
Finans ve ekonomi. ex hazineci, #bireyselemekliliksistemi blog yazarı, girişimci mentor, GS 107, ODTÜ IE '80, Stanford MSIE '82
Joined May 2018
- Tweets3.1K
- Following421
- Followers12.7K
- Likes7.3K
Akin Rota retweeted
Tezmen'in Takasbank adayı olarak MKK yönetim kuruluna seçilmesi olağan değil.
Normalde sektör temsilcileri Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğinin (TSPB) 1 kişilik kontenjanından girer bu kurula.
Diğer YK koltukları genelde bürokratlara verilir.
Tahmin edersiniz ki Takasbank yönetim kurulu ve Genel müdürü bu adaylık kararını kendi başına veremez.
Tezmen'i aday gösterme talimatını Takasbank yönetimine verenler fon dolandırıcıları ile işbirliği yapanlardır.
Bu basit gerçeği ortaya çıkarmak hiç zor değil.
"Gideceği yere kadar gitsin" diyenler samimilerse, Tezmenin aday gösterildiği Ağustos 2023 ve Haziran 2024'de görevde olan Takasbank yönetimlerine sormalılar.
Biraz önce Sayın @memetsimsek açıkladı. Emre Tezmen'i MKK yönetim kurulu üyeliğine Takasbank önermiş.
Hatırlatalım: Takasbank genel müdürü (eski DDK Başkanı) ev hapsinde.
Takasbank'ın %64.2'si Borsa İstanbul'un. Borsa İstanbul genel müdürü tutuklandı. Yönetim kurulu başkanı Erişah Arıcan Meclis komisyonuna bile gelmiyor.
Akin Rota retweeted
İktisatçı Kerim Rota:
TMKŞ diye bir şirket var. Hazine’nin kurduğu. Burada bile batık oldu. Teminatlı ödemelerdi hepsi.
Yatırımcılara bir hafta önce ‘paranız bizde emanette, merak etmeyin’ diye raporlar gidiyordu.
Bir hafta sonra tek kuruş ödeyemedi TMKŞ.
Sorulduğunda ‘parayı bir yerden geri alamadık’ diyorlar.
Nereden geri alınamadığını söylemiyorlar. Ve bunun bir banka olduğu söyleniyor.
Akin Rota retweeted
Biraz önce Sayın @memetsimsek açıkladı. Emre Tezmen'i MKK yönetim kurulu üyeliğine Takasbank önermiş.
Hatırlatalım: Takasbank genel müdürü (eski DDK Başkanı) ev hapsinde.
Takasbank'ın %64.2'si Borsa İstanbul'un. Borsa İstanbul genel müdürü tutuklandı. Yönetim kurulu başkanı Erişah Arıcan Meclis komisyonuna bile gelmiyor.
Akin Rota retweeted
T+0 da jet hızla hisse takası da gördük böylece.
O gün fonunu satanlara parasını ödemeyen, Türkiye Sigorta'dan ödünç aldığı tahvilleri iade etmeyen Tera, FBSK'ya 16 Eylül de sattığı hissenin parasını aynı gün valörüyle ödemiş.
Partilinin parası hepsinden kıymetliymiş.
ESKİ BAKAN FATMA BETÜL SAYAN KAYA’NIN TUTUKLAMAYA SEVK YAZISINDA NE ANLATILDI?
Savcılığın tutuklamaya Fatma Betül Sayan Kaya hakkında “Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma”, “Sermaye Piyasası Kanununa Muhalefet” suçundan tutuklama talep ettiği sevk yazısında; Özata Denizcilik San. ve Tic. A.Ş. isimli şirket hissesinde işlem verileri ve bulgular neticesinde şüpheli Fatma Betül Sayan Kaya'nın kamuya açıklanmamış ve Sermaye Piyasası aracının fiyatını, değerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgilere sahip olduğu yönünde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından rapor düzenlendiğini belirtti. Sevk yazısında, “Cumhuriyet Başsavcılığımıza suç
duyurusunda bulunulduğu, ilgili hissede yapılan işlemler ve KAP'taki (Kamu Aydınlatma Platformu) sermaye ve ortaklık yapısı incelendiğinde Tera grubunun şirket ve fon bazında OZATD hissesinde yoğun miktarda hisse alım işlemi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.
TERA GRUBU YÖNETİCİLERİYLE YOĞUN GÖRÜŞME
Sevk yazısında; kapsamında alınan ifadelerde Fatma Betül Sayan Kaya'nın Tera grubu yönetim kurulu başkanı Emre Tezmen ile görüştüğü, Tera grubu yöneticilerinden Erdin Özel ile geçmişten tanışıklığı olduğuna yer verildi.
Ayrıca yazıda, hisse yatırım sürecinde Fatma Betül Sayan Kaya’nın Özel ile görüşmesinin yoğun bir şekilde devam ettiği belirtildi.
