@menntor

Aşikâr-ı Sır olan AŞK:Hiçbirşeyin içinde herşey olmaktır. Endüstri Müh/BSc'87,https://nitter.cf/t.co/MdRmk7F1j4 Engineering&Tech. Mngt./MSc 1990 (nc) https://nitter.cf/t.co/v7XvcI216I Tarih/İÜ

Istanbul, TR
Joined July 2009
Pathetic people who believe to win the war by sharing social media mesaages till the time they feel the bullet that is buzzing near the their ears. – at Sarıyer, İstanbul
How to reply to Turkish accounts when they claim Greek islands - and Cyprus - because they are “close to Turkey” or “once Ottoman”: Turkey was home to Greek civilization for roughly three millennia and the heartland of the Greek-speaking Byzantine Empire for over a thousand years. If “near our coast” and “the Ottomans had it” make Greek islands Turkish, then a millennium of Greek Anatolia makes Turkey Greek. They invented the method. They can own it too!
22
Türkiye'yi istemediği bir anda sahaya girmeye mecbur bırakacak siyonist tahriklerine bir yenisinin de Husiler üzerinden masaya geldiğini gördüğümüzde kendini İsrail düşmanı olarak tanıtan ama aslında kripto şahsiyetleri ile kime hizmet ettikleri anlaşılan Husi"leri de bu vesile tanımış oluyoruz. – at Sarıyer, İstanbul
Husi yetkiliden Türkiye'ye küstah tehdit: ''Demir yumrukla vururuz'' buff.ly/Hb9Lss5
1
93
Tatil beldelerini sürü sürü basan domuzların videolarını izlerken veya bu olaylara şahit olurken, kendini müslüman addeden kimse o domuzları yakalayıp mangalda pişirip afiyetle mideye indireceğini hayâl etmemiştir, edememiştir. Zira bunun hayalinden bile bizleri men eden bir akideye sahibiz. Tabii her nedense haram külliyatının içinden sadece domuz etine olan yasağın kendini müslüman addeden insanlar nezdinde bir değeri (yaptırımı) var gibi gözüküyor sair haramlara karşı aynı katı (doğru) yaklaşımı göstermiyoruz. Alkol yasak(haram) olmasına rağmen kullanıyor, ama ramazan da içmiyoruz. Riba dan, menşei mûâllak kazançtan domuzdan kaçtığımız gibi kaçmıyoruz. Sonunda sille-i ilahi ile yüzleşiyoruz. Kâr ve zarar, Allah'ın nasibi olarak alın teri ile yapılan ticaretin iki yüzüdür. Bilakis hayatın kendisi dahi ölüm ile dolanık hale getirilmiş tabiatı ile bize "zarar"sız bir "kâr" olamayacağını söyler. Zarar olmadan kârı bilmek, kârı tahayyül etmeden de zarardan kaçmak mümkün değildir. Bunu Bediüzzaman (ra)'in o veciziifadesinden mülhem ikazını (haddimizi aşmadan) bir çoğumuzu baştan çıkaran o ticarete uygulayalım. Zarar dahi boşuna yaratılmamıştır. Kimi kullanır (ders alır), eder terâkki; kimi de (vaâdlerine) râm olur, eder tedenni. Bu menfûr açgözlü soygun ticareti sonunda her kim uğramış olduğu zararı kendine ders edinir ve tövbe iklimine ilhak olursa, inşaallah kendisi için hakiki kâr ihsan olunur. Kalbinizi sair hiçbir şeyi kıyas mevzuu etmeden mutmain kılın. Zira sadece siz ve kalbinizin Rabbinizin huzurunda olduğunu düşünün. @kilicarslan_is – at Sarıyer, İstanbul
