Ulaş Aral (@aulasaral) header
Ulaş Aral (@aulasaral) profile picture
İstanbul, Türkiye
Joined March 2022
Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)Photo by Ulaş Aral (@aulasaral)
İkinci yarıda merkezi üçleyen Başakşehir’e karşı statik değil, hareketli bir ileri hatla karşılık vermek mükemmel bir tercihti. Trossard’ı merkezde konumlandırabilmek için Poku ve Olaitan’la çizgilerde genişlik ve enerji sağlamak. İlhan yerine Poku’nun tercih edilmesini de buna bağlıyorum. Üstelik Başakşehir’in stoperlerini geniş alanlara çekerek dağıtmak adına Hyeon-gyu Oh’la genişlik verdik, bu sayede Dusan Vlahovic’i demarke pozisyonlarda topla buluşturabildik. Vincenzo Italiano’dan harika hamleler! 🇮🇹 Tebrikler Beşiktaş’ım! 🦅
Evimizde 3 puan bizim. 💪🦅 BJK 2-0 İBFK
2
15
292
10,223
Nuri Şahin, oyunun her alanında +1’i hedefleyen ve sayısal üstünlükler oluşturmaya çalışan bir teknik adam. Bunu oyun kurulumunda iki farklı şekilde yapıyor. Oyunu soldan kurduğunda sol bekini, sağdan kurduğunda ise sağ bekini merkeze atarak 3-3-1-3 dizilişini yakalamaya çalışıyor. Özellikle Beşiktaş gibi birebir baskıyı önceleyen takımlara karşı dönem dönem iki bekini de merkeze konumlandırabiliyor. İki bekini de merkeze sokup soldan oyun kurarken orta sahadaki Umut Güneş’i sol stopere çekerek savunma hattını üçlüyor. Benzer bir kurguyu, yine benzer özellikleri taşıyan Kemen’i sağ stoper pozisyonuna çekerek de uyguluyor. Başakşehir, skor anlamında istediğini alamamış olsa da Trabzonspor deplasmanında ve Galatasaray maçında aynı kurguyu kullandı. Oyun kurulumunda sayısal üstünlükleri yakalayarak bu aşamada ciddi bir problem yaşamadı. Ancak Beşiktaş'ın burada önemli bir farkı var. Vincenzo Italiano, birebir baskıyı önceliklendiren bir teknik adam olsa da alan paylaşımı ve baskı sırasında yapılan alan değişimleriyle rakibin oluşturmak istediği +1’leri etkisizleştirmekte mahir. Bu nedenle Başakşehir’in oyun kurulumunda aynı rahatlığı bulacağını düşünmüyorum. Gelelim ikinci faza: Başakşehir, ilk baskı hattını aştıktan sonra ne yapıyor? Eldor Shomurodov’un merkeze yaklaşarak sırtı dönük kurduğu bağlantılar, Başakşehir’in kanat forvetlerinin savunma arkasına ve bloklar arasındaki boşluklara kolayca sızmasını sağlıyor. Beşiktaş’ın burada alacağı önlem belirleyici olabilir. Stoperlerden biri Shomurodov’u öne çıkarak karşılayacak mı? Ben bu görevin Salih Özcan üzerinden çözülebileceğini düşünüyorum. Salih’in Shomurodov’a yaklaşması ve bağlantı kurmasını engellemesi, Başakşehir’in bloklar arasına sızmasını zorlaştırabilir.
3
2
70
8,029
Leandro Trossard’ın merkezde oynayabildiği tek pozisyon 10 numara değil. Arsenal’in 4-1-4-1 oynadığı dönemlerde sol içte, 8 numara rolünde de görev aldı. Başakşehir maçında Orkun’un sol içte gerçekleştirdiği aksiyonların bir kısmını üstlenebilir. Bu şekilde 4-2-3-1’e dönmeye gerek kalmadan 4-3-3’ü rahatlıkla kurgulamak mümkün. Böylece hem sağ içte Olaitan’ın rolü değişmez hem de İlhan’dan sol kanatta daha fazla verim alınabilir.
