Pinned Tweet
"Türkiye'nin dostluğu ne kadar değerliyse, herkes bilsin ki Türkiye'nin gazabı da o kadar şiddetlidir, o kadar kahredicidir."
Sn Erdoğan'ın bu tarihi ikazına bugünlerde bir "kişi" daha muhatap haline geldi.
Sn Erdoğan @RTErdogan liderliğinde Türkiye, en başından beri Azerbaycan'ı da Aliyev'i de desteklemiştir.
- Uluslararası siyasette ve diplomaside Azerbaycan'a her zaman alan açmış, destek olmuş ve sahip çıkmıştır.
- Çok emek gerektiren Azerbaycan ordusunu yenilemiş, eğitmiş, donatmış, seviye yükselmesini sağlamıştır.
- Ermenistan'a sadece kapılarını kapatmamış, Ermenistan'ın uluslararası alanda imkân ve kabiliyetlerini sınırlandırmıştır.
- 2. Karabağ Savaşı'ndan önce ortak yapılan tatbikatla hem Türkiye'nin desteğini hissetmelerini sağlamış, orada bıraktığı uçaklarla savaş sırasında Türkiye'nin gerekirse savaşa dahil olabileceğini, Azerbaycan'ın yanında olduğu mesajını başta Rusya ve İran'a vererek Azerbaycan'ın rahat savaşmasının ortamını hazırlamıştır.
- Aliyev @azpresident zaten bu durumu ve Azerbaycan'da bulunan uçakların orada bulunmasının verdiği güçlü mesajı üst düzeyde sıklıkla dillendirerek kullanmış ve Türkiye'nin hem siyasi hem diplomatik hem de savaş gücünü kendi gücüne eklemiştir.
- Sn. Erdoğan ilk saatlerde yaptığı kararlı bir mesajla hem Azerbaycan'a savaşta olan desteğimizi ilan etmiş hem de başkalarının karışmaması mesajını vermiştir.
- Bu sterilize edilmiş savaş ortamına rağmen, ilk vakitlerde Ermenistan'ın ilerleme sağlaması sonrası, Sn. Erdoğan Türk ordusundan çok seçme, üst düzey savaş tecrübesi de olan seçkin generallerini Azerbaycan'a göndermiştir. Bu generallerimiz, Azerbaycan Ordusu'ndaki sevk ve idare ve savaş yönetimi konusundaki başarısızlıkları Aliyev'e raporlamış, bunun sonucu olarak Azerbaycan Ordusu Genelkurmay Başkanı dahil bazı Azerbaycan subayları görevden alınmış, savaş yönetimi ve sevk ve idaresini Türk komutanlar üstlenmişler, savaşı başarıyla bitirmişlerdir.
- Savaş sırasında, Türkiye, henüz savaşlarda etkisinin ne olduğunu dünyanın bilmediği, kimsenin önlem alamadığı İHA ve SİHA'ları Azerbaycan'a göndermiş, Ermenistan'ın hava savunmasını çökertmiş, ikmal yollarını kesmiş ve Ermenistan Ordusu'nun dağılmasını sağlamıştır.
- Bu aşamada, Rusya, İran, Fransa, AB ülkeleri, ABD gibi ülkelerden olumsuz bir diplomatik girişim, savaşa diplomatik müdahale, silahla Azerbaycan'ın tehdidi gibi konuların önünü Sn. Erdoğan kesmiştir. Kardeş Azerbaycan ordusu böylelikle rahat savaşmıştır.
- Türkiye, savaş boyunca, dünyada henüz birkaç ülkede bulunan kaabiliyetlerden olan elektronik savaş silah ve malzemelerini (KORAL vs) Azerbaycan'a göndererek Ermenistan'ın savaşta kör ve sağır olmasını sağlamıştır.
- Türkiye savaş müddetince, aralıksız olarak, Azerbaycan'a silah, mühimmat, malzeme, melbusat tedarik ve takviyesini sürdürmüştür.
