29 Ekim 1933 - Cumhuriyet'in 10.Yılı - Sovyet Yapımı
youtu.be/PCL92wtK0nM?si=GrPO…
Evrim Ağacı (@evrimagaci ) ve Çağrı (@cagrimbakirci )
youtu.be/Ec9jyLqYpxg?si=8TIt…
bu son videonuzda ciddi bir felsefik sefalet içindesiniz, bilesiniz.
Çok ama çok üzüldüm, paylaşmak istedim.
Yanıt da gelecek ...
Seni de aramızda görmek istiyoruz!
24 Ekim 2026 Cumartesi: Sansüre Hayır, Habere Özgürlük
İstanbul: 13.00, Kadıköy Boğa Heykeli önü. Kadıköy Meydanı’na yürüyüş ve basın açıklaması.
Adana: 13.00, Sanatçılar Parkı, Basın Anıtı önü. Basın açıklaması.
Ankara: 14.00, Kolej Kavşağı. Sakarya Caddesi’ne yürüyüş ve basın açıklaması.
İzmir: 14.00, Alsancak, Kıbrıs Şehitleri Caddesi, Türkan Saylan Kültür Merkezi önü. Limana doğru yürüyüş.
Antalya: 14.00, Attalos Heykeli önü. Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş.
Bursa: 14.00, Osmangazi, Şehreküstü Meydanı. Basın açıklaması. Eskişehir: 14.00, Köprübaşı. Basın açıklaması.
Kocaeli: 14.00, İzmit, Uğur Mumcu Parkı. Basın açıklaması.
Diyarbakır: 14.00, Adliye önü. BTK önüne yürüyüş ve basın açıklaması.
Van: 14.00, Sanat Sokağı. Kent Meydanı’na yürüyüş ve basın açıklaması. Cumartesi meydanda olalım.
#gazeteciliksuçdeğildir
24 Ekimde Gazetecilerin Yanındayız
Sansüre Hayır, Habere Özgürlük — Haberi Üretenin Emeği, Haber Almanın Hakkı ve Gözetim Çağında Gazetecilik
bilgimusterekleri.org/blog/b…
Bu cumartesi, 24 Ekim 2026'da gazeteciler on kentte aynı anda sokağa çıkıyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın-İş, Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) başta olmak üzere basın meslek örgütleri, "Sansüre hayır, habere özgürlük" şiarıyla İstanbul'dan Van'a, Diyarbakır'dan İzmir'e yürüyüş ve basın açıklamaları düzenliyor.
Tarih tesadüf değil: 24 Ekim, TELE1'e kayyum atanmasının birinci yıl dönümü. Arada geçen bir yılda kayyum zinciri Halk TV'ye kadar uzandı. Yalnızca ekim ayının ilk üç haftasında Derya Okatan, Hasan Güraksu, Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Murat Ağırel ve İsmail Arı dahil yedi gazeteci tutuklandı; Bahadır Özgür gözaltına alındı, hesabı kapatıldı; İsmail Saymaz'a ev hapsi verildi. Yüzlerce X hesabı Türkiye'den görünmez kılındı. Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler'in 2026 endeksinde 180 ülke arasında 163'üncü.
Örgütlerin talebi yalın: gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve ev hapsi uygulamalarına, medya kuruluşlarına kayyum atanmasına, haber sitelerinin kapatılmasına ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine son verilsin. Ortak açıklamanın en akılda kalan cümleleri şunlar:
"Gazetecilik suç değildir. Biz susarsak gerçekler karanlıkta kalır. Biz yazamazsak halk öğrenemez. Biz soramazsak iktidar sahipleri hesap vermez."
Bu yazıda önce nerede, ne zaman buluşulacağını il il veriyoruz. Ardından gazetecilerin nasıl çalıştığını, neyle karşı karşıya kaldığını, gözetim düzeninin onları nasıl kuşattığını ve Hasan Tahsin'den bugüne uzanan çizgiyi anlatıyoruz. Sonra Türkiye'nin dışına çıkıp dünyada gazeteciliğin durumuna bakıyor, Norveç'ten ABD'ye, Fransa'dan Çin'e gazetecilere hangi hakların tanındığını karşılaştırıyor ve gazeteciliğin neden saygın bir meslek sayıldığını tartışıyoruz. Sonunda da bir çağrımız var: Bu eylem yalnızca gazetecilerin eylemi değil. Haber alma hakkı hepimizin.
24 Ekim 2026 Cumartesi: Sansüre Hayır, Habere Özgürlük
İstanbul: 13.00, Kadıköy Boğa Heykeli önü. Kadıköy Meydanı’na yürüyüş ve basın açıklaması.
Adana: 13.00, Sanatçılar Parkı, Basın Anıtı önü. Basın açıklaması.