6
8
2
279
23,000
Konstantinos Mavropanos, West Ham United’da yıllardır takip ettiğim bir oyuncu. Üçlü ve ikili savunma düzenlerinde görev alabilen bir isim. 1.94’lük boyuna rağmen atletizmi ve çabukluğu oldukça iyi. Tek hamlelik bir stoper değil; ikinci hamlelerde de zayıf kalmıyor. Bu, bir savunmacı için kesinlikle önemli bir özellik. Ancak Beşiktaş’ın geriden oyun kurulumuna çok fazla repertuvar katabilecek bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Beşiktaş’a bir stoper transfer edilecekse bu alanda da fark yaratabilecek bir profil tercih edilmeli. Buna rağmen Mavropanos, savunma kalitesi açısından elimizdeki stoperlerin kesinlikle üzerinde bir isim. Peki, Beşiktaş’ın öncelikli ihtiyacı mı? Bence değil. Net bir kalite artışı sağlanmadığı sürece stoper transferine gerek olmadığı kanaatindeyim. Bu noktada, Beşiktaş’ın gündemine neden ısrarla bu profilde bir stoperin geldiğini açıkçası anlamakta güçlük çekiyorum.
15
4
115
11,660
Beşiktaş – Crystal Palace | İnönü 📍 Öncelikle Crystal Palace, söylendiği kadar formsuz ve kötü bir takım değil. Düşüşte oldukları kesin; ancak Türk medyasında konuşulan rotasyon durumu da anlatıldığı kadar kapsamlı görünmüyor. Yarın rotasyon yapması beklenen Palace’ın sahaya sürmesi beklenen isimler arasında Ismaila Sarr, Mateta ve ligde cezalı olduğu için forma giyemeyen, yarın ise üçlünün merkezinde oynaması beklenen Axel Disasi var. Başka örnekler de verebiliriz: Sağ bekte Khalili yerine Oscar Mingueza’nın oynaması bekleniyor. Sezon başında Mikel Arteta ve Xabi Alonso’nun kadrolarında görmek istediği bir isimdi. Yani rotasyon denilen durum, Crystal Palace cephesinde çok da büyük bir değişiklik anlamına gelmiyor. Henüz saymadığım Dario Osorio gibi isimler de var. Pierre Sage, geçmişte Paulo Fonseca’nın Lyon’daki yardımcılığını yaptı; ardından Lens’in yolunu tuttu. Geçen sezon Sage’nin Lens’i Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı kazandı ve Fransa Kupası’nı kazandı. Aynı sahipler, bu sezon Crystal Palace’taki oyun yapısını sürdürmek için Glasner’inkine (3-4-2-1) benzer bir oyun anlayışına sahip ve baskıyı önceliklendiren Pierre Sage’yi göreve getirdi. Crystal Palace, Adam Wharton’ın ters diyagonalleriyle oyunun yönünü hızlı ve sık değiştiren bir takım. Geçen sezon Glasner, Wharton’ın yanında Kamada’yı kullanıyordu. Japon oyuncu, dikine pasları ve bekle stoper arasındaki bağlantı oyunuyla Wharton’a destek veriyordu. Pierre Sage bu sezon merkezdeki tercihini değiştirdi. Kamada yerine, temposu ve dripling sonrası pas kalitesiyle öne çıkan Timber’ı transferin son günlerinde takıma monte etti. Palace kâğıt üzerinde benzer bir oyun oynuyor gibi görünse de merkezde topu kullanabilen oyuncu sayısının azalması takımın kimliğini etkiledi. Merkezden ikinci bir alan tutucunun çıkarılması, göbekteki geçirgenliği artırdı ve savunma zaaflarını belirginleştirdi. Palace’ın alametifarikalarından biri olan takım savunması da bu değişimden olumsuz etkilendi. Değişmeyenlere gelirsek, Palace’ın ileri hattı hâlâ kaliteli. Munoz ayrılmış olsa da Khalili/Oscar Mingueza ve Mitchell’den oluşan kanat bekleriyle tempo ve dinamizm üretebiliyorlar. Takım genişlediğinde Wharton da onları doğru bölgelerde topla buluşturabiliyor. Timber’ın sakatlığı, Kamada’yı yeniden merkez orta sahada görebileceğimize işaret ediyor. Will Hughes’un oynama ihtimali de yüksek. Bu, Palace adına çok olumlu bir senaryo olmayabilir; Sage, belki de geçen sezon Glasner’in yaptığı gibi merkezdeki yapıyı yeniden kurmak zorunda kalacak. Savunmada büyük bir değişiklik beklemiyorum. Ligdeki cezası nedeniyle forma giyemeyen Disasi geri dönüyor. Süpürücülüğünün yanı sıra bire bir savunmada ve oyun kurulumunda da oldukça mahir bir stoper. Daha önce Beşiktaş’ın üçlü oynayan takımlara karşı sorun yaşamadığını söylemiştim. Şu bilgiyi de eklemek gerek: Hyeon-gyu Oh, bu sezon Beşiktaş’ın üçlü savunmayla oynayan bütün rakiplerine karşı ilk 11’de başladı. Bu maçlarda ya rakiplerini eksik bıraktırdı ya da fiziksel gücüyle yarattığı alanlar sayesinde çevresindekilerin skor üretmesine katkı sağladı.
