
Consists of Lawyers, Legal Activists & Academics Working in the Fields of Human Rights & International Law - Contact : [email protected]
İstanbul
Joined January 2023
- Tweets624
- Following24
- Followers2.3K
- Likes88
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
"En Uzun Abluka" Raporumuzu Açıkladık: "Keşmir Basit Bir İç Güvenlik Sorunu Değil, Planlı Bir Mülksüzleştirme ve İlhak Sürecidir"
Keşmirlilerin "Kara Gün" olarak andığı 27 Ekim 1947 işgalinin 79. yıl dönümü arifesinde, "En Uzun Abluka: Hindistan İşgali Altındaki Cammu Keşmir’de Yerleşimci Sömürgecilik ve Yapısal Şiddet" başlıklı 95 sayfalık raporumuzu İstanbul’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurduk.
📌 Yönetim Kurulu Başkanımız Av. Enes Kafadar, Anadolu ile Keşmir arasındaki tarihi ve manevi bağlara, Mekke Ortak Savunma Antlaşması çerçevesindeki bölgesel güvenlik risklerine ve Batı Şeria ile Gazze’deki sindirme yöntemlerinin Keşmir’e taşınmasına dikkat çekerek; raporun uluslararası yargı mekanizmalarını harekete geçirecek stratejik bir delil dosyası olduğunu ve bölgedeki savaş suçlarının cezasız kalmaması için tüm hukuki süreçlerin takipçisi olacağımızı vurguladı.
📌 Yönetim Kurulu Üyemiz Dr. Hasan Basri Bülbül, 2019 sonrasında Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ni ihlal eden demografik mühendislik uygulamalarını, 900 bini aşan askeri yoğunluğu, 36 yıllık kovuşturma zırhını, 26.129 keyfi gözaltıyı, toplatılan 4.249 kitabı ve Hindistan’ın onayını gerektirmeyen 7 somut uluslararası hukuk mekanizmasını sundu.
📌 Toplantımız, bölgeye dair doğrudan saha tecrübesi bulunan katılımcıların değerlendirmeleri ve soru-cevap oturumuyla tamamlandı.
Katılım gösteren tüm basın mensuplarına, meslektaşlarımıza, akademisyenlere ve hak savunucularına teşekkür ederiz.
🔗 Raporun Türkçe ve İngilizce tam metni için: wolas.org
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
"En Uzun Abluka" Raporumuzu Açıkladık: "Keşmir Basit Bir İç Güvenlik Sorunu Değil, Planlı Bir Mülksüzleştirme ve İlhak Sürecidir"
Keşmirlilerin "Kara Gün" olarak andığı 27 Ekim 1947 işgalinin 79. yıl dönümü arifesinde, "En Uzun Abluka: Hindistan İşgali Altındaki Cammu Keşmir’de Yerleşimci Sömürgecilik ve Yapısal Şiddet" başlıklı 95 sayfalık raporumuzu İstanbul’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurduk.
📌 Yönetim Kurulu Başkanımız Av. Enes Kafadar, Anadolu ile Keşmir arasındaki tarihi ve manevi bağlara, Mekke Ortak Savunma Antlaşması çerçevesindeki bölgesel güvenlik risklerine ve Batı Şeria ile Gazze’deki sindirme yöntemlerinin Keşmir’e taşınmasına dikkat çekerek; raporun uluslararası yargı mekanizmalarını harekete geçirecek stratejik bir delil dosyası olduğunu ve bölgedeki savaş suçlarının cezasız kalmaması için tüm hukuki süreçlerin takipçisi olacağımızı vurguladı.
📌 Yönetim Kurulu Üyemiz Dr. Hasan Basri Bülbül, 2019 sonrasında Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ni ihlal eden demografik mühendislik uygulamalarını, 900 bini aşan askeri yoğunluğu, 36 yıllık kovuşturma zırhını, 26.129 keyfi gözaltıyı, toplatılan 4.249 kitabı ve Hindistan’ın onayını gerektirmeyen 7 somut uluslararası hukuk mekanizmasını sundu.
