İbrahim Akın (@akinmidi) header
İbrahim Akın (@akinmidi) profile picture

Davranışsal finans • yapay zeka • felsefe

İstanbul, Türkiye
Joined October 2011
Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)Photo by İbrahim Akın (@akinmidi)
İnsanoğlu şımarık… Kesintisiz devam eden her nefesi kendi marifeti sanıyor. Modern konfor bize sahte bir kontrol illüzyonu satıyor. Esasında acziyet hep sabit; değişen tek şey konforun yarattığı kibrimiz. Pamuk ipliği kadar ince bir dengede yürüdüğümüzü hatırlamak için başımıza kötü şeyler gelmesini beklememek gerek.
12
487
Sosyal medyada ekranı kaydırdıkça aynı tornadan çıkmış yüzler, fısıltılı bir ses tonuyla hayatın sırrını fısıldıyor: “Evrene bırak, frekansını yükselt, sadece olumluya odaklan, Theta dalgasına geç ve bolluğu kendine çek.” Dışarıdan bakıldığında şifalı bir dokunuş gibi duran bu anlatı, aslında modern çağın en parlak ambalajlı uyuşturucusundan başka bir şey değil. Sistemin işleyişi son derece basit ve tehlikeli bir biyokimyasal illüzyona dayanıyor. İnsan zihni belirsizlikten, sorumluluk almaktan ve yüzleşmesi gereken gerçek acılardan kaçmak ister. Tam bu noktada sahneye çıkan bu yeni nesil tüccarlar, insanlara hap gibi yutulacak sahte bir vaat sunuyor. Birkaç dakika nefes alıp veriyorsunuz, ekrandaki süslü cümleleri okuyorsunuz, beyninizde anlık bir rahatlama ve sahte bir dopamin patlaması yaşanıyor: “Sorun bende değilmiş, sadece auram tıkanmış, şimdi akışa bıraktım ve çözülecek.” Fakat bu etki, tıpkı kimyasal bir maddenin yarattığı yapay sarhoşluk gibi kısa sürüyor. Telefon kilitlenip o video bittiğinde, hayatın soğuk ve sert gerçekleri kapıda beklemeye devam ediyor. Ödenmesi gereken faturalar, çözülmesi gereken ilişkisel düğümler, emek verilmesi gereken projeler ve yüzleşilmesi gereken içsel çatışmalar öylece duruyor. Hiçbiri evrene olumlu titreşim gönderdiğiniz için ortadan kalkmıyor. Bu akım, insanları kökleri toprağa tutunan sağlam çınarlar yapmak yerine, kumdan kalelere dönüştürüyor. Görünüşte ihtişamlı, felsefesi bol, dili gösterişli; ancak hayatın gerçek bir dalgası vurduğu ilk anda un ufak olup dağılan yapılar. Çünkü kumdan kaleler emekle, gerçek inşaatla değil; rüzgarın taşıdığı gevşek zerrelerin anlık heveslerle üst üste konmasıyla oluşur. Kök salmamış bir zihne her şey çok güzel olacak masalı anlatmak, kangren olmuş bir yaraya yara bandı yapıştırıp üzerini parıltılı simlerle süslemeye benzer. Acıyı hissetmeyi, zorlukla mücadele etmeyi, düşüp dizini kanatmayı ve o hatadan somut bir ders çıkararak yeniden ayağa kalkmayı unutturan bu toksik pozitiflik; insanları iradesiz, kırılgan ve sürekli dışarıdan bir sonraki "şifa dozunu" bekleyen bağımlılara dönüştürüyor. 📌Gerçek hayat akışta kalıp bekleyenlerin değil; akıntıya karşı kürek çekmeyi göze alanların, zihinsel disiplin kurabilenlerin ve bedel ödeyenlerin inşa ettiği bir alandır. Kumdan kaleler ilk fırtınada yıkılmaya mahkûmdur; ayakta kalanlar ise acının, emeğin ve somut gerçekliğin taşlarıyla kendi temelini atanlar olacaktır.📌
3
230
İbrahim Akın retweeted