9
8
1
252
33,554
Crystal Palace’ın 3-4-2-1’i karşısında Beşiktaş’ın sağ bekinde Murillo da Taylan Bulut da oynasa, arkayı üçleme konusunda alışkanlık sorunu yaşamaz. İkisi de eski takımlarında sıkça bu rolü üstlendi; hatta üçlü savunmada sağ stoper oynadıkları maçların sayısı da yüksek. Murillo bunu Marsilya’da oyun aklı ve geriden oyun kurma becerisiyle, Taylan ise Schalke’de atletizmiyle yaptı. Ümit Akdağ’ın üçlü savunmanın solunda oynama alışkanlığı ve oyun kurma becerisi, yanındaki Djalo’nun atletizmi ve topla yaptığı driplinglerle dengelenebilir. Profillerin birbirini tamamlamasıyla Palace’ın üçlü dizilişine rağmen Beşiktaş’ın birebir eşleşmelerde sorun yaşama ihtimalini düşük görüyorum.
4
3
111
21,907
Beşiktaş, 4-3-3’ün yanı sıra baskıda 4-4-2’ye dönse de üçlü oynayan takımlara karşı eşleşme sorunu yaşayabilecek gibi görünüyor. Ancak elindeki sağ bek profilleri sayesinde bu sorunu tolere edebilir. Hoca, milli arada birlikte çalıştığı oyuncuları Kocaelispor maçında sahaya sürmüştü. Keşke hasta olmasaydı da Ümit Akdağ’ı o gün ilk 11’de izleyebilseydik.
17
833
Trabzonspor 2-0 Beşiktaş | Rakamlarla Maç Analizi Beşiktaş adına maalesef kötü bir mağlubiyet oldu. Beklediğim türde bir mücadele izlemedik. Trabzonspor'un oyunu ikinci bölgede kabul edeceğini düşünüyordum ancak ev sahibi ekip, birinci bölgede kalmayı önceliklendirdi. Vincenzo Italiano'nun takımı eleştirilerin odağında olsa da Beşiktaş, Trabzon deplasmanında iyi bir Trabzonspor'a karşı yakalayabileceği kadar pozisyon buldu. Peki, daha iyi oynayabilir miydi? Evet. Beşiktaş adına dünün en önemli meselesi, ilk golü kalesinde görmemekti. Nitekim siyah-beyazlılar, golü yiyene kadar toplam 0.49 xG üretirken Trabzonspor'un bu bölümdeki xG değeri yalnızca 0.03 seviyesindeydi. Ozan Tufan'ın gol pozisyonunun xG değeri 0.26 olduğunda ise Trabzonspor'un toplam üretimi 0.29 xG'ye ulaştı. Kara Kartal, cömertçe harcadığı fırsatların kurbanı oldu. Üstelik Onana'nın inanılmaz kurtarışının ardından Murillo'nun direğe takıldığı mutlak gol pozisyonu da Beşiktaş'ın oyun üstünlüğünü ortaya koyan önemli anlardandı. Onana ve Nwaiwu'nun uzun topları, Trabzonspor'un organizasyonel anlamda kullandığı önemli bir şablon. Özellikle Beşiktaş gibi savunma hattını öne taşıyan büyük takımlara karşı bu planı sezon boyunca sıkça görebiliriz. Batagov da geçtiğimiz sezon benzer topları oldukça fazla kullanıyordu. Franculino Dju'nun pozisyonunda da bu yaklaşımın etkisini net biçimde gördük. Orta Sahadaki Sorun: Orkun'un yokluğu ve kopan bağlantılar. Gelelim Beşiktaş'ta eleştirilen isimlere. Ancak hepsinden önce Orkun'un, topa dokunmadığı anlarda bile sahadaki varlığıyla takımın yerleşimlerini belirleyen bir oyuncu olduğunu unutmamak gerekiyor. Beşiktaş dün bu eksikliği fazlasıyla hissetti. Özellikle savunmadan çıkışlarda ve ikinci bağlantılarda Orkun'un yokluğu kendisini gösterdi. Olaitan ve Miretti'nin, on numara özellikleri de taşıyan sekiz numaralar olması Beşiktaş'ın orta saha kurgusunu olumsuz etkiledi. İkinci yarıda Olaitan'ın topu alabilmek için Salih'e yaklaşması, ön bölgede bulunması gereken bir oyuncunun geriye gelmesine neden oldu. Bu durum, topun dolaşım hızını da düşürdü. Çünkü hem Olaitan hem de Miretti, kaleye yüzleri dönük oynadıklarında daha rahat performans gösterebilen oyuncular. Orta sahadaki yerleşimin bozulması, üçüncü bölgeyle