Ankara: 14.00, Kolej Kavşağı. Sakarya Caddesi’ne yürüyüş ve basın açıklaması.
İzmir: 14.00, Alsancak, Kıbrıs Şehitleri Caddesi, Türkan Saylan Kültür Merkezi önü. Limana doğru yürüyüş.
Antalya: 14.00, Attalos Heykeli önü. Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş.
Bursa: 14.00, Osmangazi, Şehreküstü Meydanı. Basın açıklaması.
Eskişehir: 14.00, Köprübaşı. Basın açıklaması.
Kocaeli: 14.00, İzmit, Uğur Mumcu Parkı. Basın açıklaması.
Diyarbakır: 14.00, Adliye önü. BTK önüne yürüyüş ve basın açıklaması.
Van: 14.00, Sanat Sokağı. Kent Meydanı’na yürüyüş ve basın açıklaması.
Cumartesi meydanda olalım.
bilgimusterekleri.org/blog/b…
#gazetecilik #özgürbasın #basın #eylem
@evrenselgzt @BirGun_Gazetesi @TGS_org_tr @gazetepencere @yeniyasamnews6 @arti_gazete @nefesgazete @yeniyasamnews6 @cgdgenelmerkez @diskbasinis @Cemiyet1946 @ilketvcomtr
@hakki_ozdal @bahadir_ozgur1 @temcikterelelli @taylanbilgic @aydinsule1 @muratagirel @timursoykan @barispehlivan @baristerkoglu @Deniz_Zeyrek @candundaradasi @hacalogluhilmi1 @ozer_sultan @unsalunlu @OzlemGurses
Mehmet yoldaş devrim oluyor sandım ...
Hakemmiş :)
@mturkmenn27
Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü Olduğunu Biliyor muydunuz?
Devletin Verisi, Devletin Algoritması ve İnternetin Kapatma Düğmesi Aynı Binada Toplanıyor
bilgimusterekleri.org/blog/k…
Bu sabah Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/322 sayılı kararla Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Osman Gazi Güçlütürk, Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürü olarak atandı. Aynı kararla Siber Güvenlik Başkanlığının Dijital Devlet, Siber Savunma, Ekosistem Geliştirme ve idari hizmetler genel müdürlükleri ile birinci hukuk müşavirliğine de atama yapıldı (CNN Türk).
Çoğumuz böyle bir genel müdürlüğün var olduğunu bu haberle öğrendik. Önce özet olarak şunları bilmek gerekiyor:
Ne? Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, 25 Aralık 2025'te 192 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kuruldu. Bir bakanlığa değil, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Siber Güvenlik Başkanlığına bağlı.
Ne iş yapar? Kamuda yapay zekâ kullanımının mevzuatını hazırlar, ulusal stratejiye katkı verir, kamu kurumlarında pilot yapay zekâ uygulamaları yürütür, kurumlar arası ortak veri altyapısını kurar ve devletin verisi üretildiği andan silindiği ana kadar nasıl yönetilecekse onun kurallarını, yani veri yönetişimi ilkelerini koyar.
Neden önemli? Çünkü aynı Başkanlık 2025'ten bu yana adım adım şu yetkileri de topladı: kamunun siber güvenliği, e-Devlet ve dijital dönüşüm (eski Dijital Dönüşüm Ofisi), internette erişim engelleme ve içerik kaldırma, sosyal medya ve oyun platformlarının denetimi, yasal dinlemenin teknik altyapısı, alan adları. Bugün yapay zekâ ve veri de bu yetkilerin yanına eklenmiş oldu.
BTK'dan farkı ne? BTK telekom piyasasını düzenleyen, kurul yapısıyla kanunla kurulmuş bir kurumdur. Siber Güvenlik Başkanlığı ise yürütmeye doğrudan bağlı bir güvenlik aygıtıdır. Temmuz 2026'dan bu yana BTK'nin internet üzerindeki "güvenlik" yetkileri bu aygıta geçti, BTK'ye lisans, frekans ve tüketici işleri kaldı.
Sınıfsal anlamı ne? Devletin yurttaş hakkında tuttuğu bütün veri, o veriyi işleyecek algoritma ve o algoritmayı tartışan sesi kesme yetkisi tek bir güvenlik kurumunda birleşiyor. Bu kurumu TBMM değil Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi örgütlüyor, sendikalar, meslek örgütleri ya da verisi işlenen yurttaşlar karar süreçlerinde yer almıyor. Kamu verisi bir müşterek olarak değil, bir yönetim ve gözetim girdisi ve sermayeye açılacak bir hammadde olarak ele alınıyor.