“BAKİYE AYNI GÜN HESABA GEÇTİ”
Ayrıca Fatma Betül Sayan Kaya'nın Tera grubunda yatırım hesabı açtığının da işlem ve beyanlarla doğrulandığı anlatıldı. Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında, “İlgili hissenin hisse değerinin yükselişinin 2026 yılının Nisan ayında başladığı ve düşüş eğiliminin ise fonlarla ilgili olarak alınan tasfiye kararını yani 17.09.2026 tarihinden 1 gün öncesi olan 16.09.2026 tarihine kadar devam ettiği, şüpheli Fatma Betül Sayan Kaya'nın OZATD hissesini alış zamanı 2026 yılının Nisan ayı olup, almış olduğu hissenin satış tarihinin ise 16.09.2026 tarihi olduğu, ayrıca bu tarihte hissenin piyasada satılmayıp virman şeklinde Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş tarafından alındığı ve hisse değerininde şüphelinin hesabına aynı gün
yatırıldığının anlaşıldığı, Öncelikle OZATD hissesinin T+2 pozisyonunda olduğu, yani hisse satış işleminin gerçekleşmesinden sonraki 2 iş günü süren takas süresinde satış sonucu elde edilen miktarın hesaba geçtiği bir durum söz konusu olmasına rağmen şüpheli Fatma Betül Sayan Kaya'ya ait hisselerin satışının T+0 pozisyonunda yani virman şeklinde yapılarak bakiyenin aynı gün içerisinde hesaba geçtiği, bu virmanın Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş'ye yapıldığı, aynı gün içerisinde de bu şirket tarafından şüphelinin hesabına hisse satış bedelinin yatırıldığı tespit edilmiştir.”
“TASFİYE KARARINI ÖNDEN BİLEREK İŞLEM YAPTI”
“Burada yapılan satış işleminin 16.09.2026 tarihi olduğu yani tasfiyeden 1 gün önce bu işlemin gerçekleştiği, yukarıda da belirtildiği üzere şüphelinin Tera grubu yöneticileri ile diyalog halinde oluşu, ilk defa borsa yatırımcısı olmasına rağmen yatırım miktarının yüksek değerde oluşu dikkate alındığında şüphelinin hissenin fiyat hareket aralığını bildiği ve yine tasfiye kararının verileceğini de bilerek işlemler yaptığı görülmektedir. Bu kapsamda şüphelinin kaçma ve delil karartma şüphesi dikkate alındığında hakkında uygulanacak adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz olacağı, yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda da üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla” ifadeleri kullanıldı.
Akin Rota retweeted
VARLIK FONU’NA AİT ŞİRKETİN PARASI, YK BAŞKANI’NIN İCAZET VERDİĞİ PORTFÖY ŞİRKETİNDE KİLİTLİ!
SEDDK tarafından, katılım esasları çerçevesinde sigortacılık ve bireysel emeklilik faaliyetlerinde dışarıdan Danışma Komitesi hizmeti alınması uygun görülen 7 kuruluş bulunuyor.
Ne tesadüftür ki bu hizmeti alması gereken şirketler, Danışma Komitesi hizmetini Servet Bayındır’ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu İslam İktisadı Araştırmaları Vakfı’ndan alıyor.
Üstelik Servet Bayındır’ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Türkiye Katılım Sigorta A.Ş. ile Türkiye Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş. de danışmanlık hizmetini kendi vakfından alıyor.
Peki, Servet Bayındır kimdir?
Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi
Vakıf Katılım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
Türkiye Katılım Sigorta A.Ş. ve Türkiye Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
Olay bununla da bitmiyor!
Servet Bayındır, fon vurgunuyla gündeme gelen TERA Portföy, Atlas Portföy ve Hedef Portföy’e icazet belgesi düzenliyor.
Üstelik Hedef Portföy’e verilen icazet belgesi, fon vurgunundan çok kısa süre önce düzenleniyor.
Türkiye Katılım Sigorta A.Ş. ve Türkiye Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş.’nin finansal tablolarını incelediğimizde, milyarlarca liralık varlıklarının yatırım fonlarında değerlendirildiğini görüyoruz.
Varlık Fonu’na ait bu şirketlerin paralarının da icazet belgesi düzenlenen üç portföy yönetim şirketinden birinde kilitli kaldığını görüyoruz.
Soruyoruz: Bu tablonun adı liyakat mi, sadakat mi?
Akin Rota retweeted
Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nu sahur vakti evini binlerce polisle basıp gözaltına alacaksın, iki milyar TL’yi piyasa dolandırıcılığı ile yürütmüş eski bakanını bir zahmet adliyeye “davet edeceksin”!!
Sonra da bu ülkede herkese eşit hukuk var diyeceksin!!
Bu çifte standardı, bu adaletsizliği millet en net haliyle görüyor, hiç merak etmeyin.
Akin Rota retweeted
TARFİN'in sahibi Ali Emre Ballı aynı zamanda TMKŞ Yönetim Kurulu üyesi. Bir tarafta yatırımcılara ödeme yapılmasını sağlayacak alacakların tahsilatından sorumlu şirket, diğer tarafta bu alacaklara dayalı menkul kıymetleri ihraç eden yapıyı kuran kuruluş var. Nereden baksanız çıkar ve görev örtüşmesi var.
Üstelik sorunlar bununla da sınırlı değil. TMKŞ'nin yayımladığı bir ihraç raporunda TARFİN hem kaynak kuruluş hem hizmet sağlayıcı olarak yer alırken, Mehmet Memecan da fon kurulu üyeleri arasında bulunuyor.
Tahsilatı gerçekleştiren şirketle fon yönetimi arasındaki bu ilişkiler nasıl denetlendi? Ödemelerin aksadığı tarihlerde fon kurulunda kimler vardı? Nakdin değerlendirilmesine ilişkin hangi kararları aldılar?