kurulan bağlantıyı zayıflattı. Bunun sonucunda Beşiktaş, önde bire bir eşleşmeler üzerinden kurmaya çalıştığı pres şemasında da sorunlar yaşadı. Savunma hattı eleştirildiği kadar kötü değildi. Eleştirilerin aksine, Murillo dışında Beşiktaş savunmasının genel performansını kötü bulmuyorum. Evet, bunu Emirhan Topçu'nun golde yaptığı kademe hatasına rağmen söylüyorum. Hocanın onu baskıya göndermesi oyuncunun bireysel hatası olarak değerlendirilemez. Nitekim Italiano, sezon başından beri Topçu'dan bu rolde önemli verim alıyor ve oyuncunun performansında yükselen bir grafik görüyoruz. Üstelik hava toplarında zaafı bulunan Franculino Dju'ya karşı ezici bir üstünlük kurdu. Emirhan, girdiği 5 hava topu mücadelesinin tamamını kazanırken Franculino, 4 mücadelenin yalnızca 1'inden galip ayrılabildi. Agbadou da süpürücü (sweeper) rolünde kötü bir performans göstermedi. Oyuncunun geçmişteki oyun alışkanlıkları ve görev aldığı bazı üçlü savunma kurguları düşünüldüğünde, bu rolün onun özelliklerine uygun olduğunu söyleyebiliriz. Kazandığı 9 ikili mücadelenin 7'si de bunun önemli göstergelerinden biri. Beşiktaş golü yedikten sonra Nübel ve Salih'in de devreye girmesiyle arka alanda adeta mahşerin dört atlısına dönüştü. Salih Özcan, 13 ikili mücadelenin 10'unu kazanırken Emirhan Topçu da 12 mücadelenin 8'inden galip ayrıldı. Ancak benim en çok dikkatimi çeken istatistik, sahipsiz top kazanma verisi oldu. Savunma çizgisini bu kadar öne taşıdığınızda, havuza düşen topları kazanmak zorundasınız. Salih Özcan 15 sahipsiz top kazanırken en yakın takipçisi Salah 7'de kaldı. Olaitan ve Miretti ise 6'şar sahipsiz top kazandı. Salih, bu alanda rakiplerine ciddi fark attı. Rıdvan'ın katkısı ve skora odaklanan futbol bakışı... Beşiktaş'ın merkezde yaşadığı eksiklik nedeniyle Rıdvan'ın performansına ciddi ihtiyacı vardı. Murillo için de aynı durum geçerliydi. İç koridorda çoğalmak, ikinci ve üçüncü bölgeler arasındaki bağlantıları güçlendirerek Beşiktaş'ın top kullanımını artırabilirdi. Rıdvan, bu konuda çoğu zaman Trossard'ın bire bir kalmasını sağladı ve takım arkadaşını rahatlattı. Adeta Batman'in Robin'i oldu. Ancak maalesef ülkemizde skora odaklanan futbol bakışı, bu tür katkıları çoğu zaman göz ardı ediyor. Beşiktaş için sezon bitmiş değil! Beşiktaş adına her şeyin bittiği bir tablo yok. Zirveyle puan farkı dört olmasına rağmen maalesef sanki arada on puan varmış gibi bir algı yaratılıyor. Üstelik Beşiktaş bu süreçte ligin en zorlu İstanbul dışı deplasmanlarından bazılarını oynadı. Son yıllarda kaç Türk takımının zorlu bir Batı Avrupa deplasmanından döndükten sonra hafta sonunda Trabzon'a gittiğini düşünmek bile yeterli. Örnekleri sıraladıkça bu fikstürün zorluğu daha net ortaya çıkıyor. Zirve yarışındaki rakibin iki Avrupa maçını da iç sahada oynadığı bir dönemde Beşiktaş, deplasman yolculuklarıyla uğraşmak zorunda kaldı. Rakiplerinin Eyüpspor, Kasımpaşa ve Başakşehir gibi İstanbul deplasmanları üzerinden altı hafta boyunca şehirden ayrılmadığı bir takvimle Beşiktaş'ın fikstürünü kıyaslamak gerekiyor. Omuzları düşürmeye gerek yok. Beşiktaş'ın lig fikstürü bundan sonra bir nebze daha rahatlıyor. Kadronun bu kadar dar olduğu bir dönemde Don Vincenzo Italiano ve ekibinin takımı buraya kadar getirmesi bile küçümsenmemeli. Bu mağlubiyetten çıkarılacak dersler var ancak Beşiktaş için hikâye henüz bitmedi.
