Pinned Tweet
🔴 Arkadaşlar 33. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak33
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
🔴 Arkadaşlar 33. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak33
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 Arkadaşlar 33. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak33
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 Arkadaşlar 33. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak33
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
Peki kaçıncı hesapta artık sabit kalırım? Hesabım, hangi sayıda kapatılmaz? Tahmin alalım. 😅
🔴 Arkadaşlar 33. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak33
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
🔴 Psikolojik Harp ve Algı Yönetimi: Yukarı Temiz, Aşağı Kirli!
Erdoğan’ın fon hırsızlığı ile ilgili yönettiği sürecin arkasında üç temel siyasi iletişim stratejisi var:
1. Günah keçisi yaratma: Sistemin tamamını sorgulatmak yerine, siyasi açıdan gözden çıkarılabilecek birkaç isim hedefe konuluyor. Böylece sorun birkaç kötü yöneticiye indirgeniyor, üst düzey sorumluluk tartışmasının önü kesiliyor.
2. Kontrollü algı operasyonu: Yolsuzluk görüntüleri özellikle kamuoyuna servis edilerek iktidarın kendi içindeki kirliliği temizlediği algısı oluşturuluyor. Ama asıl soru şu: Neden yalnızca aşağıdakiler teşhir ediliyor? Neden soruşturmalar yukarıya doğru aynı kararlılıkla ilerlemiyor?
3. Lideri aklama stratejisi: Lider, sistemin sorumlusu değil, sistemin temizleyicisi gibi gösteriliyor. Yanlış yapanlar cezalandırılıyor, fakat siyasi sorumluluk en üst makama taşınmıyor.
İşin en çarpıcı tarafı şu: Dün başkalarına hesap soranlar, bugün kendi içlerindeki isimleri harcayarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor görüntüsü veriyor.
Bu, gerçek bir temizlikse neden sınırı var? Hukuk herkese eşitse neden makam yükseldikçe hesap verme ihtimali azalıyor?
Yolsuzlukla mücadele, birkaç kişiyi kurban ederek yapılmaz. Yukarıya dokunamayan bir temizlik, adalet değil, siyasi kurtarma operasyonu görüntüsü verir.
Ve meselenin özeti: Yukarı temiz, aşağı kirli! Çünkü bazıları için adalet sonuna kadar, bazıları içinse yalnızca gözden çıkarılana kadar işliyor.
#ANAPARAYoksaErkenSecim #1MilyonÜstüTAMANAPARA
#SPKOnayladiHalkSoyuldu
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 Psikolojik Harp ve Algı Yönetimi: Yukarı Temiz, Aşağı Kirli!
Erdoğan’ın fon hırsızlığı ile ilgili yönettiği sürecin arkasında üç temel siyasi iletişim stratejisi var:
1. Günah keçisi yaratma: Sistemin tamamını sorgulatmak yerine, siyasi açıdan gözden çıkarılabilecek birkaç isim hedefe konuluyor. Böylece sorun birkaç kötü yöneticiye indirgeniyor, üst düzey sorumluluk tartışmasının önü kesiliyor.
2. Kontrollü algı operasyonu: Yolsuzluk görüntüleri özellikle kamuoyuna servis edilerek iktidarın kendi içindeki kirliliği temizlediği algısı oluşturuluyor. Ama asıl soru şu: Neden yalnızca aşağıdakiler teşhir ediliyor? Neden soruşturmalar yukarıya doğru aynı kararlılıkla ilerlemiyor?
3. Lideri aklama stratejisi: Lider, sistemin sorumlusu değil, sistemin temizleyicisi gibi gösteriliyor. Yanlış yapanlar cezalandırılıyor, fakat siyasi sorumluluk en üst makama taşınmıyor.
İşin en çarpıcı tarafı şu: Dün başkalarına hesap soranlar, bugün kendi içlerindeki isimleri harcayarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor görüntüsü veriyor.
Bu, gerçek bir temizlikse neden sınırı var? Hukuk herkese eşitse neden makam yükseldikçe hesap verme ihtimali azalıyor?
Yolsuzlukla mücadele, birkaç kişiyi kurban ederek yapılmaz. Yukarıya dokunamayan bir temizlik, adalet değil, siyasi kurtarma operasyonu görüntüsü verir.
Ve meselenin özeti: Yukarı temiz, aşağı kirli! Çünkü bazıları için adalet sonuna kadar, bazıları içinse yalnızca gözden çıkarılana kadar işliyor.