Bir diğer önemli soru da tahsil edilen paraların nerede değerlendirildiği.
Çiftçilerden tahsil edilen paraların vade gününe kadar değerlendirilmesinde, TARFİN yöneticileriyle ortak yönetim ilişkileri bulunan, ortakları arasında Mustafa Yazıcı'nın da olduğu Adil Varlık, Fair Finansman gibi şirketlere herhangi bir kaynak aktarıldı mı?
Aktarıldıysa bu işlemleri kim onayladı, çıkar çatışmasını önlemek için hangi kontroller uygulandı ve yatırımcıların parası nasıl korundu?
Ayrıca tahsilatların herhangi bir bölümü Adil Katılım Bankası nezdinde tutuldu mu? Bu banka veya söz konusu şirketlerle yapılan işlemler nedeniyle zarar, bloke ya da nakde erişim sorunu oluştu mu? TARFİN VDMK'larının ödenememesiyle bu işlemler arasında bir bağlantı var mı?
Bu soruların cevabı, hesap hareketleri ve fon kurulu kararlarıyla verilmelidir.
Çünkü burada asıl mesele çok açık:
Çiftçi borcunu ödemişse, o para nerededir?
Ödeme için ayrılması gereken para, ödeme günü kullanılamıyorsa yatırımcıyı koruyan mekanizma nerede? Alacağın varlığını kontrol eden sistem, tahsil edilen paranın güvenliğini de kontrol ediyor mu?
Yapılması gereken çok net: TMKŞ, fon kurulları ve ilgili denetim kurumları her ihraç için hesabı ortaya koymalıdır. Hangi senetler devralındı, ne kadarı tahsil edildi, para hangi yöntemlerle ve hangi hesaplara girdi, nerelere aktarıldı ve bugün ne kadarı yatırımcıya ödenebilir durumda?
Bu sorular cevaplanmadan, sorumluluğu yalnızca TARFİN'in ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesine bağlamak yeterli değildir.
Maalesef bu tablo, fon vurgununun yarattığı güven krizinin yalnızca şirket tahvilleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Kriz, arkasında belirli alacakların güvence olarak gösterildiği ve bu nedenle daha sağlam işlemesi beklenen finansal araçlara da uzanmış durumda.
Varlığa dayanmak tek başına yetmiyor. O varlığın tahsilatını koruyamayan bir sistem, yatırımcıyı da koruyamıyor.
Akin Rota retweeted
TARFİN Skandalı: Çiftçi Borcunu Ödüyor. Peki Yatırımcı Neden Parasını Alamıyor?
Geçtiğimiz günlerde aracında ölü bulunan Ali Emre Ballı'nın sahibi olduğu TARFİN meselesinin merkezindeki soru bu.
Açıklanması gereken yalnızca bir şirketin ödeme güçlüğü değil; çiftçiden tahsil edilen paranın, yatırımcıya ödeme yapılacağı güne kadar nerede tutulduğu, nasıl değerlendirildiği ve kim tarafından korunduğu.
Önce sistemin nasıl çalıştığını anlatalım.
TARFİN, çiftçilerin gübre, yem ve tohum gibi ihtiyaçlarını vadeli olarak karşılamalarını sağlıyor. Karşılığında çiftçilerden senet alıyor. Bu senetlerden doğan alacaklar bir fona devrediliyor; fon da bunlara dayalı menkul kıymet çıkararak yatırımcılardan finansman sağlıyor. Çiftçi senedini ödediğinde, tahsil edilen paranın yatırımcıya yapılacak ödemeyi karşılaması bekleniyor.
Bu yapıyı kuran Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi, yani TMKŞ.
Ortakları arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı, Borsa İstanbul, kamu ve özel bankalar ile finans sektörü birlikleri bulunuyor. Temel işlevi, gelecekte tahsil edilecek alacakları kurduğu fonlar aracılığıyla bugünden finansmana dönüştürmek. Bu ortaklık yapısı Hazine garantisi anlamına gelmiyor; ancak tahsilatların korunması ve yatırımcı haklarının gözetilmesi konusunda ciddi bir kurumsal sorumluluk doğuruyor.
İşte fon skandalı burayı da sardı.
TMKŞ'nin kurduğu TARFİN Birinci Varlık Finansmanı Fonu'nun üç ihracında, 26–27 Ekim 2026 tarihlerinde anapara ve kupon ödemeleri yapılamadı. Yaklaşık 74,94 milyon TL'lik kuponlar 28 Ekim'de ödendi. Ancak bu üç ihracın 407 milyon TL'lik anaparası için ödeme sorunu ortaya çıktı. KAP açıklamalarında gerekçe, TARFİN'in hizmet sağlayıcı ve garantörlük yükümlülüklerini yerine getirmemesi olarak gösterildi.
Bu açıklama soruyu kapatmıyor, aksine büyütüyor:
Fona devredilmiş senetlerin ne kadarı tahsil edildi? Tahsil edilen para hangi hesaplarda?
Çünkü burada söz konusu olan araç, yalnızca şirketin genel ödeme gücüne dayanan bir tahvil değil. Adı üzerinde, Varlığa Dayalı Menkul Kıymet: VDMK.
