Osman Kavala 9 yıldır suçsuz şekilde hapiste ..
Bu durum otokrasinin zaferi DEĞİL BİZİM AYIBIMIZDIR.
BU AYIPLA DAHA NE KADAR ?
osmankavala.org/tr/aciklamal…
TRUMP’IN MUHTEMEL YENİLGİSİNİN TÜRKİYE’YE ETKİSİ
Otokrat liderlerin birbirine bağlandığı dünyada Trump’tan en fazla medet uman , bel bağlamış ülkelerin başında Türkiye geliyor, -ki bağın çok güvenilir olmadığını rahip Bronson olayında biliyoruz. Türkiye’ye meşruiyet verdiğini iddia eden bir Amerikan yönetimi ile karşı karşıyayız , Türkiye neredeyse teslim olmuş vaziyette.
Trump’ın 2. döneminde Suriye ve Türkiye’ye bir bölge valisinin atandığını, bölge yetkilisinin günlük siyasetin içinde çok fazla görünür olduğunu görüyoruz. Bölgesel enerji politikasından tutun , Irak ve Suriye politikasına, Mekke anlaşmasına kadar çok geniş bir alanda varlığına ve yönetimine şahit oluyoruz.
Ancak, Trump’ın ara seçimlerde yenilmesi Türkiye ile devam eden ilişkilerin de zayıflaması anlamına gelecek. Savunma alanında yıllardır çözülmeyen F35 , Kaan uçak motoru gibi deve dişi meseleler var. “Uçağın motoru geldi geliyor, F35 hattı açıldı açılıyor” deniyor ama bu sorunlar çözüme kavuşmadı. Türkiye’nin savunma alanında ABD kongresine bağımlı olduğu pek husus bulunuyor. Teslimatlar gerçekleşmiyor bir türlü.
Demokratların çoğunluğu ele geçirdiği kongrede demokratların bu işleri daha da kilitlemesi olağan bir durumdur. Trump’ın çoğunluğa sahip olduğu dönemde bile bu sorunları çözmeye gücü yetemedi, demokratların kongreyi kazandığı bir durumda , bu işler daha da zorlaşacak..
Türkiye ‘de iktidar, aynı zamanda Trump’ın önümüzdeki seçimlerde vereceği desteğe de güveniyor/du. Trump’ın Türkiye’deki iktidar dostları için, seçimler öncesinde bazı mali kaynakların açılması, swap kanallarının devreye girmesi , istihbarat, veri, anketler üzerinde bilişim desteği sağlanması gibi hususlar çok önemli. Otokratik ülkelerde yapılan seçimlerde otokrasiler arası dayanışma ve işbirliği ile seçimler cereyan ediyor. Seçimlerde şeffaflık çok önemli ama otokratik Türkiye'de siyaha yakın bir pozisyonda bulunuyor.
“HÜNKARIN HABERİ OLMADAN EŞKİYA KERVAN SOYMAZMIŞ.”
İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMİYORLAR SUÇLU BİR DEĞİL , BEŞ DEĞİL Kİ.. TEPEDEN TIRNAĞA UZANAN BİR VURGUN..
Fon Soruşturması kapsamında Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun gözaltına alınMIŞ Ergun’a “suç örgütüne üye olma” ve “rüşvet” iddiaları suçlama olarak yöneltiliyorMUŞ.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen büyük fon soruşturması kapsamında 31 Ekim 2026 itibarıyla tutuklu sayısı 120'ye yükselMİŞ
İktidara çok yakın Yeni Şafak gazetesi yazarı ve genel yayın yönetmeni Hüseyin Likoğlu, fon krizini köşesinde şu şekilde değerlendirMİŞ.
"Henüz kamuoyunun içini soğutacak nitelikte olmasa da bazı görevden alma ve tutuklamalar, ne pahasına olursa olsun sonuna kadar gidilmesi kararlılığı açısından önemli bir işaret olarak görülüyor. Ancak, hâlâ birtakım dirençler de söz konusu. Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; 'Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım' gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor. Öncelik şüphesiz krizin kontrol altına alınıp, mağdurların haklarının ödenmesi... Ancak meselenin esas boyutu çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınmalı"
Likoğlu söyleyeceğini söyleMİŞ , diyecek bir şey mi kalMIŞ ?
Biz de başta söyleyeceğimizi söyledik..
TRUMP DURABİLİR Mİ?
