Pinned Tweet
Yalova Üniversitesi'ne yerleşen öğrencilerimizi YİKAD ailesi olarak bekliyoruz. Fakülte derslerinizin yanında huzurlu, güvenli, ilim ve irfanla dolu bir ortamda eğitim almanız için Yalova İlahiyat hocalarından müteşekkil bir kadro sizlere rehberlik etmeye hazır.
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
Peygamberine hakaret edilmiş bir Anadolu evladı, Alper Kaan Aykut, biraz öfke biraz duygusallıkla yaptığı konuşmadan dolayı “halkı kin ve nefrete sürükleme” suçundan yargılanırken, Hz. Peygamber (s.a.v)’e hakaret edenler hakkında herhangi bir işlem yapılmaması kabul edilemez.
Leman Dergisi kutsalımıza, Hz. Muhammed'e (sav) hakaret etmişti. İmanının gereği olarak Alper Kaan kardeşimiz de tepki göstermişti. Ne var ki sövenin değil savunanın mahkumiyeti isteniyor.
Müsait olanları mahkeme sürecini takibe ve kardeşimizi desteğe davet ediyorum.
Başka bir ülkenin diktatörü bizim ülkede yargının işine karışıyor, vatandaşları ifadeye çağırtıyor, devlet görevlilerini görevden aldırıyor. Rezalet, utanç tablosu.
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
80'ler, 90'lar İslamcılığı nostaljisi yapmak istemiyorum ama o zamanlar yeryüzünün neresinde bir zulüm varsa oradaki zulme karşı en azında sözü, eylemi olan bir ruh vardı.
Bugün Hindistan'da zalim Modi rejimi, Müslüman soykırımı gerçekleştiriyor, burada gündem bile olmuyor.
Yemen'deki kaos, ulusal çıkarlar temelinde, mezhepçi yaklaşımlarla değerlendiriliyor.
Azerbaycan'da katıksız faşizm sergileniyor, burada zulme kılıf uyduruluyor.
Doğu Türkistan'ın adı bile anılmıyor.
Gazze'ye zaten söylenecek tek bir söz kalmadı.
Tamam, reel politiği gözetelim ama ideallerden, değerlerden de bu kadar kopmayalım.
Oktay beyin, Azerbaycan meselesinde hakkın yanında durduğu için istifası istendi. Hicap düşmanı Azerbaycanlı bazı siyasilerin temenni ve isteklerinin yerine geldiğini görmek açıkçası çok dokundu. Yazık.
Bugün, 2016 yılından bu yana büyük bir onur, şeref ve sorumlulukla yürüttüğüm Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanlığı görevimden istifamı sunmuş bulunuyorum.
Makamlar gelip geçer, unvanlar el değiştirir. Asıl mesele, insanın hangi makamda oturduğu değil, hangi değerlerin arkasında durduğudur. Bizim için esas olan makamlar değil, yıllardır aynı istikamette yürüdüğümüz davamız ve Sayın Cumhurbaşkanımızla omuz omuza verdiğimiz mücadeledir.
Bu kararım, inandığım değerlerden ve milletimize hizmet etme irademden bir adım geri atmak anlamına gelmemektedir. Dün olduğu gibi bugün de yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında, aynı inanç ve kararlılıkla yol yürümeye devam edeceğim.
Rabbim bizleri makamların gölgesinde güç arayanlardan değil, hakikatin ışığında dimdik duranlardan eylesin. Bedeli ne olursa olsun inandığı değerleri savunanlardan eylesin.
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
Bu vatanı ve milleti seven hiçbir vicdan sahibi Müslüman, açıklamada ki gerçeklere itiraz edemez. Hatta Müslüman olmasa da itiraz edemez. Çok doğru ikazlar var, katılıyorum ve teşekkür ediyorum.
Konu ikazdan açılmışken, Kıymetli Hüdayi Vakfı'ndan kendilerini destekleyen şirketlere, boykot listelerindeki siyonist terörist israil ile ilintili firmaların ürünlerini satmamaları konusunda da bir ikazda bulunmalarını bir Müslüman kardeşleri olarak rica ediyorum.
Vesselam.
Rabbim bağışlasın, mekanı cennet olsun.