Arkasında çiftçilerin senetlerinden oluşan belirli bir alacak havuzu var. Bu yapı, yatırımcıya yapılacak ödemenin kaynağını somutlaştırmak ve alacakları ayrı bir fon bünyesinde tutmak için kuruluyor. Senet tahsil edildikten sonra da korumanın devam etmesi gerekiyor. Alacağın yerini alan nakit, ödeme gününe kadar güvenle muhafaza edilmeli.
Burada çok önemli bir tahsilat meselesi var.
Elde ettiğimiz bilgiler, tahsilat sisteminde ciddi biçimde sorgulanması gereken bir uygulama bulunduğuna işaret ediyor.
Çiftçilerin havale yoluyla yaptıkları ödemelerin TMKŞ tarafındaki tahsilat hesabına, kredi kartıyla yaptıkları ödemelerin ise doğrudan TARFİN'in kendi hesabına yönlendirildiğine ilişkin güçlü iddialar var.
TMKŞ'ye soruyoruz: Bu iddialar doğru mu? Çiftçilerin kredi kartıyla yaptığı ödemeler gerçekten TARFİN'in hesaplarına mı aktarılıyordu? Havale ve kredi kartı dışında başka tahsilat yöntemleri de kullanıldı mı? Kullanıldıysa bu tahsilatlar hangi hesaplarda toplandı?
Eğer kredi kartıyla yapılan tahsilatlar TARFİN'in hesaplarına giriyorsa, bu paralar fon hesabına ne zaman aktarılıyordu? Şirketin kendi nakdiyle karışmasını önleyen mekanizma neydi? Banka ve POS kayıtlarıyla fon kayıtları düzenli olarak karşılaştırılıyor muydu?
Daha da önemlisi, TMKŞ, yatırımcıya ait olması gereken tahsilatların tamamını anlık olarak izleyebiliyor muydu? Yoksa yatırımcının parasının bir bölümü, hizmet sağlayıcı şirketin kontrolünde mi kalıyordu?
Bunlar hesap hareketleriyle kolaylıkla açıklığa kavuşturulabilecek sorular. TMKŞ'nin tahsilat kanallarını, hesap sahiplerini ve fonlara yapılan aktarımları kamuoyuna açıklaması gerekiyor.
Bir başka kritik mesele de yönetimdeki görev örtüşmesi.
Akin Rota retweeted
Sayın Adalet Bakanı, Aşağıdaki İfadeler Size Ait;
"Fon soruşturmasında; yapı, basit bir borsa vurgunuyla sınırlı değil, kapsamlı organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapısı tespit edilmiştir.
Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi 'soran, sorgulayan, yanlışa, yanlış' diyen vatandaşlarımızın sözünü önemseriz".
Hepimizin destekleyeceği ifadeler bunlar.
Ben de, Ülkeye ihanet boyutunda zarar veren bu kirli yapı ve dolandırıcılıklar konusunda kamu kurumlarını ve yatırımcıları uyarmaya çalışmıştım. Sonuç;
İlki sabaha kadar nezarethane olmak üzere, iki defa gözaltına alındım.
Sonrasında telefonuma el kondu, imza yükümlülüğü ve yurtdışı yasağı getirildi, X hesabım kapatıldı.
Üstelik bunlar yetmezmiş gibi uyarılarım halkı yanıltıcı bilgi gibi görülerek hakkımda da iki dava açıldı.
Biri yarın yani 5 Kasımda, diğeri ise 11 Kasımda.
Bu arada basına kötü niyetle ve iftira niteliğindeki suç iddiaları servis edildi.
Maddi ve manevi çok ciddi zararlar ödemek durumunda bırakıldım.
Bu davaların açılış nedenlerini ve gerisindeki düşünceleri tahmin edebilecek kadar tecrübeye sahip olduğumu düşünüyorum. Konuşacağım çok şey var. Bunları da uygun zamanlarda açıklayacağım.
An itibari ile halkı benim yanıltmadığım, bu yargı kararlarına imza atanların halkı yanıltarak milyonlarca insanın mağduriyetine sebebiyet verdiği net biçimde ortaya çıkmıştır.
Bugün organize suç örgütü dediğiniz yapının başındaki bir kişinin şikayeti ile o gün bana yöneltilen o haksız ve hukuksuz ithamlar, gerçek sahipleri olan bu şebekelere yöneltilebilmiş olsaydı, bugün milyonlarca insan mağdur olmaz ve Ülke de bu kadar tahrip edilemezdi.
Adalet Bakanı ve HSK'nın Başkanı olarak sizden Kurul'a yaptığım ikinci şikayet ile ilgili gereğinin yapılmasını ve bir ÖZÜR bekliyorum.
@RTErdogan
@abakingurlek
Para Makinesi
Ağustos 2026’da Tera’nın BJK’ya sponsorluk töreninde Başkan Serdar Adalı, “Para lazım olunca Tera’dan isteyeceğiz” derken diğer kulüp başkanlarının ona gıptayla baktığını hissedebiliyorduk. Öyle ya, yanında TCMB gibi para yaratmasını bilen biri oturuyordu! Üstelik TCMB Başkanının aksine bu kişi parayı esirgemiyordu.
Peki, kendisine bu para basma yetkisi nereden verilmişti? Bunun için neler gerekiyordu?
Önce 2026 yılı boyunca Takasbank Para Piyasası’nda (TPP) borçlanmak için kabul edilen teminat türlerine bakalım. Bunlar DİBS, altın, Türkiye Eurobondları, teminat mektupları, banka bonoları, BIST 100 endeksindeki hisse senetleri, yatırım fonları, vb.
