Pinned Tweet
Türümüz 49 yıl önce bugün uzaya bir cisim fırlattı içine dünya dışı akıllı varlıkların bir gün bulabileceği düşüncesiyle bir Altın plak yerleştirdi. Altın plakta rüzgar, yağmur, gök gürültüsü, dalga sesleri, Balina, kuş, kurbağa ve fil gibi hayvanların sesleri, bir annenin ağlayan bebeğini teselli etmesi, kalp atışı ve ayak sesleri, ateşin bulunuşu, alet kullanımı, mors alfabesi, tren ve roket fırlatılışı gibi insanlık tarihinin gelişimini gösteren sesler vardı. Ve her dilde selamlama, Türkçe mesajımız da "Sabah şerifleriniz hayırlı olsun." :) Voyager 1'in milyarlarca kilometre uzaktan çektiği Soluk Mavi Nokta fotoğrafına bakınca insanlığın bu devasa sömürü ve kimlik krizine nasıl düştüğünü anlayamıyorum. Hepimiz dünyalıyız tek kimliğimiz bu olmalı. İnsanlık binlerce yıl boyunca hiçbir otoriteye, krala veya devlete ihtiyaç duymadan devasa ve eşitlikçi şehirler kurmayı başardı. Küresel servetin %1'in elinde tutan bu kapitalist sömürü %99'uzu anlam ve empatiden nasıl kopardı? Gücü ve parayı elinde tutan o %1'lik kesim, bu sömürü düzeninin fark edilmemesi veya sorgulanmaması için de kitlelerin önüne etnik, dini ve milli kimlik çatışmalarını birer paravan olarak koyuyor. İnsanlar aşağıda yapay kimlikler yüzünden birbirini yerken, yukarıdakiler küresel serveti kendi hanelerine yazmaya devam ediyor. Milyarlarca insan sorgulamayan, biat ve itaat eden, sadece "sistemi döndürmek" için yaratılmış anlamsız ruhsuz kölelere döndük adeta? Nasıl kurtulacağız? Ahlaki bir uyanışla mı? Ekonomik çöküşle mi? Nasıl?
Musavat'ın Meclis kürsüsünden fırlattığı bir ipi Bahçeli makam odasına asmıştı. Oscarlık performanslar. En çok keklediğiniz seçmenlerinize acıyorum yoksa biz biliyoruz sizi yüzük kardeşleri.
Filiz Aslan retweeted
🗨️SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen:
Bazen bir sandal, bir rüzgâr da yeter…
📌Değişmez ilan edilen her şeyin değişmeye yüz tuttuğu böyle bir zamanda şimdi kazanma sırası bizde!
📌Emperyalistlerin büyük bir kuşatma içinde yutmaya yeltendiği bir dönemde teslimiyetler ve ihanet ateşleri içinde Anadolu halkının bağımsızlık için birleşerek kazandığı Cumhuriyet’in bugüne çağrısı da bu…
Haberin tamamı:
birgun.net/haber/cumhuriyeti…
Filiz Aslan retweeted
Müvekkilim Sinem Dedetaş için yaptığımız tahliye başvurusu üzerine kendisinin ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle cezaevinden tahliyesine karar verilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.
Filiz Aslan retweeted
Sayıştay’ın Beykoz Belediyesi raporunda, sosyal yardım alan yaklaşık 1600 kişinin ihtiyaç sahipliği şartlarını taşımadığı belirlendi.
Yardım alanlar arasında lüks araç ve çok sayıda taşınmaz sahibi kişilerin de bulunduğu tespit edildi.
evrensel.net/haber/6007070/s…
Filiz Aslan retweeted
Çin’de eski borsa denetim başkanına idam cezası
birgun.net/haber/cinde-eski-…
Ama makam aracı olarak kendi aracını kullanan Ekrem İmamoğlu içerde. Bu devran döner elbet.