📌 Toplantımız, bölgeye dair doğrudan saha tecrübesi bulunan katılımcıların değerlendirmeleri ve soru-cevap oturumuyla tamamlandı.
Katılım gösteren tüm basın mensuplarına, meslektaşlarımıza, akademisyenlere ve hak savunucularına teşekkür ederiz.
🔗 Raporun Türkçe ve İngilizce tam metni için: wolas.org
Worldwide Lawyers Association labels New Delhi rule in India-administered Kashmir as “settler colonialism” akin to Israeli occupation of Palestine, and announces plans to file universal-jurisdiction cases overseas against Indian officials
trtworld.com/article/f426f8b…
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
❝Keşmir semalarındaki insansız hava araçları, İsrail yapımı Heronlar. Yine sokaklarda halka doğrultulan silahlar, İsrail menşeli Tavor tüfekleri. Avukatlar, insan hakları savunucuları ve gazeteciler, İsrail menşeli Pegasus casus yazılımı ile dinlenmektedir❞
🔴 Yeryüzü Avukatları Derneği, Cammu Keşmir'deki insan hakları ihlallerine ilişkin raporunu açıkladı
aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti…
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
Yeryüzü Avukatları Derneği’nin Keşmir raporu, Hindistan’ın İsrail yapımı Heron İHA’ları, Tavor tüfekleri ve Pegasus casus yazılımını kullandığını ortaya çıkardı.
🖊 @neslyhanonder
ysafak.com/4867534/p/x
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
Secularism Cannot Justify Human Rights Violations: The Hijab Ban in Azerbaijan Must End Immediately!
The dress code regulations enacted by the Cabinet of Ministers of Azerbaijan on September 21, 2026, for students, and on October 6, 2026, for teachers, are being enforced as a de facto hijab ban under the pretext of the principle of "secularity."
Following these regulations, female students wearing the hijab have been deprived of their right to education, while veiled teachers have been unlawfully dismissed. These measures explicitly violate the principle of equality, the right to work, the right to education, and the freedom of religion and conscience guaranteed under Articles 25, 35, 42, and 48 of the Constitution of the Republic of Azerbaijan.
These practices are also incompatible with the international human rights treaties to which Azerbaijan is a party. The International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR), the International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights (ICESCR), the Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination against Women (CEDAW), the Convention on the Rights of the Child (CRC), and the European Convention on Human Rights (ECHR) alongside its Protocol No. 1 all safeguard the freedom of religion and conscience, as well as the rights to education and work. Indeed, the UN Human Rights Committee, in its landmark decision Hudoyberganova v. Uzbekistan, affirmed that measures obstructing access to education on such grounds exert severe coercive pressure on individuals to renounce or compromise their religion or beliefs.
Interpreting these developments merely as a "misapplication" of a secularism principle presumed to be inherently benign and neutral obscures the root of the issue. Modern legal frameworks often present themselves as universal and impartial orders; however, this neutrality frequently operates through the exclusion and marginalization of what is deemed the "other." What is taking place in Azerbaijan in the name of "secularity" is not the state distancing itself from religion, but rather the state arbitrarily dictating what religion is, as well as where and in what manner it may be manifested. In fact, the very same regulations permit attire reflecting national and spiritual values to be worn during holidays and ceremonies with the approval of the Pedagogical Council. Consequently, while a girl’s or woman’s head covering is celebrated as "national heritage" inscribed on the UNESCO Representative List when worn as a traditional kelaghayi, it is deemed "incompatible with secularity" and barred at the school gate when worn as a religious hijab. It is evident that this arbitrary distinction—determining which covering belongs to the nation and which represents a "dangerous" religiosity—is not the outcome of an impartial principle.