- Türkiye, savaş sonrasında kurulacak olan barış masasına Türkiye'nin de dahil edilmesini, görüşmelerde Azerbaycan adına daha etkili sonuçlar üretebilmek adına Aliyev'den istemiş, ama bu talep Aliyev tarafından yerine getirilmemiş, Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan üçlü masası kurulmuştur.
- Bu masada Aliyev savaş başarıyla sonuçlanmış olmasına rağmen aynı başarıyı yansıtan sonucu alamamış, bu eksiklikler daha sonra bir günlük savaşta kısmen giderilmiş, Karabağ'ın tahliyesi ve sair masada eksik kalan konular Türkiye'nin diplomatik baskısıyla karşı taraflara kabul ettirilmiştir.
- Türkiye bu anlaşmanın uygulanmasının diplomatik alanda takibini en güçlü şekilde yapmış ve baskıyı artırarak sürdürmüştür. Neticede Ermenistan Karabağ'ı tamamen tahliye etmiş ve Azerbaycan'a teslim etmiştir.
- Türkiye yine de ve hâlâ Ermenistan'la sınır kapılarını açmamış, diplomatik baskılarını devam ettirmiş ve Ermenistan'ın Anayasası'ndaki düşmanca tanım ve ifadelerin çıkarılması cihetine gitmesini istemiştir. Ermenistan şimdi bu yoldadır.
- Türkiye daha önce Bakü'de imzaladığı askerî anlaşmayla, daha sonra ŞUŞA BEYANNAMESİYLE "Azerbaycan'a dokunan karşısında beni bulur" diyerek Azerbaycan'ın düşmanlıklardan korunması şemsiyesini Aliyev'e vermiştir.
Karabağ Savaşıyla ilgili yazılabilecek daha pek çok detay var ama burada keselim. Şimdi gelelim işin Aliyev'in Türkiye bakışına ve cephesine:
- 80 senedir süren, 2023 senesinden itibaren şiddetlenen İsrail'in Gazze özelinde Filistinlilere uyguladığı soykırım ve katliamlara Türkiye sessiz kalmamıştır. Hem diplomatik alanda, hem ticari, ekonomik-finansal alanda İsrail'e yaptırımlar uygulamıştır.
- Bu aşamada Aliyev Bakü-Ceyhan-Tiflis boru hattından İsrail'e petrol pompalamaya devam etmiş, Aliyev'in bu tercihi, Müslüman dünyasında ve dünyanın tümünde ihracatı Türkiye yapıyormuş gibi vebali Türkiye'nin sırtına sarılmış, Aliyev buna rağmen ne sesini çıkarmış, ne de politikasından vazgeçmiştir. Ara dahi vermemiştir.
- İsrail bu aşamada çevresindeki hemen hemen tüm ülkelere saldırmış, bombalamıştır. Türkiye'ye siyasi ve diplomatik saldırılarını artırmıştır. Aliyev yine Netanyahu'ya desteğe ara vermemiştir.
- Gazze'de resmi rakamlara göre 80 bine yakın insan İsrail tarafından katledilmiştir. Bunların çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardır. Bu rakamlar sadece resmi rakamlardır, gerçekte rakamların bu rakamlardan 3-5 kat fazla olduğu sanılmaktadır. Bir o kadar kayıp ve ölü bedenlerin de enkaz altında olduğu varsayılmalıdır. Aliyev yine kılını kıpırdatmamış, Netantahu'ya desteğe devam etmiştir.
- Kısaltarak ilerleyelim. İşin nihayetinde İsrail ABD'yi de arkasına alarak İran'a da saldırmış, İran savaşını başlatmıştır. Savaşın ilk zamanlarında Azerbaycan tarafına, sahte bayrak operasyonu olduğu çok belli olan 1-2 İHA parçasının düşmesi üzerine, Aliyev İran'a karşı çok sert açıklamalar eşliğinde Azerbaycan-İran sınırında askeri hareketliliklerin olduğu basına yansımıştır. Netanyahu'nun istediği de tam olarak zaten buydu ve Aliyev koşa koşa bu davete icabet etmeye hazırdı. İran savaşına dahil olmak! Ne olduysa, Türkiye'nin mi yoksa başka yerlerin mi belki baskısı, belki akıl vermesiyle Aliyev İran savaşına bulaşmamıştır. Şimdilik!
