Redmaner (@redmanerLAST) header
Redmaner (@redmanerLAST) profile picture

Müslüman, nurcu, mühendis, erkek

İstanbul, Türkiye
Joined September 2019
Elhamdülillah. İlkimiz oldu.
12
1
275
187,268
Redmaner retweeted
Bugün ki hutbe
5
11
1
182
7,999
MEB'in müfredatından ve bu küresel saldırıdan muhafaza olup bazı değerlerini koruyabilmiş kadın olmak çok zor şu devirde bu arada. Erkek yine ortam buluyor, kavga-dövüş bir şeyleri anlatacak adamlarla denk gelebiliyor, camisi-cuması-bayramı derken kırabiliyor o fanusu (kıramayan da çok da kıyas olarak) Kadınların bu bilince gelmesi ise çok çok daha zor. Buna rağmen yapabileni ayakta alkışlayacaksın.
"Atatürk düşmanı kadınlar" Karizmaları şu seviyelerde
16
555
Hz. Yusuf (as) Zindandan kurtulmuş... Mısır'ın azizi olmuş.. Babası, annesi, kardeşlerine kavuşmuş... Tüm bu güzellikler içinde "Galiba saadete erdim" noktasında şöyle dua ediyor: تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَاَلْحِقْنِى باِلصَّالِحِينَ ("Beni Müslüman olarak vefat ettir ve beni salihler arasına kat!) ve Cenab-ı Hakk duasını kabul edip emanetini geri alıyor. Demek ki daha büyük bir saadet var ki kabrin arkasında, o saadete ermek için dünyevi saadetinden vazgeçti Yusuf (as) Bunun alıntıladığım post ile alakası ne peki? Onu ben de unuttum yazarken. Maalesef bilmiyorum. Siz bağlarsınız orasını artık.
kaç sene yaşamak istiyorsunuz
1
1
39
662
Bu çıkarımı cücük aklımla ben mi yaptım peki? Tabi ki hayır. Nur'lardan orijinal metni de paylaşayım siz de okuyun: "Halbuki şu âyet, kıssa-i Yusuf’un en parlak kısmı ki, Aziz-i Mısır olması, peder ve validesiyle görüşmesi, kardeşleriyle sevişip tanışması olan, dünyada en büyük saadetli ve ferahlı bir hengâmda, Hazret-i Yusuf’un mevtini şöyle bir surette haber veriyor ve diyor ki: Şu ferahlı ve saadetli vaziyetten daha saadetli, daha parlak bir vaziyete mazhar olmak için, Hazret-i Yusuf kendisi Cenâb-ı Haktan vefatını istedi ve vefat etti, o saadete mazhar oldu. Demek, o dünyevî lezzetli saadetten daha cazibedar bir saadet ve ferahlı bir vaziyet, kabrin arkasında vardır ki, Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi hakikatbîn bir zât, o gayet lezzetli dünyevî vaziyet içinde, gayet acı olan mevti istedi, tâ öteki saadete mazhar olsun." (Mektubat)
1
5
134
Hayırlı cumalar ey ahali ⌚🕋 Somon rengi takılıyoruz. Hava kapalı diye renklerden vazgeçecek değiliz 🟧
2
41
735
"Atatürk düşmanı kadınlar" Karizmaları şu seviyelerde
kadınların atatürk düşmanlığı beni şok ediyor. erkekler neyse aptallar. osmanlı, şeriat, din vs olunca ağızlarının suyu akıyor beyni yıkanmış gibi. ama sen... sen iyi misin bi tanem
4
8
2
337
6,051
Diliyle mümin kalbiyle kafir olan münafıklar zihniyet yoluyla Yahudi çocuğudur. Nîmet zamanında müminlerin; musibette Yahudinin tarafını seçerler. Benî Kaynukâ,Benî Nadîr ve Benî Kurayza Yahudileri gibi onların izinde yürüyen çağdaş firavunlar da elbet bir gün zelil olacaktır.