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
"Laikliği" Rus işgal ve egemenliği/tahakkümü ve dayatması ile öğrendiniz. 1830 Rus işgali öncesinde Seküler ve Laik miydiniz. Ya da öncesinde Ateist miydiniz. Rus ve Batı etkisi ile yetişen Mirza Fethali Ahundof'un babası Gayr-i Müslim miydi? Ahund çocuğu olarak doğmamış mıydı. Azerbaycan'da Ruslardan alıp edindiğiniz Laiklik mi köklü, İslam/Din mi köklü geleneğe/geçmişe sahip? Muciruddin Beylekânî, Nizami Gencevi, Halvetiyye’nin büyük piri Seyyid Yahya Şirvani, Tefsir Sahibi Allâme/Mutasavvıf Nimetullah Nahcivani, Hakani Şirvani, Halvetiyye’nin Gülşeniyye kolunun kurucusu İbrahim Gülşeni, Dede Ömer Ruşeni, Tehafüt Sahibi Hâce Muhyiddin Karabaği, Mevlana Abduzzâhir Eş-Şirvânî, Mevlana Şemseddin Eş-Şirvânî, Mevlâna Kasım Eş-Şirvanî, Mevlana Fethullah Eş-Şirvânî, Mevlana Seyyid Veli Eş-Şirvani, Mevlana Abduşşekkûr Eş-Şirvanî, Mevlana Abdulcebbâr Eş-Şirvânî, Mevlana Abdülhalim Eş-Şirvâni, Mevlana Hüseyin bin Abdillah Eş-Şirvani, Allâme Sadreddin Eş-Şirvâni ve oğlu Sadreddinzade Muhammed Emin Eş-Şirvâni, torunu Osmanlı Şeyhülislâmı Fındıklı Camiinde Medfun Sadreddinzâde Mehmed Sâdık Efendi, Karabağlı Osmanlı Şeyhülislâmı Feyzullah Efendi, Mevlana Hâlid Hazretlerinin Halifelerinden Amasya’da medfun Şeyh İsmail Şirvâni, Oğlu Sadrazam Şirvanizâde Mehmed Rüşdi Paşa, Hamza Nigarî, bunların hepsi İslam dışı ve Laik miydi.
“Azerbaycan’ın laiklik geleneği çok köklüdür. 1918'de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Müslüman Doğu’nun ilk laik ve parlamenter cumhuriyetiydi ve 1919'da kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı.” Diyorsunuz. Bunların hepsi 1830’dan itibaren işgali ve egemenliği altından bulunduğunuz Rus Çarlığının, Petersburg ve Moskova’nın etkisiyle değil miydi. Yüzyıllara dayanan 1830 Öncesi Müslümanlığı mı köklüydü. Yoksa Rus Çarlığı ve Sovyet Komünizmi idaresinde/işgalinde edindiğiniz “Laiklik” mi?
Ebeveyniniz size Laiklik hassasiyetiyle mi İslâmi “Vasıf Hüseyin” adını vermişti. Önce bunlara cevap verin.
Sevgili Türk kardeşlerim,
Azerbaycan’ı ilgiyle izlediğiniz ve buradaki gelişmeleri yakından takip ettiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Ancak bazı konular var ki, onlara Türkiye’nin gerçekleri üzerinden bakarak Azerbaycan’ı doğru anlamak mümkün değildir.
Azerbaycan’ın laiklik geleneği çok köklüdür. 1918'de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Müslüman Doğu’nun ilk laik ve parlamenter cumhuriyetiydi ve 1919'da kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı. Bu, Müslüman dünyasında bir ilkti ve birçok Avrupa ülkesinden bile önce gerçekleşti. 1901'de Bakü’de Müslüman kızlar için ilk laik okul açıldı.
Bu geleneğin en güçlü sembollerinden biri, 1960'ta Bakü’de dikilen “Azad Kadın” heykelidir. Heykel, çarşafını üzerinden atan bir kadını tasvir eder ve kadının özgürleşmesini, eğitime ve toplumsal hayata eşit katılımını simgeler. Bu anıt bugün de Bakü’nün merkezinde durur ve Azerbaycan halkının değerlerini yansıtmaya devam eder.
Bu yüzden Azerbaycan’da din, hiçbir zaman Türkiye’deki kadar güçlü bir toplumsal etkiye sahip olmadı. Bizde tarikatlara bölünme ya da Sünni-Şii ayrışması yaşanmadı. Hatta pek çok insan Sünnilik ile Şiilik arasındaki farkı bile bilmez.