- İsrail, yetkili ağızlardan, Netanyahu dahil, bakanları, basını vs Türkiye'yi düşman olarak tarif etmişler ve yeni düşmanlarının ve ilk vurulacak yerin bundan sonra Türkiye olduğunu ilan etmişler, açıklamışlardır. Aliyev hiç sesini çıkarmamıştır.
- İsrail/Netanyahu, Türkiye'ye sözlü tehditlerinin ötesine geçerek, Suriye'ye havadan bombalamak, karadan girmek suretiyle ve yakın zamanda Türkiye'ye 70 km mesafede olan, kısa zaman önce Türk askerî yetkilileri tarafından uygunluğu incelendiği basına yansıyan bir havalimanını bombalamış, Türkiye'ye mesaj verdiklerini açıklamış, Türkiye'yi TEHDİT ETMİŞLERDİR. Aliyev'in hiç sesi çıkmamış, Netanyahu'ya desteğe devam etmiştir.
Buraya kadar tarafların birbiriyle ilişkili konularda, birbirlerinin hassasiyetlerine, güvenliklerine ne kadar önem verdiğini gösteren gelişmeleri KISACA belirttim.
- Aliyev 2 Ekim'de Partisi YAP'ın bir toplantısında;
Kısaca ve özet olarak, Karabağ savaşını yalnız başına yaptıklarını, savaşırken kendilerine kimsenin destek vermediğini, ne aldılarsa "PUL" dediği parayla aldıklarını, kimsenin işlerine burnunu sokmamasını söyledi.
Bu açıklama, kim okursa okusun doğrudan Türkiye'ye yönelik bir açıklama olarak algılanabilecek bir açıklamaydı ve hem dünyada hem Türkiye'de pek tabii böyle algılandı.
Silahları ve melbusatı pul dediği parayla almıştır belki, bilinmez, Türkiye'de yaşayan ve kalbi Azerbaycan halkı ve savaşı kazanması için atan, dua eden 86 milyonun yüreğini de satın akmış mıydı, alabilir miydi, parası buna yeter miydi, buna yetecek bir para ölçüsü var mıydı? Ya Türkiye'nin yukarıda saydığım ve sayamadığım o emekleri kim kaç paraya satın alabilir, parayla satın alınabilir mi, Aliyev bunları da mı parasıyla satın almıştı?
- Aynı günlere rastlayacak şekilde;
Türkiye'nin 28 Şubat döneminde travmasını yaşadığı, hâlâ yarası açık olan konulardan olan "başörtüsü yasağı" uygulamasını Aliyev Azerbaycan'da uygulamaya soktu. Başı örtülü öğrenciler ve öğretmenler okullara alınmadılar, alınmıyorlar. Bazı haberler aynı yasağın kamunun diğer alanlarında da uygulandığını söylüyor. Aliyev bu yasakla neyi amaçladı? Zamanlamasının bir anlamı var mıydı? Bu konunun Azerbaycan halkına can kardeşi, kan kardeşi bilinciyle bakan ve bağrına basan Türk halkını ve siyasi ömrü boyunca bu uğurda mücadele vermiş Sn Erdoğan'ı kıracağını, duygularını kışkırtacağını Aliyev bilmez mi, bilemeyecek kadar Sn Erdoğan ve Türk halkına yabancı mı? Öyleyse?...
Son olarak, Azerbaycan'da yapılan bir toplantıya, daha önce Türk hava sahasını kullanmasına izin verilmeyen İsrail C. Başkanı Herzog'u, Azerbaycan Havayolları'na ait ama Herzog'dan başka yolcusu olmayan, yani Herzog'a tahsisli olarak, Aliyev, bir uçakla Türk hava sahasını da kullanarak Azerbaycan'a getirdi. Yani Aliyev, Türkiye'nin egemenliğine dayalı olarak uyguladığı bir yasağı, arkadan dolaşmak suretiyle bypass etti. Bu bilgi basında yer aldı.