Furthermore, these actions have triggered the most extensive public backlash observed in Azerbaijan since its independence. Citizens advocating for the educational rights and religious freedoms of female students have voiced their dissent through peaceful demonstrations. Yet, rather than addressing these legitimate grievances, the government has chosen the path of repression. At this stage, alarming reports indicate that numerous individuals have been arbitrarily detained, some activists remain unaccounted for, and university students wearing a head scarf are being unlawfully monitored, registered, and profiled.
The historical experience of Türkiye has demonstrated that imposing specific attire through state authority only deepens social divisions, drains the vital energy of the state, society, and individuals, and undermines domestic peace. Just as the “radical secular” policies pursued under the guise of "secularity" proved counterproductive in Türkiye’s past, they are bound to fail in Azerbaijan as well.
In this context, we call upon the Government of Azerbaijan to immediately put an end to these unlawful practices, which constitute a severe violation of its citizens' lifestyles and fundamental rights. Students who have been denied access to education due to their hijab must be allowed to resume their studies immediately, arbitrarily arrested citizens must be released, and dismissed teachers must be reinstated with full restoration of their rights.
Protecting the fundamental rights and freedoms of the Azerbaijani people is not merely an internal matter for Azerbaijan, but a shared responsibility for all who defend universal human rights values. Accordingly, we respectfully declare to the public and the competent authorities our call to all relevant international bodies—most notably international human rights mechanisms and Muslim-majority states—to pursue active diplomatic engagement with Azerbaijani authorities and take tangible steps toward the complete cessation of these discriminatory practices.
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
Laiklik ve “Dünyevilik” Hak İhlaline Gerekçe Olamaz: Azerbaycan’da Başörtüsü Yasağı Uygulamaları Derhal Sonlandırılmalıdır!
Azerbaycan Bakanlar Kurulu tarafından 21 Eylül 2026’da öğrenciler, 6 Ekim 2026’da ise öğretmenler için yürürlüğe konulan kılık kıyafet düzenlemeleri, “dünyevilik” ilkesi gerekçe gösterilerek fiilen bir başörtüsü yasağı olarak uygulanmaktadır.
Düzenlemelerin ardından başörtülü kız öğrenciler eğitim haklarından mahrum bırakılmakta, başörtülü öğretmenler ise hukuka aykırı biçimde işten çıkarılmaktadır. Bu uygulamalar; Azerbaycan Anayasası’nın 25, 35, 42 ve 48. maddelerinde güvence altına alınan eşitlik ilkesine, çalışma ve eğitim hakları ile din ve vicdan özgürlüğüne açıkça aykırıdır.
Söz konusu uygulamalar, Azerbaycan’ın taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle de bağdaşmamaktadır. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek 1 No’lu Protokolü; din ve vicdan özgürlüğü ile eğitim ve çalışma haklarını güvence altına almaktadır. Nitekim İnsan Hakları Komitesi, Hudoyberganova v. Uzbekistan kararında eğitime erişimi engelleyen bu nitelikteki uygulamaların, bireyleri din veya inançlarından vazgeçirmeye yönelik ciddi bir baskı oluşturduğunu vurgulamıştır.
Yaşananları, özünde masum ve tarafsız olduğu varsayılan laiklik ilkesinin “yanlış yorumlanması” olarak okumak, sorunun kaynağını perdelemek olur. Modern hukuk kendisini evrensel ve tarafsız bir düzen olarak sunar; ne var ki bu tarafsızlık, “öteki” ilan edilenin dışlanması üzerine kurulur. Azerbaycan’da “dünyevilik” adına yapılan da devletin dinden elini çekmesi değil, dinin ne olduğuna, nerede ve hangi biçimde görünebileceğine devletin keyfî olarak karar vermesidir. Nitekim aynı düzenlemeler, millî ve manevi değerleri yansıtan kıyafetlerin Pedagoji Şurasının onayıyla bayram ve törenlerde giyilmesine izin vermektedir. Böylece bir kız çocuğunun ya da kadının başındaki örtü, kelağayı olduğunda devletin UNESCO listesine kaydettirdiği bir “millî miras” olarak sergilenebilirken, başörtüsü olduğunda “dünyeviliğe aykırı” sayılıp okul kapısında bırakılmaktadır. Hangi örtünün millete, hangisinin “tehlikeli” bir dindarlığa ait sayılacağına dair bu ayrımın tarafsız bir ilkenin sonucu olmadığı aşikârdır.