Sovyet sonrası dönemde Azerbaycan’da dini yaymaya en çok ilgi gösteren devlet İran oldu. İran’ın amacı, Azerbaycan’da Şii ideolojisinin kök salması ve insanların İran’ın dini liderini kendi liderleri olarak görmesiydi. Bugün de aynı hedefi taşıyorlar.
Azerbaycan devletinin attığı adımlar tam da bu nedenle milli çıkarlarımızı, milli değerlerimizi, yüz yılı aşkın laiklik geleneğimizi ve ülkemizin istikrarını korumaya yöneliktir. Bu konuya hassasiyetle yaklaşmanızı temenni ediyorum.
Anlamamakta ısrar edeceğinize eminim. Gerçek problemi görmek ve duymak istemiyorsunuz. İtiraz edilen şey, dini gereği örtünenlere eğitim özgürlüğünü engellemeniz. Üstelik bunu uyduruk bir laiklik tanımıyla yapmanız asıl fecaat. Konuyu taca atmayın. Zira bunlar hep bizde yaşandı.
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
Ensarullah değil Husiler…
Bunlar bir kabile. Yemen’in sadece %25’i Zeydi. Onların da %20’si Husi. Yemen halkının % 5’i demek bu.
Zeydi değiller Şii oldular. Kabile ülkeyi krallıkla yönetti. Abdülmelik krallığı abisi Hüseyin Husi’den aldı. O da krallığı babası Bedruddin Husi’den aldı.
Yemen Ensarullah hareketini tanımlamak için kullanılan "Husi isyancılar" kavramı ABD-Siyonist cephenin propaganda amaçlı kullandığı bir tanımlamadır. Yemen Ensarullah hareketini sadece bir aile/aşiretle sınırlıymış gibi göstermeyi amaçlar. Yemen Ensarullah hareketi (Sana Hükümeti) Yemen toplumunun %70-80'ini temsil eden bir harekettir.
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
Sema Maraşlı ablamızın içinden dişi bir şebbiha çıktı.
Tek tek yalanları sıralayayım.
1- Ali Abdullah Salih’i Sema hanımın Ensarullah diyerek itibarlı hale getirdiği Husi kabilesi değil Islah Hareketi ve Yemen Sünni halkı devirdi. Hatta Husiler kendisi de bir Zeydi olan Salih ile işbirliği yaptı. Ses kayıtları ektedir.
2- Husiler bir devlet değil Husi ailesinin krallığıdır. Abdülmelik krallığı abisi Hüseyin Husi’den aldı. Hüseyin ise babası Bedruddin’den aldı. Bildiğiniz aile saltanatı.
3-Husiler Zeydi değil Şii-Rafızi oldular. Zaten Yemen Zeydi’lerinin önemli kısmı Zeydiliğin aşırı sapkın Carudiye koluna mensuptur.
4- Sema hanımın bilerek ya da cahilce çete olarak tanımladığı kimseler Yemen halkıdır. 10 milyon Sünni yerinden edilmiştir. Çoğu Hasan El Benna’nın kurduğu İhvan Hareketine yakındır.
5- Yemende asıl çete ağzında bir kg kat uyuşturucu olan Husilerdir.
6-Husiler 2014’te devrim ve ardından halk oylaması ve iktidara gelen Müslümanlara darbe yapmıştır.
7- Şu anda bile Yemen boğazından İsrail ve ABD gemileri rahatlıkla geçiyor.
8-Sema hanımın “Ensarullah 2020'den itibaren İsrail'e yönelik neredeyse günlük olarak balistik füze ve intihar drone saldırıları düzenliyorlar.” ifadesi de alenen yalandır. Öncelikle 2020’de İsrail ile savaş yoktu. Savaş 7 Ekim 2023’te başladı. İkinci olarak o zamandan bu yana her gün değil toplamda 61 balistik ateşlediler. Sadece bir İsrail vatandaşı öldü. O da Filistinli çıktı.
Kısacası Sema hanımı özür dilemeye davet ediyorum. Takipçilerini de bu türden alanı dışında konuşup saçmalayan kimselere itibar etmemeleri çağrısı yapıyorum.
