki bir isim.
9 Mayıs 2011.
Genel seçimlere bir ay var. MHP yöneticilerini hedef alan kasetler peş peşe internete düşüyor. Bugün arkasından FETÖ'nün çıktığı bilinen kasetler.
Turgay Oğur'un o günkü yorumu şöyle:
"Ülkücüleri sokağa dökmemekte direnen Devlet Bahçeli'nin direnci peşpeşe kasetlerle kırılmaya çalışılıyor. Ergenekon çalışıyor"
Kaset var, hedef var, fail de belli: Ergenekon.
MHP'yi kendileri için dizayn etmeye çalışan FETÖ için MHP'ye kurduğu kumpasın belki de başlangıç noktası. Devlet Bahçeli'nin kararlı duruşuyla MHP'yi ele geçiremeyince nelerin olacağını daha sonraki süreçler de izleyip gördük.
Ergenekon denilen soruşturma Türkiye'nin demokratikleşmesinde önemli bir unsurdu ancak FETÖ bu dosyayı da genişleterek suçlu suçsuz hedeflerindeki herkesi bu dosyaya doldurarak büyük cürümler işlerken aynı zaman da kendi operasyonlarını da Ergenekon'a yıkıyordu. Bunlardan biri de MHP'ye düzenlenen kaset kumpasıydı. Bu kumpasın göbeğinde de Yıldıray Oğur'un kardeşi Turgay Oğur vardı
Aradan üç yıl geçiyor.
4 Ocak 2014. 17-25 Aralık'ın ardından herkes aynı şeyi konuşuyor: CHP ve MHP'ye yönelik kaset operasyonları ile medya, yargı ve emniyetteki parelel yapılanma. Hepsinin arkasında aynı adres var.
Turgay Oğur bu kez alaycı:
"CHP ve MHP'yi kasetle dizayn eden, orduya kumpas kuran, yargıyı ve emniyeti ele geçiren aynı cemaatse ne duruyonuz kaçın canınızı kurtarın!"
Kaçın canınızı kurtarın.
İki buçuk yıl sonra kimin kaçtığını biliyoruz. Ama hala Turgay Oğur'un kaçışışına kimin yada kimlerin yardım ettiğini bilmiyoruz.
Şike kumpası ve "Bank Asya ligi"
3 Temmuz 2011.
Fenerbahçe'ye şike operasyonu yapılıyor. Bugün FETÖ kumpası olarak bilinen operasyon.
Turgay Oğur'un ilk günkü yorumu:
"Fenerbahçe yıllardır zaten Atatürkün takımıyız diyerek şike yapıyordu."
Aynı gün, operasyonun arkasında FETÖ'yü görenlere de cevabı var:
"Yine cemaat yine cemaat. Amaç anlaşıldı. Fenerbahçe gibi takımları küme düşürerek Bank Asya ligini çekici hale getirmek."
İşte Bank Asya.
2011'de abi bunun üzerinden sözde espri yapıyordu.
2023'te kardeş Yıldıray Oğur sahneye çıkıyor, FETÖ'cülerin tespitinde kullanılan Bank Asya kriterini "garabet suçlama listesi" diye yazıyordu.
Abi kardeş hangi maskeyi takarlarsa taksınlar asıl amaçlarından asla vazgeçmiyorlardı.
"Temizlenme herkes için iyi" mi?
17 Aralık 2013.
Sabahın erken saatlerinde devlet içindeki paralel yapının yönettiği operasyon başlıyor.
FETÖ'nün yargı ve emniyetteki yapılanmasının eliyle başlatılan, bugün darbe girişimi olduğu bilinen 17-25 Aralık.
