Fuat Uğur🇹🇷 (@FUATUGUR) header
Fuat Uğur🇹🇷 (@FUATUGUR) profile picture

Gazeteci-Yazar Kitapları: Kutsal Tiber'e Yolculuk Yalnız Ruhlara Elma Şekeri KÖÇEK Instagram: @fuat_ugur1864 YouTube: https://nitter.cf/t.co/VfZfGm6ky4

İstanbul, Türkiye
Joined March 2010
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Kendi içsesinizle kendi kendinize gaz verdiğiniz vanayı 2 dakikalığına kapatın ve yapabiliyorsanız önyargısız dinlemeye çalışın efendiler! _ #29Ekim Mustafa Kemal Atatürk
57
469
24
1,699
82,042
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Üzgünüm ama sahadaki gerçek yüzde 99,9’u doğrulamıyor. Bahçeköy, Kilyos ve Uskumruköy. Fotoğraflarını çekemediklerim çok. Kaynıyor.
67
211
7
1,064
25,733
Üzgünüm ama sahadaki gerçek yüzde 99,9’u doğrulamıyor. Bahçeköy, Kilyos ve Uskumruköy. Fotoğraflarını çekemediklerim çok. Kaynıyor.
67
211
7
1,064
25,733
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Mustafa Sarıgül “O kamplarda 65 bin öğrenci vardı neden onlar şikayetçi değil de bu abla kardeş şikayetçi, şimdiye kadar neden susmuşlar” diyor. Valla 65 bin öğrencinin istismar edilmemiş olması bir skor kaybı(!) olabilir ama kız çocuklarını neden susmuşlar diye suçlamak insan aklıyla alay etmektir. Bu çocuklar susarlar çünkü korkarlar. Susarlar çünkü suçlunun kendileri olduğunu düşünürler, onların öğrenilmiş çaresizliğidir bu. Susarlar çünkü aileleri tarafından suçlanırlar. Susarlar çünkü çevrelerinde dışlanır ve damgalanacaklarını bilirler. Ben en iyisi Şair Refik Durbaş’a bırakayım sözü. 🖊️🖊️ Susarlar sesini boğmak isterler Yarımdır kırıktır sırça yüreğim Çığlık çığlığa yar geceler Kardeşin duymaz eloğlu duyar
32
174
3
965
37,740
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Fatih Altaylı beni her defasında şaşırtıyor. Mustafa Sarıgül’ün “cinsel hayatı” konuşuluyormuş daha çok. Taciz, tecavüz ve nitelikli cinsel istismar ve küçük kız ve erkek çocukların içinde yer aldığı şikayetler konusu eğer “cinsel hayat” ise Fatih Altaylı için geçmiş olsun.
36
198
2
1,268
35,446
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Özgür Özel’deki empati yeteneği çok duygulandırdı beni. Epstein gelip Özgür Özel’e gözyaşı dökerek “Mr. Ozgur, çocukları seviyorum diye beni hapse atacaklar” diye ağlasa onu da anlayacaktı eminim. Hatta Hannibal Lecter de Özgür beyin empatisinden istifade edebilirdi.
31
100
3
437
7,597
Mustafa Sarıgül “O kamplarda 65 bin öğrenci vardı neden onlar şikayetçi değil de bu abla kardeş şikayetçi, şimdiye kadar neden susmuşlar” diyor. Valla 65 bin öğrencinin istismar edilmemiş olması bir skor kaybı(!) olabilir ama kız çocuklarını neden susmuşlar diye suçlamak insan aklıyla alay etmektir. Bu çocuklar susarlar çünkü korkarlar. Susarlar çünkü suçlunun kendileri olduğunu düşünürler, onların öğrenilmiş çaresizliğidir bu. Susarlar çünkü aileleri tarafından suçlanırlar. Susarlar çünkü çevrelerinde dışlanır ve damgalanacaklarını bilirler. Ben en iyisi Şair Refik Durbaş’a bırakayım sözü. 🖊️🖊️ Susarlar sesini boğmak isterler Yarımdır kırıktır sırça yüreğim Çığlık çığlığa yar geceler Kardeşin duymaz eloğlu duyar
32
174
3
965
37,740
Fatih Altaylı beni her defasında şaşırtıyor. Mustafa Sarıgül’ün “cinsel hayatı” konuşuluyormuş daha çok. Taciz, tecavüz ve nitelikli cinsel istismar ve küçük kız ve erkek çocukların içinde yer aldığı şikayetler konusu eğer “cinsel hayat” ise Fatih Altaylı için geçmiş olsun.