Yüksek kazançlı fonlara “haram mı, helal mi?” diye sormadan paraları yatırırken; o hissenin o denli artmasının hayatın olağan akışına aykırı olup olmadığını hesap etmeden eldekini avuçtakini o hisseye basarken aklına düşürmediğin “hak, hukuk, adalet” üçgenini paran eriyince hatırına getiremezsin. 🖊 @kilicarslan_is ysafak.com/4857097/p/x
33
🇹🇷عبد المنان تور /Abdülmennân Tor retweeted
Biologists use specialized open-source models for tasks like modeling the structure of molecular systems, designing drug-like molecules, and predicting the effects of genetic mutations. But these models are often expensive to run, potentially limiting their impact. In our latest Science Blog, we share how Claude was able to optimize inference for more than 30 open-source models, making them 4x faster on average, partly by writing custom software for GPUs. We’re open sourcing all of the optimization code. Read more: anthropic.com/research/claud…
250
538
139
4,772
544,482
Yahu bu ne saçma düşünce, bu ne ezik bir şahsiyet. Kim bu ritüelleri koyan ve seni uymaya zorlayan? Bu ne aşşağılık bir telâkki. Bu adamlar kendilerine akademisyen diyor, diplomat diyor. Yerin dibine batsın sizin kariyeriniz, ilminiz, şahsiyetiniz. – at Maltepe, İstanbul
Çok doğru bir yorum. Bu dünyanın ritüelleri var. Yok ben bunlara uymayacağım bildiğimi yapacağım diyemezseniz. Derseniz de size ona göre muamele ederler. Asıl yapmanız gerekeni yapamazsınız.
1
88
Başkası gibi görünmek, başkasına benzemek mukallitliktir. Mukallit olmak da aşağılık bir tavırdır. Meclis başkanının frak giymesine gelince bu "Cumhuriyet" adı ile dayatılan kültürel katliamın sonucudur. İlk cümlem burada da geçerlidir.
Replying to @Kartvelneolibos
Frak giymek niye aşağılık bir şeymiş gibi davranılıyor ki? Yıllarca bu ülkenin meclis başkanları oturum yönetirken giydi. Onu da geçtim günlük hayatta toplumumuzun giydiği hiçbir kıyafet kültürel veya yöresel değil. Yazık…
1
1
253
Bu Yunanlılarda beyin olmadığına nihayet kanaât getirdim. Peşine takıldıkları siyonist katliamcılar ile beraber iki şişme botla gel, git yapıyorlar. Buna deniz tatbikatı demekle kalmıyorlar, halihazırda Akdenizdeki en etkili donanmaya sahip, 65 parça suüstü/altı platformunu da aynı anda inşaa eden bir millete "denize ait değilsiniz, bozkırınıza dönün" diyorlar. Şu zavallı Yunanlıların üstünden geçmeyen bir siyonistler kalmıştı. Onlar da nasıl ketempereye getirdilerse Yunanistanın varını yoğunu çalıp geri kalanını oltanın ucuna takıp bizim önümüze atacaklar. Aptalların senaryoları ancak sair aptallara söker. Karşınızda kefere yok edicisi yüce Türk Milleti var.
2
104
It is apparent that you are one of those crowds who have been fed false historical knowledge calibrated with Turkish hate. If you are poisoned by the wicked Zionist ideology of the 20th century, it is only inevitable that you achieve the absolute zenith of ignorance. “Only fools do not dread the Turks, for all. Of course we Turks do not bother with idiots.