- Başörtüsü konusunda Aliyev'in uyguladığı yasağa karşı, Türk halkından eleştiriler ve sesler yükseldi. Buna mukabil, hem Aliyev'in Azerbaycan devletinin değişik kademelerindeki belli görevlilerden, Aliyev'in partisinden, Aliyev'e bağlı basından çok şiddetli, hakaretlerin de yer aldığı acımasız, tutarsız ve ileri derecede söylemler ve sözlü saldırılar yapıldı. Hatta meclis üyelerinden, milletvekillerinden bile bu açıklamalar geldi. Bir tane de bir subayın bu minvalde konuşmasını dinledim. Azerbaycan'ın rejimi dikkate alındığında, zaten bu konuşanların, hakarete varan söylemleri yapanların Aliyev'den cesaret almadan, onun izni ve icazeti olmadan yapabilmesi akla aykırıdır. Aliyev hiç konuşmadı, Türkiye'ye saldıranların hiçbirine işlem yapmadı. Hatta tersine olarak, Azerbaycan Başsavcısına verdiği talimatla uygulamasını eleştiren bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Türk gazeteci hakkında yakalama kararı çıkarttı. Güler misin, ağlar mısın?
- Okullarda başörtüsü yasağına rağmen, Azerbaycan okullarında Siyonistlerin çocuklarının başlarında kipa ile okullara gidebildiğine dair bilgiler basında yer aldı ve resimler yayınlandı.
Velhasıl;
Azerbaycan halkı bizim halkımızdır, bizim can, kan, öz kardeşimizdir diyen, tasada kederde, sevinçte, savaşta, sulhte, iyi günde, kötü günde biriz beraberiz diyen ve bunu her zaman her hareketiyle göstermiş olan Türk halkına, Aliyev, "DUR" dedi, kardeşlik bir yere kadar; benim iç işlerime karışamazsın!
Halbuki, içişlerine karışan da yoktu, olmadı. Türk halkı, üstelik aynı tecrübeyi ve acıyı daha önce yaşamış bir halk olarak, kardeşlerinin tasasını, derdini, acısını paylaşmak istiyordu. Aliyev bunu istemiyordu.
Kaldı ki, günümüzde insan haklarına etki eden uygulamalar artık ülkelerin iç işleri olarak değerlendirilmiyor. Ülkeler birbirlerine sürekli demokrasi ve insan hakları notları veriyor, karneler düzenliyor, endeksler yayınlıyor. Ama olsundu, Aliyev'e göre Türk halkının, kardeşi Azerbaycan halkıyla tasada bir ve beraber olmasına hakkı yoktu.
Çok uzadı. Daha fazla da yazmaya gerek yok. Yukarıda yazdıklarımda hiç yoruma girmedim. Hepsi nesnel, olmuş, birçoğu basına yansımış gerçeklerdir.
Şunu kendinize sorun ve cevabını da yine kendinize verin lütfen:
Aliyev'in siyasetinde NANKÖRLÜK ve İHANET var mı, yok mu?
Aliyev'in siyasetinde Türk halkını ve ortak değerlerimizi yok saymak var mı, yok mu?
Son olarak; Aliyev güvenilir mi, Türk Devleti bu kişiye güvenmeye devam etmeli mi?
Kerim TAŞ ☪️🇹🇷 retweeted
Prime Minister Muhammad Shehbaz Sharif cuts the cake to celebrate the Republic Day of Turkiye.
Gerçek ve başarılı, güçlü bir ittifak için;
- Ya herkesin, gerçekten aynı amaca odaklanmış olması (ülkü birliği)
- Ya da sizin elinizde taşımaya ve kullanmaya, kullandığınızda da disipline etmeye yarayacak bir sopayı bulunduruyor olmanız lazım.
- Ülkü birliğinin olmadığı ortada.
- Bizim elimizde de yukarıdaki güç yok.
Onları tek sıkıştıracak ve aynı ülkü etrafında "zorunlu olarak" tutacak geriye kalan yegâne şey, dış tehdit algılamalarıdır. Bunun için size ihtiyaç duyuyor olmalarıdır.