23
18
2
180
15,483
Trabzonspor - Beşiktaş | Trabzon 📍 Thomas Reis, orta blok presini önceliklendiren ve rakip stoperleri oyun kurulumunda serbest bırakarak merkezde sayısal üstünlük sağlamayı amaçlayan bir teknik adam. Samsunspor dönemi, bu oyun anlayışının en net örneklerinden biri. Şimdi Trabzonspor’da da benzer bir yapıyı uygulamaya çalışıyor. Geçtiğimiz sezon bu pres şablonunu belirli oyuncu profilleri üzerinden şekillendirmişti. Galatasaray maçında da gördüğümüz üzere, Muci sağ çizgiye yaklaşırken Salah merkeze konumlanıyor; Saviolo ve Muci üzerinden ikinci bölgede rakip beklere baskı yapılıyordu. Buradaki temel amaç, ikinci bölgede kazanılan topları Saviolo gibi oyuncularla hızlıca hücuma dönüştürmekti. Reis, Samsunspor’da da benzer bir rolü Musaba üzerinden uyguluyordu. Noah Saviolo, geçtiğimiz sezon Portekiz Ligi’nde başarılı dribbling verilerinde zirvede yer alıyordu. Reis, geçiş hücumlarında bugün de topu özellikle iç koridorda onunla buluşturmak isteyecektir. Peki Trabzonspor, geçiş hücumlarının dışında rakip yerleştiğinde ne yapabilir? Bu noktada Salah’ın bireysel kalitesi öne çıkıyor. Ligin ilk yarısında Coulibaly’nin yaratıcılığını dar alanlarda kullanarak yerleşik savunmalara karşı üretmeye çalıştıkları bir yapı görmüştük. Dolayısıyla Beşiktaş’ın önceliklerinden biri, geçişlerde topun yönlendirildiği Saviolo ile serbest rolde görev yapan Muci’nin topla buluşmasını engellemek olmalı. Hatta Saviolo ve Salah’ın santrafora oldukça yaklaştığı hücumlar da görebiliriz. Pina’nın daha çok çizgide top alarak oyun kurduğu bir bek rolü üstlenmesi beklenirken Mustafa’nın yokluğunda Cabral’ın da hücum üretkenliğine katkı sağlaması gerekecek. Peki Beşiktaş hangi zaafları değerlendirebilir? Orta sahada Kara Kartal’ın net bir üstünlük kurabileceğini düşünüyorum. Bunun temel nedenlerinden biri, Fabinho’nun profilinin klasik tek pivotlu 4-3-3’e daha uygun olması. Çift pivotlu 4-2-1-3 düzeninde ise pozisyon alma ve alan kontrolü açısından bazı sorunlar yaşayabiliyor. Sekiz numara rolünde de görev alabilen Folcarelli’de benzer problemler görüyoruz. Üstelik oyuncunun sakatlıktan yeni dönmüş olması da önemli bir detay. Melih’in yokluğunda Trabzonspor, merkezdeki bu eksiklikleri Ozan Tufan üzerinden gidermeye çalışacak. 4-2-1-3’e değinmişken Trabzonspor’un zorunluluklar ve kadro mühendisliği nedeniyle sık sık 4-2-4’e dönmesinin yarattığı soruna da değinmek gerekiyor. Reis, orta blok presinde merkezde sayısal üstünlük kurmayı hedeflese de takımın hücum yerleşiminde dörtlü bir ön hatta dönüşmesi, orta sahada ciddi boşluklar oluşmasına neden olabiliyor. Beşiktaş, üç merkez orta sahayla oynamanın sağlayacağı sayısal ve pozisyonel avantajı doğru kullanabilirse bu boşlukları değerlendirebilir. Belki de Beşiktaş için üç merkezle oynamanın avantajını en net hissedeceği maçlardan biri olacak.
