kız: halloween’da fakir kostümü giyeceğim ya nereden alsam acaba
çocuk: benim dolabımdan giyinebilirsin
ilişki durumu: bitti
mahallede her gün birbirlerini gördükleri halde pazar girişinde karşılaşıp dedikodu yapacağız diye yolu işgal eden ablaların boşvermişliği var üzerimde
kulaklığı taktım. her şey bu kadar sabit duruyorken, ayaklarımın altından kayıp giden yeryüzünü hesaba katmadan yürüyorum. hicbir derdimi, herhangi bir şeyle mukayese etmiyorum ama bu gece, bu şehrin en çok düşünen adamı benim.
hayatın her yerinde en başarılısı, en iyisi olamayız ama samimi, dürüst olmak elimizde. ne işi yaparsak yapalım böyledir. binbir ceşit insan var illa ki aksilikler çıkaran olacak ve çıkacak hatta bazen ne yaparsak yapalım olmayacak. sabredeceğiz. teşekkür edeceğiz. eyvallah diyeceğiz. bir arpa buğday dahi fazlası hakkımız değilse, talip değiliz. kibir krallıklarını harbiden yıkacağız. düzgün durmaya çalıştığımız için çok kaliteli mağlubiyetler yaşayacağız bunun zaten farkındayız. kader bu kimseye ayrıcalık tanımaz. gülümseriz. ve insan plan yapar, Allah karar verir işte biz buna kader diyoruz. rızaya razı ol hakka kailsen. hayırlı geceler.
hayat bazen, bir insanı iki kere tanımaya çalışırken Öznur yıldırımın yabancı kitabıyla, Albert Camus'un yabancı kitabının arasındaki sıklet farkı gibidir. isimlerinin aynı olması aynı kalitede içeriğe sahip olabileceği anlamına gelmez. bir insanı iki kere tanımaya çalışmak veya ikinci şansı vermek aslında ilk tanıdığımız kişinin yalnızca zihnimizde yarattığı bir yanılsama olduğunu idrak etmemizi sağlar. bize sunduğu içerik artık bambaşka bir sıklettedir. bir anda kendimizi öznur yıldırım ablanın hayal dünyasındaki kurmacadan camus’un varoluşuna terfi ederiz. çünkü hayat bazen bile ikinci olduğumuzda kazandırmaz..
her kapanan kapının ardında beklemek zorunda değiliz. bazen yol, dönmekle başlar. sıfırdan. emekle, zahmetle, rahmetle. her gidiş bir kayıp değil bazen düşüncelerin dar geldiği yerden taşma halidir. bazen olmadıysa, eksik olduğu için değil fazlalığını sığdıramadığımızdandır. yaşadığımız müddetce mücadeleye dahiliz.
Libya çöllerinden Kafkasya’ya uzanıp Makedon dağlarında komitacı olan bir avuç adamla kendi idam fermanını yakan Türk-İslam birliği hayaliyle istikamet arayıp asla teslim olmayan ve Türkistan’da şehadete koşan Enver Paşa kadar Türküz. Allah'tan başkasına minnet etmeyiz, eyvallah..
zamanın teknolojisi dahilindeki en muhteşem silahlara sahip en güçlü devletler karşısında derme çatma silahlarımızla, savaşa değil, ölüme gittiğini bilen çatal yürekli bir ordu. yeri geldi metrekareye altı bin mermi düştü. öldük. öldürdük ama hiçbir zaman geçilmedik. eyvallah..
meşrutiyet’in yeniden tesisi
fikrini kendisi kafasının içinde ilmek ilmek işleyip hayalindeki bağımsız Turan devletini kuramadan vefat eden Enver Paşa.. kutlu olsun.
sıcak taze simit-krem peynir ve çay kombinasyonunu en son barcelona xavi-ıniesta ile yakalayabilmişti.
içerisinde sabah kahvaltısından kalma ekmek kırıntıları, çatal izleri olan bir tarafı kaydırak gibi olmuş çokokremi etimek’e sürüp yemek kadar keyiflidir bazen hayat. dünya denilen küre arada sırada kafasal olarak düzdür ve yormaz. hayırlı forumlar.