🔴 Sovyetlerden bağımsızlığını ilan etmiş ama halen göbekten bağlı.
Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Rusya’nın teşkilata üye ya da gözlemci ülke olarak katılmasını öneriyor.
Paşamız ya Türk devletleri teşkilatının neden kurulduğunu anlamamış, yada Rusya olmadan her hangi bir karar almaya, uygulamaya korkuyor.
Rusya'nın, gözlemci olarak bile içinde bulunduğu bir birlik hangi stratejik kararları alabilir, geleceğe dair bağımsız bir plan yapabilir?
Rusya'ya şirin gözükmekten başka bir şey değil bu.
Kerim TAŞ ☪️🇹🇷 retweeted
Azerbaycan konusunda hiç bir şey bilmeyen adamlar uzman adıyla ortalıkta dolaşmaya başladılar. Aliyev rejimi bu krizi onceden planladi ve İsrail destekli bu kontrollu krizin amacı Turkiye ile ilişkileri bozmak ve aynı zamanda suçu Türkiyeye yıkmak. Bu rejimi 20 yıldır tanıyorum ve nasıl yüzsüz, sahtekar ve siyasi çıkarları için her pisliği yapacak bir rejim olduğunu bizden iyi kimse bilmez.
Türkiye'deki, özellikle Azerbaycan'dan gelip buraya yerleşmiş Aliyev seviciler bu yazıyı dikkatlice okusunlar.
Diktatör Aliyev'e katlanmamız, alttan almamız yanlış değerlendirilmesin. Aynı zamanda not da alıyoruz.
Bu konuda, Aliyev'i savunan her bir hesaba, "Siyoniste goyim" olmuş olanlar olarak bakılmalıdır.
Tarih tekerrürden ibarettir.
Vefasızlık ve kompleks ise gelenekseldir.
I. Dünya Savaşı sonrası Ermeni ve Bolşevik çetelerinin Bakü'de katliamlar yapıp şehri ele geçirmesi sonrası Osmanlı'dan askeri yardım istenmiş,
Enver Paşa'nın görevlendirdiği Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun 4 aylık mücadelesi ile -büyük bedeller ödenerek- Bakü geri alınmıştı.
Ancak daha savaş bitmeden Azerbaycan'ın elitleri Osmanlı'nın hegemon olma endişesi ile hızla yön değiştirmiş ve Osmanlı'nın (Mondros Mütarekesi) çekilmek zorunda kalmasıyla,
-İngiltere himayesinde- Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'ni yaşatmaya çalışmıştır.
Peki Osmanlı çekildikten sonra bu Cumhuriyetin ömrü ne kadar sürdü?
Yalnızca 23 ay.
Sonrası ise 70 yıllık Rus boyunduruğu.
Tarih Eylül 2020
Azerbaycan 30 yıldır işgal altında olan Karabağ'ı geri almak için Türkiye'nin tam desteği ile savaşı başlatır.
Fransa, ABD, Rusya ve İran'ın tüm diplomatik baskı ve tehditlerini Türkiye tek başına göğüsler.
Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay düzeyinde savaşın hemen her kademesinde Azerbaycan'ın yanında yer alır.
Türk SİHA'ları Rus yapımı tank ve savunma sistemlerini birer birer avlarken,
Rusya ile ilişkiler fazlasıyla gerilir, ancak Türkiye asla geri adım atmaz.
Fransa,
Türkiye'nin kırmızı çizgiyi aştığını, Karabağ'a Suriye'den ÖSO askerlerini taşıdığını söyleyerek Türkiye'ye adeta gayriresmi bir ültimatom verir, ancak Türkiye zerre umursamaz.
AGİT Minsk Grubu (ABD, Fransa, Rusya);
Türkiye'nin bu savaşa müdahil olmasını en üst seviyeden kınar ve savaşın hemen durması gerektiğini defaatle belirtir,
Lakin Türkiye yine taviz vermez.