8
9
141
17,703
Italiano’nun Bologna ve Fiorentina dönemlerinde de başvurduğu alternatif planlardan biri olan uzun top oyunundan daha önce bahsetmiştim. Özellikle 4-2-3-1 düzeninde kullandığı bu planı bugün de gördük. Salih’in yedek başlamasıyla Ndidi üzerinden oyun kurmak yerine uzun toplarla rakip baskısını aşmayı ve hücumda farklı bir yol izlemeyi tercih ettik. Tebrikler Beşiktaş’ım! 🦅
Vincenzo Italiano yalnızca geriden ayağa çıkan bir takım kurgulamıyor. Rakibin topu bilinçli şekilde Beşiktaş’a bıraktığı maçlar için de çeşitli çözümleri mevcut. Bu senaryolardan biri, dönem dönem başvurduğu uzun top planı. Takımın topa sahip olmasına rağmen üretkenlikte zorlandığı anlarda bu planı devreye sokabiliyor ve sonrasında baskıyla 4-2-4 yapısını oldukça etkili şekilde kurgulayabiliyor. Buradaki en kritik noktalardan biri ise ön hattın alan değiştirebilen oyunculardan oluşması. Örneğin Beşiktaş kadrosunda bu oyun planına en uygun isimlerden biri olarak Hyeon-gyu Oh’u gösterebiliriz. Özellikle alan kullanımı ve hareketliliğiyle bu konuda üst düzey bir profil. Cerny de topun kazanıldığı anlarda yaptığı koşular ve alan değişimleriyle bu plana uyum sağlayabilecek oyunculardan biri. Bu nedenle ön hatta yapılacak takviyelerde önceliğin sol kanada verilmesini bekliyorum. Bunun yanında, Orkun’un ön alandaki dörtlü yapının değil de merkezdeki ikilinin parçası olduğu sekanslarda kullanılabilecek, dinamik ve tamamlayıcı bir orta saha profiline de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
1
16
2
353
14,629
Hoffenheim’da sol çizgide sol ayaklı Daghim, sağa yakın konumda ise sağ ayaklı Kramarić oynayacak. Bence İlhan ve Ouattara ile Beşiktaş’ın savunmada genişliği vermesi, rakibin kanat organizasyonlarını doğru karşılaması gerekiyor. Hoffenheim’ın 4-4-2’ye döndüğü sekanslarda orta saha üstünlüğünü ele geçirerek oyunu kontrol edeceğimizi ve maçı kazanacağımızı düşünüyorum.
TSG Hoffenheim karşısındaki ilk 11’imiz! 💪🦅 🏴🏳️
36
1,755
Feyenoord, Como karşısında 3-2 kazanarak Şampiyonlar Ligi’nde önemli bir galibiyet aldı. Giovanni van Bronckhorst’un ekibi, Hollanda Ligi’nde de AZ Alkmaar’ı 2-0 mağlup ederek liderliğe yükselmişti. #UCL | #GvB | #ChampionsLeague
NIGHTS LIKE THESE ❤️‍🔥 #UCL
2
1
47
2,726
Avrupa’nın 5 büyük liginde 2009/10 – 2022/23 sezonları arasında maç başına en fazla başarılı çalım atan oyuncular listesinde tanıdık bir isim var. Gökhan Töre, 2011/12 sezonunda Hamburg’da maç başına 5,3 başarılı çalım ortalamasıyla beşinci sırada yer alıyor. Kaynak: @WhoScored
1
25
847
Burak Yılmaz, Çorum FK’daki ilk maçına çıkıyor. Gaziantep FK döneminde olduğu gibi Çorum FK’da da deplasman maçına 3-4-3 dizilişiyle çıktığını görüyoruz. Mohamed Diomande ise orijinal pozisyonu olan sekiz numarada maça başlıyor. #GFKvCRM | #ÇorumFK | #BurakYılmaz
17
2,043
Ulaş Aral retweeted
⚫⚪ BEŞİKTAŞ GÜNDEM YAYINI! 🦅 Bu gece Beşiktaş gündemini masaya yatırıyoruz! ⚖️ MHK operasyonu 🎙️ Başkan Serdal Adalı’nın açıklamaları 🇹🇷 Milli Takım gündemi 🔥 Beşiktaş’taki son gelişmeler 🕛 00.00 📺 kick.com/JustTalks Gece 00.00’da canlı yayında buluşuyoruz! 🦅
1
3
3
8
1,704
Bugün İtalya’nın üçüncü golünü atan sağ bek Michael Kayode, tam anlamıyla Vincenzo Italiano ürünüdür. Fiorentina altyapısından çıktıktan yalnızca 1,5 yıl sonra Brentford’a satıldı. Bu transferde Italiano’nun bekler üzerindeki etkisini belli ediyor.