Çift maaşta çıta atlamışlar
📌2002 yılından bu yana AKP idaresinde olan Kayseri Belediyesi'ne ilişkin Sayıştay denetiminde bazı isimlere şirket yönetim kurulu huzur hakkı, belediye meclisi huzur hakkı ve encümen ödeneğinin birlikte ödendiği tespit edildi
Haberin tamamı:
birgun.net/haber/cift-maasta…
Filiz Aslan retweeted
Bugün nöbet yok, #29Ekim resmî tatil olduğundan.
Ama aslında tutulan tüm nöbetler #29Ekim1923 için 👍🏼♥️😊
Bu gençler yönetmeli ülkeyi. İhtiyacımız olan tam olarak bu inanç, bu azim, bu cesaret, bu gülüş, bu memleket sevgisi. Hiç tanımadıkları çocuklar MESEM'de ölmesin diye mücadele edip özgürlükleriyle bedel ödüyorlar.
Filiz Aslan retweeted
Adaletin terazisi ‘kırıldı’: Savcı başına bin 625 dosya
⬛Toplumsal muhalefete yönelik baskıcı politikalar ve artan suç oranları, yargı sisteminin yükünü katladı
⬛2025’te bin 373 olan savcı başına düşen dosya sayısı 2026 yılında bin 625’e çıkarken “Ağır iş yükü” yargı sistemindeki zayıflıklar arasında sıralandı
Haberin tamamı:
birgun.net/haber/adaletin-te…
Bahadır Özgür bir yayında anlatmıştı; "Cumhuriyet kurulduğunda en temel taşı 3 Beyazdı; Un, Pamuk, Şeker. Ekmeğimizi kendi buğdayımızdan üretip, şekerimizi kendi pancarımızdan alıyor, bezimizi kendi pamuğumuzdan dokuyorduk. AKP döneminde 3 beyazı sattılar." Sadece fabrikalar mı? 103 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca yabancıya en çok toprak satışının yapıldığı dönem hangi dönem dersiniz?
Bu kavga, Cumhuriyet'i kimsesizlerin kimsesi yapmaya çalışanlarla, onu zincire vurup satmaya kalkanların kavgasıdır.
Nazım Hikmet, şu günlerde yaşadıklarımızın faili olanların nesebini, ta 70 yıl önce çıkarmıştı:
“Bitten, açlıktan, sıtmadan betersiniz.
Yüz Türkiye olsa
elinizden de gelse
yüzünü de zincire vurur,
yüz kere satarsınız."
Onlara inat Cumhuriyet'in 103. yaşı kutlu olsun!
Cumhuriyet, köken olarak Latince “res publica” yani “halkın ortak işi” anlamına gelir.
Ülkeyi bir kişinin ya da zümrenin değil, halkın seçtiği temsilcilerin yönetmesidir. Kral yoktur. Padişah yoktur. Egemenlik, bir kişiden alınır, millete verilir. Mustafa Kemal Atatürk’ün özlü sözüyle: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Egemenliği milletten alıp bir kişiye veren her iktidar, sonunda halkın iradesine yenilir. Tarih örnekleriyle doludur. #29EkimCumhuriyetBayramı
BirGün muhabiri İsmail Arı ‘gazetecilik suçu’ndan 8 gündür tutuklu! #GazetecilereÖzgürlük
BirGün muhabiri İsmail Arı ‘gazetecilik suçu’ndan 7 gündür tutuklu!
Unutma, unutturma, alışma! #GazetecilereÖzgürlük
Filiz Aslan retweeted
#GazetecilereÖzgürlük
BirGün muhabiri İsmail Arı ‘gazetecilik suçu’ndan 8 gündür tutuklu!
birgun.net/haber/birgun-muha…
Filiz Aslan retweeted
“TAHLİYE ARKADAŞLAR, TAHLİYE…”
Bugün eve geldiğimde kapının önünde, eşim Evren Buçan’ın 15 yaşına giren kızımız Berra’ya yazdığı mektup vardı. Mektubunda bir babanın özlemi, kızına kavuşma umudu ve şu cümle vardı: “Tahliye arkadaşlar, tahliye!” ❤️
Sizin kural tanımazlığınız, vicdansızlığınız ve iftiralarınız bizim hayatımızdan 1 yıl 3 ay 18 günümüzü çaldı hâlâ çalmaya devam ediyor.