36
198
2
1,268
35,446
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
FETÖ Asya Okullar Sorumlusu Turgay Karaman ve FETÖ'cü iş adamı İhsan Aslan'ın Malezya'da MİT ve Malezya İstihbaratı tarafından düzenlenen operasyonla yakalandığı anlar. (2017)
60
236
8
2,330
396,114
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Bir "kıskançlık" yazısı: Yıldıray Oğur ve Haluk Levent 11 Şubat 2023. Depremin beşinci günü. Devlet tüm imkanlarıyla Asrın Felaketi'ni yaşayan insanları kurtarmaya çalışıyor, 11 ilde afeti yaşayan insanlara yardımları ulaştırıyor. Yıldıray Oğur ise o gün başka bir şeyin derdinde. Bir yazı yazıyor. Hem de canhıraş bir yazı. Konusu, kurucusu Haluk Levent olan AHBAP'ı savunmak. Ona göre ortada bir "AHBAP'a karşı kampanya" var. Kampanyanın hedefinde de "deprem yardımlarında devletten daha güvenli bulunan AHBAP ve Haluk Levent." Kampanyanın işaretini kimin verdiği de Yıldıray Oğur'a göre belli: "Bu cesareti ve işareti nereden aldıkları dün Cumhurbaşkanı ve Fuat Oktay'ın deprem yardımlarında AFAD'ı işaret eden konuşmalarından anlaşılıyor." Sonra o cümle geliyor: "Depreme müdahalede çuvallayan Ankara, bu açığı şefkatli eliyle doldururken yalnız olmak, vatandaşının başını başka ellerin okşamamasını istiyor." Ve devamı: "Tabii haklı olarak başka bir yardım kurumuna teveccühü kıskanıyor." Hikâye yazmak da başarılı olan Yıldıray Oğur için konu basit: "Bir tarafta kıskanç, beceriksiz, çuvallayan bir devlet." "Öbür tarafta şefkatli, güvenilir, temiz bir dernek." Tüm devlet kurumları 11 ilde sahadayken ve en önemli konu devlet otoritesi ve koordinasyonuyken Oğur'un yazısı tam da bu otoriteyi ve koordinasyonu hedef alıyordu. AHBAP'a yöneltilen eleştiriler o yazıda birer soru değil, bir "kötü niyetli bir kampanya." Ahbap konusunda uyaranlar da "trolllerdi" tıpkı bugün kendisi hakkında eleştirilere troll kampanyası dediği gibi Haluk Levent hakkındaki eleştirilere de o gün troll kampanyası diyordu. Yıldıray Oğur için o gün "Ankara çuvalladı", "devlet kıskanıyor" demek yetiyordu. Aradan üç buçuk yıl geçti. Bu hikâyenin iki tarafına da ne olduğuna bakalım. Önce "devletten daha güvenli" olana. Temmuz 2026. Haluk Levent'in yurt dışına çıkış yasağı var. Dosyaya yansıyan bilgilere göre yine de 10 Temmuz için Düsseldorf ve Hannover biletleri alınmış. Havalimanında yasağı öğrenince geri dönüyor, telefonlarını kapatıp İzmir yönüne doğru yola çıkıyor. Savcılığın ifadesiyle "İzmir yönünde seyir halindeyken" yakalanıyor. 12 Temmuz'da Bursa'da gözaltı. 16 Temmuz'da tutuklama. Suçlamalar: Dernekler Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, örgüt kurma ve üyeliği. Yıllardır "en güvenilir" diye anlatılan derneğin arkasındaki ilişkiler ağı ise dosyada tek tek sıralanıyor. Savcılığın anlattığı tablo şöyle: Dernekten, Levent'in kullandığı ve asistanı Yeliz Kaya adına açılmış hesaplara yaklaşık 120 milyon lira. Kardeşi Berkant Acil'le bağlantılı hesaplara toplam 125 milyon 765 bin lira. Evet, kardeşi. Akraba ilişkileri üzerinden yazmayı seven bir yazar için kaçırılmayacak bir ayrıntı. Devam edelim. Derneğin kurucularından Alper Çelik'in hesaplarından 2020-2026 arasında 990 milyon liralık bahis yani kumar. Bu kumarı Alper Çelik'in mi yoksa Haluk Levent'in mi oynadığı ya da oynattığı netlik kazanacak. Bu paranın kaynağı AHBAP mı değil mi ona da mahkeme karar verecek? Hemen Şubat 2023'e tekrar dönelim. O günlerde Haluk Levent'i eleştirenler ne demişti? "Bu adam kumar bağımlısı bu adama güvenmeyin." Yıldıray Oğur ne demişti? "Kıskanmayın, devlet çöktü AHBAP şefkat eli." Temmuz 2026'ya dönelim. Kumarda