Μπλε πατρίδα Γιόκ !!! ξεχάστε τον τουρκικό αναθεωρητισμό και τα νέα οθωμανικά μεγαλεία ! Η Τουρκία φοβάται την Ελλάδα δείχνει κατώτερη των περιστάσεων με της καθημερινές δηλώσεις έτσι αντιλαμβάνεται η Ελλάδα τα μηνύματα από την Τουρκία. τουρκικά τηλεοπτικά πάνελ κατακλείζονται από αναλύσεις καθημερινά απειλώντας θα πάρουν την Θεσσαλονίκη την Θράκη και το Καστελλόριζο. αυτά λένε οι Τούρκοι καθημερινά και έχουν το θράσος για αξιώσεις της περί αποστρατιωτικοποίησης των ελληνικών νησιών και στέλνουν κομάντος ταξιαρχίες στον Έβρο στην Σάμος την Σμύρνη και έχουν σε όλο το μήκος στα Μικρασιατικά παράλια την Τουρκική Στρατιά που έχει αυξηθεί. Τουρκία Η παρατεταμένη οικονομική κρίση, ο πληθωρισμός και η ανάγκη για ξένες επενδύσεις αναγκάζουν την Άγκυρα να επιδιώκει ομαλότερες σχέσεις με τη Δύση, την Ελλάδα, την Κύπρο και τις χώρες του Κόλπου. Διπλωματικής απομόνωσης: Η πολιτική των προηγούμενων ετών φέρνει την Τουρκία αντιμέτωπη με ισχυρές συμμαχίες στην περιοχή (π.χ. σχήματα συνεργασίας Ελλάδας-Κύπρου-Ισραήλ-Αιγύπτου) που δεν μπορεί να χωνέψει. Ο Τούρκος υπουργός εξωτερικών Χακάν Φιντάν σε δηλώσεις του από το Αζερβαϊτζάν χαρακτήρισε ρητά τη στρατιωτική παρουσία σε συγκεκριμένα νησιά του Αιγαίου ως απειλή για την Τουρκία καλώντας την Αθήνα να τηρήσει τις διεθνείς συνθήκες. Η Ασπίδα του Αχιλλέα θα έχει αυτόν τον σκοπό να προστατεύσει όλα τα Ελληνικά νησιά του Αιγαίου από μια τουρκική απειλή ή εισβολή μέσα στην ελληνική επικράτεια. Η Αθήνα απορρίπτει κατηγορηματικά τις τουρκικές αιτιάσεις, χαρακτηρίζοντάς τις ως ανυπόστατες. Το Ελληνικό Υπουργείο Εξωτερικών, επικαλούμενο τη σύμβαση του Μοντρέ για τη Λήμνο και τη Σαμοθράκη, καθώς και το δικαίωμα αυτοάμυνας του καταστατικού χάρτη των Ηνωμένων Εθνών, υπογραμμίζει ότι η αμυντική διάταξη της χώρας δεν αποτελεί αντικείμενο διαπραγμάτευσης. Έντονη είναι και η τουρκική ρητορική περί θεωρίες συνωμοσίας για Ισραηλινή εμπλοκή και αποσταθεροποίηση της Τουρκίας. Η ελληνική διπλωματία εμμένει στην ανάγκη διατήρησης της θετικής ατμόσφαιρας στον διμερή διάλογο, χωρίς όμως να υποχωρεί σε ζητήματα εθνικής κυριαρχίας.
1
16
11,762
From now on I am really concerned about my Greek neighbors. Both from social media trolls and, most importantly, by the state representatives insistently pushing to escalate neighborly relations to the point of no return. Is this what Greek people want? If so, what we can do for you most is to secure you to go back to your mainland, the Mora Peninsula, by providing a sustainable retreat plan from all the Isles of the Sea of Islands (Agean Sea, as you say). Indeed there might be some Islanders who do not want to go back. If they remain loyally committed to Türkiye as their new homeland, we can provide a Turkish citizenship to them too. Thus, they can continue their lives within the unique, secure environment provided by Türkiye. We will not hinder their commercial activities in any way; as long as they pay their taxes, they will be free regarding their earnings.
Turkey's 51st commando brigade is in Sókia 🇬🇷 Athens is watching. Greece is ready to defend the Aegean.
