Ersoy Dede (@ersoydede) header
Ersoy Dede (@ersoydede) profile picture

Diriliş Postası - ŞİLE

Şile
Joined May 2012
Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)Photo by Ersoy Dede (@ersoydede)
Ersoy Dede retweeted
Bazen bir devlet adamının büyüklüğü, söylediklerinden çok söylememeyi tercih ettiği sözlerde gizlidir.. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Azerbaycan'la yaşanan gerilim karşısındaki tavrını tam da böyle okuyorum.. Dikkat edin.. Günlerdir iki ülke arasındaki ilişkileri tartışıyoruz. Karşılıklı açıklamalar, kırgınlıklar, kamuoyunda yükselen tepkiler.. Üstelik Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne de katılmadı. Bütün bunlara rağmen Erdoğan'ın ağzından Bakü'yü incitecek tek bir cümle çıkmadı.. Ne sitem etti ne hesap sordu ne de milletlerin kardeşliğini liderlerin arasındaki anlaşmazlıkların konusu hâline getirdi.. Tam tersine, zirvede çıktı ve şöyle dedi: “Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz.” İşte devlet adamlığı budur.. Çünkü Türkiye ile Azerbaycan'ın ilişkileri herhangi iki ülkenin diplomatik ilişkilerine benzemez. 1918'de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye uzanan yürüyüşünü hatırlayın.. 2020'de Karabağ'ın kurtuluşuyla sonuçlanan 44 günlük savaşta Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği desteği düşünün.. Ardından 15 Haziran 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi'ni.. Böylesine derin bir tarihî ve stratejik ortaklık, günlük siyasi gerilimlerin insafına terk edilebilir mi? Elbette edilemez.. Erdoğan da tam olarak bunu yapıyor. Elbette iki devlet arasında görüş ayrılıkları olabilir. Elbette Ankara'nın da Bakü'nün de kendi hassasiyetleri vardır. Fakat devlet yönetmek, her anlaşmazlıkta ses yükseltmek değildir. Bazen haklı olduğunuzu düşündüğünüz bir meselede bile kapıları kapatmamak, köprüleri yıkmamak gerekir. Ben Erdoğan'ın bu süreci son derece başarılı yönettiği kanaatindeyim.. Üstelik bu tavrının toplumda da karşılık bulduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk milleti Azerbaycan'a kızabilir, bazı kararlarını eleştirebilir ama Azerbaycan'ı düşman olarak görmez. Göremez.. Burada özellikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Kardeşlik, birbirimizin bütün kararlarını alkışlamak değildir. Kardeşlik, anlaşamadığımız zamanlarda bile birbirimizden vazgeçmemektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı da budur.. Türk dünyasının liderliğine talip bir Türkiye'nin göstereceği olgunluk da zaten budur. Bugün Ankara'da yalnızca Azerbaycan'la ilişkiler değil, Türk dünyasının ortak geleceği konuşuluyor. Böyle bir masada günübirlik kırgınlıkların esiri olmak, hepimizin kaybetmesi demektir. Birileri bu gerilimden siyasi sonuç çıkarmak, karşılıklı öfkeyi körüklemek isteyebilir.. Ama Erdoğan o tuzağa düşmedi. Bana kalırsa bu süreçten çıkan en önemli sonuç şu: Erdoğan, Azerbaycan'la yaşanan gerilimi bir güç gösterisine dönüştürmek yerine kardeşliği korumayı tercih etti. Çünkü bazen en güçlü cevap, en sert cümle değildir.. Bazen en güçlü cevap, bütün kırgınlıklara rağmen söylenen şu iki kelimedir: Biz kardeşiz..
76
90
5
825
123,399
Levent İnanır’ın gerçek adının Levent Arıca olduğunu biliyor musunuz? Şarkıcı Soner Arıca’nın ağabeyi, eski futbolcu ve teknik direktör Erdoğan Arıca’nın da kardeşi. Ama daha yolun başında Kadir İnanır’ın soyadını kullanarak varlık göstermeye çalıştı. Oysa Erdoğan Arıca da Soner Arıca da kendi isim ve soyadlarıyla Levent İnanır’dan çok daha başarılı oldular..