Son 4 ve kalın yazdıklarım bizi ilgilendirenler.
Her teminat türünün ayrı bir katsayısı var. Örneğin DİBS için 1,1 kat, hisse senetleri için 1,4 kat teminat bulundurmak gerekiyor. Bunların dışında teminat grupları ve kıymet limitleri de var. Ancak farklı teminat türleri bir arada kullanıldığında bu limitlerin etkisi değişebiliyor.
Yunus Arıncı’nın Tera’nın 21 milyar TL teminat karşılığında 9 milyar TL borç kullandığı ve teminat oranının 1,9 kat olduğu yönündeki açıklamasında, teminatların türü ve kalitesi konusuna hiç girmemesi ciddi bir eksiklik.
Üstelik teminat türlerine göre belirlenmiş katsayılar ortadayken, açıklanan 1,9 katlık fiilî teminat oranının nasıl oluştuğu da merak konusu. Bu oranın arkasında kamuoyuyla paylaşılmayan başka ayrıntılar mı vardı?
Peki, bu teminatlar nasıl “üretilebilir”
“Quid pro quo” (karşılıklı çıkar) yaklaşımını benimseyen müşfik bir BDDK sayesinde, adlarını sıkça duyacağımız üç yatırım ve bir katılım bankası üzerinden teminat mektubu ve banka bonosu üretmek mümkün olabilir.
İlişkili şirketlerin kıymetleri teminata kabul edilmiyor olsa bile, piyasanın gayet iyi bildiği çek çevirme/kaydırma mantığıyla birbirlerinin bono ve teminat ihtiyaçlarını, ortada kayda değer bir nakit ihtiyacı olmadan karşılamak pekâlâ mümkün.
Öte yandan, Silahşörlerimizin (Piyasaşör mü desek?) para koymadan tahta ve fon zıplatma konusundaki becerileri de malum. Bu konuya ayrıca girmeye gerek yok sanırım.
“Her finans dehasının arkasında yaratıcı bir muhasebeci vardır” nitter.cf/akinrota/status/211533… başlıklı yazımda belirttiğim ödünç alınmış devlet tahvillerinin yanına, kendilerinin “ürettiği”hormonlu birkaç teminat daha ekleyerek TPP üzerinden borçlanma kapasitesi yaratmanın yöntemini de bulmuş olabilirler.
Not: Bu yazıdaki değerlendirmelerim doğrudan işlem kayıtlarına değil, kamuoyuna yansıyan açıklamalara, haberlere ve yorumlara dayanıyor. Böyle bir para yaratma mekanizması kurulmamışsa, bu yazının geleceğin finansal illüzyonistlerini önlemek için düzenleyici kuruluşlara bir yol haritası sunmasını dilerim.
Takasbank Başkanı Yunus Arınca istifa etmiş.
Etme ihtimalini 12 Ekim 2026’da yazdım
Dahası var.
Bu herkese PPF’ler öncelikle 1 milyon deyip sonra 250 bine düşme nedeni TAKASBANK zararını kapatmak
Çok basitçe anlatayım
Geçtiğimiz cuma günü dağıtılan tutar 29.5 milyar TL açıklandı.
Halbuki sadece #TP2 portföyünün tasfiye tarihinde %15’i TPP ve bunun vadesi 1 gün
Takasbank’ın sadece bu işlemden bile 36 Milyarı +1 günlük faizi ile #TP2’ye vermesi gerekirdi.
Halbuki başka nakite dönen varlıklar diğer fonlarda PPF’ler vs toplamı 36 milyara da eklenmesi gerekirdi.
Özetle Takasbank sadece #TP2 de 36 milyar batırdı. Çünkü havuzdan borç verdiği diğer fonlarda 1.9 teminata rağmen alacağını alamadı!
Halbuki TPP’ye borç veren Takasbank’tan kim borç alıyor bilmiyor. Hani pay repo gibi gidip kendi fonuna borç verse kendi zararı dersin.
Takasbank neden bu kadar riskli işlemlere girdi? Çünkü gir dedi siyasi otorite.
Dediğim her şey gerçekleşiyor çünkü matematiği böyle. Özel bir medyumluk değil
Finansal KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği)
Yazının mürekkebi kurumadan gelen açıklama, iddiaları doğrular nitelikte.
Bu skandal, finans dünyasına özgü bir KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği) modelini öne çıkarıyor.
Sadece bu kez ortada bir inşaat projesi bile yok. Ama kamu ve özel sektör taraflarının bütün aktörleri yerli yerinde!
Bu da finansın illüzyon yaratma gücünü gösteriyor.
İllüzyon demişken, bu işin bir de insan kaynağı boyutu var.
Normal şartlarda şube müdürlüğü yapacak mesleki yetkinliğe bile sahip olduğu tartışmalı olan bir grup insanın, önlerinin beklenmedik şekilde açılmasıyla devletin finans yönetiminde önemli pozisyonlara yerleştirilmesinin hikâyesi…
Üstelik Merkez Bankası, BDDK ve Varlık Fonu iştirakleri arasında teknik direktörleri kıskandıracak bir rotasyonla birbirlerinin özgeçmişlerini parlatma konusunda hayli becerikli çıkmışlar.
“Her finans dehasının arkasında yaratıcı bir muhasebeci vardır” demiştik. Tabii iş sadece yaratıcı muhasebeci bulmak değil, onu doğru yere de yerleştirmek lazım.