Akşam 18.57'de Turgay Oğur'un tweeti:
"Rüşvet rüşvettir Yolsuzluk da yolsuzluk. Yok banka iranin altınlarını taşıyor, yok zamanlaması manidar demeyelim. Temizlenme herkes için iyi"
Dün 17/25 Aralık FETÖ operasyonlarını bahane ederek sahneye çıkan Turgay Oğur'un yerini bu sefer de Yıldıray Oğur aldı, yazdığı yazılarla aynen Turgay Oğur gibi bir yerlere gelmeye bir yeri işaret etmeye de başladı zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi tıpkı 17/25 Aralık sürecindeki gibi.
Devam edeceğiz...
Cumhurbaşkanı Erdoğan:
“Geleceğe dair asla umutsuz değilim
Siz bakmayın cadı kılığına giren üç beş kimliksize. Siz bakmayın alkol şişelerinden haç yapan üç beş şarlatana
Bu ülkede alnı secdede, milletine saygılı, vatanına aşkla bağlı, fedakâr, eğitimli, ahlaklı bir nesil var”
Büşra Dede retweeted
Ne yaşıyoruz?
Fon meselesi çıktığı günden sonra 2 temel konu oluştu:
1. Sorumluların tespiti ve hukuk önünde hesap vermeleri.
2. Mağdurlarla fırsatçıların ayırt edilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi.
Türkiye’de de başka ülkelerde de benzer sorunlar yaşandı. Benzer örneklerinde önce yargısal adımlar atıldı; ancak paraların geri getirilmesi konusunda hep sorun yaşandı.
Çok ilginçtir, Başkan Erdoğan’ın ne yapmaya çalıştığını ilk kez 19 Ekim 2026’da Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal anlatmıştı:
“Fon meselesinde yalnızca şüpheliler aranmıyor, paranın da peşine düşülüyor. Mal varlıklarına el konuluyor, haksız kazançların geri alınması ve mağdurların zararlarının karşılanması için adımlar atılıyor.
Yıllardır ‘Vatandaşın parası gitti, yapanın yanına kaldı.’ diye yakındığımız yerde, şimdi o paranın geri getirilmesi için yürütülen sürecin değerini görmeliyiz.”
Başkan Erdoğan’ın şu anki öncelikleri, sorunlu fonların yöneticileri hakkında hukuki süreçleri başlatmak ve parayı toplayıp mağduriyetleri gidermek.
Para toplanmadığı takdirde ne yapılırsa yapılsın konu yapanın yanına kâr kalacak. Bununla birlikte para toplanmazsa bu yük hazinenin sırtına, yani tüm Türkiye’nin sırtına yük olacak. Başkan Erdoğan, önce parayı toplayarak hukuk önünde hesap sormak için bir yol izliyor.
Kendisi de bunu açıklamalarında belirtti ve ucu nereye kime dokunursa dokunsun sorumluların tamamının hukuk önünde hesap vereceğini söyledi. Ancak şu gerçeği asla unutmayın: Para toplanmazsa bu konu gerçek anlamda çözülmez ve gerçek anlamda birilerinden hesap sorulmaz; yani yapılanlar yapanların yanına kâr kalır. Önce o haksız kazançları tek tek iade edecekler…
Yük alıyorum diyerek Başkan Erdoğan’ın sırtına yük yüklemek
Özellikle sosyal medyada birileri, yaşanan süreci bildikleri halde özellikle süreci sabote etmek için uğraşıyor. “Kelleler gidecek, çok acımasız şekilde hesap sorulacak.” minvalinde sürekli cümleler kuruyor, açıklamalar yapıyor, hayali hikayelere varıncaya kadar işler yapıyorlar. Halbuki şu an öncelik paraların toplanması. Devlet ve başındaki lider buna odaklanmışken bu tür açıklamalar paranın toplanması, çantacıların belirlenmesi gibi süreçleri akamete uğratma girişimine dönüşüyor. En önemlisi, aslında en büyük sorunu çözmeye çalışan Başkan Erdoğan’ı “bir şey yapmıyor, olanı biteni izliyor” konumuna düşürüyor.