5
2
37
16,142
Bazen bir devlet adamının büyüklüğü, söylediklerinden çok söylememeyi tercih ettiği sözlerde gizlidir.. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Azerbaycan'la yaşanan gerilim karşısındaki tavrını tam da böyle okuyorum.. Dikkat edin.. Günlerdir iki ülke arasındaki ilişkileri tartışıyoruz. Karşılıklı açıklamalar, kırgınlıklar, kamuoyunda yükselen tepkiler.. Üstelik Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne de katılmadı. Bütün bunlara rağmen Erdoğan'ın ağzından Bakü'yü incitecek tek bir cümle çıkmadı.. Ne sitem etti ne hesap sordu ne de milletlerin kardeşliğini liderlerin arasındaki anlaşmazlıkların konusu hâline getirdi.. Tam tersine, zirvede çıktı ve şöyle dedi: “Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz.” İşte devlet adamlığı budur.. Çünkü Türkiye ile Azerbaycan'ın ilişkileri herhangi iki ülkenin diplomatik ilişkilerine benzemez. 1918'de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye uzanan yürüyüşünü hatırlayın.. 2020'de Karabağ'ın kurtuluşuyla sonuçlanan 44 günlük savaşta Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği desteği düşünün.. Ardından 15 Haziran 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi'ni.. Böylesine derin bir tarihî ve stratejik ortaklık, günlük siyasi gerilimlerin insafına terk edilebilir mi? Elbette edilemez.. Erdoğan da tam olarak bunu yapıyor. Elbette iki devlet arasında görüş ayrılıkları olabilir. Elbette Ankara'nın da Bakü'nün de kendi hassasiyetleri vardır. Fakat devlet yönetmek, her anlaşmazlıkta ses yükseltmek değildir. Bazen haklı olduğunuzu düşündüğünüz bir meselede bile kapıları kapatmamak, köprüleri yıkmamak gerekir. Ben Erdoğan'ın bu süreci son derece başarılı yönettiği kanaatindeyim.. Üstelik bu tavrının toplumda da karşılık bulduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk milleti Azerbaycan'a kızabilir, bazı kararlarını eleştirebilir ama Azerbaycan'ı düşman olarak görmez. Göremez.. Burada özellikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Kardeşlik, birbirimizin bütün kararlarını alkışlamak değildir. Kardeşlik, anlaşamadığımız zamanlarda bile birbirimizden vazgeçmemektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı da budur.. Türk dünyasının liderliğine talip bir Türkiye'nin göstereceği olgunluk da zaten budur. Bugün Ankara'da yalnızca Azerbaycan'la ilişkiler değil, Türk dünyasının ortak geleceği konuşuluyor. Böyle bir masada günübirlik kırgınlıkların esiri olmak, hepimizin kaybetmesi demektir. Birileri bu gerilimden siyasi sonuç çıkarmak, karşılıklı öfkeyi körüklemek isteyebilir.. Ama Erdoğan o tuzağa düşmedi. Bana kalırsa bu süreçten çıkan en önemli sonuç şu: Erdoğan, Azerbaycan'la yaşanan gerilimi bir güç gösterisine dönüştürmek yerine kardeşliği korumayı tercih etti. Çünkü bazen en güçlü cevap, en sert cümle değildir.. Bazen en güçlü cevap, bütün kırgınlıklara rağmen söylenen şu iki kelimedir: Biz kardeşiz..