kaybedilen para 390 milyon lira. Savcılığa göre bu bahisleri, kendi adına banka hesabı kullanamayan, çekleri karşılıksız çıkan Haluk Levent oynuyor. Ve savcılığın şu cümlesi: Bağışlar, "6 Şubat 2023 tarihli deprem felaketinin yarattığı menfi ve acı dolu duygular altında bulunan" insanlardan toplanmış. İddiaya göre sonra şahsi hesaplara aktarılmış, bahiste kullanılmış, üçüncü kişilere gönderilmiş. Bir de bir iş insanı var. Yetim kız çocukları için yurt yapılsın diye derneğe gayrimenkullerini verdiğini söylüyor. Basında yazılanlara göre 21 tapu önce Yeliz Kaya'ya geçmiş, 24 saat sonra da başka birine. Yetim kızlar için verilen tapular. 24 saat. Tabi burda bir para aklama olayı mu var bir dolandırma mı bunu da savcılık ve mahkeme ortaya çıkaracaktır. Peki Haluk Levent ne diyor? Cezaevinden yazdığı mektupta bağış paralarını çalmadığını söylüyor. Dernekten kişisel borç aldığını söylüyor. Yardımları alıp şahsi kullanımına aldığını itiraf ediyor aslında. Ama aynı mektupta şunlar da var: "Kumar tutkum ara sıra gelir. Özellikle battığım, iflas ettiğim dönemlerde kumar oynarım. Çok yüksek borçlanırım." "Yüzlerce insandan borç aldım." "Hırsıma ve zaaflarıma yenildim." Yıldıray Oğur'un savunduğu Haluk Levent aslında bir kumar bağımlısı. Bunu kendisi de itiraf ediyor. Son bir yılda dernek tüzüğüne aykırı biçimde 50 milyon liralık altın alımı ve arazi teminatıyla borçlandığını da kendisi kabul ediyor. Mahkeme son sözünü henüz söylemedi. Ama Ağustos'ta mahkeme derneğin bütün faaliyetlerini durdurdu, yönetimine kayyum atadı. Savcılık derneğin kapatılmasını istiyor. Gerekçe: kuruluş amacından sapmış olması. Şimdi o cümleye tekrar dönelim: "Deprem yardımlarında devletten daha güvenli bulunan…" Güvenilen derneğin kurucusu, kendi itirafıyla, bir kumar tutkusunun ve borç sarmalının içindeydi. "Şefkatli el" denilen şey, savcılığa göre, bahis sitelerine uzanıyordu. Şimdi de Yıldıray Oğur'a göre "çuvallayan Ankara"ya bakalım. Aynı üç buçuk yılda o "kıskanç" devlet ne yaptı? 60 bin 763 binanın enkazı 68 günde kaldırıldı. 11 ilde, 174 bölgede 3 bin 481 şantiye kuruldu. Yaklaşık 200 bin mimar, mühendis ve işçi çalıştı. Günde ortalama 550 konut. Saatte 23. 2025'in sonunda 455 bin 357 bağımsız bölüm hak sahiplerine teslim edildi. Bunların 367 bin 995'i konut, 65 bin 672'si köy evi, 21 bin 690'ı iş yeri. Yalnızca Hatay'da 153 bin 755 konut. Bunlar bir derneğin karar defterindeki rakamlar değil. Sahada duran, anahtarı teslim edilmiş, içinde insanların yaşadığı evler. Peki Oğur'un yazısı ne yaptı? Enkaz başında, insanların bağışını nereye yapacağına karar verdiği günlerde, devleti beceriksiz ve kıskanç, bir derneği ise güvenilir gösterdi. Bağışçı o günlerde kime güveneceğini sorarken, okuduğu köşe yazısı ona devlete değil Haluk Levent'e güvenmesini söylüyordu. Bugün o bağışçılar savcılık dosyasında "acı dolu duygular altında bulunan" insanlar olarak geçiyor. Ya da aldatıldık diyorlar. Yıldıray Oğur da bu aldatma eyleminin faillerinden biri. Milletin yardım duygusu o günlerde bu ülkenin en değerli sermayesiydi. Savcılık dosyasına bakılırsa, o duyguyu istismar ettiği iddia edilen şahıslar ve yapılar vardı. Ve o şahıslara, o yapılara enkaz başında kalkan olan bir köşe yazısı. Oğur o yazıda Haluk Levent'te karşı bir kampanyadan şikâyet ediyordu. Halbuki o günlerde gerçekten bir kampanya vardı: Devletin afet yönetimindeki gücüne ve kurumlarına duyulan güveni sarsma kampanyası. O kampanyanın taşeronluğunu kimin yaptığını bugün yeniden konuşmak gerekiyor. Yıldıray Oğur başkalarına sık sık aynı soruyu sorar: Dün ne yazdın, bugün