Diğer önemli bir operasyon da “Başkan Erdoğan sürecin ciddiyetini bilmiyor, kimse ona bilgi vermiyor, konulardan habersiz.” denilerek başlayıp sonra da “artık yaşlandı, yönetemiyor” ile biten operasyon. 17/25 Aralık sürecinden beri bu cümle her kriz anında tekrarlanıyor. Bu, bilinçli ve programlı bir operasyon. Tam 13 yıldır olan bu. Operasyonun asıl sahiplerinin amacı hep “Erdoğansız bir AK Parti” olmasını sağlamaktı. Bugün de “Erdoğan güzel işler yaptı ama yoruldu, yaşlandı, yerini başkasına bırakmalı.” cümleleri önce özel ortamlarda, sonra WhatsApp gruplarında sessizce dillendiriliyor. Ardından da özellikle AK Partili görünümlü kişiler tarafından beklenti yükseltiliyor; “Şununla görüştüm” deniliyor, “Şuradan bilgi aldım” deniliyor, “Şöyle şöyle olacak” diye aslında Başkan Erdoğan’ı destekliyor gibi görünen fakat ters operasyon olan işler yapılıyor. Ardından beklentiler yürüyen süreçle uyumsuz olduğundan ve zamanı gelmediğinden karşılanmayınca, önce beklentiye sokulan AK Partililer hayal kırıklığına uğratılıyor ve dar ortamlarda konuşulan “Erdoğan yaşlandı, yönetemiyor” algısı yaygınlaştırılmaya başlanıyor.
2023 seçimleri öncesi de “Başkan Erdoğan kaybedecek” algısı yine AK Partililere inandırılmıştı. O günler geçtiği ve seçim kazanıldığı için insanlar bu duyguları erken unuttular; hatta o ilgili herkes “Zaten ben biliyordum, Erdoğan kazanacaktı.” dedi.
İklim değişikliğini konuşmak için hep bir felaket yaşamayı bekleyemeyiz. Suyumuzu, toprağımızı, geleceğimizi korumak için bugünden sorumluluk almalıyız. Çok anlamlı bir mesaj olmuş.
Sayıştay raporları üzerinden oluşturulmaya çalışılan algı ile gerçekler birbirinden çok farklı.
Önce Sözcü, ardından BirGün üzerinden gündeme taşınan iddialara karşı Mesut Özarslan belgeleriyle konuşuyor👇
KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR!!!
İBİŞ avaneleri, bulundukları bataklıkta medyaları üzerinden Belediyemize iftira atmaya devam ediyor. Ancak karalama ve iftiralarına karşı vereceğimiz cevap ve belgelerle halkımız gerçekleri her zaman olduğu gibi bugün de görecektir.
2025 Yılı Sayıştay Raporu’nda yer aldığı belirtilen ve şahsımı doğrudan hedef alan haberler hakkında;
1. Haberde yer alan ve Belediyemize ait araçları kullandıkları belirtilen Meclis Üyeleri, yüz yüze baktığım, aynı meclisi paylaşmam sebebiyle isimlerini açıklamak istemediğim Yeni Partili Meclis Üyeleri’dir.
2. Sayıştay bulgularında yer almasının hemen ardından iç denetim mekanizması başlatılmış ve Hukuk Müdürlüğümüz tarafından yapılan incelemelerin ardından araçların yakıt ve bakım masrafları hesaplanarak, bu araçları kullanan kişilerin bir kısmından zarar olarak tahsilatı yapılmıştır. Tahsilatını yapamadığımız diğer meclis üyelerimiz ile de hukuki süreç devam etmektedir.
3. Kısacası, oluşan kamu zararına müdahale edilmiş ve ekte sunduğumuz belgelerde görüldüğü üzere DAHA HABERLER ÇIKMADAN ÖNCE gereği yapılmıştır.