18
267
5
1,975
44,466
Şahsi Okuma Not (Gün-372) Bir Müslüman‥ ak saçlı, yaşlı bir Müslüman. Saçını, başını ve yaşını bütün ömrü boyunca nurla ağartmış bir Müslüman. Saçı, başı, yaşı ve bütün vücûdu Allah’ın nuruyla yıkanmış, tertemiz ve bembeyaz bir Müslüman. Bütün ömrü boyunca in'âm‑ı Hak olan hayatını, Türk milleti’nin salâh ve hakîki saâdeti için vakfetmiş; emr‑i İlâhî olan rûhunu, feleğin hakîki mâliki Allah’a teslîm edinceye kadar aynı yolda yürümeye azmetmiş, bina‑yı Sübhânî olan bedenini, yalnız Allah yolunda yıpratmış olan büyük bir Müslüman; bugün “Demokrasi vardır.” denilen bir gün, kalkıyor, yalnız “Allah” diyor, “Kitap” diyor, “Resûl” diyor ve gençliğe, “Dikkat!” diyor. Der demez arkasından savcı (dâvâyı açan savcı) yapışıyor: Gel buraya… Suç işledin! diyor. Ve âfâkı kapkara bir zulmet kaplamıştır. Fakat, bakın şu asîl ve necip ihtiyar Müslümana! Ne kadar sâkin ve ne kadar rahattır. Zîra kesrette değil, vahdettedir. Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bî‑fütûrdur. Belâ zindânında safâyı seyretmektedir. Cefâ sofrasında vefâ bulan, mazhar‑ı tecellî olandır. Zîra eşya hakikatlerinden haberdardır. Kesâfeti letâfete kalbetmiştir. Kanı çekilmiş, damarlarında kan yerine, feyz‑i Hak ve nur cereyan etmektedir ve savcı (dâvâyı açan savcı) bu Müslümanı kolundan yakalamış, hapse sürüklemektedir. Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr‑i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın? Ne mi yaptı? Bakın savcıya (dâvâyı açana) göre neler ve neler yaptı? “Gençlik Rehberi” adıyla bir kitap çıkardı. A‑ Lâikliğe aykırı hareket etti. Allah, din, îmân lâikliğe aykırı olur mu? Olur. Peki, başka? B‑ Devletin içtimâî, iktisadî, siyâsî ve hukukî temel nizâmlarını dinî esâslara uydurmak istedi. Nasıl, niçin ve ne maksatla yaptı bunları?‥ C‑ Şahsî nüfûz temin ve tesis etmek maksadıyla. Peki, ya siyâsî menfaat kastı var mı acaba? Hayır bu yok. Ehl‑i vukûf da bu maksadı görmemiş. Savcı da bunu diyemiyor. Peki amma, mâdemki siyâsî menfaat kastı yokmuş, bu pîr‑i fânînin şahsı, cüssesi, bedeni ne ki, dünyadan ne bekliyor ki nüfûz temin etmek istesin? Savcı, “Ben orasını bilmem.” diyor, “İstiyor işte. Hem bunu böylece bilirkişiler de söylüyorlar.” Peki, nasıl yaptı bu işleri bu Müslüman? A‑ Dini, dinî hissiyatı ve dince mukaddes tanılan şeyleri âlet etmek sûretiyle. Nedir bu mukaddes tanınan şeyler? İslâm Dini, Müslümanlık hisleri, Allah kelimesinin kalpteki haşyeti, Kur'ân, tefsir… Demek savcı bunları biliyor. Bunların mukaddesât olduğuna inanıyor. Peki amma, bunları bilmek, inanmak ve sonra söylemek âlet etmek midir? Evet, dâvâyı açan savcıya göre âlet etmektir. Öyle ise savcı da bunları âlet ediyor, hem de siyâsî bir kanuna âlet ediyor, hem de bir Müslümanı mahkûm ettirmek için âlet ediyor. Şu hâlde o da 163’üncü maddeye göre suç işlemiyor mu? “Hayır” der savcı, “Ben propaganda yapmıyorum. O propaganda ve telkin yaptı.” Ne dedi peki? Şunları söyledi: “… Bu zamanda, zındıka dalâleti, İslâmiyete karşı muhârebesinde nefs‑i emmârenin plânıyla şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi, yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacağıyla, dehşetli bıçaklarla ehl‑i îmâna taarruz edip, saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamaya, fuhuş yolunu genişlettirmeye çalışarak çokların nefislerini birden esir edip, kalp ve rûhlarını kebâir ile yaralıyorlar; belki o kalplerden bir kısmını öldürüyorlar.” Peki yalan mı bunlar? Fuhşu teşvik ve nikâhı imha eden fâhişeler gürûhu inkâr mı ediliyor? Gizli ve âşikâr fuhuşla ve devlet eliyle mücâdele yok mu? Ceza Kanunu, Fuhuşla Mücâdele Nizâmnâmesi ve Ahlâk Zâbıtası bunlarla geceli gündüzlü mücâdele etmiyor mu? Var, var amma, buna biz karışırız, Allah ne karışır? diyor savcı. Peki böyle desin. Desin amma‥ kanun, zâbıta ve savcı, suç işlendikten sonra işleyeni ve işleteni yakalıyor. Yani iş olup bittikten sonra, nâmus pâyimal olup adam öldükten sonra. Daha evvel tedbir almaya kanunen imkân yok; fakat dinen buna imkân var: Allah korkusu ve din. Bu korku sâyesinde her türlü rezâletin önü alınabileceğini bildiriyor. İslâm Dini bunu emrediyor. Tedbiri