76
90
5
825
123,399
MEZAR TAŞI, İNSANIN HAYATA BIRAKTIĞI SON NOT MUDUR? Amerika’da eski mezar taşlarını temizleyip unutulmuş hayatların izini süren bir kadın.. Oradan Osmanlı’nın mezar taşı geleneğine, ölümün insanları nasıl eşitlediğine ve geride bıraktığımız izlere uzanan düşündürücü bir yolculuk.. Mezar taşlarımız neden küçüldü? Eskiden üzerlerindeki semboller ne anlatıyordu? Ve asıl soru: Öldükten sonra hakkımızda ne söylenmesini isteriz? Didem Özlem Dede son yazısında hepimizin kaçındığı bir meseleyi konuşuyor.. Ve yazısını çok güçlü bir cümleyle bitiriyor: “İyi yaşayalım… iyiymiş gibi değil.” Mutlaka okuyun.. @ddidemdede sokgazetesi.com.tr/hic-konus…
1
4
2,462
PROFESÖRE YASAK, TİKTOK FENOMENİNE SERBEST Mİ? Üstelik profesörler bilimsel bilgi paylaşıyor, toplumu aydınlatıyordu.. Devlet, kamu görevlisi oldukları gerekçesiyle onların sosyal medya faaliyetlerine sınırlamalar getiriyor.. Peki aynı devletin hastanesinde çalışan bir hemşire, bir tıbbi sekreter ya da okulunda görev yapan bir öğretmen, mesleğini ve kamu görevlisi kimliğini kullanarak TikTok fenomenliğine soyununca neden aynı hassasiyet gösterilmiyor? Hastane koridorları podyum, sınıflar sosyal medya stüdyosu, üniformalar takipçi toplama aracına dönüşüyor.. Bilimsel bilgi paylaşan profesöre yasak koyup, kamu görevini sosyal medya şovuna dönüştürenlere göz yumamazsınız! Ben özgürlükçü bir adamım.. Ama devlet memurluğunun da bir ciddiyeti olmalı.. KAMUDAN MAAŞ, SOSYAL MEDYADAN ŞOV! Bugünkü Diriliş Postası’nda yazdım..
2
4
1
7
3,350
Ersoy Dede retweeted
BİLAL ÖZBİLGE YAZDI; YAZIKLAR OLSUN SANA! SEN HANGİ MİLLETİN ÖĞRETMENİSİN? "...Türk bayrağı sıradan bir kumaş parçası değildir. O bayrak bağımsızlığımızdır, şerefimizdir, onurumuzdur, namusumuzdur! Her dalgalanışında bu milletin mücadelesini ve kahramanlarımızı hatırlatır. Bugün özgürce yaşayabiliyorsak, bunun arkasında büyük fedakârlıklar ve ağır bedeller vardır..." dirilispostasi.com/yaziklar-… @bilalozbilge
1
2
1,559
Yetmez ama evet.. Onur Can Özcan’ın ‘hırka’ single’ı…(2021)
Biraz önce bir vesileyle aklıma geldi: Emre Aydın'ın Afili Yalnızlık albümü. 20 sene olmuş çıkalı. Türk rock müziğinin gelmiş geçmiş en iyi albümlerinden biri.
3
4
8,466
Ersoy Dede retweeted
Biraz önce bir vesileyle aklıma geldi: Emre Aydın'ın Afili Yalnızlık albümü. 20 sene olmuş çıkalı. Türk rock müziğinin gelmiş geçmiş en iyi albümlerinden biri.
1
4
36
11,947
Ersoy Dede retweeted
Neden dünyanın eğlencesini ithal ediyoruz da kendi neşemizi ihraç edemiyoruz? Gazeteci Ersoy Dede, Cadılar Bayramı üzerinden kültürel etkiyi ve Türkiye’nin kültürel mirasını dünyaya anlatma meselesini P&R’nin 11. sayısında tartışıyor. @ersoydede siyasimarka.com/post/cad%C4%…
1
1
1
986
Gazete köşelerinden ve sosyal medya hesaplarından gizem borsası yaşatılıyor ülkeye. Bir genel yayın yönetmeni köşesinden bir isim ima ediyor, sonra açıklama yapıp hayır ben onu kastetmedim diyor, sonra yılların gazetecisi Deniz Zeyrek çıkıp, BDDK’yı anarak, “benim oğluma dokunacak adam anasının karnından doğmadı” (doğmuştur belki Allah bilir) diyen kişinin Mehmet Ali Akben olduğunu ima ediyor… Ve bütün bu karmaşa bütün bu kargaşa, medyacılar gazeteciler eliyle, vatandaşın üzerine boca ediliyor. Ben bu yaklaşımı doğru bulmuyorum. Ortada gerçekten bir direnç ve meydan okuma varsa, bunu yapan kim olursa olsun ortaya çıkarılmalı. Siyasi kimliği, makamı, nüfuzu ne olursa olsun… Ama insanlar da somut delil olmadan zan altında bırakılmamalı. Derdimiz isimlerin havada uçuşması değil, gerçeklerin ortaya çıkması olsa? Fon soruşturmalarında kimlerin sorumluluğu varsa hukuk önünde, sonuçları ağır olacak şekilde hesap vermeli. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmamalı. Ama bu süreç, birilerinin ortaya attığı imalarla, söylentilerle, isim yakıştırmalarıyla da yürümemeli. Ülkenin, toplumun, hepimizin artık yeni yeni spekülasyonlara değil, hakikate ve adalete ihtiyacı var.