Her finans dehasının arkasında yaratıcı bir muhasebeci vardır
Ekteki haberde dikkatimi aşağıdaki cümle çekti:
“İddiaya göre Çakmak, kurumun mevduatıyla devlet tahvili aldı. Ardından bu tahvilleri Tera’ya devrederek karşılığında fon aldı.”
Yani ortada bir DİBS-Fon takası (swap) var.
Peki, bu işlem kimsenin dikkatini çekmeden yapılabilir miydi? Şirketin mali tablolarında gözükmez miydi? göz önünden saklanabilir miydi? Merak ettim, biraz araştırdım.
Karşıma çıkan tablo ilginç:
•Tahviller bilançoda kalıyor. Sigorta şirketlerinin halen uyguladığı muhasebe kurallarına göre, devredilen devlet tahvilleri şirketin varlıkları arasında gösterilmeye devam edebiliyor.
• Alınan fonlar bilançoda görünmüyor. Bunlar, bilanço dışında izlenen nazım hesaplarda, yani şirketin varlık ve borç toplamına doğrudan yansımayan kayıtlarda takip edilebiliyor.
•Ama küçük bir ayrıntı var: Karşı tarafa tahvilleri satma veya rehin verme hakkı tanınmışsa, tahviller bu kez bilançoda “ödünç verilen menkul kıymetler” hesabında gösteriliyor.
Kısacası, işlemin ayrıntılarına bağlı olarak, şirketin elinden çıkan tahviller bilançoda kalırken karşılığında aldığı fonlar bilanço dışında izlenebiliyor. Üstelik karşı tarafın tahvilleri satma veya rehin verme hakkı gibi önemli bir ayrıntı “gözden kaçırılırsa”, işlemin gerçek niteliği bilançoya gerektiği gibi yansımayabilir.
Finans dünyada, üzerinde en çok kafa yorulan alanlardan biridir. Neredeyse her işlem türü keşfedilmiş, her finansal mühendislik tekniği denenmiştir.
Size bir finans dehası gösteriliyorsa, bilin ki aslında “yaratıcı” bir muhasebeciye bakıyorsunuzdur.
sozcu.com.tr/tera-portfoy-un…
Her finans dehasının arkasında yaratıcı bir muhasebeci vardır
Ekteki haberde dikkatimi aşağıdaki cümle çekti:
“İddiaya göre Çakmak, kurumun mevduatıyla devlet tahvili aldı. Ardından bu tahvilleri Tera’ya devrederek karşılığında fon aldı.”
Yani ortada bir DİBS-Fon takası (swap) var.
Peki, bu işlem kimsenin dikkatini çekmeden yapılabilir miydi? Şirketin mali tablolarında gözükmez miydi? göz önünden saklanabilir miydi? Merak ettim, biraz araştırdım.
Karşıma çıkan tablo ilginç:
•Tahviller bilançoda kalıyor. Sigorta şirketlerinin halen uyguladığı muhasebe kurallarına göre, devredilen devlet tahvilleri şirketin varlıkları arasında gösterilmeye devam edebiliyor.
• Alınan fonlar bilançoda görünmüyor. Bunlar, bilanço dışında izlenen nazım hesaplarda, yani şirketin varlık ve borç toplamına doğrudan yansımayan kayıtlarda takip edilebiliyor.
•Ama küçük bir ayrıntı var: Karşı tarafa tahvilleri satma veya rehin verme hakkı tanınmışsa, tahviller bu kez bilançoda “ödünç verilen menkul kıymetler” hesabında gösteriliyor.
Kısacası, işlemin ayrıntılarına bağlı olarak, şirketin elinden çıkan tahviller bilançoda kalırken karşılığında aldığı fonlar bilanço dışında izlenebiliyor. Üstelik karşı tarafın tahvilleri satma veya rehin verme hakkı gibi önemli bir ayrıntı “gözden kaçırılırsa”, işlemin gerçek niteliği bilançoya gerektiği gibi yansımayabilir.
Finans dünyada, üzerinde en çok kafa yorulan alanlardan biridir. Neredeyse her işlem türü keşfedilmiş, her finansal mühendislik tekniği denenmiştir.
Size bir finans dehası gösteriliyorsa, bilin ki aslında “yaratıcı” bir muhasebeciye bakıyorsunuzdur.
sozcu.com.tr/tera-portfoy-un…
Finansal KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği)
Yazının mürekkebi kurumadan gelen açıklama, iddiaları doğrular nitelikte.
Bu skandal, finans dünyasına özgü bir KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği) modelini öne çıkarıyor.
Sadece bu kez ortada bir inşaat projesi bile yok. Ama kamu ve özel sektör taraflarının bütün aktörleri yerli yerinde!
Bu da finansın illüzyon yaratma gücünü gösteriyor.
İllüzyon demişken, bu işin bir de insan kaynağı boyutu var.
Normal şartlarda şube müdürlüğü yapacak mesleki yetkinliğe bile sahip olduğu tartışmalı olan bir grup insanın, önlerinin beklenmedik şekilde açılmasıyla devletin finans yönetiminde önemli pozisyonlara yerleştirilmesinin hikâyesi…
Üstelik Merkez Bankası, BDDK ve Varlık Fonu iştirakleri arasında teknik direktörleri kıskandıracak bir rotasyonla birbirlerinin özgeçmişlerini parlatma konusunda hayli becerikli çıkmışlar.