ABD Senatosu ve Dışişleri Kademesi Türkiye'ye yaptırım uygulanması gerektiğini söyler,
Türkiye bunu da göze alır.
Milli Savunma Bakanlığı:
"Azerbaycan yalnız değildir.
'İki Devlet, Tek Millet' şiarıyla, Azerbaycanlı kardeşlerimiz nasıl ve ne zaman isterse, tüm imkanlarımızla, kalbimizle ve askeri kabiliyetlerimizle yanlarında olmaya devam edeceğiz"
der ve dediğini de yapar.
Sonrasında;
Kanada, Bayraktar TB2 SİHA’larında kullanılan WESCAM elektro-optik kameraların Azerbaycan’da Ermeni mevzilerine karşı kullanıldığı gerekçesiyle Türkiye’ye satışını askıya alır ve lisanslarını iptal eder.
Avrupa Parlamentosu;
Günlerce Türkiye'ye yaptırım çağrıları yapar ve silah anlaşmalarının askıya alınması için çalışmalar başlatır.
Velhasıl Türkiye,
Neredeyse tüm dünya kamuoyunda Karabağ Savaşı'nın Üst Aklı ilan edilir.
Yani savaşın diplomatik ve siyasi maliyetini adeta tek başına (kendi cephesi olmamasına rağmen) üstlenir.
Bununla da yetinilmez;
15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesi ile Türkiye Azerbaycan'ı resmen tam koruma altına alır.
Bugün gelinen noktada ise;
Azerbaycan İsrail ile savunma, ticaret ve enerji alanlarındaki stratejik ortaklıklarını genişletir.
Bakü, Mossad'ın Kafkasya'daki (İran tehdidi gerekçesiyle) ana çalışma sahası haline gelir.
Azerbaycan elitleri Türkiye'nin İsrail ile olan geriliminde giderek İsrail'e daha da yakınlaşır ve Türkiye'yi hegemon olmaya çalışmakla suçlar.
Kısacası tarih yine/yeniden tekerrür eder.
Vefasızlık ve kompleks ise değişmez, ancak şekil değiştirir.
Türk Devleti tüm bu vefasızlıklara ve karşısındaki muhatap hiçbir (askeri, ekonomik, tarihi ve stratejik) alanda dengi olmamasına rağmen, köklü devlet geleneğinin gereği olarak 'Sabırlı Ağabey' vasfını ısrarla sürdürür.
Çünkü Türk Devleti duygularıyla hareket etmez.
Ancak unutulmasın ki;
Türk Devleti kendine yapılanı da asla unutmaz.
Mutlak doğru.
Kendi zuluümleri eleştirildi diye, nankörlükleri ve ihanetleri dile getirildi diye "içişlerimize karışmayın" yaygarası koparanlar, Türkiye'ye ne yapması gerektiğini dikte ettiler. Görevden alma istediler, tutuklama, yargılama istediler...
Edepsizler...
Varolasın Pakistan...
" The fraternal bond between Pakistan and Türkiye predates Pakistan’s creation. During Türkiye’s War of Independence, Muslims of the subcontinent, particularly from the lands that now form Pakistan, stood firmly beside their Turkish brothers and sisters despite living under British rule. A century later, that love was returned in our darkest hours.
When the earthquake struck Pakistan in 2005, Türkiye was among the first countries to offer assistance. During the devastating floods of 2010, my dear brother, President Tayyip Erdoğan, personally visited the affected areas. I will always remember with gratitude my respected sister, Madam Emine Erdoğan, who donated her own necklace to support Pakistan’s flood victims. This deeply moving gesture touched millions of Pakistanis and became a powerful symbol of Türkiye’s genuine love and affection for our people."
~Prime Minister Muhammad Shehbaz Sharif addresses the ceremony to celebrate the Republic Day of Turkiye
Kerim TAŞ ☪️🇹🇷 retweeted
Adımları korkusuz, duruşları asil!
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünden Ulus'taki Birinci Meclis binasına kadar resmigeçit düzenlendi.
Kahraman Mehmetçiklerimiz de geçit töreninde vatandaşlarımızın alkışları eşliğinde yürüyüşlerini gerçekleştirdiler.