#ANAPARAYoksaErkenSecim #1MilyonÜstüTAMANAPARA
#SPKOnayladiHalkSoyuldu
🔴 Arkadaşlar 32. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak32
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
🔴 Arkadaşlar 32. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak32
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 Arkadaşlar 32. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak32
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 Arkadaşlar 32. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak32
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
🔴 Arkadaşlar 32. hesaba geçiş yaptık.
@ProfAtak32
Lütfen takip edin, dostlara iletin. 💐🙏
#MasumiyetKHKlarlaLekelendi
Bir hashtag bile doğru dürüst tasarlanamıyorsa iletişim stratejisini yeniden düşünmek gerekir!
26 karakterlik, zorlama ve akıcılıktan uzak bir ifade üretmek yerine kısa, net ve akılda kalıcı bir mesaj oluşturmak bu kadar zor olmamalı.
Hashtag edebiyat yarışması değildir. Amacı mesajı sadeleştirmek, görünürlüğü artırmak ve kitlelere ulaştırmaktır.
Az kelime, net mesaj, güçlü çağrı!
🤖 Made with AI
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 💥 Hulusi Akar: “Akın Öztürk’ü araca almadım. Sabaha kadar onlarla beraberdi.”
Mehmet Akif Ersoy: “Peki Mehmet Dişli’yi neden aldınız?”
Cevap yok! #perşembe günaydınlar
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 Darbeyi enişteden öğrendi, yersen! Adama sormazlar mı; neden Mit Başkanı Hakan Fidan görevde kaldı?
Ordusu darbe yapan ama kendisi bu esnada filtre kahve içen ve darbeden haberi olmayan Hulusi Akar neden Savunma Bakanı yapıldı? #Perşembe günaydınlar
🔴 💥 Hulusi Akar: “Akın Öztürk’ü araca almadım. Sabaha kadar onlarla beraberdi.”
Mehmet Akif Ersoy: “Peki Mehmet Dişli’yi neden aldınız?”
Cevap yok! #perşembe günaydınlar
🔴 Darbeyi enişteden öğrendi, yersen! Adama sormazlar mı; neden Mit Başkanı Hakan Fidan görevde kaldı?
Ordusu darbe yapan ama kendisi bu esnada filtre kahve içen ve darbeden haberi olmayan Hulusi Akar neden Savunma Bakanı yapıldı? #Perşembe günaydınlar
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴🔥 ŞOK VİDEO İstanbul Büyükşehir Belediyesinde imar yolsuzluğu tapesi basına sızdı‼️ #perşembe günaydınlar
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
Azerbaycan #Perşembe günaydınlar
1️⃣ PSİKOLOJİK HARP ANALİZİ: AZERBAYCAN’DA BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: 28 ŞUBAT SENARYOSU YENİDEN Mİ SAHNELENİYOR?
Azerbaycan’da okullarda başörtüsü yasağına karşı halk ve öğrenciler protestolara başladı. “Hicab bizim namusumuzdur!” sloganlarıyla meydanlara çıkan halka karşı Aliyev yönetiminin internet ve sosyal medya erişimini kısıtladığı, gelişmelerin kamuoyuna yansımasını engellemeye çalıştığı iddia ediliyor.
#Azerbaycan’da başörtüsü üzerinden yaşanan tartışmalar, yalnızca din ve laiklik ekseninde değerlendirilecek sıradan bir siyasi mesele olmayabilir. Bu gelişmelere biraz daha geniş bir jeopolitik perspektiften bakmakta fayda var.
İnsan ister istemez Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki 28 Şubat sürecini hatırlıyor.
Türkiye’de 28 Şubat döneminde başörtüsü üzerinden yürütülen yasakçı politikalar, toplumun önemli bir kesiminde ciddi bir mağduriyet duygusu oluşturmuştu. Bu mağduriyet, zaman içerisinde siyasal İslamcı hareketin en güçlü siyasi söylemlerinden birine dönüştü. Sonuçta, kendisini bu mağduriyetin temsilcisi olarak sunan siyasi hareket, yıllar içerisinde iktidara kadar yükseldi.
Şimdi benzer bir senaryonun Azerbaycan’da uygulanmak istenip istenmediği sorusu üzerinde durmak gerekiyor.
Elbette Türkiye ile Azerbaycan’ın siyasi, toplumsal ve mezhepsel dinamikleri aynı değil. Ancak siyasi mühendislik açısından bazı benzerlikler dikkat çekici.
Peki, Azerbaycan’da ne oluyor?
İlham Aliyev yönetiminin başörtüsü meselesindeki politikaları, toplumsal bir gerilim alanı oluşturuyorsa bunun siyasi sonuçları da olacaktır. Özellikle eğitim kurumları üzerinden yürütülen yasakçı uygulamalar, meselenin hukuki ve idari boyutunun ötesine geçerek bir kimlik ve özgürlük mücadelesine dönüşmesine zemin hazırlayabilir.