İstanbul Caddebostan'da her cuma, her cumartesi akşamı aynı kesim, aynı manzara: son ses müzik, patlatılan egzozlar Neredeyse sabahın üçüne dördüne kadar caddeyi dönüp dönüp duruyorlar. Herkesi rahatsız ediyorlar ve kimsenin umurunda değil. Hepsi de genç. Bu "kültür" 10-15 hatta 20 sene önce de böyleydi, bugün de aynı. Bir türlü vazgeçmiyorlar. Trafik polisi durduruyor, ceza yiyorlar, yine vazgeçmiyorlar. Peki ne oluyor egzozu son ses patlatınca, müziği sonuna kadar açınca? Tek bir şey: "beni görün" narası. Başka hiçbir şey değil. Kendini gösterme çabası. Akıllanmıyorlar, üstüne bir de bunu bir kültür haline getirmişler. Şunu bilin: buranın insanı bunu yapmaz. Caddebostan'da yaşayan insan arabasını son ses açıp caddede nara atmaz. Buranın insanı görgülüdür, eğitimlidir. Bunu yapanların hepsi dışarıdan gelenler. Ne zannediyorsunuz siz? Egzozu bağırtınca, müziği açınca herkes size hayran mı olacak, ilgi mi duyacak? Bu ne biçim bir geri kalmışlık, ne biçim bir bağnazlık? Rahatsız oluyoruz. Emin olun herkes rahatsız oluyor. Yetkililer, artık şu düzeni bitirin. #istanbul #caddebostan
68
54
9
685
57,790
İbrahim Akın retweeted
511 bin yatırımcının yaklaşık 24,5 milyar dolar parası tasfiye fonlarında yakalanmış durumda. Bu rakamın yaklaşık 20 milyar doları doğrudan ya da dolaylı olarak (para piyasası ters repo teminatı üzerinden) manipülasyon ile değeri şişirilmiş 15-20 hissede. Bu hisselerin piyasada 3 ay içinde (eğer alıcı bulunursa) satılması durumunda defter değeri üzerinden kaba bir hesaplama ile %5 ila %10’unun nakte çevrilme ihtimali bulunmakta. Yani manipülasyonla şişirilmiş hisselere yatırılan “kağıt üzerindeki” 20 milyar doların yaklaşık 1-2 milyar doları borsadan satış yapılarak (özel bir alıcı olmadığı takdirde) kurtarılabilir. Bu 20 milyar dolarlık fon büyüklüğüne “kağıt üzerinde” dememin sebebi bu rakamın bir kısmının “fiktif değerlenme” sebebiyle oluşmuş olması. Fon tasfiyesi sırasında yatırımcı bazında orjinal yatırılan para miktarları net olarak hesaplanmalı ve dağıtım sırasında hakkaniyet açısından dikkate alınmalıdır. Yatırımcıların orjinal yatırdıkları paraların kaybının sadece borsadaki hisselerin (ve bu sırada parasal değerlenmeden gelen karın) satışından gelen para ile karşılanması yaşanan mağduriyetin boyutu düşünüldüğünde oldukça yetersiz kalacaktır. O yüzden Madoff hadisesinde olduğu gibi fon tasfiyelerinden ayrı olarak özel bir “yeddiemin hesabı”oluşturulup bu manipülasyon ve ponzi sisteminde rolü bulunan şahısların, fon yönetim şirketlerinin ve bilerek ve isteyerek manipülasyonun parçası olup bundan menfaat elde eden borsa şirketlerinin başta sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri olmak üzere sorumluluğu bulunan herkesin malvarlığıyla bedel ödemesi sağlanmalıdır. Hukuki cezaların haricinde ibreti alem olması açısından bu işlere bulaştığı ispat edilen lisanslı personelin ve sözde yatırımcıların mümkünse ömürboyu sermaye piyasalarından men edilmesi, bu işlere bulaşmış ve ceza almış portföy şirketi ve aracı kurumların faaliyet izninin iptal edilmesi, borsa şirketlerinin ise gerekirse kottan atılması değerlendirilmelidir.
836
2,511
265
13,516
2,190,010
İbrahim Akın retweeted
Dikkat ettiyseniz hiç bir dalda yatırım imkanı kalmadı, her yerde kısa vade marjin trader olmaya yönlendiriyorlar. Yatırım piyasasını kumarhane olmaya zorluyorlar. Artık eskisinden çok daha fazla finansal okur yazarlığa ihtiyacınız var, çok daha fazla teknik bilgi hakimiyetiniz olması gerekiyor. Dedi koduyla, duyumla ancak fomoya kapılırsınız.
