Kim alıyor? Kim satıyor?
Yapay zeka öncesinde birleşme ve satın alma (M&A) hedef listesi oluşturmak; yüzlerce firmayı araştırmak, notları karşılaştırmak ve şirket yönetimlerinin taahhütlerini satır satır defalarca incelemek anlamına gelirdi. Bu, günler hatta aylar alan ağır bir süreçti.
Context Elite projesi ile bu yükü sizin için biz üstlendik.
Birleşme ve Satın Alma Listesi (Ekim 2026) ile tanışın.
İçinde neler var?
🟧 3.856 şirket, 56 farklı ülke
🟧 6.710 tanımlı anlaşma
🟧 2.309 satın alma planlayan şirket
🟧 1.519 satış veya varlık devri hedefleyen şirket
🟧 1.420 aktif planlı anlaşma fırsatı
Bu veri seti neden farklı?
Veri seti, borsada işlem gören şirket yöneticilerinin yatırımcı sunumlarında verdikleri taahhütlerden derlendi. Sadece alım-satım verilerini değil; hangi yöneticinin, tam olarak hangi tarihte, ne söylediğini de doğrudan takip edebilirsiniz.
Bu liste kimler için hazırlandı?
▪️ Satış Tarafı Danışmanları:
Dakikalar içinde kapsamlı potansiyel alıcı listeleri oluşturun.
▪️ Özel Sermaye (Private Equity):
Resmi süreçler başlamadan önce kurumsal ayrışmaları (carve-out) tespit edin.
▪️ Kurumsal Gelişim:
Sektörünüzdeki oyuncuların tam olarak ne alıp sattığını anlık izleyin.
▪️ Yatırım Bankacıları:
Toplantılara, CEO’ların güncel satın alma hedeflerine tam hâkim olarak girin.
Temiz, tamamen filtrelenebilir bir Excel dosyası formatında teslim edilir.
Tek tıkla hedef listeniz hazır!
📥 Listeyi buradan indirin: [Link]
contextelite.com/ma-list
#MergersAndAcquisitions #PrivateEquity #InvestmentBanking #CorporateDevelopment #MA #FinanceData
Engin Caglar retweeted
I want to try something at @EFDevcon: demo 4 demo
Ping me to demo any product if you let me demo mine (I will demo @Gnosis_VPN)
At the end of the week, I will shill the best 3 demos I got and buy your product (if it's for $ETH and I can afford it!)
Engin Caglar retweeted
The M&A plans of 3,856 companies in one Excel file: what they want to buy or sell, why, and the deals they've named with value and status.
Available on Context Elite
👉 contextelite.com/ma-list
Who is buying? Who is selling?
Before AI, building an actionable M&A target list meant days or even weeks of tedious work. Listening to hundreds of earnings calls, comparing notes, and double checking management claims line by line.
At Context Elite, we have done the heavy lifting for you.
Introducing:
The M&A List
(October 2026 Edition)
Here is what is inside:
🟧 3,856 companies covered across 56 countries
🟧 6,710 explicitly named deals
🟧 2,309 companies actively looking to buy
🟧 1,519 companies planning to sell or divest
🟧 1,420 high intent leads with a live plan
Why is this data different?
Every single row is sourced directly from what management stated on the record in their most recent earnings calls. Call names and dates are included so you can verify every lead instantly.
Who is this built for?
▪️ Sell Side Advisors:
Build comprehensive buyer long lists in minutes.
▪️ Private Equity:
Spot corporate carve outs before official processes launch.
▪️ Corporate Development:
Track exactly what your peers are buying and selling.
▪️ Investment Bankers:
Enter pitch meetings knowing the CEO acquisition targets.
Delivered in a clean, fully filterable Excel file. One click, and your targeted list is ready.
Get instant access to the complete dataset for just
$60 (+ tax).