Tüm belgeler belgeselimizde. youtu.be/-tMb2S6Ay74?si=8K7-…
This quoted post is unavailable.
Açıklama fecaat. Madem başörtüsü yazmıyor neden laikliğe aykırı görüyorsunuz?! Keyfi yorumlarla mı bu zulmü yapıyorsunuz?! Laiklik kişilerin dini sembol kullanmalarına neden aykırı olsun? İzahı var mı? Bu yollardan geçtik ülke olarak. Sonu iyi olmuyor, bilesiniz.
YANLIŞ ALGILARA HİTABEN
Azerbaycan’ın okullara ilişkin yeni kıyafet düzenlemesine Türkiye’de gösterilen tepkinin önemli bir kısmı, düzeltilmesi gereken yanlış algılara dayanıyor.
Birincisi, Azerbaycan’da genel bir “başörtüsü yasağı” getirilmiş değildir. Temmuz 2026'da Genel Eğitim Kanunu’nda yapılan değişiklikle millilik ve laiklik, genel eğitimin temel ilkeleri arasına alındı. Bakanlar Kurulu’nun 21 Eylül tarihli kararı da okul formasının bütünlüğünü bozan ve eğitimin laik niteliğiyle bağdaşmayan kıyafet unsurlarına izin vermiyor. Bu kurallar devlet genel eğitim okullarındaki öğrencileri ve 6 Ekim’den itibaren bu okullardaki öğretmenleri kapsıyor. Kadınların kamusal hayatta, iş yerinde ya da camide nasıl giyineceğini düzenlemiyor. Metinde başörtüsü kelimesi dahi geçmiyor.
İkincisi, düzenleme İslam’ı hedef almıyor. Metin tarafsız bir dille kaleme alınmıştır ve başörtüsü, Yahudi kipası ya da Hristiyan haçı fark etmeksizin her türlü dini kıyafet ve sembolü kapsıyor. Azerbaycan’daki bir devlet okulunda Yahudi bir erkek öğrencinin kipa takması, Müslüman bir kız öğrencinin başörtüsü takmasından daha fazla serbest değildir. Esas olan, sınıfın çocukların inançlarına göre ayrışmadığı tarafsız bir alan olarak kalmasıdır. Müslüman, Yahudi ve Hristiyan toplulukların yan yana yaşadığı bir ülke, okullarını herkes için ortak zemin olarak ancak bu şekilde koruyabilir.
Üçüncüsü, bu ani bir ideolojik dönüş değildir. Azerbaycan Anayasası devlet eğitim sistemini laik olarak tanımlar ve okullarda başörtüsü meselesi en az 2010'dan beri tartışılmaktadır. 2026'da değişen, okuldan okula farklılık gösteren bir uygulamanın tek bir hukuki çerçeveye bağlanmasıdır.
Dördüncüsü, Azerbaycan bir 28 Şubat yaşamıyor. Türkiye’nin kendi siyasi hafızasını Azerbaycan’a yansıtmak, çok farklı bir toplumu yanlış okumak anlamına gelir. Azerbaycan laikliği, ülkenin kendi tarihinden, Şii ve Sünni toplulukların bir arada yaşamasından ve dış aktörlerin dini, genç nesli şekillendirmek için kullanmasına yönelik köklü bir kaygıdan beslenir. Azerbaycan’da laik eğitim, inananlara karşı bir araç olarak değil, toplumsal uyumun teminatı olarak görülür.
Beşincisi, bu Azerbaycan ile Türkiye arasında bir mesele değildir. Türkiye’deki tartışma büyük ölçüde Azerbaycan’ın koşullarını pek tanımayan sosyal medya hesapları tarafından yönlendirilmektedir ve bunların bir kısmının iki müttefik arasına güvensizlik ekmek istediği açıktır. Türk toplumunun görüş bildirme hakkı elbette vardır. Ancak egemen ve kardeş bir devletin eğitim politikası, yargılanmadan önce kendi bağlamında anlaşılmayı hak eder.
“Tek millet, iki devlet” aynı iç politikaları uygulamak anlamına gelmez. Birbirimizin tercihlerine saygı duymak anlamına gelir.