Trump seçimlerden yenilgiyle çıktı diyelim, peki Trump durabilir mi? Yenilmesi duracağına delalet eder mi? Bana pek öyle gelmiyor. Çünkü 2020 seçim yenilgisinde Trump’ın emriyle gerçekleşen kongre baskınını yaşadık, binaların yakıldığına, tahrip edildiğine seçim sonucunun kabul edilmediğine, seçimlerin kan ve vahşetle sonuçlandığına şahit olduk. Üstelik bu saldırıların faillerine 2024'te yeniden iktidara geldiğinde af çıkardı. Bu nedenle, Trump’ın ara seçim yenilgisiyle duracağını hiç sanmıyorum.
Zaten Trump’da “demokratlar kazanırsa kilitlerim” diyor, her şeyi veto edeceğini söylüyor, “demokratlar müzakere masasına oturmaya gelecekler” diyor, “böleceğim” diyor, “ bölünmüşlüğü kullanacağım” diyor.
Ancak demokratlar temsilciler meclisinde çoğunluğu kazanırsa Trump’ın eli kolu bağlanacak, harcamalar üzerinde yetkisi azalıyor, yasama gündemini demokratlar belirliyor, çoğunluğu ele geçiren demokratlar yetki sahiplerini soruşturmaya ve duruşmaya çağırabiliyorlar.
Demokratların galibiyetiyle sonuçlanacak seçimler sonrasında Amerika’da siyasi ve iktisadi hayat kilitlenebilir. Bir sonraki 2028 genel seçimlerine kadar bütçe meseleleri, harcama kısıtlamaları, yasama tıkanıklığı gibi hususlar hayatı felç edebilir. Trump da kilitlemeye teşne gözüküyor. Elbette bu durum dünyaya da yansıyacak sonuçlar doğuracak.
TRUMP HEM ÜLKESİNİ, HEM DE BATI DÜNYASINI PARÇALIYOR.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskyy Trump’ın ikinci döneminde adeta şamar oğlanına döndü. Trump ve diğer ABD ‘li yetkililerin sürekli karalamalarına muhatap oldu. Trump, Putin’e büyük bir hayranlık besliyor Trump, hatta “onunla daha iyi ilişki kuruyorum” dedi. Bu bana şunu anımsattı: Hitler ve Stalin’in birbirlerine gizliden gizliye sempati besledikleri iddia edilir, burada açıktan bir sempati var.
Ukrayna’nın egemenliği kadar artık mesele Avrupa’nın geleceğiyle ve özgürlüğüyle ilgili bir problem haline gelmeye başladı. Trump Batı dünyasını parçalıyor. Amerika’nın içini de, batı dünyasını da parçalıyor.
ABD'de 3 KASIM SEÇİMLERİ ve TRUMP'IN GELECEĞİ
Savaş, eşitsizlik ve demokrasinin yok edilmesi sürecinde yapılacak ara seçimler yalnızca Trump’ın iki yıllık performansını değil, otoriter siyasetin sınırlarını, Batı ittifakının geleceğini ve yoksulluğun siyasal sonuçlarını da sınayacak.
Bir seçimden fazlası olacak gibi..
ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ortasında bir tür referandum niteliği taşıyor. Temsilciler Meclisi’nin tamamının ve Senato’nun bir bölümünün yenileneceği seçimler, Washington’daki güç dengesini değiştirebilir. Ancak mesele yalnızca Kongre’de kimin çoğunluğu elde edeceği değil. Trump’ın içeride demokrasiye, dışarıda ise uluslararası düzene yaklaşımı da seçmenin önüne konmuş durumda.
Trump’ın 2024’te başlayan ikinci dönemi savaşların ve siyasal gerilimlerin gölgesinde geçti. Ukrayna’ya yönelik tutum, İsrail’le birlikte Gazze ve İran çevresindeki çatışmalar, Avrupa’daki müttefiklerle yaşanan güven bunalımı ve ABD içindeki muhalefet üzerindeki baskılar bu dönemin belirgin başlıkları. Trump’ın siyaseti yalnızca Amerikan kurumlarını değil, Batı ittifakının bütünlüğünü de zorluyor.
Washington ile Avrupa arasında açılan mesafe
Dikkat çeken kırılmalardan biri, ABD ile Avrupa arasındaki güven ilişkisinin aşınması oldu. Trump yönetiminin Rusya’ya yönelik enerji yaptırımlarını gevşetmesi, kısa vadede Amerikan yakıt fiyatlarını aşağı çekmek için yapıldığı anlaşılıyor. Ancak bu adım, Ukrayna’ya karşı savaş sürdüren Moskova’ya yeni mali kaynak sağlaması gerekçesiyle Avrupa’da tepkiyle karşılanıyor. İçerde seçmeni yeniden kazanma hesabı, müttefikler arasındaki stratejik güvensizliği derinleştiriyor.