4. Şube müdürlerimizden görevi başında bulunmayan ve işini liyakati ile yapmayanlar hakkında YİNE DAHA ÖNCEDEN ekte belirtilen belgeler çerçevesinde teftiş yapılmış olup, görevini yapmayan iki müdür hakkında uyarma ve maaş kesme cezaları tarafımızca uygulanmıştır. Diğer tüm şube müdürlerimiz görevi başında olup, kendi alanlarında bilfiil çalışmaktadır. “Bankamatik” olarak çalışan ne müdürümüz ne de personelimiz asla yoktur. Geçmişten günümüze kadar yapılan tüm Sayıştay incelemelerinde de böyle bir iftira bulgusuna rastlanılmamıştır.
Durum bu iken, şahsımın fotoğrafı kullanılarak ve belediyemizin basın birimine hiçbir soru sorulmadan yapılan bu tek taraflı iftira ve karalamalı haberler tamamen algı yönetiminden ibarettir.
Hukuki haklarımız baki kalmakla birlikte, şahsımın ve Belediyemizin mevcut siyasi konumu nedeniyle yapıldığını bildiğimiz bu saldırıların takdirini tüm Keçiörenli hemşehrilerimize ve aziz milletimize bırakıyoruz.
HİÇBİR KÖTÜ NİYETLİ KİŞİ VE/VEYA KURULUŞUN BİZİ “HALKA HİZMET, HAKKA HİZMETTİR” ŞİARIMIZDAN GERİ BIRAKMAYA GÜCÜ YETMEYECEKTİR.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@BirGun_Gazetesi
@keciorenbeltr
@mustafamertb_
@bezmemyeminle
@nasuhb77
@ajansmuhbir1923
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’dan Cumhuriyet'in 103. yıl dönümüne özel paylaşım:
"Akılla kurulan, inançla korunan Cumhuriyetimiz 103 yaşında"
🌐 Eğitim Bilişim Ağı “EBA”, Avrupa’nın en büyüğü ve dünyanın ise ilk 3️⃣ dijital eğitim platformu arasında!
Türkiye’nin eğitimde dijital dönüşümünün en güçlü göstergesi olan EBA, milyonlarca öğrencimizin öğrenme yolculuğuna eşlik ediyor.
#EBABiradımönde
Büşra Dede retweeted
ÇAMURDAN KURTULDU, ADI ŞANSLI OLDU! 🐾
İzmir’in Buca ilçesinde çamur depolama alanına düşerek mahsur kalan can dostumuzun yardımına AFAD ekiplerimiz yetişti.
Ekiplerimizin özenli çalışmasıyla kurtarılan sevimli dostumuz, yıkanarak temizlendi ve kendisine “Şanslı” adı verildi. Veteriner hekimlerimiz tarafından tedavi altına alınan Şanslı’nın bakım ve tedavisi devam ediyor.
Yaradılan her can bizler için kıymetli, her can bize emanettir.
Can dostumuzun kurtarılması için başta AFAD olmak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi ve veteriner ekiplerimize özverili çabalarından dolayı gönülden teşekkür ediyorum.
@AFADBaskanlik
@izmirbld
Yusuf Tekin’in Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesini eleştirenler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha 20 gün önce yaptığı kutuplaşmayı bitirme çağrısını çok çabuk unutmuş belli ki..
AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek:
“Dündar Ziya Gültekin’in vefatından sonra çok haysiyetsizce tweet’ler atıldığını gördüm
Biz bunu deprem sürecinde de yaşadık. Siyaset bu kadar insanların gözünü kör etmemeli”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ahmet Aydın’dan dezenformasyonlara yönelik açıklama:
“Sosyal medyada sahte hesaplar üzerinden lehe veya aleyhe görünerek insanları karşı karşıya getirmeye ve huzursuzluk oluşturmaya çalışan haysiyet cellatlığı türünden paylaşımlara asla itibar edilmemelidir”
Son dönemlerde yalan,yanlış paylaşımlarla fitne üreterek adeta itibar suikastliği yapan ve toplumsal huzuru hedef alan sahte hesapların çokça açıldığını üzülerek görmekteyiz. Bu,açık bir ahlaki ve vicdani sorumsuzluktur.