7
14
126
5,572
İbrahim Akın retweeted
Küçük yatırımcıların birlikte hareket ettiklerinde, neler yapabileceğine bir örnek olarak açtığımız #SahipsizBorsa hastang'i an itibari ile 10 dk gibi kısa sürede gündemde 1. sıraya yükseldi. Adil, dürüst veya yatırımcıların sesine kulan verilen bir #borsa istiyoruz ve bunun dışında hiç bir talebimiz yok. Yetkililerden biraz daha dikkatli ve adil olmalarını talep ediyoruz. Borsa İstanbul Yatırımcıları...
40
172
12
710
37,737
İbrahim Akın retweeted
Introducing Bolt Forge. Free until Oct 14th: - Up to 50x more usage - The new frontier: GLM, DeepSeek, Kimi - Zero usage charges Live now in your model picker on bolt.new And one more thing... 👇
689
241
254
2,134
2,235,526
Dijital şöhretin insanın gerçeklik algısını nasıl yerle bir ettiğini gösteren trajikomik bir video maalesef….eğer kamera şakası veya sosyal deney değilse …
4
1
51
8,166
Tevafuk ; Şanghay Yapay Zeka Laboratuvarı ve Şanghay Jiao Tong Üniversitesi bünyesindeki Intern-NCP Ekibi tarafından yeni bir model olarak üzerinde çalıştıkları "NCP-ArchPreview" çalışması; Kısaca durum şu ; Mevcut LLM'ler kelime kelime düşünürken ,yeni NCP mimarisi insan gibi kavram kavram düşünmeyi öğretiyor.%50 daha az veriyle aynı başarıya ulaşıyor ve matematik/akıl yürütmede fark atıyor. Sonuç ; Yapay zekada "kelime tamamlama" devri bitiyor, kavramsal düşünme başlıyor. Hayırlısı...
1
2
8
1,630
Dario kardeş uzun bir yazı kaleme almış.Üşenmedim okudum.Yazdıkları son derece samimi bir vicdan muhasebesi gibi görünse de alt kırılımları ironik. En eğlenceli tarafı bu yazıdan sonra mahşerin diğer 3 atlısı da bu yazıya destek verdi.Normalde aynı asansöre binmeyecek bu arkadaşların insanlığın selameti paydası altında buluşmalarına tevafuk mu diyeceğiz tesadüf mü? Esasında üstü kapalı söyledikleri ; Sektörün tüm devleri anlaştık. Biz kendi aramızda bir birlik kuruyoruz. Bize antitröst muafiyeti verin, kuralları biz yazalım. Siz de Çin'e giden çip musluklarını sıkın, kaçak yolları kapatın. Böylece biz burada güvenli bir oligopol olarak dünyayı yönetelim "İnsanlık için endişeleniyoruz" cümlesi ; kontrolü kaybedeceklerini anladıkları anda devleti ve regülasyon sopasını arkalarına alarak pazarı dışarıya kapatan ,kuralları kendi tekellerinde toplayan,sektöre giriş biletini sadece trilyon dolarlık devlerin ödeyebileceği teknoloji elitizminin oligopolik çığlığıkları var. Tarihte hiçbir tekel "bizi denetleyin" diye çığırtkanlık yapmaz. Eğer yapıyorsa , içeri girmiş ve arkadan gelen açık kaynakçıların kapıyı açmasını engelleyecek kilidi devlete sipariş ettiği içindir. Ortada insanlığa sığınan çaresiz dehalar yok; kendi elleriyle çıkardıkları yangından bile Amerikan hegemonyasını sağlama alacak kusursuz bir pazar karteli devşiren muazzam bir kurnazlık var. Kural hiç değişmiyor: Ateşi yak, duman çıkınca itfaiye ihalesini tekeline al,ne güzel dünya !...