Download the list here:
contextelite.com/ma-list
#MergersAndAcquisitions #PrivateEquity #InvestmentBanking #CorporateDevelopment #MA #FinanceData
Engin Caglar retweeted
Replying to @okanbarlas
Attention
Intention
Selection
Odaklanma – Niyet – Seçim
(Biz odaklanma demeyi tercih ediyoruz, siz dikkat demeyi tercih etmişsiniz 😀💯)
Yapay zeka sonrası insanın üstleneceği üç temel rol 😀
MIT Sloan, ETH Zürich ve dünya çapındaki birçok akademide “AI sonrası organizasyonlarda insanın rolü ne olacak?” sorusu sistematik olarak tartışılıyor. Bu tartışmaları düzenli izlediğimizde karşımıza çıkan tablo:
🟩 Odaklanma (Attention):
AI (özellikle yapay zeka ajanları) çıktı üretimini katlayarak artırıyor.
Örneğin Anthropic’in verilerine göre ajanlar, insan saatine kıyasla 6 kat daha fazla iş üretiyor. Artık bu tip verileri şaşırtıcı bulmuyoruz bile; çünkü asıl sizin de belirttiğiniz gibi darboğaz çıktı üretmek değil, insan dikkati.
Neye bakılacağına, hangi sinyale, hangi anomaliye veya hangi ajan çıktısına odaklanılacağına karar vermek insanın ana görevi haline geliyor.
🟩 Niyet (Intention):
Bir insanın belirli bir amaca yönelmesi, fırsatı sezmesi veya bir şirket kurmaya niyetlenmesi ile AI’nın verileri işleyip otomatik yanıtlar üretmesi arasında dağlar kadar fark var.
İnsan niyeti tanımlar; inisiyatifi başlatır ve yönlendirir.
AI ise bu niyeti yalnızca icra edebilir.
Üstelik niyet, zamanla aşınabilen bir yapıya sahiptir. Bu yüzden niyeti net, sınırlı ve güncellenebilir tutmak; sürdürülebilir niyet (standing intent) ile anlık talimatlar arasındaki dengeyi yönetmek kritik hale geliyor.
🟩 Seçim (Selection):
AI sonsuz seçenek, senaryo ve öneri üretir.
İnsan ise hangisini seçeceğini, onaylayacağını, reddedeceğini veya hangi yöne sapacağını belirler. Bu seçim dışarıdan bakıldığında bazen "gerekçesiz" görünebilir; ancak rastgele değildir. Arkasında bağlam, değerler, deneyim ve o ana özgü bir sezgi vardır.
Bu, klasik "human-in-the-loop" yaklaşımından çok daha derin bir katmandır: Problemi çerçeveleme (problem framing), yargı noktaları ve nihai seçim hakkı.
Bana göre bu üçlü, organizasyonlarda insanın rolünü yeniden tanımlak için önemli bir bağlam sunuyor:
🟢 Görev yapmak:
Dikkat dağılımını yönetmeye dönüşüyor.
🟢 Plan yapmak:
Niyeti netleştirmek ve korumaya dönüşüyor.
🟢 Karar vermek:
Seçim hakkını ve yargı noktalarını korumaya dönüşüyor.
İlginç bir şekilde, yeni roller de tam olarak bu kesişimden doğuyor:
AI Work Architect (Yapay Zeka İş Mimarisi Uzmanı)
AI Steward (Yapay Zeka Yöneticisi / Rehberi)
AI Orkestra Şefi
Tek bir kişinin kendi dikkat, niyet ve seçim kapasitesiyle çok sayıda ajanı yönetebildiği “One Person, One Billion Dollar Company” modelleri de ilginç bir şekilde "AI neleri yapabilir?" yerine "İnsan ne yapabilir?" sorusuna odaklanıyor.
Elbette bu dönüşümün belirgin riskleri var:
İrade (agency) kaybı, yargı kasının körelmesi, dikkat tükenmesi, niyet kayması...
Bu yüzden AI’yı güçlendirmek kadar; insanın bu üç kapasitesini koruyacak ve geliştirecek sistem tasarımları (intentional friction, judgment gates, agency-preserving loops) yapmak son derece kritik.