Üstelik bu tür kararların geniş toplumsal uzlaşma ve demokratik meşruiyet yerine idari mekanizmalar üzerinden uygulanması, mağduriyet söylemini daha da güçlendirebilir.
Türkiye’de 28 Şubat döneminde MGK kararları üzerinden şekillenen siyasi atmosferi hatırlayalım. Toplumun geniş kesimlerinin rızasını kazanmak yerine bürokratik ve idari mekanizmalarla yürütülen politikalar, karşıt siyasi hareketlerin eline güçlü bir propaganda malzemesi vermişti.
Azerbaycan’da da benzer bir dinamik ortaya çıkarsa bunun sonuçları yalnızca başörtüsü meselesiyle sınırlı kalmayabilir.
Asıl mesele Aliyev’in yerine kimin geleceği.
İlham Aliyev’in Rusya ile ilişkileri, Azerbaycan’ın geleneksel güç dengeleri ve Batı ile yürüttüğü ilişkiler birlikte değerlendirildiğinde, ülkedeki olası bir iktidar değişiminin jeopolitik sonuçları da önem kazanıyor.
Burada üzerinde düşünülmesi gereken bir ihtimal var:
Acaba Aliyev yönetimini zayıflatacak toplumsal bir mağduriyet alanı oluşturulması ve bunun üzerinden Batı ile daha uyumlu bir siyasi alternatifin güçlendirilmesi gibi bir strateji mi söz konusu?
Başörtüsü meselesi bu açıdan oldukça elverişli bir siyasi araç olabilir. Çünkü Azerbaycan toplumunda dinî kimlik önemli bir toplumsal karşılığa sahip. Üstelik ülkenin Şii karakteri, İran faktörünü de bu denklemde dikkate almayı gerektiriyor.
Ancak burada önemli bir paradoks var: Dinî hassasiyetler üzerinden güç kazanan bir siyasi hareketin mutlaka İran yanlısı veya Batı karşıtı olması gerekmez. Aynı şekilde Batı yanlısı bir siyasi hareketin de dinî söylemi kullanması mümkündür.
Dolayısıyla mesele yalnızca laiklik veya dindarlık meselesi değil; hangi siyasi hareketin, hangi dış güçlerle nasıl bir ilişki içerisinde iktidara taşınacağı meselesidir.
İngiliz jeopolitik aklı ve siyasi mühendislik ihtimali
İngiliz dış politikasının tarihsel tecrübelerinde, toplumların etnik, mezhepsel, dinî ve siyasi fay hatlarının dış politika hesaplarında kullanıldığı pek çok örnek bulunuyor.
Burada İngiltere’nin doğrudan böyle bir operasyon yürüttüğünü iddia etmek için elimizde yeterli kanıt bulunmuyor. Ancak bölgedeki gelişmeleri değerlendirirken bu tür jeopolitik ihtimalleri göz ardı etmek de doğru olmaz. #çarşamba günaydınlar
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴🔥 “Gökten ne yağar ki yer kabul etmez!” derken #1725Aralık’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve hırsızlık operasyonu için “hükümete darbe yaptılar” demeye, oradan da 15 Temmuz istihbarat operasyonuyla terörist ilan etmeye varan bir süreç…
Aynı zamanda ülkenin ekonomisinin, #adalet sisteminin, sosyo kültürel yapısının, refahının, huzurunun bittiği bir süreç... #Perşembe günaydınlar
Doc Dr Selcuk Atak 🔴 ESKi🔴 retweeted
🔴 Rejimin bir propaganda ve ötekileştirme aracı olarak kullandığı “fetö” söylemi, açıkça nefret söylemidir. Ancak unutma ki rejimin algı operasyonlarına maruz kalan bu insanlar da asla senin gibi değiller! #Perşembe günaydınlar
🔴🔥 ŞOK VİDEO İstanbul Büyükşehir Belediyesinde imar yolsuzluğu tapesi basına sızdı‼️ #perşembe günaydınlar
Azerbaycan #Perşembe günaydınlar
1️⃣ PSİKOLOJİK HARP ANALİZİ: AZERBAYCAN’DA BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: 28 ŞUBAT SENARYOSU YENİDEN Mİ SAHNELENİYOR?
Azerbaycan’da okullarda başörtüsü yasağına karşı halk ve öğrenciler protestolara başladı. “Hicab bizim namusumuzdur!” sloganlarıyla meydanlara çıkan halka karşı Aliyev yönetiminin internet ve sosyal medya erişimini kısıtladığı, gelişmelerin kamuoyuna yansımasını engellemeye çalıştığı iddia ediliyor.