evvelden alın diyor. Nasıl? Nasihat edin, îkaz edin, Allah’ı tanıtın, insanın kalbinde Allah korkusu, Allah sevgisi, ateş, Cehennem, ebedî azap, ebedî saâdet yer etsin; bilsin, anlasın, sevsin ve korksun; korksun ki fenâlıklardan kaçsın, hem kendisi kurtulsun, hem de cemiyet; savcı da, devlet de, hükûmet de, millet de rahat etsin. Bunun için Allah korkusunu ve sevgisini insanlara aşılayın. Nasıl yapalım bu işi? Söyleyin, yazın, okutun. Peki amma o zaman propaganda diyorlar. Ne olur? Bunlar Allah’ın emirleri, Kur'ân‑ı Azîmü'ş-Şân’ın hikmetleri değil mi? Din, sizin en tabîi hakkınız değil mi? Kim meneder sizi bundan (Allah yolundan)? Suç diyorlar buna. Öyle mi? Allah’ın emrini okuyun: (Muhammed Sûresi, 47:32) Meâli: “Haberiniz olsun ki o küfür edip halkı Allah yolundan men' eyleyen ve hak kendilerine tebeyyün ettikten sonra Peygambere karşı gelenler, hiçbir zaman Allah’a zerrece bir zarar edecek değiller. O, onların amellerini heder edecektir.” Peki amma, dinlemezlerse? Dinleyenlere, îmân edenlere tekrar edin; çünkü yaptığınız iş iyidir‥ insanlar için, cemiyet için, millet için, hükûmet için, devlet için hayırlıdır; şerden, belâdan koruyucudur. Îmân edenlere deyin ki: (Muhammed Sûresi, 47:33) Meâli: “Ey bütün îmân edenler! Allah’a ve Resûlüne itâat edin de amellerinizi iptal eylemeyin.” Buna da inanmazlarsa, deyin ki: Tehlike, vatan ve milletiniz için tehlike, dinde, dinin propagandasında değil, dinsizliktedir. Bunu Başvekilimiz de söyledi: “Sağcılığın, memleket için tehlikeli olduğu görülmemiştir. Bugün din propagandasına mâni bir hâl yoktur; tedbir almaya da lüzum kalmamıştır.” Muhterem Hâkimler! Siz bilirsiniz, fakat bir kere de dâvâyı açan savcıya sorunuz‥ bakalım hayır diyebilecek mi? Allah’ın emirleri, Kur'ân‑ı Azîmü'ş-Şân’ın hikmetleri gençlere anlatılmaz, bildirilmezse, propaganda suçtur diye menedilirse, ahlâksızlık, iffetsizlik, köksüzlük fuhuş, zinâ, katl suçlarının önüne geçmek yalnız ceza kanunlarıyla kàbil midir? “Komünizm” gibi bütün dünyayı tehdit eden erzel âfetin, gizli ve âşikâr, serî ve sinsî tahribâtını tamamen ne ile önlemek mümkündür? Muhterem vatansever, Allah’ına ve mukaddesâtına bağlı necip Türk hâkimleri! Şu korkunç küfür propagandasına körpe Müslüman Türk çocuklarının temiz ve sâf dimağlarını senelerce tahrip ederek felce uğratan korkunç din düşmanlarının akıttığı zehirlere bakın. Ne korkunç hâl ve tezatlar içindeyiz! Savcı bunu görmez, İslâm Dinine ve bütün mukaddes dinlere yapılan bu korkunç taarruz ve hakareti takip etmez de, bu taarruzdan gençliğe muhâfaza tedbirleri tavsiye edeni mi yakalar? Pek muhterem Türk Müslüman hâkimler! Siz Kur'ân‑ı Mübîn’in Allah’ın nurunun pırıltıları ile dolu olan ve yalnız O Nur‑u İlâhî’yi aksettiren Risale‑i Nur, Gençlik Rehberi’nden dolayı müvekkilimi mahkûm edemezsiniz!‥ Muhterem, asîl ve Müslüman Türk hâkimleri! Pek iyi bilirsiniz ki, hakîki irşat âlimleri, Enbiyânın vârisleridir. Bu mübârek zâtlar da kendilerine miras kalan vaaz u nasihati, Kur'ân‑ı Mübîn’in emirlerine göre yaymakla mükelleftirler. Vazifesini yaparken hiçbir ücret ve ivazın tâlibi değildirler. Vazifelerini fîsebîlillâh yaparlar. Ancak, Allah ve Resûlünün rızâsına tâliptirler. Son nefeslerine kadar bu mukaddes vazifeye devam ederler. Çünkü, bu vazife onlara Allah ve Resûlünün emânetidir. Müvekkilim, bu emâneti ehline tevdî ediyor diye nasıl takip ve tâzib edilir? Nasıl bu ihtiyar yaşında zayıf ve nahîf bünyesi, inanamayacağı ağır bir teklif ile mükellef tutulur? – Gel zindâna gir! Bu, en korkunç bir zulüm olur. Bu zulme mâni olmak vazifesi de sizlere emânet edilmiştir. Bütün fenâlıkları, günahları, ahlâksızlığı, rezâleti, fesat ve fitneyi imha edecek nurdur. Avukat Abdurrahman Şeref Lâç
Şahsi Okuma Not (Gün-371) Çünkü bu manevî cihadda küçük mesele zannettiğiniz, çok büyük olabilir. Bir neferin bir saatte, mühim ve hususî şerâit dâhilindeki nöbeti, bir sene ibâdet hükmüne bazen geçmesi gibi; bu ehl‑i hakkın mağlûbiyeti zamanında, manevî mücâhede mesâilinde, küçük bir mesele’ye sarf olunan senin kıymettar bir günün, o neferin o saati gibi bin derece kıymet alabilir; bir günün bin gün olabilir.