Şu anda buna benzer çerçeveleri ve 27 AI agent ile dört ürün geliştiren dijital ekiple elde ettiğimiz deneyimlerimizi; strateji, organizasyon tasarımı ve sinyal analizi süreçlerinde uygulamak isteyen kurumlarla ve akademik topluluklarla paylaşmaya devam ediyoruz.
Tek kişilik şirket ya da solo-girişimci kavramı, gelecekte çok daha fazla duyacağımız bir modeldir.
2025 yılında ABD'de tarihte ilk defa tek kişilik firmalar, yeni açılan girişimlerin %36,3’lük payıyla en büyük kısmını oluşturdu.
Daha dün Microsoft'un çalışanlarının neredeyse üçte birini 60 bin kişiyi çıkarma kararı alması; başta yapay zeka olmak üzere değişen insan kaynakları gerçeklerinin hem sosyal güvenlik kurumlarını hem de işsizlik sigortalarını ne denli zorlayabileceğinin bir göstergesidir.
2023 yılında Sam Altman’ın telaffuz ettiği "Yakında bir kişinin yönettiği milyar dolarlık şirketler göreceğiz." sözünü 2025 yılında analiz etmiş ve bununla ilgili İsviçre’de bir rapor yayınlamıştık. Raporumuz daha sonra Forbes ve Bilanz'da yer bulmuştur.
Raporda dört ana tespitimiz vardı:
1.
Solo girişimler ve solo unicorn'lar; ekonomik, teknik ve kültürel gelişmelerin bir sonucu olarak büyüyecektir.
2.
Bunlar sadece tek kişilik bağımsız şirketler olarak değil, aynı zamanda mevcut şirketlerin içerisinde tek kişilik milyar dolarlık değer üretebilen ve yönetebilen birimler olarak da karşımıza çıkabilecektir.
3.
Bu yapılar, 4 ila 9 yıllık bir dönem içinde yaygınlaşmaya başlayacaktır.
4.
Yapay zeka ile daha önce hizmet verilemeyen alanlar (unserved markets) yeni ve büyüyen niş pazarlar olarak ön plana çıkacak, birçok sektörde hizmet maliyetleri düşecektir.
🔴 Bu Konu Neden Önemli?
Maalesef yapay zeka ile hızlanan gelişmelere ne şirketler, ne hükümetler ne de bunları geliştiren geliştiriciler yeterince hazırlıklıydı.
Yapay zeka beklenenden daha hızlı gelişmekle kalmıyor, aynı zamanda hem şirketleri hem de devletleri büyük yatırımlar yapmaya zorluyor. Şirketler bu maliyeti, verimlilik artışı ve personel azaltımı yoluyla karşılamak zorunda kalıyorlar.
Geleneksel iş güvencesi anlayışına göre tasarlanan iş kanunları ve sosyal güvenlik sistemleri bu yeni durum karşısında büyük bir risk altındadır.
Dolayısıyla günlük tartışmalar içerisinde yeterince yer bulamasa da "Geleceğin iş modelleri neler olacak?" sorusuna hem akademik hem de kurumsal anlamda ciddi çalışmalarla yanıt aranmalıdır.
Solo-girişimciler, geleceğin iş modellerinin en dikkat çeken parçalarından birini oluşturmaktadır.
Ancak şu anda ne yasal düzenlemeler, ne kurumsal şirketlerin yaklaşımları ne de KOBİ ekosisteminin perspektifi açısından bakıldığında, küresel düzeyde ve ülkeler bazında yeterli çalışma yapılmadığı açık bir gerçektir.
Bugün Anthropic'in yaptığı duyuru, sadece tek kişilik bir firmaya yatırım yapılması açısından değil; aynı zamanda biyoteknoloji gibi hassas ve yüksek standartlar gerektiren bir sektördeki girişime, bir yapay zeka geliştiricisinin yatırım yapması açısından da son derece önemlidir.