#Azerbaycan’da başörtüsü üzerinden yaşanan tartışmalar, yalnızca din ve laiklik ekseninde değerlendirilecek sıradan bir siyasi mesele olmayabilir. Bu gelişmelere biraz daha geniş bir jeopolitik perspektiften bakmakta fayda var.
İnsan ister istemez Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki 28 Şubat sürecini hatırlıyor.
Türkiye’de 28 Şubat döneminde başörtüsü üzerinden yürütülen yasakçı politikalar, toplumun önemli bir kesiminde ciddi bir mağduriyet duygusu oluşturmuştu. Bu mağduriyet, zaman içerisinde siyasal İslamcı hareketin en güçlü siyasi söylemlerinden birine dönüştü. Sonuçta, kendisini bu mağduriyetin temsilcisi olarak sunan siyasi hareket, yıllar içerisinde iktidara kadar yükseldi.
Şimdi benzer bir senaryonun Azerbaycan’da uygulanmak istenip istenmediği sorusu üzerinde durmak gerekiyor.
Elbette Türkiye ile Azerbaycan’ın siyasi, toplumsal ve mezhepsel dinamikleri aynı değil. Ancak siyasi mühendislik açısından bazı benzerlikler dikkat çekici.
Peki, Azerbaycan’da ne oluyor?
İlham Aliyev yönetiminin başörtüsü meselesindeki politikaları, toplumsal bir gerilim alanı oluşturuyorsa bunun siyasi sonuçları da olacaktır. Özellikle eğitim kurumları üzerinden yürütülen yasakçı uygulamalar, meselenin hukuki ve idari boyutunun ötesine geçerek bir kimlik ve özgürlük mücadelesine dönüşmesine zemin hazırlayabilir.
Üstelik bu tür kararların geniş toplumsal uzlaşma ve demokratik meşruiyet yerine idari mekanizmalar üzerinden uygulanması, mağduriyet söylemini daha da güçlendirebilir.
Türkiye’de 28 Şubat döneminde MGK kararları üzerinden şekillenen siyasi atmosferi hatırlayalım. Toplumun geniş kesimlerinin rızasını kazanmak yerine bürokratik ve idari mekanizmalarla yürütülen politikalar, karşıt siyasi hareketlerin eline güçlü bir propaganda malzemesi vermişti.
Azerbaycan’da da benzer bir dinamik ortaya çıkarsa bunun sonuçları yalnızca başörtüsü meselesiyle sınırlı kalmayabilir.
Asıl mesele Aliyev’in yerine kimin geleceği.
İlham Aliyev’in Rusya ile ilişkileri, Azerbaycan’ın geleneksel güç dengeleri ve Batı ile yürüttüğü ilişkiler birlikte değerlendirildiğinde, ülkedeki olası bir iktidar değişiminin jeopolitik sonuçları da önem kazanıyor.
Burada üzerinde düşünülmesi gereken bir ihtimal var:
Acaba Aliyev yönetimini zayıflatacak toplumsal bir mağduriyet alanı oluşturulması ve bunun üzerinden Batı ile daha uyumlu bir siyasi alternatifin güçlendirilmesi gibi bir strateji mi söz konusu?
Başörtüsü meselesi bu açıdan oldukça elverişli bir siyasi araç olabilir. Çünkü Azerbaycan toplumunda dinî kimlik önemli bir toplumsal karşılığa sahip. Üstelik ülkenin Şii karakteri, İran faktörünü de bu denklemde dikkate almayı gerektiriyor.
Ancak burada önemli bir paradoks var: Dinî hassasiyetler üzerinden güç kazanan bir siyasi hareketin mutlaka İran yanlısı veya Batı karşıtı olması gerekmez. Aynı şekilde Batı yanlısı bir siyasi hareketin de dinî söylemi kullanması mümkündür.
Dolayısıyla mesele yalnızca laiklik veya dindarlık meselesi değil; hangi siyasi hareketin, hangi dış güçlerle nasıl bir ilişki içerisinde iktidara taşınacağı meselesidir.
İngiliz jeopolitik aklı ve siyasi mühendislik ihtimali
İngiliz dış politikasının tarihsel tecrübelerinde, toplumların etnik, mezhepsel, dinî ve siyasi fay hatlarının dış politika hesaplarında kullanıldığı pek çok örnek bulunuyor.
Burada İngiltere’nin doğrudan böyle bir operasyon yürüttüğünü iddia etmek için elimizde yeterli kanıt bulunmuyor. Ancak bölgedeki gelişmeleri değerlendirirken bu tür jeopolitik ihtimalleri göz ardı etmek de doğru olmaz. #çarşamba günaydınlar