Üstelik Rusya’dan petrol ve yakıt arzının Amerikan piyasasındaki fiyatları beklenen ölçüde düşürmesi de mümkün olmuyor. Arz sınırlı; enerji fiyatları üzerindeki baskının kaynağı çok büyük İran’la savaşın ve Hürmüz ile Babülmendep boğazlarının kapanmasının küresel enerji akışını bozması, ABD dâhil birçok ekonomide enflasyon ve büyüme sorunlarını ağırlaştırıyor. Enerji güvenliği bu nedenle yalnızca bir dış politika başlığı değil, seçmenin gündelik hayatını doğrudan etkileyen bir ekonomi politik meselesi oluyor.
Ukrayna bakımından ise sorun, diplomatik desteğin zayıflamasının ötesine geçiyor.
Füze saldırılarına karşı erken uyarı desteğinin askıya alınması çok derin yaralara yol açıyor. Ukrayna'ya sağlanan desteğin kesilmesi, sivillerin korunması ve ülkenin savunma kapasitesi açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Ukrayna’nın egemenliğinin yanı sıra Avrupa’nın güvenlik mimarisinin de belirsizliğe sürüklenmesine de yol açıyor.
Ekonomik hoşnutsuzluğun etkisi..
ABD'de seçimlerin önemli bir belirleyicisi, gelir dağılımı ve yaşam idamesinin maliyeti. Konut, sağlık hizmetleri, eğitim ve sosyal yardımlar gibi başlıklar yalnızca ABD’ye özgü değil; farklı ülkelerde de seçmenlerin ortak kaygılarını oluşturuyor. Alt ve orta gelir gruplarının , gelirleri barınma ve temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediği bir ortamda seçmen siyasal partilerin kendilerine ne sunduğuna bakıyor.
Bu hoşnutsuzluğun giderilememesi, yoksulluğu telafı edilememesi neoliberalizmin önemli sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Neoliberal kapitalizm yoksulluk üretiyor , aynı zamanda yoksul sağcılarda yetiştiriyor, sağ siyasete destek veren seçmenleri de üretiyor. Bu yüzden mesele yalnızca kapitalizmin yoksulluk üretmesi değil, yoksulluğun nasıl bir siyasal kimliğe ve tercihe dönüştüğüdür.
ABD’de siyasetin zenginlerin ve şirketlerin etkisi altında olduğu algısı seçmenlerin siyasetten kopmasına neden oluyor Sendikal gücün zayıflaması, ücretlilerin ortak taleplerini örgütleyecek kanalların daralması seçmenleri siyasetten uzaklaştırıyor.. Seçimlere katılımın sınırlı kalmasına yol açıyor. Ekonomik adaletsizlik, yalnızca gelir ve servet dağılımını değil, yurttaşların siyasal sürece katılma isteğini de şekillendiriyor.
Sandık sonucu, iktidarı sınırlar mı?
Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde kayıp yaşamasının Trump’ın siyasal etkisini sona erdireceği varsayımına mesafeli yaklaşmak gerekiyor. 2020 seçimlerinin ardından yaşanan Kongre baskını ve seçim sonucunun reddedilmesi, sandıkta yenilginin her zaman iktidarın uysal biçimde iktidarı bırakması anlamına gelmiyor. Bu nedenle ara seçimi kaybeden Trump'ın durabileceğini varsaymak pek mümkün gözükmüyor. Trump’ın seçim sonuçlarını tanımayabileceğine ilişkin söylemleri de bu kaygıyı doğruluyor.
Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Trump'ın hareket alanı daralabilir. Bütçe ve harcamalar üzerindeki denetim artabilir; Kongre soruşturmaları ve yönetim yetkililerinin ifade vermeye çağrılması gündeme gelebilir. Fakat bu tablo yasama tıkanıklığını da derinleştirebilir. ABD yönetimini zorlaştıracak riskleri artabilir. 2028 seçimlerine kadar bütçe tartışmaları, harcama kısıtlamaları kurumlar arası çatışmaların Amerikan siyasetini kilitlemesini görebiliriz.
Ancak asıl sınav, seçim sonucunun kabul edilmesi, kurumların işleyişinin sürdürmesi ve ekonomik hoşnutsuzluğun demokratik kanallarda temsil edilip edilememesi olacak.