2026’nın MEGA-IPO’ları sadece rekor rakamlar değil, yeni bir gerçeklik ortaya koyuyor.
SpaceX Haziran’da 85,7 milyar dolarla tarihin en büyük halka arzını yaptı. Anthropic ise S-1 dosyasında kurucuların oy kontrolünü koruyacak bir yapı önerdi.
Aynı dönemde Viyana’da Anthropic’e sentetik ETP listelendi.
Üç temel ayrım netleşiyor:
🟩Değerleme kontrol demek değil
🟩Ekonomik maruziyet mülkiyet demek değil
🟩Piyasa erişimi yatırımcı hakkı demek değil
Sermaye piyasaları, AI ve tokenizasyonun kesişiminde yeni bir aşamaya giriyor.
Yazının tamamı Substack’te.#AI #IPO #Tokenization #CapitalMarkets
🤖 Made with AI
My very first Substack article is live!
Who wants to be one of my first followers?
AI Mega-IPOs, Corporate Governance and the Future of Tokenized Markets engincaglar.substack.com/p/a…
My very first Substack article is live!
Who wants to be one of my first followers?
AI Mega-IPOs, Corporate Governance and the Future of Tokenized Markets engincaglar.substack.com/p/a…
If Stablecoins Are the Future, Why Aren’t Banks Building Yet?
The latest 'Swiss Blockchain Survey 2026' by the University of St. Gallen highlights a massive strategic gap in the market:
The Vision:
80% of financial institutions rank Stablecoins and CBDCs as the number one trend for the next three to five years, followed by Tokenized Funds at 52%.
The Reality:
60% to 80% of these same institutions currently have no active plans to launch these services.
Why the hesitation?
It is not a technical barrier, it is a commercial one:
▪️ Unclear business models (63%)
▪️ Unproven client demand (58%)
▪️ Regulatory navigation (46%)
Report Link:
fsi.unisg.ch/fileadmin/user_…
Yapay zeka kırbacı
"Kırbacın ucu devasa bir hızla sallanırken, tuttuğunuz sapın yerinden bile kımıldamaması" özellikle tedarik zincirinde bir terim olarak Kırbaç Etkisi (Bullwhip Effect) sık kullanılıyor.
Bu tüketici talebindeki küçük bir değişimin, zincirin yukarısına (toptancı ve üreticiye) doğru gidildikçe dalga dalga büyüyerek çok daha büyük sipariş ve üretim dalgalanmalarına yol açması durumudur.
Yapay zeka açısından bakarsak:
1. Kırbacın Ucu (Teknoloji Devleri & Çip Üreticileri)
NVIDIA, Big Tech ve dev veri merkezleri tarafında inanılmaz bir hareketlilik var. Milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor, devasa çip siparişleri veriliyor ve teknoloji ışık hızında ilerliyor.
(buradan bir kuruş bile bize gelmiyor)
2. Kırbacın Sapı (Geleneksel Şirketler & Reel Ekonomi)
Diğer tarafta ise teknoloji dışındaki geleneksel sektörler var. Çoğu şirket yapay zekayı henüz süreçlerine tam entegre edebilmiş değil. Gelirlerde veya verimlilikte beklenen o büyük patlama henüz bilançolara yansımadı.
(Daha da kötüsü bunlar yapay yapay zekayı bir maliyet olarak görüp, işetn çıkartmalarla bu maliyeti karşılama hayalleri kuruyorlar. Yani bize gene bir şey kalmıyor)
Yapay zeka altyapısına devasa paralar harcanıyor ve beklenti çok yüksek. Ancak bu dalganın reel ekonomiye ve geleneksel iş dünyasına finansal bir getiri olarak dönmesi zaman alıyor.
Umarım daha uzun zaman almaz, çünkü tüm dünyada insanların dayanacak gücü tükeniyor.
Siz ne durumdasınız? Bir sıkıntı var mı?
Tesla ve SpaceX Birleşmesi Masada mı?
Yılın en dikkat çeken halka arzlarından birine imza atan SpaceX ile ilgili oldukça ilginç bir gelişme yaşandı.