Berra ve Serra, babalarının ne kadar onurlu olduğunu çok iyi biliyor. Bizi iftiralarınızla kirletemez, onurumuzu elimizden alamazsınız.
Evren’in mektubundaki o cümleyi biz de hep birlikte haykırıyoruz:
TAHLİYE ARKADAŞLAR, TAHLİYE!
Belediye davalarında haksız yere tutsak edilen, aileleriyle birlikte peşinen cezalandırılan herkes için adalet istiyoruz. Bu ailelerin ahı, bu zulme imza atanların yakasını hiç bırakmasın.
Tutuksuz yargılama esastır.
#EvrenBuçanİçinÖzgürlük
Berra ve Serra babalarına kavuşsun. ❤️
Filiz Aslan retweeted
Yusuf Tekin'in Kadıköy Lisesi ziyareti öncesinde açılan pankart gerekçesiyle tutuklanan TİP'li öğrenciler Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi. Dizdar "Çocuklar ölmesin diye mücadele ediyoruz, mücadeleyi büyüteceğiz" dedi
evrensel.net/haber/6007025/t…
Filiz Aslan retweeted
Haberi aldıktan sonra sürekli Cem’i düşündüm. Onu kaybetmek gerçekten çok acı. Çünkü onun bende bir yeri vardı. Bundan onlarca yıl önce birileri yüzünden uzak kalmıştık, sonra yeniden yakınlaştık. Ve Cem sevdiğim bir arkadaşım oldu. O da ben de ortalarda pek görünmediğimiz için yazışarak haberleştik, bazen fikir alışverişi, bazen dertler, çokça da edebiyatla ve yayıncılıkla ilgili sorunlar.
Benden uzak romanlar, metinler yazıyordu. Ama onların bizim edebiyatımız içinde çok kendine özgü yerleri olduğunu, onları ondan başka pek kimselerin de yazmayacağını biliyordum, değerliydi.
Editörlük ve yayıncılık sorunları üstüne en çok düşünenlerimizdendi. Düşündüklerini hep yazarak paylaştı. Onun sefinsalatasi.blogspot.com’dayazdıklarını keşke her editör, her yayıncı okusa. Onunla Notos’un 88. sayısında bir söyleşi yapmıştım, orada söyledikleri de önemliydi.
Beş yıldır kanserle uğraşıyor. Kendi içinde, sızlanmadan, dışavurmadan, sessizce. İnsan öyle zamanlarda onun gibi olmalı.
Ve oğlundan hemen sonra, beklemeden, oğlunun acısına dayanamadan gitti.
Cem artık bu hayatta yok. Onun gibi düşünen birisinin yokluğuyla edebiyat ve yayıncılık dünyamız bir eksilmedi, çok eksildi.
Daha çok yeni, on iki gün önce Afiş dergimiz için onunla bir söyleşi yapacaktık, soruları göndermiştim, aynı gün yanıt vermişti, artık şu satırları, adeta son sözlerini saklayacağım:
“Okurken içimi büyük bir sıkıntı kapladı, belki iki gündür çektiğim ağrı yüzünden, belki de gerçekten motivasyonumu yitirdiğim için. Senin suçun değil hiçbir şekilde, ne olur yanlış anlama. İnsan bazen bıkıyor işte –postmodernden de, modernden de, türkünden de yabancısından da. Yılda 4-5 iyi kitap çıktığı sürece bence endişelenecek bir durum yok – daha doğrusu bütün dünya aynı durumda olduğu için ekstradan üzülmeye gerek yok. Ruhundan tırnağına bu kadar uzun süredir bu kadar sert bir cenderede tutulan bir halk ve onun sanatçıları ne yapsın. Senin söylediklerini belki. ‘Benden bu kadar’ noktasına geldiğimi hissediyorum, o da pek birşey değildi herhalde.”
Sonra da, “Bana arada yaz, habersiz bırakma!” diye bitirmişti.
Çok ama çok üzgünüm.
