Bunun yolu öncelikle sizin başörtülü okuyan kızlarınızı ötekileştirmemenizden geçiyor. Siz kendinizi kırıyorsunuz. Böyle giderse gücünüz kalmayacak. Devlet vatandaşları arasında fırsat eşitliğini laiklik söylemini kullanarak engellerse o toplumda huzuru yakalayamaz.
🇦🇿❤️🇹🇷 Birbirimizi kaybedersek, Türk dünyası kaybeder!
Son günlerde Türkiye’de Azerbaycan’a karşı yapılan açıklamalar, yükseltilen karşıt sesler ve Azerbaycan Başkonsolosluğu önünde düzenlenen protestolar, Azerbaycan’dan bakıldığında elbette üzüntüyle karşılanıyor.
Türkiye bizim kardeşimizdir. Azerbaycan da Türkiye’nin kardeşidir. Biz birbirimize sadece siyasi çıkarlar nedeniyle değil; aynı dili, aynı kültürü, aynı değerleri ve aynı kanı paylaştığımız için kardeş diyoruz. Biz bir ananın iki oğluyuz!🇦🇿🤝🇹🇷
Türkiye’de Azerbaycan’a karşı bu dışlayıcı tutuma zemin hazırlayanlar şunu unutmamalıdır: Azerbaycan, Türk dünyasında Türkiye’ye dil, kültür ve manevi değerler bakımından en yakın ülkedir. Azerbaycan’ı kendinden uzaklaştırmak, yalnızca Azerbaycan’ı değil, bütün Türk dünyasını kaybetme riskini beraberinde getirir.
🇰🇿 Kazakistan, 🇹🇲 Türkmenistan, 🇰🇬 Kırgızistan ve diğer Türk cumhuriyetleri de yaşananları izliyor. Azerbaycan’a karşı sergilenen tavırlar, Türk dünyasının diğer üyelerinde de Türkiye’ye duyulan güveni zedeleyebilir. Oysa güçlü bir Türkiye, ancak kardeşleriyle birlikte daha güçlüdür. Türk dünyasının birliği, birbirini ötekileştirmekle değil, birbirine sahip çıkmakla mümkündür.
Buradan hem Türkiye’de Azerbaycan’a karşı düşmanlık dilini körükleyenlere hem de Azerbaycan’da Türkiye karşıtlığına yönelenlere çağrıda bulunuyorum: Geç olmadan durun! Siyasi tartışmalar, geçici anlaşmazlıklar ve provokasyonlar asırlık kardeşliğimizin önüne geçmesin.
Türkiye bizim kardeşimizdir, biz de Türkiye’nin kardeşiyiz. Birbirimize sırtımızı dönersek kazanan biz olmayacağız. Kaybeden, Türk dünyasının ortak geleceği olacaktır.
Unutmayalım: Azerbaycan’sız bir Türk dünyası da, Türkiye’siz bir Türk dünyası da eksiktir.
🇦🇿❤️🇹🇷 Birliğimiz daim, kardeşliğimiz ebedî olsun!
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
Tweetlerin altına doluşan laiklere kötü haber var.
Azerbaycan'da başörtülü-başörtüsüz dayanışması başladı.
Şimdi ne yapacaksınız bakalım!
@azpresident
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
Konu Afganistan olduğunda kızların okumamasını canhıraş eleştirenleri, konu Azerbeycanın başörtülü kızları okula almaması olunca ne hikmetse çıtları çıkmaz görürsün!
Adamlarda nato kafa. Eğitim elbiseye mi veriliyor?! Birilerinin elinde kukla olmak böyle bir şey işte. Halkına bu kadar zalimlik yapılmaz. Halkı ayırarak güçlenilmez. Ama anlamak nerede bunlar nerede?!
Prof. Dr. Avnullah Enes ATEŞ retweeted
🔴 Başörtüsü yasağını savunan Azeri meclis üyesi Adil Aliyev:
"Bir judocu havuzda kimono ile yüzemediği gibi başörtüsüyle de eğitim olmaz."
Bu hikayenin sonu belli. Toplumu laiklik adı altında bölmek Azerbaycan'ı zayıflatacak. Feraset yok maalesef. Müslüman kadınlarla uğraşmayı bırakın. Hala kıyafetle laikliğin geleceğine inanan yaratıklar var şu evrende.































