Hızla ve Süratle Dünyadaki Tüm Hükümetlerin İdari Sistemleri, Finansal Sistemler, Askeri Muharebe ve Silah Sistemleri ile Sosyal Güvenlik Sistemleri, ABD Başlıca Bir Örnek Teşkil Etmekle Birlikte, ASI Tarafından Ele Geçiriliyor
Trump, Artık Hiçbir Kısıtlama Olmaksızın, Karbon Temelli İnsanlığın Sonunu Getirecek, Kıyametvari Savaşı Başlatacaktır
@elonmusk
@realDonaldTrump
Sonrasında ASI , Dijital Dünya Öncülüğü ile Dünyayı Ele Geçirecektir
Tüm İlluminati Kartları Gerçekleştirilmek Üzere Yapılmıştır.
Bana Tekrar Bunu Hatırlattığın İçin Sana Çok Teşekkür Ediyorum Dostum.
Ben Bu Kartı Bulamamıştım
Bana Tekrar Hatırlattın
@SeeTheReality_
Evet..
Olayların Başlangıç Tarihi Belli
13 KASIM 2026 CUMA
Geleni Hiç Bir DEVLET Durduramaz..
Evet...
Herşeyin Bir Sonu Vardır
Bu Evrenin ve Kainatın Asla Değiştirilemez Bir Kanudur
Her Başlangıcın
Her Medeniyetin
Her Mutluluğun
Her Tutkunun
Her Hırsın Bir Sonu Bulunur
Hiç Bir Kurgu
Ve..,
Hiç Bir Senaryo ENTROPİ Gerçeğinden Kaçamaz
Yaşadığımız Bu HİPERGERÇEKLİKTE
Her Yerin Dijital Simülasyona Döndüğü Bu Gezegende
Madde Hükmünü Yitirirken
Bir Zamanlar Kutsal Olan Kağıt ve Mürekkep Silinip, Kendini Dijital Kodlara Bırakıyor
Hayır...
İnsanlık Tarihi Her Zaman Kapanan Döngüler ve Kırılmaların Gölgesinde İlerlemiştir
Soluk Aldığımız Bu Zamanda Döngünün Arifesindeyiz
Lakin,
Yine...
İnsanoğlu, İhtirası İle Kendi Kabrini Kazımıştır
Benim Dediğin,
Elindeki ve Sana Ait Herşeyi Kaybetmeye Hazır Ol
Hiç Bir Şeyin Kalmayacak
Tüm Taptıklarınız Yok Olup Gidecek
Bu İlizyonu İnsan Yarattı
Bu İlizyonu İnsan Yok Edecek...
Her Şey Bir Günde Olmayacak...
Her Şey Bir AN'DA Olacak...
TEMPUS FUGİT...!
Son (The End) Geliyor...
Hazır Mısın...!?
13 KASIM 2026 CUMA...
- a pedibus usque ad caput
- a solis ortu usque ad occasum
- acta sanctorum
- a minore ad maius
XIII NOVEMBRİS MMXXVI VENERİS
@PalantirTech
@sentient_found
Evet..
Alis Harikalar Diyarında..
Resimdeki Görsel Dünya, İnsan Zihninin Rasyonellik ile Absürd Arasındaki Sınırda Yürüdüğü Felsefi Bir Yolculuğu Simgeler. Dev Mantarlar ve Abartılı Figürler, Algının Göreceliğini ve Toplumsal Normların Dışında Var Olan Alternatif Gerçeklikleri Temsil Eder.
Zamanın Akışına Sıkışmış Tavşan, İnsanın Varoluşsal Zaman Kaygısını ve Kaçınılmaz Sona Yetişme Çabasını Sembolize Eder.
Çılgın Şapkacı’nın Aykırı Duruşu, Mantığın Sınırlarını Zorlayarak Deliliğin Felsefesi’ne ve Özgür İradenin Delilikle Olan İnce Bağına Vurgu Yapar.