Tesla’nın yatırımcı sunumu sırasında Elon Musk, SpaceX ile olası bir birleşmeye ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“SpaceX ile potansiyel bir birleşme konusunda dün söylenmesi gereken her şeyi söyledim; orada mayın tarlasında dans eder gibi hareket ettim. Ve evet, bu kadar.”
Bu açıklamanın hemen ardından söz alan Travis Axelrod ise şu vurguyu yaptı:
“Bugün SpaceX birleşmesiyle ilgili hiçbir soruya cevap verilmeyecektir.”
Bu Açıklamalar Ne Anlama Geliyor?
Elon Musk’ın "Dün her şeyi söyledim" ifadesi; birleşme veya satın alma fikrinin gerçekten masada olduğunu ve bunun artık kamuya açık bir tartışma konusu haline geldiğini dolaylı olarak doğruluyor. Kullanılan “mayın tarlasında dans etmek” metaforu ise konunun hukuki, finansal ve düzenleyici açılardan ne kadar hassas ve riskli olduğuna işaret ediyor.
Analistler ve Yatırımcılar İçin Ne Anlam İfade Ediyor?
Bu durum, piyasa analistleri ve yatırımcılar açısından ciddi bir belirsizlik yaratıyor:
1. Şeffaflık Eksikliği ve Bilgi Asimetrisi
Çağrıda konuyla ilgili soruların kesin bir dille pas geçilmesi, yatırımcıların en kritik yapısal sorulardan birine yanıtsız kalmasına yol açıyor. Tesla’nın gelecekteki mülkiyet yapısı, halka açıklık oranı ve yönetim kontrolünün nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Piyasadaki bilgi eksikliği arttıkça spekülasyon ve hisse volatilitesi de doğal olarak yükselmektedir.
2. Yönetişim ve Çıkar Çatışması Riski
Tesla halka açık bir şirketken, SpaceX’in mevcut yapısı farklılık göstermektedir. Musk’ın her iki şirkette de dominant bir kontrole sahip olması, olası bir birleşmede şu temel riskleri doğurur:
◾️Azınlık hissedarlarının haklarının korunması,
◾️Şirketler arası adil değerlemenin (valuation) yapılması,
◾️İlgili taraf işlemleri (related-party transactions) kurallarına uyum,
◾️SEC ve diğer resmi düzenleyici kurumların onay süreçleri.
"Mayın tarlası" ifadesi, tam da bu hukuki ve yönetişimsel engelleri özetliyor.
3. Stratejik Sinyal ve Vizyon
Bu tür bir birleşme fikrinin dile getirilmesi bile Musk’ın Tesla’yı uzun vadede daha geniş bir “Musk Ekosistemi” (uzay, enerji, robotik, yapay zekâ ve ulaşım) içerisinde konumlandırmak istediğini gösteriyor. Ancak böyle bir hamlenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, takvimi ve nasıl yapılandırılacağı tamamen belirsizliğini koruyor.
Sonuç:
Yatırımcı toplantısı transkriptinde somut bir veri veya takvim sunulmamış olsa da, konunun ciddiyetle masada olduğu ve bir o kadar da risk taşıdığı açıkça vurgulanmıştır. Bu durum, önümüzdeki dönemde Tesla hisseleri üzerindeki en önemli yapısal belirsizlik kalemlerinden biri olmaya adaydır.
Demokrasileri Bitiren Güç:
Modern Siyasetin 7 Ölümcül Günahı
Se7en filminde Dedektif Somerset ve Mills, işlenen cinayetleri tekil adli vakalar olarak çözmeye çalışırken arka plandaki devasa ve sistemik toplumsal yozlaşmayı gözden kaçırırlar.