“Her finans dehasının arkasında yaratıcı bir muhasebeci vardır” demiştik. Tabii iş sadece yaratıcı muhasebeci bulmak değil, onu doğru yere de yerleştirmek lazım.
Her finans dehasının arkasında yaratıcı bir muhasebeci vardır
Ekteki haberde dikkatimi aşağıdaki cümle çekti:
“İddiaya göre Çakmak, kurumun mevduatıyla devlet tahvili aldı. Ardından bu tahvilleri Tera’ya devrederek karşılığında fon aldı.”
Yani ortada bir DİBS-Fon takası (swap) var.
Peki, bu işlem kimsenin dikkatini çekmeden yapılabilir miydi? Şirketin mali tablolarında gözükmez miydi? göz önünden saklanabilir miydi? Merak ettim, biraz araştırdım.
Karşıma çıkan tablo ilginç:
•Tahviller bilançoda kalıyor. Sigorta şirketlerinin halen uyguladığı muhasebe kurallarına göre, devredilen devlet tahvilleri şirketin varlıkları arasında gösterilmeye devam edebiliyor.
• Alınan fonlar bilançoda görünmüyor. Bunlar, bilanço dışında izlenen nazım hesaplarda, yani şirketin varlık ve borç toplamına doğrudan yansımayan kayıtlarda takip edilebiliyor.
•Ama küçük bir ayrıntı var: Karşı tarafa tahvilleri satma veya rehin verme hakkı tanınmışsa, tahviller bu kez bilançoda “ödünç verilen menkul kıymetler” hesabında gösteriliyor.
Kısacası, işlemin ayrıntılarına bağlı olarak, şirketin elinden çıkan tahviller bilançoda kalırken karşılığında aldığı fonlar bilanço dışında izlenebiliyor. Üstelik karşı tarafın tahvilleri satma veya rehin verme hakkı gibi önemli bir ayrıntı “gözden kaçırılırsa”, işlemin gerçek niteliği bilançoya gerektiği gibi yansımayabilir.
Finans dünyada, üzerinde en çok kafa yorulan alanlardan biridir. Neredeyse her işlem türü keşfedilmiş, her finansal mühendislik tekniği denenmiştir.
Size bir finans dehası gösteriliyorsa, bilin ki aslında “yaratıcı” bir muhasebeciye bakıyorsunuzdur.
sozcu.com.tr/tera-portfoy-un…
Akin Rota retweeted
Borsa İstanbul’da Can Çekişen 7 milyon Mağdur Yatırımcı ve Tüm Kamuoyu Adına Soruyoruz:
JCR Avrasya Derecelendirme AŞ’nin Sayın Ortakları ve Ülkemizin Denetimden Sorumlu Kuruluşlarına;
Ortağı Olduğunuz JCR Avrasya, kredi derecelendirme işleminin özü olan temerrüt riskini niçin tahmin edemedi? Niçin yatırım yapılabilir notunu sürdürdü? Yatırım Yapılabilir notlarıyla yatırımcıları yanlış yönlendirdiğine yönelik bir özeleştiri açıklayacak mı?
Ortağı olduğunuz JCR Avrasya, MSCI ve S&P'nin uyarılarını niçin dikkate almadı? Bakan Mehmet Şimşek'in Kasım 2025'teki manipülasyon uyarısına niçin ilgisiz kaldı? Bunlar, ortağı olduğunuz şirketin açıkladığı rating notlarını niçin olumsuz etkilemedi? Mevcutta tasfiyeye konu olmayan diğer şirketlere verdiği notlara güvenebilir miyiz?
JCR Avrasya’nın Yöneticileri ve Uzmanları, Tasfiyeye Konu Şirketlere ya da fonlarına yatırım yapmış mı? Yaptıysa "ilişkili taraf" olarak zamanında ortaklara, üslerine ve ilgili kurumlara bildirmiş mi ve bu kapsamda yatırımları varsa bunlardan kâr elde etmişler mi? ABD’de yaşanan 2008-2009 Küresel Finansal Krizindeki benzer örneklerde olduğu gibi Türkiye’de yaşanan olayda acaba kâr saikiyle hareket etmişler mi? Fon Skandalının bir parçası olmuşlar mı? Bu şüpheli durumları inceliyor musunuz?
JCR Avrasya, tasfiye halindeki Serbest Fonların kurucusu/yatırımcısı şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulunun "Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1) madde 32'de, Yapılandırılmış Finansal Ürünlerin fona alınması için "Yatırım Yapılabilir Nota Sahip olmaları zorunluluğuna" tam olarak riayet etmiş mi? Etmiş ise bu ürünlerin “Yatırım Yapılabilir” notları hangi kredi derecelendirme kuruluşları tarafından verilmiş? Kendisi tarafından mı başka kredi derecelendirme kuruluşları tarafından mı?
JCR Avrasya'nın verdiği "Yatırım Yapılabilir" notlar, Türkiye Varlık Fonu, BES, İşsizlik Fonu / Takasbank, Diyanet gibi kurumların fona para aktarımlarını uygun hale getirmiş midir?
Bunları ortaklar olarak araştırdınız mı? Bu hususlarda şüphe söz konusu ise ilgili hukuki süreçler için ihbarda bulundunuz mu?