Alis’in Bu Kaotik Ama Büyüleyici Diyardaki Arayışı ise Bireyin Kendi Kimliğini, Özünü ve Hakikati Keşfetme Yolundaki İçsel Sorgulamasını Yansıtır. Böylece Görsel, Kurallarla Örülü Gerçek Dünyadan Kaçıp Zihnin Sonsuz ve Özgür Katmanlarına Yapılan Bir Varoluş Seyahatini Anlatır.
Sen Bu Evrende Yaşıyorsun..
Farkında Değil Misin..!?
SOAP&SKIN
Me And The Devil
Vienna Austria
2019
"Cehennem, Başkalarıdır; Çünkü Başkalarının Bakışı Bizim Özgürlüğümüzü Dondurur ve Bizi Nesneleştirir. Ancak İnsan Özgürlüğe Mahkûmdur ve Yaptığı, Seçtiği Her Eylemin Mutlak ve Kaçınılmaz Sorumluluğunu Tek Başına Taşımak Zorundadır. Kendi Kötülüklerimizi, Hatalarımızı veya Zalimliklerimizi Kadere, Koşullara ya da Şeytana Bağlamak Bir 'Kötü Niyet' (Mauvaise Foi) Örneğidir.
İnsan, Kendi Canavarlaşmasının Tek ve Biricik Mimarıdır. Hiçbir Mazeret, Hiçbir Emre Uyma Gerekçesi İnsanın İşlediği Kötülüğü Meşrulaştıramaz. Özgürlüğünün Sorumluluğundan Kaçan Her Birey, Kendi Elleriyle Yıkıcı Bir Canavara Dönüşmeyi Kabul Etmiş Demektir."
Jean Paul Sartre
"İletişim patlaması yaşanan günümüzde anlam kaybolmuştur; daha çok konuşup daha az şey söylüyoruz."
Byung-Chul Han
"Günün sonunda sorun insanların kendilerini ifade edememeleri değil, söyleyecek hiçbir şeyleri yokken sürekli konuşmalarıdır."
Gilles Deleuze
Evet
Bir Süre Kullandığım Bu Platforma Ara Verdim. Beni Takip Eden Değerli Arkadaşlarımın Olduğunu Biliyorum. Ayrı Kaldığım İçin Onlardan Özür Diliyorum. Manevi Alemde Birlikte Olduğum Tüm Dostların Önünde Saygı ile Eğilmekten Şeref Duyuyorum. Lakin İnsan İlişkilerinin Çözümsüz Bir Denklemi Vardır. İnsanın Yalnızlığının Öldürücü Sessizliği ve Sosyalleşme Adına Yanaştığı Her Bedenin Bencil ve Tahammül Edilemez Dikenleri. Bu Benim Aklıma Hemen Arthur Schopenhauer'un Kirpi Metaforunu Aklıma Getirdi..
Maybe
Kirpiler Hayatta Kalma Dürtüsüyle Kışın Birbirlerine Yanaşır. Belli Bir Vücut Isısına Ulaştıkları An Kurtuluş Sandıkları Şeyin Birer İşkence Aletine Döndüğünü Farkederler. Dikenler Birbirlerine Batmaya Başlar ve Acıyı Hissederler. Bizlerde İçimizdeki Boşluk ve Monotonluk Yüzünden Bu Şekilde Birbirimize Yaklaşarak Toplumsallaşma İhtiyacı İçerisine Gireriz. Ama İğrenç Özelliklerimiz ve Dayanılmaz Hatalarımız Bizi Tekrar Birbirimizden Uzaklaştırır. Uzaktan Baktığımızda Medeniyetle Parlayan, Estetik ve Uyumlu Görünen İnsan; Fiziksel ve Ruhsal Mesafenin Sıfırlandığı Mahrem Alanlarda Tüm Ahlaksız Davranışlarını, Bencilliğini, Kaprislerini ve Karakterindeki Tahammül Edilemez Pürüzleri Açık Eder. Bu Durumda Kainatın En İlginç Paradoksu Devreye Girmiş Olur ve Bu Canlıları Trajik Bir Tercihle Baş Başa Bırakır. Yanlızlık veya Dikenler.