ne diyorsun? Aynı soruyu biz de soralım. "Devletten daha güvenli" bulunan dernekteki skandalları artık herkes biliyor. Kurucusu kumar borçlarını cezaevinden mektupla anlatıyor. "Çuvallayan Ankara" ise 455 bin anahtar teslim etti. Oğur o yazıyı bugün yeniden yazsa, aynı cümleyi kurar mı? Devlet kıskanmış mıydı, bilmiyoruz. Ama kıskanılacak bir şey olmadığı artık anlaşıldı. Geçmiş olsun AHBAP'a güvenenlere… Tabi bir de Yıldıray Oğur'un AHBAP'ı savunmak için kurduğu "iktidar şerik (ortak) kabul etmiyor" cümlesinin gerçekte iktidar Haluk Levent'in milleti dolandırmasını istemiyormuş olduğu da anlaşılmış durumda. Şimdi Yıldıray Oğur'un bu yazısı üzerinden bir AHBAP ve Haluk Levent Şeması da çıkar mı? Yıldıray Oğur yazılarımıza devam edelim mi?
84
224
30
1,118
123,934
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Öcalan yeni parti kuruyor. DEM neden ihtiyaç dışı kaldı? 6 kişilik kurucu sekreterya kimlerden oluşuyor? Duran Kalkan ile Bese Hozat Abdullah Öcalan ile ne görüştü? DEM parti içinde Öcalan’a direnen dörtlü ittifakın bileşenleri kimler? Türkiye’deki barış sürecini bozma potansiyeli en yüksek ülke hangisi? ABD ve İsrail mi yoksa İran mı? Cemil Bayık Kandil’in yumuşak karnı mı?  👇 m.youtube.com/watch?v=3kzegg…
7
50
195
12,826
Özgür Özel’deki empati yeteneği çok duygulandırdı beni. Epstein gelip Özgür Özel’e gözyaşı dökerek “Mr. Ozgur, çocukları seviyorum diye beni hapse atacaklar” diye ağlasa onu da anlayacaktı eminim. Hatta Hannibal Lecter de Özgür beyin empatisinden istifade edebilirdi.
31
100
3
437
7,597
Öcalan yeni parti kuruyor. DEM neden ihtiyaç dışı kaldı? 6 kişilik kurucu sekreterya kimlerden oluşuyor? Duran Kalkan ile Bese Hozat Abdullah Öcalan ile ne görüştü? DEM parti içinde Öcalan’a direnen dörtlü ittifakın bileşenleri kimler? Türkiye’deki barış sürecini bozma potansiyeli en yüksek ülke hangisi? ABD ve İsrail mi yoksa İran mı? Cemil Bayık Kandil’in yumuşak karnı mı?  👇 m.youtube.com/watch?v=3kzegg…
7
50
195
12,826
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Hürriyet gazetesi, CNNTürk ve AHC’u Mustafa Sarıgül mevzusunda yaşadığı ani aydınlanma sebebiyle tebrik ediyorum.
12
81
580
12,882
Hürriyet gazetesi, CNNTürk ve AHC’u Mustafa Sarıgül mevzusunda yaşadığı ani aydınlanma sebebiyle tebrik ediyorum.
12
81
580
12,882
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
20 Yıllık İstismar Ağı: KARA-GÜL DOSYASI - Mağdur İfadeleri ve Belgelerle | Ece Sevim ile DOSYA youtube.com/live/yerucqWpKpo
15
95
5
362
57,244
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Baykal’ın 2005 kurultayında 300 bin dolar karşılığında Sarıgül’ü partiden atmamakla itham ettiği YDK üyesinin oğlu, bugün Savcı’ya “Babam aracılığıyla Şişli Belediyesi’nde işe girmiştim. Sarıgül beni kampta istismar etti” dedi. 20 senelik istismar ağını ve 25 senelik Şişli rantını anlattım. Özgür Özel hala “soruşturma ilerlemeden bir şey söylemek doğru olmaz” desin. O kurultayda merhum Baykal bir cümle daha kurmuştu: “Yolsuzlukla mücadele mahkeme kararıyla başlamaz; BİTER.” Ama kime söylüyoruz tabii…
37
500
12
1,773
37,267
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Bazı şeyler bağıra bağıra gelmiş
10
148
1
813
26,817
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
Kız çocukları da varmış bunun istismar ettikleri arasında. Çalışma arkadaşı tek tek anlattı. İsimleri bile açıklandı bugün. Bir abla kardeşmiş. Kanım çekildi okuyunca. Epstein yalnız değil. Türkiye’de şubeleri var. Utanmaz başkan ise tacize ve cinsel istismara uğrayanlara değil taciz edene üzülüyor. Allah belanızı versin sizin.