Yazının devamında bunları tek tek açacağız. Önce kurumu tanıyacağız, sonra sınıfsal okumaya geçeceğiz.
bilgimusterekleri.org/blog/k…
#yapayzeka #kamu #devlet #denetim #gözetim #BTK
@fusunnebil @say_cem @cicekcizmeci @erhanmeydan
@evrenselgzt @BirGun_Gazetesi @MGokhanAhi
Satın Alınamayanı Kapatırlar
T24 Yasağının Hikâyesi ve Sansürün Sınıfsal Kökleri
bilgimusterekleri.org/blog/t…
Kısaca: Ne Oldu?
Karar: İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, 29 Eylül tarihli ve 2026/8894 D.İş sayılı kararla T24'ün internet sitesinin ve bütün sosyal medya hesaplarının kapatılmasına hükmetti. Karar 30 Eylül'de önce Adalet Bakanlığının basın WhatsApp gruplarında duyuruldu; Siber Güvenlik Başkanlığı saat 17.00'de T24'e e-postayla bildirip dört saat içinde uygulanmasını istedi. Site akşam saatlerinde erişime kapandı.
Gerekçe: "Ailem Güvende" soruşturması kapsamında, T24'ün "son bir yılda" "118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik" yayımladığı iddiası. Evrensel'in yayımladığı listeye göre içerikler 2012'ye kadar uzanıyor; aralarında operasyonu eleştiren eylül yazıları, LeMan saldırısını eleştiren bir yazı, bir sansür karikatürü ve hiçbir LGBTİ+ içeriği olmayan yazılar da var.
Öncesi: 26 Eylül'den itibaren iktidara yakın hesaplar T24'ü "arkasındaki devasa fon akışı" üzerinden hedef gösterdi.
Aynı gün: Fon krizini yorumlayan en az 147 X hesabı daha "millî güvenlik" gerekçesiyle engellendi. Bir haftadaki üçüncü dalga bu.
Tepkiler: 13 basın meslek örgütü kararın "ivedi biçimde geri alınması" çağrısı yaptı. AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor kararı "ifade özgürlüğüne açık saldırı" olarak niteledi. Evrensel ve BirGün yazarları, sansür dalgasını fon vurgunu, "Aile ve Nüfus On Yılı" ve "ekonomik güvenlik devleti" ile birlikte okuyor.
Tezimiz: Aynı gün bir gazetenin "aile" adına, yüzlerce hesabın "millî güvenlik" adına kapatılması tesadüf değil. Ahlak cephesi ile ekonomi cephesi aynı cephedir. Mülkiyet yoluyla susturulamayan bağımsız yayınlar artık hukuk yoluyla susturuluyor. Bu, rızası aşınan bir düzenin zora yaslanmasıdır.
...
Yirmi yıl boyunca bu ülkede gazeteler büyük ölçüde kapatılarak değil, satın alınarak susturuldu. Bir holding bir gazeteyi aldı, gazete sustu; kimse bir mahkeme kararı görmedi.
T24'ün kapatılması, bu yolun sonuna gelindiğini gösteriyor. Satın alınabilecek olan satın alındı. Geriye kalanlar okurlarıyla, gönüllüleriyle, sendikalarıyla ayakta duran, fiyatı olmayan yayınlardır. Ve fiyatı olmayanı susturmanın tek yolu, onu yasaklamaktır.
Bu, sansürün bir güç değil, bir tükenme işareti olduğunu gösteriyor: rızası tükenen bir düzenin, ikna edemediği yerde kapatmaya başlaması. Ama tükenmekte olan bir düzenin en tehlikeli dönemi, tam da bu dönemdir.
Aynı gün bir haber sitesinin "aile" adına, yüzlerce hesabın "millî güvenlik" adına kapatılması bize tek bir şey söylüyor: ahlak cephesi ile ekonomi cephesi aynı cephedir. Kültür adına susturulanla fon krizi adına susturulan, aynı mülkiyet ilişkisini anlatmaya yaklaştığı için susturuluyor.
Bizim işimiz, o ilişkiyi anlatmaya devam etmek. Saymak, yazmak, kaydetmek, çoğaltmak. Ve bunu tek bir kanala, tek bir şirkete, tek bir alan adına emanet etmeden yapmak.
Satın alınamayanı kapatırlar. Kapatılamayacak olan, birbirine sahip çıkanlardır.
#T24 #sansür #basınözgürlüğü #basın
@t24_comtr @t24comtr_ @evrenselgzt @BirGun_Gazetesi @fusunnebil @hakki_ozdal
Kapatma Düğmesi Kimin Elinde?