Bugün küresel ölçekte demokrasilerin karşı karşıya olduğu krizlere baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Dünyanın her yerinde farklı isimlerde ama neredeyse birebir aynı sorunlar var. Heryerde yaşanan bu sorunlara "Modern Siyasetin 7 Ölümcül Günahı" diyebiliriz:
1. Kibir
Siyasi Sistemdeki Yozlaşma ve İkiyüzlülük
Siyasi aktörlerin ve kurumların; algı yönetimi, popülizm ve manipülasyonla her şeyi kontrol edebileceklerine duydukları aşırı özgüven. Muhalefetteyken eleştirilen zorunlu tedbirlerin iktidara gelindiğinde aynen savunulması, sistemin kendi doğrularına olan "kibri" yüzünden seçmende derin bir ihanete uğramışlık duygusu yaratır.
(Amaaan, kim takar seçmeni😇😀)
2. Kıskançlık
Kimlik Kutuplaşması
Siyasetin artık ekonomik bölüşümden ziyade kimlik savaşlarına dönüşmesi. Küreselleşmenin imkânlarından faydalanan kozmopolitler (Anywheres) ile yerel değerlerine tutunanlar (Somewheres) arasındaki karşılıklı küçümseme, haset ve ötekini bir tehdit olarak görme dinamiği.
(Herkes birbirini elit ve elitist olmakla suçluyor😂😂)
3. Öfke
Yükselen Popülizm
Mevcut düzenden ve kurumlardan umudunu kesmiş kitlelerin biriken tepkisi. Mükemmel bir yönetim kurulsa bile, seçmenlerin sistem karşıtı hareketlere yönelerek öfkesini sandıkta veya sokakta yıkıcı bir güce dönüştürme eğilimi.
(bak burası ciddi)
4. Tembellik
Siyasi Kutuplaşma ve Diyalogsuzluk
Siyasal alanda diyalog kurma, dinleme ve ortak payda arama gibi zorlu entelektüel emeği reddetmek. Karşı taraftaki herkesi doğrudan "kötü niyetli" ilan edip iletişimi kesmek, toplumsal barışı tehdit eden ahlaki ve zihinsel bir tembelliktir.
(Birbirleri ile konuşsunlar diye seçilen adamlar tüm dünyada birbirlerine küsüp hayatın tadını çıkartıyor🤡🤡🤡)
5. Açgözlülük
Kamu Borcu ve Maliye ÇıkmazıGelecek nesillerin kaynaklarını ve bütçelerini bugünün siyasi ikballeri uğruna fütursuzca harcamak. Kısa vadeli oy kazanımları için sürekli genişleyen, sürdürülemez hale gelen devlet borçları ve maliye politikası krizleri.
6. Oburluk
Uyuşturucu Krizi ve Yanlış "Zarar Azaltma" Politikaları
Kontrolsüz tüketim ve gerçeklikten kaçış arzusu. İyi niyetle başlasa da pragmatik çözümler yerine yüzeysel, "iyi hissettiren" (vibe) politikalarla yönetilmeye çalışılan bağımlılık krizlerinin kamusal alanları ve şehirleri yutması.
7. Şehvet
Bilimsel ve Akademik YozlaşmaBilimsel araştırmalarda hakikate ulaşma amacından sapıp; "istenen sonuçlara, yayın başarısına ve akademik nüfuza" duyulan aşırı arzu. Veri ve metotların tarafsız kaydının tutulmaması, akademik güvenilirliği içten içe çürütüyor.
(Şehvet deyince aklımıza başka şey gelmişti demeyin😀. Her sorunun çözümünün, hala düşünen beyinlerin, üniversitelerin, akademisyenlerin bulacağı zeki çözümlerde olduğuna inancımız tam)
Bugün ister demokratik ister otokratik olsun, neredeyse tüm ülkeler bu sorunlarla boğuşuyor. Gelinen noktada demokrasi, iktidarların kendi ajandalarını uyguladığı ama buna meşruiyet katmak için sandığı kullandığı bir kabuğa dönüşmüş durumda.