Öte yandan söz konusu uygulamalar, Azerbaycan’ın bağımsızlığından bu yana ortaya çıkan en geniş çaplı toplumsal tepkilere yol açmıştır. Kız öğrencilerin eğitim haklarını ve dinî özgürlüklerini savunan vatandaşlar, tepkilerini barışçıl gösterilerle dile getirmektedir. Ancak hükümetin bu meşru taleplere kulak vermek yerine baskı yolunu tercih ettiği görülmektedir. Gelinen aşamada birçok kişinin keyfî biçimde gözaltına alındığına, bazı aktivistlerden haber alınamadığına, başörtülü üniversite öğrencilerinin ise hukuka aykırı biçimde kayıt altına alınarak fişlendiğine dair kaygı verici bilgiler ulaşmaktadır.
Türkiye tecrübesi göstermiştir ki belirli bir kıyafet tercihini devlet eliyle dayatmak yalnızca toplumsal gerilimleri derinleştirmekte; devletin, toplumun ve bireylerin enerjisini tüketerek toplumsal barışı zedelemektedir. “Dünyevilik” adı altında uygulanan “radikal seküler” politikalar geçmişte Türkiye’de nasıl sonuçsuz kaldıysa, Azerbaycan’da da başarısız olmaya mahkûmdur.
Bu çerçevede Azerbaycan Hükümetini, vatandaşlarının hayat tarzına ve temel haklarına ağır bir müdahale teşkil eden bu hukuk dışı uygulamalara derhal son vermeye davet ediyoruz. Başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılan öğrencilerin eğitimlerine devam etmesi sağlanmalı, keyfî olarak tutulan vatandaşlar serbest bırakılmalı ve işten çıkarılan öğretmenlerin hakları iade edilmelidir.
Azerbaycan halkının temel hak ve özgürlüklerinin korunması, yalnızca Azerbaycan’ın değil, ortak insan hakları değerlerini savunan herkesin meselesidir. Bu doğrultuda başta uluslararası insan hakları mekanizmaları ve halkı Müslüman olan devletler olmak üzere ilgili tüm uluslararası aktörleri Azerbaycan makamlarıyla etkin bir diyalog yürütmeye ve söz konusu uygulamaların sona erdirilmesi için somut girişimlerde bulunmaya davet ettiğimizi kamuoyuna ve muhatap makamlara saygıyla beyan ederiz.
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
Geleceğin Yeryüzü Avukatları Buluştu!
Farklı şehir ve üniversitelerden gelen öğrencilerimizle Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde verimli ve nitelikli bir programı tamamladık.
Programda; stratejik davalama, uluslararası hukukta eleştirel yaklaşımlar, hak ihlallerini izleme mekanizmaları, iş dünyasının insan hakları sorumlulukları ve insan onuru gibi hak savunuculuğunun temel alanlarını ele aldık. Karşılıklı etkileşim ve akademik tecrübe aktarımının ön planda olduğu oturumlarla, hak mücadelesinin teorik ve pratik boyutlarını değerlendirdik.
Değerli birikimlerini bizlerle paylaşan tüm konuşmacılarımıza ve programa katkı sunan tüm katılımcılarımıza teşekkür ederiz.
Almanya'nın Filistin destekçisi eylemlerde yaptığı hak ihlalleri raporlandı.