Kayode'nin sağ bek performansı hayran bıraktı. Bayılıyorum bu çocuğa... İşin komik tarafı İtalya ile ilk maçı; gören de Fransa gibi kadroları var da sıra gelmiyor sanar, bu İtalyanlar bazen yoruyor adamı.
5
15
211
12,867
🇨🇮 Fildişi Sahili, tarihin en eğlenceli Milli Takımlarından biri falan. Hem kadro kaliteleri hem de oynadıkları futbol itibarıyla maçları izlemek gerçekten keyifli. Hervé Renard ile birlikte turnuvalara en çok renk katacak takımlardan biri olacaklarına eminim.
Agbadou'nun milli takım tarzı.
1
52
5,846
Salih Özcan bir sağ iç. Bunu yalnızca oyuncunun geçmişte oynadığı pozisyonlar üzerinden değil, hem Milli Takım’da hem de Borussia Dortmund’da 4-2-3-1 içerisinde gösterdiği performans üzerinden de okuyabiliriz. Özellikle Marsilya maçındaki top kazanım verisi bu konuda oldukça açıklayıcı. Salih, sağ iç koridorda 8 top kazanırken, merkezde 2, sol iç koridorda ise 2 top kazanmış. Yani savunma aksiyonlarının çok önemli bir bölümünü sağ iç koridorda gerçekleştirmiş. Bu da onun oyunu daha çok sağ içten okuyabildiğini, pres ve ikinci toplara reaksiyon verirken bu koridorda daha doğal davrandığını gösteriyor. Burada yalnızca “Salih sağ iç oynar” demek de yeterli değil. Oyuncunun profiline baktığımızda, merkezde tek 6 olarak oyunu organize eden, savunma önünde sürekli konumlanan ve takımın geriden oyun kurulumunda tek pivot görevini üstlenen bir oyuncudan ziyade; hareket alanı daha geniş, ikili mücadeleye girebilen, ikinci topları kovalayan, pres bağlantılarını sağlayan ve özellikle sağ iç koridorda savunma-hücum geçişlerine katkı verebilen bir orta saha görüyoruz. Dolayısıyla Beşiktaş’ın kadro mühendisliği açısından ihtiyaç duyduğu profil biraz farklıydı. Hem 8 numarada kullanılabilecek hem de gerektiğinde 6 numaraya geçebilecek; hatta tek 6 olarak oynadığında takımın merkezini taşıyabilecek kadar pozisyon bilgisine, pas kalitesine ve savunma disiplinine sahip bir orta saha gerekiyordu. Salih Özcan ise bu profile tam olarak oturmuyor. Buradaki problem Salih’in iyi ya da kötü bir oyuncu olması değil. Problem, oyuncunun doğal özellikleriyle takımın ihtiyaç duyduğu rolün aynı noktada buluşmaması. Çünkü bir oyuncuyu 6 numaraya yazmakla, o oyuncunun gerçekten tek 6 oynayabilmesi aynı şey değil. Özellikle 4-2-3-1 içerisinde tek pivot oynayan oyuncunun yalnızca savunma yapması değil; stoperlerin önünde doğru açıları vermesi, ilk pas istasyonunu oluşturması, baskı altında topu yönlendirmesi, merkezde rakip geçişlerini kontrol etmesi ve takımın hücum genişliğini koruyabilmesi gerekiyor. Salih’in ise iki merkezli orta saha yapısında, özellikle sağ içten oyuna dahil olduğunda çok daha doğal ve etkili bir profile sahip olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden burada eleştiriyi doğrudan Salih Özcan üzerinden yapmak bana doğru gelmiyor. Salih’in ayağına taş değmesin. Oyuncunun yapabileceği şeylerin bir sınırı, oynayabileceği rollerin de doğal bir çerçevesi var. Asıl mesele, kadro mühendisliği yapılırken bu rollerin ne kadar doğru dağıtıldığı. Beşiktaş’ın kadrosu bazı bölgelerde oldukça iyi düşünülmüş gibi görünürken, bazı noktalarda ise hâlâ belirgin şekilde eksik kalıyor. Özellikle orta saha kurgusunda oyuncuların birbirlerini tamamlaması kadar, farklı maç senaryolarında hangi oyuncunun hangi rolü üstlenebileceği de önemli. Bir