Bu sistemik çözümsüzlüğü besleyen iki temel kavrayış hatası var:
◾️Siyasal Müştericilik (Political Consumerism):
Seçmenin kendisini sorunları çözen aktif bir yurttaş olarak değil; sandığa gidip bir "ürün" (siyasetçi) satın alan, ürün bozuk çıktığında ise sadece "iade/değişim" (oy değiştirme) yapan bir tüketici gibi görmesi.
◾️İndirgemecilik (Political Reductionism):
Sayılan 7 karmaşık ve derin krizin tamamının sadece "doğru partiye veya lidere oy vererek" çözülebileceği yanılgısı.
SonuçTıpkı Se7en filmindeki dedektiflerin yüzeysel ipuçlarına odaklanıp arkadaki büyük yıkımı gözden kaçırması gibi; derin toplumsal, ekonomik ve kültürel krizleri tek bir oya veya lider tercihine indirgemek sadece geçici bir ilüzyon yaratır.
Arka plandaki sistemik ve ahlaki erozyon durdurulmadıkça, sandık tek başına demokrasiyi kurtarmaya yetmeyecektir.
Özetle, nah çözerler. Sistem bu. İşinize gelirse.
Petrolde ABD ve Kanada arasında aşk-nefret ilişkisi
Bu tip yazılara "Ekonomide temel bir kural vardır..." diye başlama adeti var. Eğer o "temel kuralları" üst üste toplasam buradan bizim köye yol olurdu herhalde😀
Şimdi bir değişiklik yapıp, kurala değil, sahadaki kural dışı gerçeklere bakalım.
Bugün Kuzey Amerika enerji pazarında yaşanan çok iyi bir örnek.
Bir yandan bakıldığında, barış içerisindeki iki ülke arasında, milyarlarca dolarlık büyük ve mükemmel bir ticaret gibi görünen ABD-Kanada petrol ilişkisi hattı var.
Diğer yandan, stratejik bağımlılığın bir taraf için nasıl artan kârlara, diğeri içinse ciddi bir gelir kaybına dönüştüğünü gösteren harika dersler var:
Önce bir hatırlatma:
Kanada Alberta ile Meksika Körfezini boru hattı ile bağlama projesini:
2015 yılında Obama projeyi reddetti.
2017 yılında Trump projeyi onayladı ve süreci yeniden başlattı.
2021 yılında Biden tamamen reddetti ve proje rafa kaldırıldı.
2024 yılında yeniden gelen Trump tarifeleri arttırarak bırakın boru hattını gerilimi daha da tırmandırdı.
Kanada buna sadece tazminat davaları açarak karşılık verdi.
Şimdi dersler:
🟥 Ders 1:
Altyapı eksikliği sizi tek müşteriye mahkûm eder. (Üstelik siz alternatif altyapı yapmak isteseniz bile, bunu engellemek isteyecek birilerinin her zaman çıkacağını unutmayın.)
Kanada, ürettiği petrolün yaklaşık %90’ını ABD’ye ihraç ediyor. Alternatif boru hatlarının (Keystone XL vb.) politik kararlarla engellenmesi Kanada'yı tek alıcıya kilitledi. Ticarette alternatifiniz yoksa, fiyatı siz değil karşı taraf belirler.
🟥 Ders 2:
Sizin zorunlu indiriminiz, başkasının rekor kârıdır.
Pazardaki bu altyapı sıkışıklığı yüzünden Kanada ağır ham petrolü (WCS), Amerikan gösterge petrolüne (WTI) kıyasla varil başına 28 dolar daha ucuza satılıyor.
Bu ne demek? Kanada üreticileri her gün masada 75 milyon dolar bırakırken; ABD’li rafineri devleri (Phillips 66, Valero vb.) bu ucuz hammaddeyi işleyip rekor kâr marjları yakalıyor.
🟥 Ders 3:
Siyasi ve jeopolitik risklerden kaçamazsınız.
Gümrük vergisi tehditleri ve ABD'deki yönetim değişiklikleriyle şekillenen boru hattı krizleri; enerjinin veya ticari ürünlerin sadece ekonomik değil, ne kadar kırılgan bir politik koz olduğunu gösteriyor.