Yeryüzü Avukatları Derneği’nin raporuna göre, Almanya’da Filistin yararına yapılan barışçıl gösteriler, ya iptal ediliyor ya da gösteriye katılanlar polisin orantısız gücüyle karşı karşıya kalıyor.
tr.trthaber.com/1/05df9a01
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
CALL FOR PAPERS: WCS 2026
Rights in the AI Race
📍 Istanbul University | 4–5 December 2026
Does the protection of human rights limit technological expansion, or are legal frameworks being reconfigured to allow innovation at the expense of social and individual rights?
WOLAS Conference Series (WCS) 2026 seeks to foster critical dialogue on AI governance, international law, regulation, accountability, and the future of protecting human dignity in an era of rapid technological transformation.
We invite scholars and experts from germane fields of law, social sciences and technology to ponder and converse over the potential legal implications of the AI race for “human” rights.
📥 Tap the link for the call for papers and submit your abstracts by 12 October 2026: wcs.wolas.org
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
Sorun uluslararası insancıl hukukta mı, yoksa bu kuralları uygulatacak siyasi mekanizmalarda mı?
Yönetim Kurulu üyelerimiz Hüseyin Dişli ve M. Beheşti Aydoğan, TRT Haber’e yaptıkları değerlendirmelerde, Gazze’de yaşananların uluslararası insancıl hukuk bakımından doğurduğu sorunlara dikkat çekti.
Hüseyin Dişli, uluslararası insancıl hukukun temel ilkeleri olan ayrım gözetme, orantılılık ve askeri gereklilik prensiplerini vurgulayarak, hiçbir askeri amacın taraflara sınırsız şiddet kullanma yetkisi vermediğinin altını çizdi. Sivillerin aç bırakılmasının ve zorla yerinden edilmesinin savaş yöntemi olarak kullanılmasının uluslararası hukuk bağlamında kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirten Dişli, hukuku uygulama çabalarının dahi siyasi engellerle karşılaştığına dikkat çekti. Gazze'nin uluslararası sistemdeki yaptırım krizini çok daha görünür kıldığını ifade eden Dişli, "Sorun yalnızca hukukun ihlal edilmesi değil; hukukun uygulanmasında ortaya çıkan çifte standartlar ve hiyerarşilerdir." değerlendirmesinde bulundu.
M. Beheşti Aydoğan ise saldırıların yalnızca doğrudan insan hayatını değil; sivil yaşamı sürdürülebilir kılan temel altyapıyı ve sivil nesneleri de sistematik biçimde hedef aldığına değindi. Bu bağlamda Aydoğan, "Gazze’deki hayatı yaşanılabilir kılan ne varsa [bunlara yönelik] saldırılar İsrail’in suç teşkil eden faaliyetleri arasında yer alıyor." dedi. Ayrıca Aydoğan, Gazze'nin, uluslararası hukukun ne söylediği kadar, bu kuralların kimler için ve nasıl uygulandığı sorusunu da yeniden gündeme getirdiğini ifade etti.
WOLAS olarak, uluslararası hukukun çifte standartlardan arındırılarak adil bir güvenceye dönüşmesini önemsiyoruz.
@Yektasirin
@sumeyyeertekin
@hsyn_eleutheron
@trbhd
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
WOLAS Talks – Uluslararası Hukuk Pratiği Serisi II. Aşama Açılış Oturumu Konya’da!
WOLAS Talks serimizin II. aşama açılış oturumunda, BM insan hakları sistemindeki tecrübeleriyle Saul Takahashi’yi konuk ediyoruz.
Hüseyin Çağrı Çorlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşecek "Filistin’de BM İnsan Hakları Kurumu Bünyesinde Çalışmak: Siyaset, Güç ve Uluslararası Kamu Hizmeti" başlıklı oturumda; uluslararası kamu hizmetinin boyutlarını ve Filistin’deki insan hakları çalışmalarının saha dinamiklerini doğrudan konuğumuzdan dinleyeceğiz.
Program, konuya ilgi duyan tüm öğrenci, akademisyen ve araştırmacılara açıktır.