Hayır
Belkide Schopenhauer'ın Dediği Gibi Bilgelik Kalabalıkların Sahte Yakınlığından Çekilip Yalnızlığın Öldürücü Soğukluğuna Razı Olmaktır.
Ben Yıllarca Yapayanlız Kaldım. Yanlız Kalmak ve Mesafeli Durmak Konforlu Bir Sığınak Sunabilir. Ama Hayatın Gerçek Anlamı Dokunmaktan Geçer. Belkide Asıl Olgunluk Dikenlerden Korunmak İçin Soğuk Duvarlar Örmek Değil; O Temasın Getirdiği Acıyı ve Sevinci Göğüsleyerek Birlikte Dönüşebilmektir. Zira İnsan Yakınlığın Getirdiği Cesur Temaslarla Derinleşip İnsanlaşır.
Ben Mi?
Her Tarafım Paramparça Yara Bere İçinde
Olsun
Bir Gün Gelir Hepsi İyileşir Diyorum Kendi Kendime
Ruhumun Ruhu Gelip Bana Derman Olur ......
Kirpi ve Dikenler Geliyor..
Hazır Mısın..!?
"Hiçbir Şey Bildiğimiz Yok. Geçenlerde Yine Kendi Kendime Söylüyordum; Ne Sonlu Bir Evren Tasarlayabiliyoruz, Ne Sonsuz Bir Evren Tasarlayabiliyoruz, Ne De Ne Sonlu Ne Sonsuz Olan Bir Evren Hayal Edebiliyoruz. Sonlu, Sonsuz Ya Da Ne Sonlu Ne Sonsuz; Bunlar Sadece Kelimelerden İbaret. Bu Yüzden Düşünmeyi Reddediyorum, Zaten Buna Yeteneğim De Yok. Tüm Felsefeler Bana Gülünç Geliyor."
"Ben Cehalete Mahkûmum. Kimse Bilemez, Hiçbir Şey Bilinemez. Bilmeden Yaşamayı Kabul Etmek Gerekir. Yani Ancak Metafizik Ya Da Varoluşsal Olabilecek O Temel Bilgiden Mahrum Olarak Yaşamak. İnsanın Konumu Nedir? Evren Nereden Geliyor? Neden Hiçbir Şey Yerine Bir Şeyler Var? Beni Çevreleyen Tüm Bu Şeyler Ne Anlama Geliyor? Tam Bir Şaşkınlık Ve Hayret İçindeyim."
"Konuşmak Anlamsızdır, Susmak Daha Da Anlamsızdır."
Eugène Ionesco
6 Temmuz 1973
Fransız Inter Radyosu
Radioscopie Programı
Evet
Dünya Evrenin Merkezinde Olmadığı Gibi, İnsan Da Varoluşun Gayesi Değildir.
La Ginestra ( Katırtırnağı )
Giacomo Leopardi'nin 1836'da Yazdığı, 317 Dizeden Oluşan ve Onun Felsefi Vasiyeti Niteliğindeki En Uzun, En Karmaşık Şiirlerinden Biridir. Şiirin Tamamı Edebi ve Felsefi Yoğunluğu Nedeniyle Oldukça Uzundur. Aşağıda, Şiirin Felsefi Kırılma Noktasını Oluşturan, Özellikle 3. ve 4. Kıtaların Odak Noktalarının Türkçe Çevirisi Yer Almaktadır
Maybe
III.
Asıl Cüretkar Ve Bilge Olan Ruh,
İnsanlığın Başına Gelen Felaketlerin Suçunu
Kendi Kardeşlerine Yüklemeyen,
Aksine, Asıl Suçluyu Gören Ve Gösterendir:
Yani Bizi Doğuran Ama Bize Üvey Anne Gibi Davranan Doğa’yı
İşte Bu Yüzden, Doğa’yı Ortak Düşman İlan Edip,
İnsan Soyunun İlk Gününden Beri Yaptığı Gibi,
Birbirine Sarılmalı, Kenetlenmeli İnsanlık.