Bu hususları yetkili hukuki, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bu şirketlere lisans verenler araştırıyor mu? Bu konuda bir davette ya da ihbarda bulundunuz mu?
JCR Avrasya'nın ortakları. Siz Türkiye’nin en büyük finans kuruluşlarını temsil ediyorsunuz! 7 milyon mağdur vatandaşımız bu soruların cevaplarını sizden bekliyor!
JCR Avrasya, tasfiye kapsamına alınan 131 fonun kurucusu/yatırımcısı durumundaki şirketlerden Tera ve Bulls'a ait dört şirketin risk ratingini yapmış ve aşağıdaki notları vermiştir:
Tera Finans Faktoring A.Ş. - 26 Ağustos 2026 (JCR Avrasya) – K. D. Notu: A- Yatırım Yapılabilir
Tera Yatırım Bankası A.Ş. – 29 Temmuz 2026 (JCR Avrasya) – K. D. Notu: A- Yatırım Yapılabilir
Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş. – 31 Ekim 2025 (JCR Avrasya) – K. D. Notu: A- Yatırım Yapılabilir
Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş. – 30 Ocak 2026 (JCR Avrasya) – K. D. Notu: BBB Yatırım Yapılabilir
Ortağı olduğunuz JCR Avrasya yukarıdaki dört şirkete ilişkin “Yatırım Yapılabilir Not Görünümünü” 15 Eylül 2026’daki 131 fonun tasfiyesinin ardından alel acele “Yatırım Yapılamaz” a düşürmüş.
Biz özür dilenecek mi? Bir özeleştiri yapılacak mı? Bir inceleme yapılacak mı? Bir sorumluluk alınacak mı?
7 MİLYON MAĞDUR YATIRIMCI ve 86 MİLYON VATANDAŞIMIZ ADINA SİZDEN CEVAP BEKLİYORUZ!
@rprefahpartisi @erbakanfatih #işbaşadüştü
@borsaistanbul #JCR #JCRER #TSPB @sigortabirligi #FinansalKurumlarBirliği @ziraatbankasi @VakifBank @Halkbank @albarakacomtr @kuveytturk @Akbank @qnbtr @QNBGroup @TEB @GarantiBBVA @isbankasi #TürkiyeSınaiveKalkinmaBankasi @YapiKredi @Takasbank #TürkiyeKalkinmaveYatirimBankasi #TürkiyeİhracatveKrediBankası @spkgovtr @bddk #DDK #DevletDenetlemeKurulu
#AnaParaYoksaHuzurYok #belirsiz #ErisahAricanArastirilsin #AGSDevletBeyeGüveniyor #ismailGunesistifa – at Ankara, Türkiye
Akin Rota retweeted
Cumhuriyetimiz, 103 yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe duyduğu inanç ve nitelikli eğitimle yetiştirdiğimiz kuşaklarla geleceğe taşınıyor.
Ulu Önderimizin, yarınları emanet ettiği gençler, Ata’mızın ölümsüz devrimleri ve ilkelerini yaşatarak geleceğimizi şekillendiriyor.
Darüşşafaka olarak çocuklarımızın özgürce düşünebildiği, hayal kurabildiği ve kendilerini güvende hissedebildikleri bir gelecek için çalışıyoruz.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bu toprakları bize vatan kılan tüm kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi büyük bir saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.
#29Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
#DarüşşafakaCemiyeti #DarüşşafakaEğitimKurumları #EğitimdeFırsatEşitliği #CumhuriyetBayramı
Yazımla ilgili bir açıklamayı ve daha teknik bazı ayrıntıları burada ayrıca paylaşmak istedim:
Önce açıklama: böyle bir işlemin gerçekten yapıldığını iddia etmiyorum, sadece iddia edilen yapıldıysa bunun kayıtlarda nasıl gösterilebileceğini araştırdım.
Teknik ayrıntılar:
Swap’ın ne amaçla yapıldığı önemli.
- Eğer bir rehin hakkı verilmiyorsa swap dönemince sigorta şirketinin fon gelirini, karşı tarafın ise DİBS gelirini almaları beklenir. Başka bir ifadeyle sigorta şirketi değişken bir gelir alırken karşı taraf ise sabit bir gelir elde edecektir. Bu işlemin bir tarafı sigorta şirketi olduğu göz önüne alınırsa, karşı tarafın fonun değişken getiri riskinden geçici olarak kaçınmak isteyip hedge için bir sigorta alması diye düşünülebilir. Ama Sigorta şirketi bu korumayı devlet tahvili vermeden de sağlayabilirdi. Ayrıca bu bir sigorta şirketi için yatırım değil, bir faaliyet işlemi olup değişik şekilde kayda alınmasını gerektirir.
- Rehin hakkı veriliyorsa bu hem şirket hem MKK kayıtlarına da işlenmesi gerekir. Dolayısıyla iz sürmesi kolay olur.
- Rehin hakkı verildiği saklanırsa o zaman ortada ciddi bir suç vardır. Genelde işler iyi veya normal giderken bu tür suçlar pek ortaya çıkmaz.
Replying to @akinrota
Çok nadir görülen bir uygulama. DİBS’yi ödünç alan kurum bunu repo işleminde teminat olarak kullanırsa ve daha sonra temerrüde düşerse acaba ne olur?