4
18
1
80
6,149
🇹🇷 CUMHURİYET BİZE YABANCI BİR FİKİR Mİ, YOKSA TÜRK TARİHİNİN DERİNLİKLERİNDEN GELEN BİR GELENEK Mİ? Hunların devlet meclislerinden Göktürklerin kurultaylarına, Selçuklulardan 1913’te kurulan Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’ne uzanan dikkat çekici bir tarih yolculuğu.. Tarihçi-yazar Koray Şerbetçi, Politika ve Retorik dergisinin 11. sayısında kaleme aldığı “Cumhuriyet Fikrinin Türk Tarihindeki Temelleri” başlıklı yazısında, Cumhuriyet’in 29 Ekim 1923 sabahı birdenbire ortaya çıkmadığını; Türk devlet geleneğindeki meclis, seçim ve ortak karar alma anlayışının tarihsel izlerini sürüyor. Atatürk’ün Cumhuriyet tercihini Türk tarihinin derinlikleriyle birlikte değerlendiren, ezberleri sorgulatan, tarih meraklılarının mutlaka okuması gereken bir çalışma.. 📖 POLİTİKA VE RETORİK | EKİM 2026 | SAYI 11 @siyasimarka @denizdede91 #KorayŞerbetçi #PolitikaVeRetorik
1
2
1,300
Hayır hepsinden geçtim.. Sayın AMK bey..(gazetenin kayıtlı tam adı bu. Ben uydurmadım) Bayram günü konu Stalin’e nasıl geldi?..
❌YANLIŞ: ‘STALİN TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAYACAK, YOKSA YAPACAĞIMI BİLİRİM.’ ✅DOĞRU: @MehmetPerincek’İN YAYINLADIĞI GÖRÜŞME TUTANAĞI VE ORADA BULUNAN BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR’IN ANILARINDA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ; 💥#ATATÜRK BU SÖZLERİ SÖYLEMEMİŞTİR. 💥TOPRAK KONUSU HİÇ GEÇMEMİŞTİR. 📌@korkusuzgazete
2
4
7
4,650
Sosyal medya hep böyle olsa ya… Hep kahır hep kahır hep kahır.. Bıktım be…
Al sana etkileşim 🚀
1
1
10
10,922
Sinem Dedetaş tahliye oluyor
Müvekkilim Sinem Dedetaş için yaptığımız tahliye başvurusu üzerine kendisinin ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle cezaevinden tahliyesine karar verilmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunulur.
10
2
15
8,896
Ersoy Dede retweeted
Türkiye’nin kalkınma sorunu, aynı zamanda bir coğrafi dağılım sorunu mu? Prof. Dr. Ümit Özdağ, sanayinin Anadolu’ya yayılmasını ve dört denizin ekonomik potansiyelini ele aldığı “Dört Bölge–Dört Deniz Projesi”ni P&R’nin 11. sayısında anlatıyor. @umitozdag siyasimarka.com/post/d%C3%B6…
1
1
384
Ersoy Dede retweeted
Cumhuriyet fikri Türk siyasal tarihinde yalnızca 1923’te mi ortaya çıktı? Tarihçi Koray Şerbetçi, eski Türk devletlerinin meclis geleneğinden Millî Mücadele’ye uzanan tarihsel birikimi ve Cumhuriyet düşüncesinin gelişimini P&R’nin 11. sayısında inceliyor. siyasimarka.com/post/cumhuri…
1
1
351
Ersoy Dede retweeted
Dr. Erol Mütercimler, Cumhuriyet’in kuruluş sürecini tarihsel belgelerle inceliyor; millî egemenlik, laiklik ve demokrasi arasındaki ilişkiyi P&R’nin 11. sayısında tartışıyor. @erolmutercimle1 siyasimarka.com/post/cumhuri…
1
1
349
Ersoy Dede retweeted
İki marka yan yana geldiğinde yalnızca güçlerini değil, risklerini de paylaşır. Marka İletişimi Uzmanı Aygün Akifqızı, ittifak kuramından hareketle markalar arasındaki itibar transferini ve iş birliğinin siyasetini P&R’nin 11. sayısında inceliyor. siyasimarka.com/post/marka-i…
1
1
349