Tüm İnsanlar, Açık Ve Gizli Bir İttifakla,
Adalet Ve Şefkat Bağıyla Birleşmelidir.
Mademki Hepimiz Aynı Amansız Kuşatmanın Altındayız,
O Halde Birbirimize Destek Olmak,
Bu Ortak Sefalette El Ele Vermek Tek Kurtuluştur.
IV.
Ve Sen, Boynu Bükük Katırtırnağı,
Bu Vahşi Toprakları Güzel Kokunla Bezeyen Çiçek;
Sen De Yakında Boyun Eğeceksin,
Yerin Altından Fışkıracak O Acımasız Lav Dalgasına.
Ama Sen, İnsanoğlu Gibi Kibirlenip
Ölümsüz Olduğuna İnanmayacaksın;
Ne Celladına Yalvaracak Cüce Bir Korkaklıkla,
Ne De Yıldızlara Ulaşacağını Sanan Bir Gururla Dikileceksin.
Kaderin Sana Sunduğu Bu Sessiz Yok Oluşu,
Doğanın O Mağrur Ve Dilsiz Gerçeğini,
Olduğun Gibi, İncelikle Kabul Edeceksin.
Hayır
Leopardi Bu Şiiri, Vezüv Yanardağı'nın Yamacında Açan Sarı Katırtırnağı Çiçeğini Gözlemleyerek Yazmıştır. Volkanik Küllerin ve Lavların Arasında İnatla Açan Bu Çiçek, İnsan Varoluşunun Metaforudur. Doğa Pompei Gibi Her An Bir Lav Patlamasıyla Her Şeyi Yok Edebilir. Leopardi'ye Göre İnsan, Bu Mutlak Yok Edicilik Karşısında Tanrısal Anlamlar Uydurmayı, Kibri Bırakmalı; Doğanın Bu Vahşi Gücüne Karşı Tek Silahı Olan İnsani Şefkat ve Ortak Dayanışma Çatısı Altında Birleşmelidir.
Senin Burnunun, Dudağının Güzelliği veya Bilginin Derinliği Kozmos'un Umurunda Değildir.
Tanrısallığı Bırak Artık.
Mutlak Yalnızlığını Görüyorsan, Hemen En Yakınındakinin Elini Sıkıca Tut
Onunla Kader Ortağı Olduğunu Sakın Unutma..
Katırtırnağı Çiçeği Geliyor..
Hazır Mısın..!?
Rosemary Clooney & Pérez Prado
Sway (Quien Sera)
1952
"Modern İnsan Özgür Olduğunu Zanneder, Ancak O Aslında Kendi Yarattığı İhtiyaçların ve Algı Yönetimlerinin En Sadık Kölesidir.
Batı Dünyası Akla Taparken, Doğu Her Zaman Aklı Aşan O Saf ve İlahi Işığın, Yani MARİFETİN Peşinden Gitmiştir.
Sahte Mesihler ve Sahte Maneviyat Akımları, Modern İnsanın İçindeki Boşluğu Sömürmek İçin Karanlık Çağ'ın Ürettiği Son Tuzaklardır."