14
522
Redmaner retweeted
OFFF NE KAVGA ETTİNİZ BE SUSUN! -Karınız hamile ise yapacak bir şey yok sineye çekeceksin en ağır lafı da etse. Senin bebeni karnında büyütüyor sonuçta. -Kocanız da eşşek değil. Onun da kalbi var. Tamam hormonlarınız var da azıcık izanınız da olsun. Her şeyi söyleyip kalp kırmayın. Bu kadar. Bitti. Basit.
1
14
349
Şu "ATAM olmasaydı olmazdık" günü geçsin de yarından itibaren şu moda döneriz yine:
1
49
1,580
TAHARET IS THE BEESTTT
3
188
Doğru. Geçen gün dönen "Kocasının annesine niye baksın kadın? " linci ile beraber düşününce taşlar yerine tam oturuyor. Gelinler kayınlara bakmak istemiyor. O yüzden erkekler anne-babalarına yardımcı olamıyor.
Hani kızı evlendirdik gitti diyorlar ya, bence kızı evlendirince pek gitmiyorda genel de oğlanı evlendirince gidiyor. Gördüğüm kadarıyla, evlendikten sonra anasına babasına daha çok gelen, daha çok yardımcı olan, yalnız bırakmayanların çoğunluğu kız evlatlar.
11
2
4
40
13,803
Peygamberine hakaret edilmiş bir Anadolu evladı, Alper Kaan Aykut, biraz öfke biraz duygusallıkla yaptığı konuşmadan dolayı “halkı kin ve nefrete sürükleme” suçundan yargılanırken, Hz. Peygamber (s.a.v)’e hakaret edenler hakkında herhangi bir işlem yapılmaması kabul edilemez.
63
879
8
4,208
72,912
Cumhuriyet ile bağımız bu şehit cenazesi gibi. Çaldığı müziği sevmiyoruz, bize dayattığı usulü benimsemiyoruz, şekilciliğinden tiksiniyoruz... O yüzden elinden alıp kendi usulümüzü oturtmaya çalışıyoruz. Oturtacağız... O tümsek aşılacak... "Sanma bu tekerlek kalır tümsekte"
2
2
62
2,001
Alimleri asmış, Kur’an’ı yasaklamış, ezanı susturmuş, İslam’ı kaldırmak için elinden geleni yapmış bir Cumhuriyetin Türk Dil Kurumundaki anlamına bakıp İslam’a aykırı olmadığına karar vermek bir şeylerin eksikliğini gösterir. Ama konumuz bu değil. Allah imandan ayırmasın.
12
38
527
9,433
Az önce evde bir örümcek gördüm. Anında öldürüp atmak yerine "Yaşasın ya gariban ne zararı var" dedim...
3
1
32
1,596
Babamın savunması hep şey olurdu: "Sizi öldürmez ya merak etmeyin" Reis tepki verme skalası olarak sadece "ölüm" hallerini kabul ediyor. Eve aç kurt girene kadar her şey okey yani ahahaha
10
190
Vals ile milli bayramını kutlar.. Ölüsünü anarken Amerikan bestesi çalar.. Arkasından "devri daim olsun" der.. Çocuklarını İngiliz gibi giydirir.. Yılbaşında Noel Ağacı süsler.. Milli bir şey göremiyorum sekülerlerde. Bayramdan bayrama "Atatürk" anmasına da millilik demeyelim
3
4
77
1,209
10 sene sonra "vay anasını ya ne saçma salak işler yapmışız zamanında" diye hem gülüp hem utanarak hatırlayacaklar (bazıları) Gençlikte normal böyle dengesiz hareketler. Geçiyor sonra büyüyünce.
Türk gençliği, İstiklal’de Andımız’ı okudu:
4
1
1
45
1,326