oyuncunun hem 8 hem 6 oynayabilmesi ile iki farklı rolü de aynı seviyede oynayabilmesi arasında ciddi bir fark var. Bugünkü mağlubiyeti de bunun üzerinden bütün takıma veya hocaya mal etmek doğru olmaz. Yeni ve gelişen bir takımız. Sezon içerisinde mutlaka tökezleyeceğiz, bazı maçlarda planlarımız istediğimiz gibi işlemeyecek, bazı oyuncularımızın doğal sınırları daha görünür hâle gelecek. Önemli olan bu maçlardan doğru sonuçları çıkarabilmek. Takımın da hocanın da canı sağ olsun. Böyle mağlubiyetler olacak. Hakemler konusunda ise Beşiktaş’ı bırakıp biraz da kendi performanslarına odaklansınlar. Özellikle gözünün içine baka baka küfür eden futbolcuyu oyundan atmaya yeltenmek bile hakem otoritesinin temel gerekliliklerinden biri olmalı. Sportif durumdan bağımsız olarak, kendi otoritesini ve görevini önemseyen bir hakemin böyle bir durumda gereken müdahaleyi yapması beklenir. Bugün kaybettik. Bundan daha önemlisi, neden kaybettiğimizi doğru okuyabilmek. Benim açımdan bu maçın en önemli başlıklarından biri de Salih Özcan’ın performansından ziyade, Salih’i hangi rolde kullanabileceğimiz ve bu rolün Beşiktaş’ın orta saha ihtiyacıyla ne kadar örtüştüğü meselesi.
6
4
106
12,064
Fabian Hurzeler’in Brighton’ı, an itibariyle PPDA verilerinde beş büyük ligin lideri. #BHAFC | @DataAnalyticEPL
2
3
62
3,439
Marsilya’nın sol stoperi Aguerd’i bu baskıyı kırabilmek adına Bruno Genesio, Emerson ve Højbjerg’in yanına üçüncü bir isim olarak ekleyerek üçgen oluşturuyor. Sağ bek Weah ise ikinci ve üçüncü bölge arasında daha yüksekte konumlanıyor. Sağ tarafta yer alan, orta saha karakterli Harit’in de iç koridorda konumlanması durumunda Marsilya’dan 3-1-4-2 benzeri bir yapı göreceğiz. Genesio’nun, Beşiktaş’a karşı uyguladığı ve rakibe boşluk vermemeyi amaçlayan oyun planını bozacağını düşünmüyorum. Beşiktaş’ın bu yerleşime karşı merkezde yoğun ve planlı bir baskıyla karşılık vermesini bekliyorum. Marsilya’nın ise Aguerd’in geriden oyun kurulumuna katılmasıyla ilk baskı hattını aşmaya ve oyunu kanatlara taşımaya çalışacağını düşünüyorum. Özellikle Marsilya’nın birinci bölgede üçgenleri doğru kurması, Beşiktaş’ın baskısını kırıp rakip yarı sahada sayısal üstünlük oluşturması açısından belirleyici olabilir. Önceki Marsilya - Paris FC analizimde belirttiğim değerlendirmelere bugün özelinde birkaç ekleme yapmak gerekiyordu. Özellikle Marsilya’nın oyun kurulumunda Højbjerg’in nasıl konumlandırıldığı ve Paris FC’nin bu bölgeye uyguladığı planlı baskının, maçın gidişatını doğrudan etkileyen önemli detaylardan biri olduğunu belirtmiştim. Bu doğrultuda, ilk analizde değindiğim bazı noktaları bugün sahadaki yerleşimler üzerinden biraz daha açmak gerekiyor.
Marsilya - Paris FC maçını izliyorum. Paris FC, düzenli olarak Højbjerg’e planlı bir baskı uyguluyor. Sol bek Emerson’u West Ham’dan tanırım, Marsilya’da da çok izledim. Eski atletizmine sahip olmadığı için oyun kurulumunda onu kullanmaya çalışıyorlar ancak Højbjerg’e düzenli baskı yapıldığı ve pas yolları kapatıldığı için Marsilya’nın oyun kurulumunda ciddi sorun yaşadığını görüyoruz. Paris FC’nin planlı yaptığı baskı, bizim Don Vincenzo’nun Beşiktaş’ına oldukça benzer ve yakın nitelikte. Dakika 35 itibarıyla Paris FC deplasmanda 2-1 önde ve bunda uyguladıkları baskı planının önemli bir payı var.
3
6
57
3,728