13
1
8
3,507
Duymuşsunuzdur Schrödinger'in kedisi adı ile maruf bir düşünce deneyi vardır. Deney, esasen atomaltı partikül dünyasında yer alan parçacıkların konumu ve momentumunun aynı anda belirlenemeyeceğini anlatır. Zira bu ilke, parçacığın yerini belirlediğinizde momentumunu belirsiz, momentumunu ölçdüğünüzde de yerini belirsiz hale getirdiğinizi söyler. Yani sözkonusı parçacık dünyasına sizin dahliniz muhatab aldığınız parçacığın partikülse, dalga; dalga ise partikül olarak davranmasına sebep olur. Benzer yaklaşımla Asimov, "Vakıf" adlı üçlemesinde roman kahramanı Hari Seldon'a (sizin Çinli Prof gibi) psiko-tarih(*) uzmanı kimliği giydirip kuvvetli gelecek öngörüsü yaptırır. Seldon da, sizin prof da seçeneklere müdahale olmaksızın gelecek öngörüsü yapmanın "falcılıktan" öte bir şey olmadığını gayet iyi bilmektedirler. Onun için seçeneklere müdahale etme, olmuyorsa yönlendirmek için bir ucunu elinizde tuttuğunuz kriz (kaos) söylemlerine başvurursunuz. Zira Asimov'un da kitabında Hari Seldon'a söylettiği şu veciz cümle anahtar niteliğindedir: "You can not manage a chaos, unless you created it" (Çıkarmadığımız krizi yönetemezsiniz). İşte ancak o zaman olayların (zaman; yer) parametreleri, belli bir modelin getirdiği sınırlara sıkıştırılarak öngörülebilir kıvama gelir. Sayın Prof'un da 20 yıllık olgunlaşma süreci olarak gördüğü peryodun tetikleyicisinin söylemleri mi olduğu, yoksa kriz çıkarmak daha büyük (devlet başkanını ortadan kaldırmak gibi😮) bir eyleme mi kalkışıldığını göreceğiz. Önümüzdeki günler herkes için ilginç gelişmelere gebe. Okuyanlar için ise daha da ilginç olacak. – at Maltepe, İstanbul
Kim olduğunu bilen bilir, Prof. Jiang Xueqin; Yaşadığımız şey 3. Dünya Savaşı değil. Küresel düzenin yalnızca el değiştirmesini de yaşamıyoruz. 20 yıl içerisinde medeniyetin kendisinin çöküşünü yaşayacağız, ABD'nin finansal altyapısını hedef alabilecek 'yeni bir 11 Eylül' de yaşanabilir”…
4
187
Bu çalışmamıza şimdi de logo isterler. AI sağolsun. Mesela: 10 numara için.
🤖 Made with AI
Sair alternatifler: 1. Yesyeni Parti 2. Özyeni Parti 3. Özyesyeni Parti 4. Enyeni Parti 5. Enyeninin yesyenisi Partisi 6. Cillop Parti 7. En Cillop Parti 8. SHZ (Sınırsız Haz ve Zevk) Partisi 9. AASTH (Abaza Arsızların, Sınır Tanımaz Hazların) Partisi 10. ÇPAN (Çılgın Partilerin, Azmış Nefislerin) Partisi Komik değil aslında. Hicab duyulacak bir sefilliğe isim arıyoruz.
2
123
Sair alternatifler: 1. Yesyeni Parti 2. Özyeni Parti 3. Özyesyeni Parti 4. Enyeni Parti 5. Enyeninin yesyenisi Partisi 6. Cillop Parti 7. En Cillop Parti 8. SHZ (Sınırsız Haz ve Zevk) Partisi 9. AASTH (Abaza Arsızların, Sınır Tanımaz Hazların) Partisi 10. ÇPAN (Çılgın Partilerin, Azmış Nefislerin) Partisi Komik değil aslında. Hicab duyulacak bir sefilliğe isim arıyoruz.
"Yepyeni" parti adı Yeni Partiyle ilgili karışıklıkları önleyebilir.