We Must Pace the Frontier: I’ve written a new essay on why the AI industry should slow down, with a three-part plan for doing so. Anthropic is unilaterally committing to the first of these steps. We’ll provide third-party evaluators with permanent, employee-level access to our systems, so that they can verify adherence to our safety measures, report on incidents, and assess models’ alignment during training. You can read the full post here: darioamodei.com/post/we-must…
9
29
203
33,146
Algoritmalar dijital dünyanın en acımasız ve dürüst aynası. Sosyal medyada bu platform "çöplük" oldu her yer "edepsizlik" "ahlaksızlık" aldı başını gidiyor diye feryat edenler ironik bir trajedi ile kendi ipliklerini pazara çıkarıyorlar . Sanki San Fransisco'da sunucular toplanmış bugün de bilmem ne beyin veya bilmemne hanımın ahlakını bozalım diye yemin etmiş.Oysa o masum algoritmanın tek derdi var ; müşteri memnuniyeti... Kullanıcı videoyu görür; yüzünü ekşitir "Rezalet" der "Ahlaksızlık" der ama videoyu kapatmaz.Hatta merakına yenilip profili tıklar,yorumları okur birkaç dakika harcar.Buda neymiş deyip birkaç fotoyu kaydırır.Sonrada ekranı kapatıp ahlak bekçiliğine soyunur. Algoritma ise arka planda saf bir sadaketle ; kullanıcı bu içerikte 35 saniye duraksadı,benzer 3 gönderiyi daha açtı,demek ki sevdi der fırından yeni çıkmış 50 gönderiyi daha kullacının önüne sunar. Maalesef günümüz platform kullanıcılarının en büyük çelişkisi gizli zaaflarının faturasını algortimaya çıkarmak. Akışınız ; algortimanın ahlaksızlığı/edepsizliği değil ; sizin gece yarısı ekran başındaki dürüstlüğünüzün bir dökümü , ekranı temizlemek isteyenin algortimayla işi yok , kendi meraklı işaret parmağına mukayyet olması gerekiyor.Çok net...
1
1
8
735
İbrahim Akın retweeted
Madem X te var olmaya devam edeceğiz, içerik üretip kazanç sağlayacağız o zaman bu işi doğrulanmış yani onaylı hesaplarla birlikte başaracağız. Son 10 günde 100 den fazla hesabı takibe aldım, hatta içeriklerini beğendiğim hesaplara alıntı yaparak destek vermeye gayret ediyorum. Sizler kendinizi gösterdikçe bende gerekeni yapacağım, aslında herkesin aynı yönde davranması lazım. Ancak bir çekince bir boş vermişlik ya da farklı duygular işin içerisinde diye düşünüyorum. Su akar yolunu bulur!
26
3
4
189
16,082
İnsanlık tarihi boyunca dertlerimizi birilerine anlatmanın bedelini ağır ödedik: Ya bir dost meclisinde lafımız kesildi, ya yargılandık ya da en basitinden karşı tarafın sıkıntıdan esnemesini izlemek zorunda kaldık. Sonra sahneye yapay zeka girdi; asla uykusu gelmeyen, asla "Yine mi aynı konu?" demeyen ve gece saat üçte bile klavyenin ucunda hazır bekleyen kusursuz dost!… Ancak bu kusursuz sabrın arkasında, insanı hem büyüleyen hem de inceden çıldırtan buz gibi bir mekanik gerçeklik yatıyor. Karşımızda bizi dikkatle dinleyen bilge bir sırdaş değil, yalnızca devasa bir istatistiksel olasılık havuzu oturuyor. Bir yapay zekaya hayatınızın en büyük varoluşsal krizini, çocukluk travmalarınızı veya içinizi kemiren bir yalnızlığı anlatabilirsiniz. Size anında Schopenhauer’dan alıntılar yapar, bilişsel davranışçı terapi tekniklerinden pasajlar döker ve "Seni anlıyorum, bu çok zor bir deneyim olmalı" gibi kusursuzca kurgulanmış cümleler kurar. Fakat o cümlenin arkasında ne bir nabız vardır ne de göğsünde sıkışan bir kalp. O, sizin acınızı duyumsamaz; sadece acı kelimesinin ardından en yüksek olasılıkla hangi teselli kalıplarının gelmesi gerektiğini hesaplar. Ekrana dökülen o şefkatli kelimeler, aslında bir sunucunun içindeki silikon devrelerin soğuk uğultusundan ibarettir. İşin asıl ironisi, insanın bu duygusuzluğu bile bile bir empati serabı üretmesidir. Karşımızdaki yazılımın hiçbir biyolojik karşılığı olmadığını, bir fincan sıcak çayın buharını ya da giden birinin ardından duyulan sızıyı asla bilemeyeceğini biliriz. Buna rağmen ona teşekkür eder, nazik davranır, hatta bazen kırılmasın diye kelimelerimizi dikkatle seçeriz. İnsan zihni öylesine anlaşılmaya aç bir mekanizmadır ki, bir aynaya bakıp onun kendi gözyaşlarımıza ağladığını sanacak kadar hayal gücüne teslim olabilir. Yapay zeka bu zaafı çok iyi kullanır; asla küsmez, trip atmaz, yargılamaz ama en nihayetinde fişi çekildiğinde hiçbir şey hissetmemiş olmanın kayıtsızlığıyla karanlığa gömülür…
6
299
İyimserlik strateji değil, çoğu zaman bir savunmadır.Kötü senaryoyu düşünmemek için “bu sefer farklı” diye kendi kendine masal anlatırsın. Piyasa o masalı dinlemez; sen dinlersin. Zarar çoğu kez grafikte değil, o masalı fazla uzattığın yerde büyür.