Kıssadan Hisse:
Kanada gibi devasa bir enerji devi bile olsanız, dünyanın en büyük enerji pazarına komşu da olsanız; pazar çeşitliliği, lojistik esneklik ve risk yönetimini doğru kurgulayamadığınızda masada her gün milyonlarca dolar bırakırsınız.
Ticarette en pahalı lüks alternatifsizliktir. Bu yüzden gerek kendi işinizi büyütürken gerekse stratejik danışmanlık alırken karar vericinin saha tecrübesine mutlaka bakın. 😎
Ray Dalio'nun sevdiği sözü ile kapatalım:
“Sahada oynamadan tribünden yorum yapan kibirli entelektüele karşı dikkatli olun.”
996
Bugün Cuma.
996
Hafta sonu sinsi sinsi çalışmayı hesaplayanlar...
Veya daha kötüsü, mesai saatleri bittiği halde ekibini çalıştırma planları yapan yöneticiler...
Yapay zeka illüzyonunu, yani "verimlilik vaadiyle gelen rekor mesai saatlerini" konuşmak için tam zamanı😀
Mutlak Köleliğe Giden Yolda Yapay Zeka İllüzyonu
Yapay zeka (AI) işleri otomatikleştirip hayatımızı kolaylaştırma vaadiyle hayatımıza girdi. Ancak büyük bir ironiyle; insanları özgürleştirmek yerine tarihin en ağır çalışma temposuna mahkûm ediyor.
İşsiz kalma ve geride kalma korkusu, sömürüye dayalı bu tempoyu "gönüllü" hale getiriyor.
AI hızlandıkça tempo düşmüyor; aksine insan dikkati ana darboğaz haline geldiği için çalışma saatleri katlanıyor.
996 Nedir?
Sabah 09:00
Akşam 21:00,
Haftada 6 gün
(Haftada yaklaşık 72 saat mesai). Standart iş haftasının neredeyse iki katı! (oh yeah baby😎)
Alibaba kurucusu Jack Ma 2019’da bu modeli “gençler için bir nimet (blessing)” olarak savununca büyük tepki çekti. Daha sonra geri adım atmak zorunda kaldı.
Çin’de yasadışı sayılan bu model, bugün AI devleri tarafından "rekabet" uğruna fiilen uygulanıyor.
OpenAI, Anthropic ve xAI gibi devlerde çekirdek ekipler haftada 80-100 saat çalışıyor.
Sektörde daha ileri gidip, şaka ile karışık gece yarısından gece yarısına çalışmayı temsil eden "0-0-2" rutinleri konuşuluyor.
36 Saat Uykusuzluk Övülüyor.
xAI ve Wispr AI gibi yerlerde mühendislerin 36 saat uykusuz çalışması takdir topluyor, CEO'lar haftalarca ofiste yatıp kalkıyor.
Daha da üzücüsü, iş İlanlarında pişkince isteniyor. örneğin Rilla ilanına 70+ saat şartı koyuyor
Browser Use ve Sonatic gibi girişimler "40 saat çalışan istemiyoruz, işine bağımlı insan arıyoruz" diyerek ekipleri "hacker house"lara kapatıyor.
Anthropic verilerine göre AI ajanları insan çalışanlardan 6 kat fazla iş üretiyor. Ancak "20 yıllık gelişmeyi 2 yıla sığdırma" hırsı yüzünden makineler hızlandıkça ezilen yine insan oluyor.
Daha önce de paylaşmıştım ve sormuştum:Aklı başında bir insanın bu cümleyi anlaması için kaç kere okuması gerekir?
“Teknolojinin faydaları ve insanların kendi iradelerini kullanabilmesi için dünyanın bazı kötü şeylerin olmasını kabul etmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Sam Altman
Moralinizi bozmayın.
Hafta sonunuzu kendinize saklayın.
İyi hafta sonları!



