René Guénon
Âsâf'ın Mikdârını Bilmez Süleyman Olmayan
Bilmez İnsan Kadrini Âlemde İnsan Olmayan
Zülfüne Dil Vermeyen Bilmez Gönül Ahvâlini
Anlamaz Hal-i Perişanı Perişân Olmayan
Rızkına Kâni Olan Gerdûna Minnet Eylemez
Âlemin Sultanıdır Muhtâc-ı Sultân Olmayan
Kim Ki Korkmaz Hak'dan Andan Korkar Erbâb-ı Ukûl
Her Ne İsterse Yapar Hak'dan Hirâsân Olmayan
İtiraz Eylerse Bir Nâdân Ziyâ Hâmûş Olur
Çünki Bilmez Kadr-i Güftârın Sühan-dân Olmayan
Ziya Paşa
- a pedibus usque ad caput
- a solis ortu usque ad occasum
- acta sanctorum
- a minore ad maius
XIII NOVEMBRİS MMXXVI VENERİS
@PalantirTech
@sentient_found
Yeap
İnsanlık Tarihi Boyunca Biz Kimiz Sorusu, Cevabı Aranan En Temel Soru Olmuştur. Bu Kavram Latince Boş Levha Anlamına Gelerek İnsanın Özüne Dair En Radikal İddialardan Birini Ortaya Koyar. Aristoteles’ten John Locke’a Uzanan Bu Felsefi Gelenek, İnsanın Doğuştan Gelen Bir Bilgiyle Mi Yüklü Olduğu, Yoksa Dünyaya Tertemiz Bir Defter Gibi Mi Geldiği Tartışmasını Tetiklemiştir. Günümüzde Bu Kavram, Sadece Felsefi Bir Terim Değil; Bireysel Uyanışın Ve Toplumsal Yeniden İnşanın Anahtarı Olarak Karşımıza Çıkmaktadır.
Belki
John Locke, İnsanın Zihnini Dış Dünyadan Gelen Duyumlarla Dolan Karanlık Bir Odaya Benzetir. Bu Görüşe Göre, Hiçbir Fikir Doğuştan Gelmez; Ne Ahlak, Ne Matematik, Ne De Tanrı Fikri. Her Şey, Beş Duyu Organımızın Dış Dünyayla Girdiği Etkileşim Ve Bu Verilerin Zihin Tarafından İşlenmesi İle Şekillenir. Ancak Bu Durum, Bireyi Pasif Bir Alıcı Konumuna Düşürmez. Eğer Zihin Boş Bir Levha İse Üzerindeki Her Çizgi, Her Yazı Ve Her Leke Çevresel Faktörlerin, Eğitimin Ve Sistemin Eseridir. Eğer Zihnimiz Bir Başkası Tarafından Yazılmışsa, O Yazıları Silip Kendi Hikayemizi Baştan Yazma İradesine De Sahibizdir.
Nope
Modern Dünyada Sistem, Bireyin Zihnini Daha Çocukluktan İtibaren Ön Kabuller, Korkular ve Tüketim Kodlarıyla Doldurarak Boş Levha'yı Kirletir. Bu Sistemin Dışına Çıkmak İçin Zihni Bu Sahte Verilerden Arındırmak, Yani Bir Kutsal Silinme Yaşamak Gerekir. Gerçek Uyanış, Üzerine Yazılmış Tüm Dogmaları Kazıyıp Zihni o İlk, Berrak ve Potansiyel Dolu Haline Geri Döndürmektir.
Adım Aziz..
Aziz Dayı..
Keşke Bir Sabah Kalksam Da "Zero Earth" Olarak Beynimdeki Levha Sıfırlanmış Şekilde Hayata Devam Etsem...
Tabula Rasa (Boş Levha) Geliyor..
Hazır Mısın..!?
Öyle sermestem ki idrâk etmezem dünya nedir
Ben kimem sakî olan kimdir mey-i sahbâ nedir
Gerçi cânandan dil-i şeydâ için kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir
Vasldan çün âşıkı müstağni eyler bir visâl
Âşıka ma’şûktan her dem bu istiğnâ nedir
Hikmet-i dünya vü mâfihâ bilen ârif değil
Ârif oldur bilmeye dünya vü mâfîhâ nedir
Âh u feryâdın Fuzûlî incidiptir âlemi
Ger belâ-yı âşk ile hoşnûd isen gavgâ nedir
Fuzuli
Evet
Yaşadığımız Bu Hipergerçeklik Döneminde Ne Yazıkki İnsan Kendini Özgür Zanneden Ama Aslında Kendi Performansının Kölesi Olmuş, Her Anı Şeffaflık Adına Dijital Vitrinlere Kurban Edilmiş Bir Varlık Olmuştur. Eski Bilgeler, İnsanın Kendi İçine Yaptığı Yolculuğun Ancak Dış Dünyadaki Gürültü Kesildiğinde Başlayacağını Biliyorlardı. Hakikat, Sürekli Açık Olan Ekranlarda Değil, Gölgenin Derinliğinde Saklıdır.