#29EkimCumhuriyetBayramı
#MillîSavunmaBakanlığı
Kerim TAŞ ☪️🇹🇷 retweeted
Yıllardır süren bu diktatörlük güzellemelerinin arkasındaki gerçeği, Elçibey gibi tertemiz, halkçı bir liderin nasıl alçakça tasfiye edildiğini artık açıkça konuşmak zorundayız !
• Emperyalistlerin Kirli Tezgâhı‼️
Emperyalizme geçit vermeyen, halkın özgür iradesiyle seçilmiş Elçibey, İsrail’in, AIPAC Yahudi lobisinin ve Amerika’nın ortak operasyonuyla devrilmiştir. Sırf kendi çıkarlarına biat edecek eski bir KGB kalıntısını, Haydar Aliyev'i başa getirmek için Azerbaycan halkının egemenliğini çöpe attılar.
• Kan Dökmekle Korkutulan Bir Lider ❗
Rusçu piyonları sahneye sürerek sahte bir darbe senaryosu yazdılar. Elçibey'in etrafını saran işbirlikçiler, "Kan dökülmesin, iç savaş çıkmasın" diyerek bu dürüst liderin insani ve hümanist duygularını sömürdü. Elçibey halkı için kendini feda ederken, 11 günde koltuğa kurulanlar bir hanedanlık inşa etti.
• Ankara’nın Suç Ortaklığı ve Özal Cinayeti❗
Bu kirli oyuna "Gerekirse savaşırım" diyerek kafa tutan Turgut Özal, Bakü dönüşü şüpheli bir şekilde katledildi. Demirel ve arkasındaki statüko ise "Bizim ne işimiz var orada" diyerek Elçibey’i yapayalnız bıraktı, bu tasfiye operasyonuna göz yumdu.
• Babadan Oğula Seçimsiz Saltanat❗
1993'teki bu kirli darbeyle kurulan Aliyev saltanatı, 2003'ten beri Ergen siyaseti aratmayan sahte seçimlerle Azerbaycan halkının ensesinde boza pişiriyor.
Kimse bize bu diktatörlüğü "kardeşlik" diye yutturmaya kalkmasın, Ezilen, sömürülen Azerbaycan halkı başkadır, o halkın tepesine çöken antidemokratik Aliyev yönetimi başkadır!
Safa Akdağ & @_Draft24
#AraÖdemeFiyaskosu / Kuzey Kore / Deniz Baysal / AİLE HERŞEYDİR / 250 kWh / #ReisBuSesiDuy / Batum / Ermenistan / TikTok / Kademe / Hukuki / Aliyev / Azerbaycan /
Aliyev'in inadı kendine zarar verir. Bize ne?
Rusya tarafından düşürülen Azerbaycan uçağından ve Putin'in özründen, tazminattan bahsediliyor.
1. Bir ülkenin, başka bir ülkenin, üstelik sivil uçağını düşürmesi uluslararası hukukta da kamuoyunda da suç. Türkiye'nin Aliyev'e karşı böyle bir eksiği mi var?
2. Uluslararası hukuk ve kamuoyu huzurunda adını temizleyebilmek için Putin, evet, kamuya yansıyacak şekilde özür diledi ve tazminattan bahsedildi. Ama;
3. Sonrasında Kadirov Azerbaycan'a gitti, Bakü'de Aliyev'i bu konuda Putin'in ağzıyla "tehdit" etti ve tazminat filan da ödenmedi. Aliyev sonrasında bu konuyu hiç konuşmadı.
Son krizde özür dilemesi gereken taraf Türkiye değil, Aliyev'dir. Köşeye sıkışmış olanların, aklına bile gelmeyecek haddi aşan talepleri dile getirmenin Türkiye'ye faydası yok. ee, iyi o zaman, isteyen istediği zaman Türkiye'ye efelensin, nankörlük yapsın, ihanet etsin, Türkiye huyuna, suyuna gitsin!
Bu Aliyev'i hoş görme, temize çekmedir.