1
2
240
İt, itliğini ve elbette p*şt da p*ştluğunu yapacaktır. Zihinlerindeki "Türk travması"nı, 1699 Karlofça Antlaşmadı ile tarihe gömdüklerini düşünen Batı'nın, ne çare ki, genlerine işlemiş Türk korkusunun baş verebileceği, közden alevleneceği her muhtemel alanda bizi, Türkleri devredışı bırakmak için histerik bir gayrete sarılmaları tabiidir. Zira 327 yıllık itinalı bir baskılama siyasetinin, özellikle son 117 yılında uyduruk bir takım masallarla icra ettikleri "Türkleri komada tutma" siyasetleri son 20 yılda, komadaki hastanın gösterdiği istikrarlı hayat belirtileri ile şimdiden Batı'nın o kadim korkusunun hortlamasına sebep oluyor. Ondan dolayıdır kendini Batı dünyasında lider gören sarsakların yaşadığı hezeyan. Daha bunlar bir şey değil. Henüz kapalı kapılar ardında süren ittifak pazarlıklarının ve hatta kimin veya lazım olursa kimlerin Türklere karşı yem yapılacağının hesapları daha gün yüzüne çıkmadı. Lakin henüz kurdun dişine kan değmedi. Ama değmek üzere. 2600 yıllık şanlı tarihimizin en ihtişamlı dönemi olarak anılacak bir viraja yaklaşıyoruz. Çeşitli saiklerle kendini bu dönemi idrâkten, destekten ve hizmetten uzak tutanlara sadece acırım. – at Maltepe, İstanbul
İlahi Deutsche Welle! Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’nin Türkiye söz konusu olduğunda devreye giren hayli ilginç bir editoryal refleksi var. DW Türkçe’nin son paylaşımındaki soru şöyleydi: “Türkiye neden Suriye liderinin peşinde?” Ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sürekli Şam ile temas halinde olduğu belirtiliyor; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Suriye liderini ziyaret eden ilk Batılı lider olduğu hatırlatılıyor ve herkesin 200 milyar dolarlık yeniden inşa pastasından pay almaya çalıştığı ileri sürülüyordu. İnsan şaşırıyor Türkiye’nin Suriye ile ilgilenmesini şaşırtıcı, hatta kuşkulu bir faaliyete dönüştüren bu soruyu insan okuyunca ister istemez duruyor. Türkiye, Danimarka değil. Suriye’de yaşanan iç savaşın güvenlik, ekonomi, göç ve terör bakımından en ağır sonuçlarını üstlenen ülkelerin başında geliyor. Türkiye ile Suriye arasında tam 911 kilometrelik kara sınırı bulunuyor. Savaşın çeşitli dönemlerinde milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye sığındı. Türkiye’nin şehirleri, kamu hizmetleri, ekonomisi ve toplumsal dengeleri bu büyük insani hareketlilikten doğrudan etkilendi. Sınırın öte tarafındaki her askeri ve siyasi gelişme Türkiye’nin günlük hayatına yansıdı. DEAŞ’ın saldırıları, PKK/YPG yapılanması, düzensiz göç, sınır güvenliği ve ekonomik yük Ankara açısından soyut dış politika başlıkları değildi. Bunların her biri Türkiye’nin doğrudan milli güvenlik meselesiydi. Böyle bir ülkenin Şam’daki yönetimle yakından temas kurmasından daha doğal ne olabilir? Asıl soru “Türkiye neden Suriye liderinin peşinde?” değil, “Türkiye Suriye’nin geleceğiyle ilgilenmezse kim ilgilenecek?” olmalıydı. Fransa ilgilenince diplomasi, Türkiye ilgilenince “pasta” DW’nin kullandığı çerçevedeki temel sorun burada ortaya çıkıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron Suriye lideriyle görüştüğünde bu, Avrupa’nın diplomatik açılımı olarak sunuluyor. Almanya, Suriye’nin istikrarına ve yeniden inşasına katkı vermek istediğinde meşru bir dış politika hamlesinden söz ediliyor. Alman şirketleri için uygun yatırım ortamı oluşturulmasının önemi bizzat Berlin tarafından dile getiriliyor. Merz'in açıklamaları Nitekim Almanya Başbakanı