🎙️ Moderatör: Hüseyin Çağrı Çorlu
🗓️ Tarih: 29 Eylül 2026, Salı
🕒 Saat: 15:00
📍 Yer: Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Konya
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
❗ Siyonistler deşifre olmaktan rahatsız
💢 Türkiye’deki İsrail askerlerinin izini süren hukukçuları tespit için İsrail’de rapor hazırlandı.
💢 Raporda WOLAS ve Özgürlük Nöbeti Platformu’nun çalışmalarına yer verildi.
🖊 @neslyhanonder
ysafak.com/4853085/p/x
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
"The studies published by the ministry found that the WOLAS and Freedom Watch Platform organizations, which allegedly operate as “civil society” groups, use advanced open-source intelligence (OSINT) systems to identify IDF soldiers and civilians holding dual citizenship"
Thank you @wolasorg for your all efforts to be able to punish the genociders in Gaza and Palestine
jpost.com/diaspora/antisemit…
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı’nın 2 Eylül 2026 tarihli açıklamasında Yeryüzü Avukatları Derneğini (WOLAS) hedef haline getirmiştir.
WOLAS’ın, yaptığı hukuk mücadelesini, hukuki savaş (legal warfare) olarak değerlendiriyorlar.
İsrailli askerler ve çifte vatandaşlar hakkında bilgi toplayarak başlattığı hukuki mücadeleden büyük rahatsızlık duyuyorlar.
Hukuki mücadelenin uluslararası mahkemelerde ve iç hukukta sürdürülmesi İsrail’in hedefi haline gelmelerinin nedeni olmuş.
WOLAS’In başkanı kıymetli meslektaşım Enes Kafadar başta olmak üzere, Gazze’de kadın, çocuk, yaşlı, genç onbinlerce insanı katleden, ibadethaneleri, hastaneleri bombalayan terör devleti İsrail’in hedefi haline gelecek kadar güçlü bir hukuk mücadelesi yürüten meslektaşlarımı tebrik ediyorum.
@wolasorg
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında İsrail Başbakanı Netanyahu ile İsrail ordusunun 71. Zırhlı Taburu’nda görev yapan Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 kişi hakkında dava açtı.
📌 Yeryüzü Avukatları Derneği’nin ihbarı üzerine açılan davada TİKA ile Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi mağdur olarak yer aldı.
📌 İddianamede Moskovitch’in, 8 tank ve bir buldozerle Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi ile Gazze İslam Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yıkıldığı anlara ait görüntüleri Instagram hesabından paylaştığı belirtildi.
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
Büyükelçi Dr. @nuhyilmaz, Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) temsilcilerini kabul etmiştir.
Görüşmede, derneğin çalışmaları, Suriye’de yürüttüğü faaliyetler ve hukuk alanında gerçekleştirmeyi planladıkları eğitimler ele alınmıştır.
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
Yönetim Kurulu Başkanımız Enes Kafadar, Soykırıma Karşı Sivil Direniş: Küresel Sumud Filosu ve Uluslararası Hukuk üzerine düzenlediğimiz uluslararası konferansın açılışında:
“Yeryüzü Avukatları olarak bizler, sistemin bu ikiyüzlülüğüne bakıp uluslararası hukuku reddetmiyoruz. Tam aksine; hukuku bir tahakküm aracı olmaktan çıkarıp, asıl işlevine, yani mazlumun ve adaletin güvencesi konumuna geri döndürmeyi hedefliyoruz. Bu mekanizmaları, onları kendi tekeline alanların elinden kurtarmak zorundayız.
Küresel Sumud Filosu, işte bu yeni hukuk vizyonunun sahadaki somut karşılığıdır. Burada hepimizin yüzleşmesi gereken temel bir mesele var: Bu haklı ve meşru eylemin, küresel kamuoyunda nasıl yankı bulacağı ve uluslararası sistemde nasıl konumlandırılacağı meselesi.