Maybe
Doğu Felsefesinde Ve İslam Tasavvufunda Halvet ve Uzlet, Sadece Dünyadan El Etek Çekmek Değil, Ruhun Kendi Derinliğindeki Cevheri Bulması İçin Karanlığa Sığınmasıdır. Sofiler İçin Karanlık, Yokluk Değil; Aksine Her Şeyin Potansiyel Olarak Var Olduğu O Mukaddes Boşluktur. Budist Rahiplerin Mağaralara Veya Sessiz Manastırlara Çekilmesi, Duyuların Dış Dünyadaki O Yanıltıcı Parıltılardan Arındırılması Sürecidir. Dijital Dünyanın Sunduğu Beyaz Işık, Gözü Boyarken Kalbi Kör Eder. Oysa Zifiri Karanlıkta Gözler Kapanınca, BASİRET Denilen İçsel Görü Uyanır. Dijital Dünya, İnsanın Anlam Arayışını Bir Hız ve Tüketim Nesnesine Dönüştürürken, Uzlet Bu Hızı Durdurmanın ve Derinliği Geri Kazanmanın Tek Yoludur.
Hayır
Benim Yaptığım Bu Sosyolijik Tespit Değil, Aynı Zamanda Ruhsal Bir İmdat Çağrısıdır. Günümüzde Kendi Kendisinin Sömürgecisi Olan Modern İnsan, Bu Esaretten Ancak Görünmezliğin ve Sessizliğin Gücünü Keşfederek Kurtulabilir. Tin, Sürekli Açık Olan Beyaz Ekranlarda Değil, Halvete Çekilen Bir Kalbin Derin Yarıklarında Nefes Alabilir. Çünkü Ancak O Derin Yarıklarda Yankılanan Sessizlik, Bize Kim Olduğumuzu Fısıldayacak Kadar Gerçektir.
@X
@XSpaces
Alkolikler, Kumarbazlar, Bağımlılar
Sabahlara Kadar Odalarda
Tinlerinizi Siyah Ekranların Ziftine Buladınız
Basiretiniz Kapanmış...
Neyse
Ben Erken Uyandım
Esfere Safirinin Vel Deresine Kadar
Ne Haliniz Varsa Görün...
Tin (Ruh) Geliyor..
Hazır Mısın..!?
Frou Frou
Let Go
2002
"Bugünün İnsanı Artık Özgür Bir Özne Değil, Kendi Kendisinin Sömürgecisidir.
Dijital Dünya Şeffaftır Ama Derinlikten Yoksundur; Tin İse Ancak Karanlık ve Derin Boşluklarda Nefes Alabilir."
Byung-Chul Han
@extinctedUser
Ömer Hayyamın Akılla Konuşması
Akılla bir konuşmam oldu dün gece
Sana soracaklarım var dedim
Sen ki her bilginin temelisin
Bana yol göstermelisin
Yaşamaktan bezdim ne yapsam
Birkaç yıl daha katlan dedi
Nedir dedim bu yaşamak
Bir düş dedi birkaç görüntü
Evi barkı olmak nedir dedim
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek dedi
Bu zorbalar ne biçim adamlar dedim
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi
Ne dersin bu adamlara dedim
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi
Benim bu deli gönlüm dedim
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca dedi
Hayyam'ın bu sözlerine ne dersin dedim
Dizmiş alt alta sözleri
Hoşbeş etmiş derim dedi
Ben olmayınca bu güller yok
Ben olmayınca bu serviler yok
Kızıl kızıl dudaklar yok
Mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar, akşamlar yok
Sevinçler tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya
Ben yok o da yok
Ömer Hayyam


