Friedrich Merz, 30 Mart 2026’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’yı Berlin’de ağırladı. Alman hükimeti, Suriye’de siyasi istikrar ve ekonomik büyümenin yeniden inşa için gerekli olduğunu; Alman şirketleri açısından güvenli bir yatırım ortamının kurulmasını destekleyeceğini açıkladı. Almanya ayrıca Suriye Recovery Trust Fund’ın en büyük destekçisi olduğunu belirtiyor. Bunlar Berlin açısından anlaşılabilir tercihlerdir. Almanya’nın istikrarlı bir Suriye istemesi son derece doğaldır. Çünkü Almanya da bir milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yaptı ve göç meselesinin iç siyasetteki ağır sonuçlarını yaşadı. Fakat aynı hak Türkiye’ye neden tanınmıyor? Almanya’nın Suriye’nin yeniden inşasında rol araması “istikrara katkı”, Fransa’nın temasları “diplomatik açılım”, Türkiye’nin girişimleri ise “200 milyar dolarlık pastanın peşine düşmek” olarak çerçeveleniyorsa burada gazetecilikten çok seçici bir bakış sorunu vardır. Türkiye’nin ticari çıkarlarının bulunması elbette mümkündür. Devletlerin dış politikası yalnızca romantik ideallerle yürütülmez. Fransa’nın, Almanya’nın, ABD’nin veya Körfez ülkelerinin ekonomik beklentileri ne kadar meşruysa Türkiye’ninki de o kadar meşrudur. Türkiye eleştirilebilir; mesele aynı ölçüyü kullanmak Türkiye’nin dış politikası elbette eleştirilebilir. Ankara’nın Suriye politikasında geçmişten bugüne aldığı kararlar sorgulanabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tercihleri, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü diplomasi ve sahadaki askeri uygulamalar gazeteciliğin doğal inceleme alanlarıdır. Fakat eleştiri ile peşin hüküm aynı şey değildir. Türkiye hakkında yapılacak her habere kuşkucu bir başlık yerleştirmek, Ankara’nın her girişiminin arkasında karanlık bir niyet aramak ve Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını tali ayrıntı gibi görmek objektif gazetecilik sayılamaz. Sorun Erdoğan’ın eleştirilmesi değil; Erdoğan karşıtlığının zamanla Türkiye’yi anlamanın önüne geçmesidir. Alman basınının etkili bir bölümünde uzun süredir bu ayrımın giderek silikleştiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyulan siyasi tepki, zaman zaman Türkiye’nin bütün dış politika hamlelerini sakat veya gayrimeşru gösteren otomatik bir filtreye dönüşüyor. Oysa Erdoğan’a karşı olmak, Türkiye’nin coğrafyasını değiştirmiyor. Türkiye’nin Suriye ile 911 kilometrelik sınırını ortadan kaldırmıyor. Milyonlarca sığınmacı için üstlendiği yükü silmiyor. Terör saldırılarında kaybedilen insanların acısını ve sınır kentlerinin yaşadığı ekonomik-toplumsal sarsıntıyı hükümsüz kılmıyor. Berlin’in aynaya bakma zamanı Alman medyası Türkiye’nin dış politika tercihlerini sorgularken Berlin’in vahim stratejik hatalarına aynı ısrarla bakıyor mu? Almanya hala bir dizi sektörde Türkiye'ye açık ve örtülü ambargo uyguluyor. Bununla birlikte Almanya'nın güncel silah satışlarında hangi çifte standartları uyguladığı bugün net görülüyor! Almanya yıllarca Rusya ile kurduğu enerji ilişkisinin jeopolitik tehlikelerine ilişkin uyarıları küçümsedi. Nord Stream projelerini ekonomik rasyonaliteyle savundu; Moskova’ya bağımlı hale gelindiği yönündeki itirazları abartılı buldu. 