Sosyal medyada sahte hesaplar üzerinden lehe veya aleyhe görünerek insanları karşı karşıya getirmeye ve huzursuzluk oluşturmaya çalışan haysiyet cellatlığı türünden paylaşımlara asla itibar edilmemelidir.
İlimiz,ülkemiz ve inandığımız tüm değerler hepimizin ortak değerlerdir. Hiç kimsenin şahsi hesabına, siyasi beklentisine veya geçici çıkarına huzurumuzdan, birliğimizden ve kardeşliğinden daha fazla kıymet veremeyiz.
Küçük hesaplar uğruna değerlerimizin aşındırılması, ahlaki sınırların göz ardı edilmesi ve insanlar arasındaki güvenin zedelenmesi, üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir ahlaki erozyondur.
Hiçbir siyasi beklenti, insanları birbirine düşürmeyi ve kardeşlik hukukunu zedelemeyi meşru kılamaz.
Kimden gelirse gelsin ve kime karşı işlenirse işlensin, hangi görüşten olursa olsun kaynağı belirsiz hesapların yalan,kışkırtıcı ve ahlaksız paylaşımlarına itibar edilmemeli ve provokasyonlara alet olunmamalıdır.
Bu tür eylemler, hukuk çerçevesinde mutlaka ele alınmalı; ilgili makamlarca gerekli inceleme ve işlemler tereddütsüz yapılmalıdır.
Bütün dava yol arkadaşlarımız olarak, milletimize hizmet yolunda birbirimize daha çok destek vermeli,birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirmeliyiz.
Şehrimizin,ülkemizin ve milletimizin geleceği kardeşlik ve dayanışmayla şekillenecektir.
Bir dönem katsayı adaletsizliğiyle önü kesilen imam hatipli gençlerimiz, bugün başarılarıyla adlarından söz ettiriyor.
Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan’ın kararlı duruşuyla eğitimde kaldırılan engeller, binlerce gencimizin hayallerine giden yolu açtı.
Nereden nereye… Elhamdülillah.
İmam hatip okullarının yeniden ayağa kalkmasına öncülük eden, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendiren ve milletimizin değerlerinin önündeki engelleri kaldırarak gönüllerde müstesna bir yer edinen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, imam hatip okullarının üçüncü kurucusu olarak gençlerimizin geleceğine açtığı yeni ufuklar için gönülden teşekkür ediyoruz.
Büşra Dede retweeted
İSTANBUL’DA AFET BÖLGESİNDEYİZ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın @murat_kurum ile birlikte, İstanbul’da şiddetli yağışlardan etkilenen Sarıyer Ayazağa’da incelemelerde bulunduk.
Selin yol açtığı tahribatı yerinde gördük, bölgede yürütülen çalışmaların son durumuna ilişkin yetkililerimizden bilgi aldık.
Yağışların yer yer metrekareye 272,2 kilograma ulaştığı İstanbul’da, mahsur kalan 3 bin 57 vatandaşımız ekiplerimiz tarafından kurtarıldı.
Ülke genelinde 60 bin 395 personelimizle çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyor, yardıma ve desteğe ihtiyaç duyan her vatandaşımızın yanında olmaya devam ediyoruz.
Bizim için her şeyin başında insan hayatı gelir. Devletimizin bütün imkânlarını seferber ederek mağduriyetleri gidermek, afetin izlerini silmek ve hayatı yeniden normale döndürmek için gayret gösteriyoruz.
Afetten etkilenen bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, İstanbul’da hayatını kaybeden 3 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.
Cenâb-ı Hak ülkemizi ve aziz milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, selden etkilenen Ayazağa’da vatandaşların yanında.
“İşte siz öyle kimselersiniz ki; onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Siz kitapların hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman ‘inandık’ derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: ‘kininizle geberin!’. Şüphesiz ki Allah gönüllerin özünü bilir.”




