Türkiye iktidarın Trump’a bağımlılığı
Trump yönetimiyle yakın ilişkiye bel bağlayan ülkeler arasında Türkiye’ de bulunuyor. Ancak bu ilişkinin güvenilirliği pek yok , geçmişteki gerilimler ve çözülemeyen savunma konuları bunu gösteriyor. F-35 programı, KAAN’ın motor tedariki iki önemli örnek , bu sorunların çözülmesinde ABD Kongresi’nin rolü çok önemli. Trump'ın yürütme gücünün tek başına sonuç üretmeye yetmediği görülüyor.
Trump’ın Kongre’de çoğunluğu kaybetmesi, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerini daha da karmaşıklaştırabilir. Türkiye'de önümüzdeki dönemde yapılacak seçimlerde ABD'nin desteğinin azalması ya da kalkması iktidarın işini zorlaştırabilir.
Brezilya’dan çıkan ders
Brezilya , İsrail ve Sırbistan’daki seçim sonuçları ümit verici. ABD’deki 3 Kasım seçimleri olumlu gelişmelere eklenmesi dünya dengelerini ve savaşları etkileyebilir. Brezilya’da Lula’nın yeniden seçilmesi, siyasal yönelimin değişebileceğini, emek haklarının seçmen tercihleri üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Çalışma süreleri ve çalışanların hakları konusundaki düzenlemelerin seçmen davranışına katkıda bulunduğunu görüyoruz.
Ekonomik adaletin soyut bir vaat olmaktan çıkması gündelik hayatın meseleleriyle ilişkilendirilmesinin önemini Brezilya seçimlerinde görmüş olduk.
Otokrasiye karşı seçim başarısının sağlanması için en geniş mücadele hattının oluşturulması, gençlerin öğrencilerin, kadınların , işçilerin, çalışanların ve orta sınıfların demokratik süreçlere katılması gerkiyor..
Eşitsizlik, oligarşik ve otokratik güç ilişkileri, yoksulluğun ve yolsuzluğun hüküm sürmesi karşısında demokrasi hangi toplumsal güçlerle ve hangi somut talepler etrafında yeniden kurulabilir? Sandığı kazanmak için bu sorunun cevabını vermek zorundayız.
26 EKİM 2026 TARİHLİ APAÇIK RADYO ALİ BİLGE ile EKONOMİ POLİTİK SÖYLEŞİSİNDEN DERLENMİŞTİR.
KAPİTALİZMİN EN BÜYÜK BAŞARISI SAĞCI YOKSUL ÜRETMESİDİR..
Maximino Fernández
"Çağdaş kapitalizmin en olgun başyapıtı ne iPhone, ne tek boynuzlu at statüsündeki start-up, ne de vizyoner milyarderdir.
Hayır.
Amiral gemisi ürünü, antropolojik mücevheri, en güzel başarısı, sağcı yoksuldur. Gerçek bir sosyal zafer, maddi olarak soyulmuş, ama kendi çıkarlarına karşı kesinliklerle zengin.
Onu özenle şekillendirdik. Sorunlarının her zaman aşağıdan ya da yanından geldiğini açıkladık ona: göçmen, yardım alan, memur, işsiz, asla yukarıdan değil. Vergiden nefret etmeyi öğrettik ona, oysa kamu hizmetleriyle hayatta kalıyor. Mirasçıları savunmayı öğrettik, oysa aktaracak bir şeyi yok. Onu ezenleri alkışlamayı öğrettik, yeter ki yüksek sesle konuşsunlar ve düzeni vaat etsinler.
Sağcı yoksul büyüleyici bir yaratık, kendisi aleyhine coşkuyla oy veriyor, bir gün belki çitin doğru tarafında olacağına inanıyor. Acımasızlığı cesaretle, otoriterliği koruma ile, adaletsizliği hak edişle karıştırıyor. Korkuyu kutuda, kimliği indirimde, öfkeyi aylık abonelikle toplu halde satıyorlar ona.
Bu yeni dünyanın şafağında canavarlar kenarlardan fırlamıyor: sandıklardan, TV ekranlarından, basit sloganlardan yükseliyorlar. Düzenlenmiş sefalik üzerinde ve sabote edilmiş berraklık üzerinde gelişiyorlar. Kapitalizm sadece yoksulluk üretmedi; çok daha kötüsünü başardı: onu uysal, itaatkâr, hırçın ve minnettar kıldı. Size söylüyorum, bir başyapıt..