135
889
15
3,683
82,280
Fuat Uğur🇹🇷 retweeted
İstanbul’da 2000’li yıllarda yaşlı ve yalnız yaşayan kişileri kaçırıp milyonluk gayrimenkullerini tehdit ve şantajla ele geçirdikten sonra onları aç bırakarak öldürdüğü gerekçesiyle aranan “Kanlı Tapu Çetesi”nin lideri Çetin Acar, Şişli’de düzenlenen operasyonla yakalandı. Peki kimdi bu yaşlı insanların yalnızlığını servete, çaresizliğini ölüme dönüştüren Çetin Acar? Gelin, o karanlık suç profilini birlikte inceleyelim. İlk cinayet dosyasıyla başlayalım! 🏠🏠Vanda Jeanne Ivorne Ayaşlı Esen- Halim Sadullah bey yalısı 📍Çetin Acar, suç faaliyetleri ortaya çıkmadan önce Heybeliada’da müteahhitlik yapıyordu. Bu sayede İstanbul’un gayrimenkul piyasasını ve köklü azınlık cemaatlerinin mülklerini yakından tanıdı. Özellikle Fatih’teki bir Ermeni kilisesi çevresinde kurduğu ilişkilerle güvenilir bir iş insanı görüntüsü oluşturdu. Ancak ilgilendiği yalnızca milyonluk yalılar, villalar ve araziler değildi. Bu mülklerin sahiplerinin kaç yaşında olduğu, yalnız yaşayıp yaşamadıkları ve arkalarında kendilerini arayacak birilerinin bulunup bulunmadığıydı. Bu bilgiler sayesinde İstanbul’un farklı semtlerinde yaşayan, yüksek değerli gayrimenkullere sahip yaşlı Ermeni vatandaşları hedef listesine aldı. 2003 yılında yaşlıların mallarına el koyduğu gerekçesiyle Acar, kardeşi Erkan Acar ile birlikte tutuklandı. Kendisi 8, kardeşi ise 14 ay cezaevinde kaldı. Fakat tahliye olduktan sonra daha da acımasızlaştı! 2007 yılında hedefteki isim Vanda Jeanne Ivorne Ayaşlı Esen’di. Osmanlı devlet adamlarından Sadullah Paşa’nın ailesine mensup yaşlı kadın, Beykoz’daki tarihi Halim Sadullah Bey Yalısı’nın sahibiydi. Çetin Acar, kendisini iş insanı olarak tanıtıp Figen Gençsoy’u eşi gibi göstererek kadının güvenini kazandı. Ardından servetini ele geçirmek için sıra dışı bir teklifte bulundu: Yaşlı kadının evlatlığı olmayı teklif etti. Teklif reddedilince olayın seyri değişti. 22 Nisan 2007’de Vanda Ayaşlı Esen’in oğlu İbrahim, Şişli’deki bir ofise çağrıldı. Çayına uyuşturucu katılarak etkisiz hale getirildi ve kaçırıldı. Tam sekiz ay boyunca esir tutuldu. İbrahim esaret altındayken annesinin tarihi yalısı, sahte vekaletnameyle satıldı. Dosyanın en korkunç bölümü bundan sonra yaşandı. Vanda Ayaşlı Esen, aç ve susuz bırakılarak ölüme terk edildi. Yaşlı kadın, 20 Mayıs 2007’de hayatını kaybetti. Fakat Çetin Acar’ın hesaba katmadığı bir şey vardı. Sekiz aydır esir tutulan İbrahim hâlâ hayattaydı. Tutulduğu evin tuvalet penceresinden dışarıya attığı yardım notu, özgürlüğüne açılan kapı oldu. 24 Aralık 2007’de kurtarıldığında annesi ölmüş, tarihi yalı el değiştirmiş, milyonluk servet ortadan kaybolmuştu. İbrahim’in anlattıkları üzerine polis soruşturmayı derinleştirdi. Vanda Ayaşlı Esen’in mezarı açıldı. Yapılan otopsi, yaşlı kadının açlıktan öldüğünü ortaya koydu. Peki sıradaki hedef kimdi?..
37
157
8
876
184,971