Dil Modelinden Silisyuma Denetimin Sınıfsal Haritası
bilgimusterekleri.org/blog/k…
Eylül'ün son haftasında üç şey aynı anda oldu. Bir şirket, iş dağıtan ve hiç kapanmayan ajanlarını satışa çıkardı. Bir başka şirket, o ajanları çipin içinden izleyen bir bekçi sundu. Bir devlet de o çiplerin dünyanın neresinde çalıştığını bilmek istedi. Bu üç olay aynı hareketin üç anı: emek süreci otomatikleşiyor, denetimi de otomatikleşiyor ve o denetimin anahtarı mülkiyetin en yoğun olduğu yere, silisyuma iniyor.
Bu yazının bir teknoloji korkusu yazısı olmadığını tekrar söyleyelim. Ekran başındaki tekrarlayan işin makineye devredilmesi, doğru örgütlenmiş bir toplumda insan için bir kazanç olurdu. Tehlikeli bir sistemi durdurabilen bir güvenlik mekanizması da bir kazanç olurdu. Sorun makinede ya da mekanizmada değil. Sorun, makinenin getirdiği kazancın ve mekanizmanın anahtarının tek bir tarafta toplanmasında.
Fabrikada acil durdurma butonunu işçinin yanına koydurmak için yüz yıllık bir mücadele gerekti. Dijital butonun yeri bugün belirleniyor. Bugün sessiz kalırsak, o buton ya bir veri merkezinin konsolunda ya da bir çipin içinde kalacak. Hiçbir zaman ajanın yanında çalışan işçinin elinin erişebileceği bir yerde olmayacak.
Genç yoldaş, bir sonraki "yapay zekâ güvenliği" haberini okuduğunda soracağın soru bellidir: Bu kilit kimi, kime karşı koruyor ve anahtarı kimin cebinde?
#yapayzeka #openai #anthropic
@say_cem @TaylanCemgilML @fusunnebil @cicekcizmeci @TMMOB_BMO
Ağustos'ta İşsizlik Nereye Saklandı?
İşsizlik Azalmadı, Kılık Değiştirdi: Eksik İstihdam, Umutsuzluk ve Uzayan Mesai
bilgimusterekleri.org/blog/i…
Bu sabah TÜİK iki cümle kurdu ve iki cümle aynı bültende yan yana durdu:
İşsizlik oranı 0,3 puan azalarak yüzde 7,8 oldu.Atıl işgücü oranı 0,4 puan artarak yüzde 31,0 oldu.
Akşam haberlerinde birinci cümleyi duyacaksınız. İkinci cümleyi BirGün ve Karar gibi birkaç gazete başlığa taşıdı. Oysa iki cümle birbirini yalanlamıyor; birbirini açıklıyor. İşsizlik azalmadı; biçim değiştirdi. Bir kısmı "işsiz" hanesinden çıkıp "eksik çalışan" ve "umudunu kesmiş" hanelerine geçti.
Sevgili Genç Yoldaşlar, bir ay önce Temmuz verileri üzerine "İki Rakam, Tek Ülke: %8,1 ve %30,6" başlıklı yazımızı yazmıştık. O yazıda dar tanımla geniş tanım arasındaki makasın bir ölçüm hatası değil, bir ideoloji olduğunu söylemiştik. Ağustos verisi bu tezi bir kez daha sınadı: makas bir ayda 22,5 puandan 23,2 puana açıldı. Bu yazıda üç şey yapacağız: rakamları sökeceğiz, işsizliğin nereye saklandığını göstereceğiz, ve bunu son üç ayda ekonomi başlığı altında yazdığımız yazılarla, yani enflasyonla, mazotla, borsayla, kuryeyle, yapay zekâyla bağlayacağız. Çünkü işsizlik rakamı tek başına okunursa bir istatistiktir; ötekilerle birlikte okunursa bir programın bilançosudur.
...
TÜİK bu sabah iki rakam açıkladı. Biri düştü, öbürü yükseldi. Düşen rakam haberlere çıkacak, yükselen rakam ise bir sonraki ayın bülteninde yeniden yükselene kadar unutulacak. Ama iki rakam aynı ülkeyi anlatıyor: bir yanda daha uzun saatler çalışan, ücreti açlık sınırına yetmeyen 32 milyon insan; öbür yanda çalışmak isteyip çalışamayan, eksik çalışan, umudunu yitirmiş 12,5 milyonu aşkın insan. Bu iki kalabalık birbirinin rakibi değil, aynı sınıfın iki yarısıdır. Sermayenin gücü, bu iki yarının birbirini rakip sanmasından gelir; bizim gücümüz, birbirini tanımasından.
İşsizlik azalmadı; kılık değiştirdi. Kılığı değiştiren istatistik değil, sermayedir. Kılığı yırtacak olan da istatistik değil, örgütlü emektir.
#işsizlik #TÜİK #sınıf #ekonomi
@evrenselgzt @BirGun_Gazetesi