OTOKRASİNİN ÖTESİNDEYİZ
Türkiye’nin içinde bulunduğu rejime otokrasi demek bana göre hafif kalıyor. Otokrasinin ötesine geçmiş bir tanımı artık kullanmak durumundayız..
apacikradyo.com.tr/programla…
ORAGANİZE İŞLER BUNLAR, İKTİDARI ŞİŞLER BUNLAR..
SAHNE -2 Ah ne yapmalı, fon vurgununu nasıl örtmeli ?
17-25 vurgununu örtmek için rejimin otokrasiye geçişi sağlandı. Arada gerçekleşen NAS, KKM, 128 milyarın uçması gibi vurgunlarda otokrasinin pekişmesine katkıda bulundu.
Bugünde fon vurgunu örtmek için otokrasinin genişlemesine ihtiyaç duyuluyor. CHP + DEM desteğiyle Anayasa ve seçim yasalarının değişmesi suretiyle, iktidarın devamının sağlanması, otokrasinin genişlemesi, siyasi alanın kapanması, rejimin diktatörlüğe dönüşmesi isteniyor.
Ah ne yapmalı, fon vurgununu nasıl örtmeli ? Hünkarında hiç haberi yok zaten! Fon skandalının iktidar ve AKP içi yansımaları örtmeye şimdilik engel teşkil ediyor.
Ekonomi Politikte Pazartesi günü fon vurgunu ekseninde memleket meselelerini değerlendirdim.🔽🔽
apacikradyo.com.tr/programla…
ORGANİZE İŞLER BUNLAR.. İKTİDARI ŞİŞLER BUNLAR.
SAHNE -1-
Olayımızda galiba suçlular bir birini “ ütmüş” vaziyette.
Üstünden 1 ay geçmesine vurgun listeleri hala açıklanmadı , sorumlular hakkında işlem yok , her şey ortada, herkes işin içinde , parti, külliye , bürokrasi , yargı , milletvekilleri, cemaat ve tarikatlardan da söz ediliyor.
Fon vurgununu dar çerçeveye içine almaya çalışıyorlar , hafife alma gayretleri içindeler. Ama alamıyorlar , mesele hiç hafif değil, çok ağır bir cürufun altında kaldılar. Olmuyor mızrak çuvala girmiyor. Suçlular arasında seçim yapmaya çalışıyorlar, ancak onda da zorlanıyorlar, Kimleri seçeceklerinde bocalıyorlar, anlaşamıyorlar.
Çünkü; ‘ona değen bana değiyor, bana değen ona değiyor’ Kimin elinin kimin cebinde olduğunun süzülmesi çok zor bir iş. Anlaşılan olayımızda suçlular birbirini de ütmüş vaziyette. Organize suç örgütü gibi çalışan bir mekanizma var ama organizasyon bozulmuş ! Vaziyet budur.. ( Sahne 2 daha sonra )
Ekonomi Politikte bu sabah, fon vurgunu ekseninde memleket meselelerini değerlendirdim.
apacikradyo.com.tr/.../ekono… Daha azını gör
Korhan Gümüş yılların birikiminden süzerek yazmıs..
Şehirlerin afetlere dirençli hale gelmeleri için ne yapmalı? yeniarayis.com/yazi/sehirler…
ANTALYA ve PETROL...!
1-COP31'e bir aydan az süre kala Antalya'da petrol ve doğal gaz aramaları için acele kamulaştırma kararı alındı. Şaşkınlık yaratan ve dayanağı açıklanmayan kararın, bölgenin doğası, tarımı ve turizmi üzerindeki olası etkilerini programda ele aldım.
2-ABD ve İsrail'in İran saldırıları nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışının küresel petrol fiyatlarındaki yarattığı problemleri , ABD-Rusya ilişkilerini ve enerji politikalarının dünya ekonomisi ile enflasyon üzerindeki etkilerini değerlendirmeye çalıştım.
3-Değindiğim diğer bir konuda ; İran Meclis Başkanı Galibaf'ın Amerikan Merkez Bankası’nın faiz oranını belirlemekte kullandığı Taylor denklemini yeniden yazması üzerineydi. Galibaf; “Biz bu denklemi değiştirdik , denkleme Hürmüz ve Babülmendep değişkenini ekliyoruz. FED faizini belirleyen kontrolümüzde olan bu iki boğazdır, boğazlar açılmazsa faizleri yükseltmeye devam edersin enflasyonla mücadele edemezsin.” dedi. Taylor denklemini yeniden yazarak matematiksel bir formülle ABD’ye meydan okudu. Buna değinmemek olmazdı.
apacikradyo.com.tr/programla…