2019’da dönemin Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Nord Stream 2’nin Almanya’yı Rusya’ya bağımlı hale getirmeyeceğini açıkça söylüyordu. Ukrayna savaşından sonra aynı Alman devletinin Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ise Baltık ülkelerinin uyarılarını hatırlatarak çok net bir itirafta bulundu: “Onlar haklıydı, biz haksızdık.” Almanya’nın savunma politikasındaki uzun süreli ihmaller de ortada. Alman Federal Meclisi Savunma Komiserliği raporları, “Zeitenwende” ilanına rağmen orduda personel, mühimmat, teçhizat, altyapı ve dijitalleşme sorunlarının sürdüğünü kayda geçiriyor. Elbette Alman basını içinde bu yanlışları eleştiren ciddi gazeteciler ve yayınlar var. Hepsini aynı kefeye koymak asla istemem. Ancak Türkiye’ye ders vermeye son derece hevesli olan kimi yayınların, kendi ülkelerinin stratejik körlüklerini değerlendirirken aynı keskinliği sergilemediği de açık. Türkiye’nin her adımını otoriterlik, yayılmacılık veya ekonomik fırsatçılık merceğinden okumak kolaydır. Zor olan, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı ve karşı karşıya kaldığı gerçek tehditleri anlamaya çalışmaktır. DW kimin sesi? Deutsche Welle sıradan bir özel medya kuruluşu değil. Alman federal bütçesinden finanse edilen ve Almanya’nın dünyaya yönelik yayın kuruluşu olarak görev yapan bir yapı. Alman hükümeti de DW’yi açıkça “Almanya’nın dünyadaki medya elçisi” olarak tanımlıyor. Bu durum DW’nin her haberinin Berlin tarafından dikte edildiği anlamına gelmez. Kurumun editoryal bağımsızlığı vardır ve olmalıdır. Ancak kamu kaynaklarıyla dünyaya seslenen böyle bir yayın kuruluşunun sorumluluğu, yerel siyasi önyargıları farklı dillere tercüme etmek değil; olayları bağlamı içinde, aynı gazetecilik ölçüsünü bütün ülkelere uygulayarak aktarmaktır. DW’nin Türkiye yayınlarında ihtiyaç duyduğu şey daha az eleştiri değildir. Daha fazla bağlam, daha fazla ölçü ve daha fazla tutarlılıktır. Türkiye’nin Suriye politikasını sorgulayın. Ankara’nın hedeflerini, yöntemlerini ve çelişkilerini araştırın. Fakat Paris’in ve Berlin’in yaptığına diplomasi, Ankara’nın yaptığına “pasta takibi” diyerek başlamayın. Coğrafyanın yükünü Türkiye taşıyacak, milyonlarca sığınmacıya Türkiye ev sahipliği yapacak, terör tehdidiyle Türkiye mücadele edecek; fakat Suriye’nin geleceği konuşulurken Ankara’nın masadaki yeri sorgulanacak… İlahi DW! Türkiye Suriye liderinin “peşinde” değil. Türkiye, kendi sınırının, güvenliğinin, ekonomisinin ve geleceğinin peşinde. @dw_turkce
1
3
262
"Sol" ifadesi ile dercedilen fikir dünyasının, insanın fıtratına mugayyir postulatı, bugüne kadar kimseye içkin bir huzur ve umut vaâd eden bir gelecek getirmemiştir. Türkiye için, bu millet-i azimüşşân için ise bahusus "Sol", bütün tarihi, örfi ve dini değerlerine aykırıdır. Maalesef bu "Sol" denen tamamen nefsî ve dünyevî haz ve zevklerin idamesi üzerine inşaâ edilmiş anlayış otokrotik bir dayatmanın sonucu olarak "Cumhuriyet" maskesi ile millete rağmen ve sözümona millet için ikame edilmeye çalışılmış ve ortaya Cumhuru ötekileştiren, hürriyeti sadece kendi elitlerine mahsus bir hak olarak gören mutant bir parazit ortaya çıkmıştır. Evet, Cumhuriyet fikri temelleri ile bu milletin sırtındaki mutant bir parazittir.
"İddiamız Türkiye’de seçmenin bir ‘arayış’ içinde olduğu, ama iktidarı değiştirmek için önüne bir alternatif konulamadığıdır. İçinde yaşadığı toplumla barışık, doğup büyüdüğü, ayağını bastığı toprağın hakkını hukukunu dışarıya karşı yüksek sesle savunabilen bir sol Türkiye’nin ekmek gibi su gibi ihtiyacıdır." notbir.com.tr/yazar/gurkan-z…
1
152
🇹🇷عبد المنان تور /Abdülmennân Tor retweeted
Yüzlerce kez dinledim, yüzlerce kez daha dinleyeceğim.