Karşımızda sadece kuralları ihlal eden bir yapı değil; işlediği soykırımı dünyanın gözü önünde meşrulaştırmaya çalışan, uluslararası mahkemeleri hiçe sayan, kibrinden kör olmuş haydut bir devlet aklı var.”
Programdan kısa süre sonra Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda İsrail tarafından gerçekleştirilen hukuk dışı askeri müdahale ve aktivistlerin alıkonulması, konferansımızda altını çizdiğimiz hukuki uyarıların ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor.
@aveneskafadar @globalsumudtr @gbsumudflotilla
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
İsrail'in Açık Denizlerdeki Yapısal Cezasızlık Rejimine Hukuki Bir İtiraz: Küresel Sumud Filosu Raporumuz Yayımlandı
Şu günlerde Akdeniz'in uluslararası sularında sivil insani yardım misyonlarına karşı fiilen icra edilen askerî müdahaleler, İsrail'in hukuk tanımaz tahakkümünün en güncel tezahürüdür. Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) olarak Küresel Sumud Filosuyla işbirliğinde, mevzubahis şiddet sarmalını uluslararası hukuk normları bağlamında inceleyen ve eylemlerin asıl mahiyetini deşifre eden kapsamlı raporumuzu kamuoyunun ve karar alıcıların dikkatine sunuyoruz.
Açık denizlerde sivil gemilere yönelik bu saldırılar, uydurma bir "deniz güvenliği" tedbiri zırhı ardına gizlenemez. Aksine bu fiiller; İsrail'in Filistin üzerindeki hukuka aykırı işgali ve Gazze’deki sivil nüfusa karşı yürütülen kasten aç bırakma, yoksunlaştırma ve soykırım politikasının ayrılmaz bir parçasıdır.
Raporumuz, uluslararası ceza hukuku ve deniz hukuku ışığında üç sarsılmaz gerçeği tescillemektedir:
1. Filo'nun misyonu bütünüyle meşru, sivil ve insanidir; gemiler ve yolcular serbest, zararsız ve insani geçiş haklarının mutlak koruması altındadır.
2. İsrail'in deniz ablukası, uluslararası insancıl hukuku ağır biçimde ihlal eden bir toplu cezalandırma (kolektif cezalandırma) yöntemidir.
3. Gemilerin hukuka aykırı biçimde zapt edilmesi, sivillerin alıkonulması ve kötü muameleye maruz bırakılması; savaş suçları ile insanlığa karşı suçların yanı sıra bayrak devletlerine karşı bir saldırı fiili teşkil etmektedir.
Bu rapor, yalnızca İsrail'in değil; söz konusu ihlallerin işlenmesine iştirak eden, kolaylaştıran veya sessiz kalarak bu suçların sürdürülmesine katkı sunan tüm üçüncü devletlerin uluslararası sorumluluğunu açıkça kayda geçirmektedir.
Hak ihlallerinin kanıksatılmasına müsaade etmeyecek, sivil direnişin ve insani erişimin uluslararası hukuk nezdindeki meşruiyetini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Raporun tam metnine web sitemizden ulaşabilirsiniz.
🔗wolas.org/tr/kuresel-sumud-f…
#WOLAS #KüreselSumudFilosu #UluslararasıHukuk #SavaşSuçları #DenizHukuku #Gazze
WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği retweeted
ISRAEL’S GENOCIDAL VIOLATIONS ON THE HIGH SEAS MUST COME TO AN END
Once again, humanitarian missions are under attack. The genocidal regime attacked the Global Sumud Flotilla in the middle of the Mediterranean Sea, near Crete. 22 humanitarian vessels were attacked by Israel on 30 April 2026. Israel’s genocidal regime’s brazen violations are now coming further closer to the shores of third states and deeper into the high seas in the Mediterranean.