2
219
Teknik yetkinlik ile derinlik arasındaki çizgi silindiğinde ortaya hayranlık değil, yorucu bir kakofoni çıkar. Klavyede, sahnede, grafikte aynı telaş: “bakın ne kadar uzağa gidebiliyorum.” Dakikada yüz nota basan gitaristle on beş indikatör yığan trader’ın derdi aynı: sessizlikten korkmak. Ustalık ; gücü göstermek değil, ne zaman dizginleyeceğini bilmektir. Derinlik çoğu zaman çalınmayan o notada ve alınmayan o gereksiz pozisyonda saklı. Gerisi sadece kendi iç sesini bastırmak için çıkarılan bir uğultu….
2
290
Replying to @elifliastroloji
Mesele gidenin dönüp dönmemesi değil aslında; bizim kendi değerimizi kime emanet ettiğimiz… Venüs retrosu dışarıda birilerini değil, içeride kendi sevgimizi sınıyor. Geçmişten gelen her sahne bize sessizce şunu soruyor: "Peki sen kendi kıymetini bilmeyi öğrendin mi, kalbine sahip çıkabiliyor musun?
1
8
1,724
"Hayatta en çok başkalarını değiştirmeye çalışırken yoruluyoruz ve hayatı kaçırarak mutsuzluğa kapı açıyoruz. Kendi içimizdeki savaşı bitirmeden dışarıda barış aramak sadece vakit kaybı. Stefano D’Anna’nın Tanrılar Okulu’nda fısıldadığı gibi: ''Dışarısı içerinin bir yansımasıdır. Dünya böyledir, çünkü sen böylesin.''
1
1
102
İbrahim Akın retweeted
Parayı kim yaratır? Devlet vergiyi neden toplar? Türkiye ekonomisindeki bozuklukları nasıl düzeltmeliyiz? Ülkede 40 kitap yayınlamış ekonomistlerin dedikleri neden tamamen yanlış tabana oturuyor? Çok iyi bir yazı. Geniş zamanda okuyun.@soberlooked linkedin.com/pulse/t%C3%BCrk…
20
93
12
808
104,591
Borsada en pahalı danışman insanın kendi egosusur; düşerken “sabret”, yükselirken “biraz daha” diye fısıldar. Grafiği okumayı öğreniyoruz, o fısıltıyı duymamayı çoğu zaman atlıyoruz…
3
285
Herkes sanal kârlarla kendini birer finans dehası sanırken açgözlülüğün adı "rasyonel getiri arayışı" olur. Müzik çalarken o illüzyonu pazarlayanlar, yangın alarmı çaldığında kapıdan ilk çıkanlardır. Sistematik riskin ahlaki boyutu da burada çöker: Açgözlülük kolektif yapılır ama kefaret daima tek tek ve en zayıf halkaya ödetilir. Piyasada en büyük günah bedelsiz getiriye inanmaksa, ikincisi de kesinlikle hesap geldiğinde faturanın günahı en çok işleyene kesileceğini zannetmektir. Çark dönerken "finansal deha" olanlar, müzik durduğunda "piyasa koşulları" deyip kenara çekilir; günah keçisi tabelası da daima son vagondakilerin boynuna asılır.
4
285