6
174
1
1,052
29,339
🇹🇷عبد المنان تور /Abdülmennân Tor retweeted
Günler Ne Dilerse Yapsın Bırak günler ne dilerse yapsın, gönlün zamana yâr olsun, Kader hükmünü verince, sükût sana diyar olsun. Gecelerin getirdiği belâdan ürkme, geçer bu rüya, Ne bahar ebedî kalır burada, ne hazan ne de dünya. Musibet karşısında eğilme, vakar sende bir dağ olsun, Huyun vefa, sözün merhamet, gönlün geniş bir bağ olsun. Ayıbın görünürse bir gün insanların nazarında, Cömertliğin perde olsun, kusur kaybolsun ardında. Nice ayıbı örter kerem, nice yarayı sarar ihsan, Bir gönlü bağışlamakla yeniden doğar bazen insan. Düşmana gösterme hüznünü, bırak içinde sır olsun, Senin kederinle sevinen, kendi karanlığında yorulsun. Cimriden cömertlik umma, boşuna bekleme vefayı, Ateş nasıl su vermezse, ondan bekleme safâyı. Rızık gecikirse üzülme, nasibin seni yine bulur, Ne hırs onu çoğaltabilir ne sabırsızlık yolunu kurur. Ne hüzün ebedî kalır ne sevinç sürer bir ömür, Her şey zamanın aynasında bir görünür, bir kaybolur. Kanaat varsa gönlünde, saray da kulübe de birdir, Kendi nefsine hükmeden, nice hükümdardan emirdir. Ölüm bir gün kapına gelip sessizce durduğu zaman, Ne yer seni saklayabilir ne gök verir sana aman. Allah’ın arzı geniştir, ufuklar sonsuza uzanır, Lâkin kader gelip çatınca, bütün yollar birden daralır. Bırak günler dönsün dursun, vefa arama her dem onda, Her sabah biraz eksilir insan, fark etmeden bu zamanda. Ve son perde indiğinde diner dünyanın bütün dâvâsı, Ölüm geldikten sonra ne hekim kalır ne de devâsı. İmam Şâfiî
20
1
48
1,005
Aman hocam, aman. Edeb yoksa terekede, Lazım mıdır? söz o cahile. Ahlâk kaçmış, edeb saklanmış, İlim dersen nadan dillerde esir. Söylerken sözüm, dilim çatlamış. Ne çare ki, sözde de kalmamış tesir.
Replying to @yavuzdegirmenci
sen ilk defa benim paylaşımımı anlayacak seviyeye ulaştığın için kendini kutlayabilirsin
1
147
"Ölüm, ölümsüzlüğün başlangıcıdır." Maximilien Robespierre'in, Ulusal Konvansiyon'da yaptığı, siyasi kariyerindeki son büyük ve hayatına mal olan konuşmasından, 8 Thermidor Yıl II (Fransız Cumhuriyet takvimine göre- ki, bu takvimi de kendisi icat etmiştir.) (26 Temmuz 1794)
1
106
There is an ontological similarity between these two words, arrogance and ignorance. They fuel themselves by the existence of each one. You are a perfect example of this symbiotic dependence.
Some African tribes have a custom to allow visitors to sleep with their wife Get back to me when you can accept this 😁😁😁😏 cultural practices doesn’t make them acceptable ….regardless of how long the tradition has been practiced
1
98
🇹🇷عبد المنان تور /Abdülmennân Tor retweeted
The documents and photographs we have released from our Ministry’s archives once again reveal the atrocities committed by the Greek Army in Anatolia between 1919 and 1922. During their occupation of Anatolia and subsequent retreat, Greek forces pursued a systematic policy of destruction—a fact recognized in the Lausanne Peace Treaty and various international reports. The records we are sharing hereby serve as a harrowing example of a massacre perpetrated against the Turkish civilian population in a village near Bursa.
103
1,067
63
3,283
136,160