Nothing in Israel’s baseless claims of necessity and its smear campaign can justify its violent actions against the Flotilla and the civilian mission to provide humanitarian aid to Gaza. Israel’s increasingly aggressive actions against the ships that are rightfully sailing in international waters and the abduction of their passengers and crew are a continuance of its genocidal violence on the high seas. This violent behaviour contravenes essential norms of international humanitarian law and the human rights of the individuals involved in the civilian mission. The right to life, liberty, and security of the passengers and the crew that Articles 6, 7 and 9 of the International Covenant on Civil and Political Rights firmly establish are endangered and violated by the genocidal Israeli regime’s illegal and aggressive interception overnight. Israel’s violent and illegal acts were aggravated by its degrading treatment of the abducted individuals. In particular, their basic human rights were violated by torture, physical and psychological harm and cramming them into containers with no provision for their basic needs.
We are witnessing an expansion in Israel’s aggressive behaviour toward civilians. This concretely establishes that Israel is even further removed from any basis for its trumped-up claims against civilian missions. Its violent interception re-demonstrates its pure aggressiveness toward civilian populations. These pure aggressive acts of abduction stand in stark opposition to Israel’s obligations to “take immediate and effective measures to enable the provision of urgently needed basic services and humanitarian assistance” as set out by the International Court of Justice. Aside from the illegality of abductions, systematically preventing humanitarian assistance flatly contradicts Israel's obligations. The Court repeatedly expressed Israel’s obligations to allow free passage of life-saving relief, expressed in Articles 23 and 55 of the Fourth Geneva Convention (1949). Israel only finds new places to violate these obligations. Irrespective of its illegal blockade, Israel must allow for the free and uninterrupted humanitarian passage of the civilian missions delivering aid to Gaza.
Israel’s violent and illegal interception took place approximately 660 nautical miles away from the shores of Gaza. The distance now establishes the baselessness and irrelevance of Israeli attempts to use its illegal blockade as a legal shield against humanitarian missions to deliver life-saving aid to Gaza. This distance also reiterates the unlawfulness of the Israeli blockade, which under international rules such as San Remo Rule 102 remains unlawful and illegal nonetheless. This nonchalant expansionist violence is part of Israel’s policy of oppressing individuals who are against its genocidal actions in every corner of the world. This illegal attack against the Flotilla furthers this policy in the deeper corners of the high seas. Once again, Israel violated and disrespected the freedom of navigation and individuals’ right to deliver humanitarian aid, and its own obligation to allow and even facilitate humanitarian access.
The references to the Board of Peace and its use as an ex post facto excuse cannot justify Israel’s violent activities against humanitarian missions. The Israeli references to the Board indicate that it is an institution of tutelage and contravenes the rulings of the International Court of Justice and it reproduces the illegal Israeli occupation, violating Palestinian self-determination. The Board’s conditioning of humanitarian aid with political requirements is unacceptable. It attempts to relieve an illegal occupation from its obligations. Israel’s unlawful blockade already constitutes a form of collective punishment under international law. The Global Sumud Flotilla constitutes a direct civilian solidarity by the international community with the Palestinian people against this unlawful blockade supported by colonial institutions. All UN Members should question the legality of the UN Security Council Resolution 2803 and should gather in support of a request for an advisory opinion from the International Court of Justice on this matter.
Israel’s rampant and continuous violations of international law must come to an end. Israel bears responsibility for its illegal actions on the high seas. It must not further intervene in any humanitarian mission that intends to deliver aid to Gaza and must compensate for the harm it has caused with its illegal interception of 22 vessels of the Global Sumud Flotilla. Any possible cooperative involvement in Israel’s unlawful interception would entail the international responsibility of that actor.
WOLAS urges the flag States, countries whose nationals are attacked or injured, coastal States, third States, and international organisations to pressure this genocidal regime and hold it accountable for its genocidal actions. These global actors must also ensure the immediate and safe return of the two Sumud activists that were unlawfully abducted and are now forcibly held hostage in Israel.

