Diktatör bunun bedelini ödemelidir. Haa, inatmış! Bize ne, yine de bedelini ödemelidir.
İlişkileri iyi tutmanın tüm sorumluluğu bizde değildir.
Ben burada kimseyi haksız göstermek peşinde değilim.. Hassasiyetleri anlıyorum ve hak veriyorum..
Ama bir de realite var:
Aliyev Ruslara kızınca Rus vatandaşlarına bu muamele yapıldı.. Dövülüp hapse atılıp servis edildi.
Aliyev'in Türkiye'ye has özel garezi yok.. Huyu böyle..Biraz huyuna gidip iki devlet arasında bağları koparmamalı..
Soru bu değil, soru Azerbaycan halkı ne kadar diktatörlüğe izin verecek ve bunun için ne zaman, nasıl inisiyatif alacak...
Mesele, Türkiye'nin meselesi olmaktan daha önce ve daha çok Azerbaycan halkının meselesidir.
Acaba Türkiye yine tarihi fırsatı kacıriyrmu?
Türkiye 30 yıl önce Azerbaycanda tarihi fırsatı kaçırdığı gibi, yine de aynı hataya düşermi? Yoksa bu tarihi fırsatı değerlendirip, Türkiye ve İslam düşmanı olan bu rejime karşı Azerbaycan halkını ve Türkiye dostlarını desteklermi? Şuan Azerbaycan halkı İsrail destekli rejime karşı Türkiyeden destek bekliyor. Acaba Ankara bu desteği verecekmi? Yoksa 30 yıl önce oldugu gibi yine fırsatı kacırırmi? Her halukarda Azerbaycan halki dun oldugu gibi bu gun de umutlu. Elcibeyin dedigi gibi Turkiye benim devletim, ben kendi devletime küsmem...
"Eğer;
İsrail savaşı bölge geneline yayarak Azerbaycan'ı İran'ın önüne atarsa ve sonra da terk ederse asla şaşırmam.
Böyle bir durumda (Allah korusun) Aliyev'in sesini duyan kimse olmaz, Türkiye'de."
O sesi(!) biz duyarız. Azerbaycan'la aramızda Şuşa Beyannamesi var ve üstelik Azerbaycan halkı kan kardeşimiz.
O sesi duyarız.
...da; sesin sahibi despot, savaşın sonunda tahtında hâlâ oturuyor olmaz.
AZERBAYCAN'I BEKLEYEN TEHLİKE
İlham Aliyev;
• ABD, İsrail, Hindistan ve BAE ile "stratejik" ittifak kurarak Azerbaycan'ı dünyanın en ahlaksız, kirli ve kanlı blokuna dahil ederek Türkiye'nin kurucusu olduğu Mekke İttifakı'nın karşısında konumlandı.
• BM Genel Sekreterliği için Türkiye’nin aday yapmayı düşündüğü Feridun Sinirlioğlu yerine, BAE’nin adayı Lana Nusseibeh'i destekleyeceğini açıkladı.
ANCAK;
• İsrail ve ABD yönetimi rejimi tasfiye etmek ve toprak bütünlüğünü bozmak üzere #İran'a daha önce benzeri görülmemiş bir saldırı hazırlığı yapıyor.
• İran vukû bulması kuvvetle muhtemel bu saldırıya en güçlü ve caydırıcı karşı saldırıyı doğrudan Azerbaycan'a yapacaktır ve Aliyev bunu hesaba katmıyor.
• Aliyev yönetimi İran Azerbaycan'ındaki yoğun Türk nüfusu İran'a karşı bir kontrol kartı olarak görüyor olsa da, bu kart yenilgiye açılan büyük bir yanılgıdan ibaret olarak görünüyor.
• İran halkları toprak bütünlüğü bozulmuş bir #İran'a izin verir mi, bilinmez ama Aliyev'i eldeki bulgurdan da olma yolunda girdiğini söylemek mümkündür. Şüphesiz Azerbaycan artık İran için ilan edilmemiş bir düşman olarak kabul ediliyor.
• Aliyev "Büyük Azerbaycan" hedefiyle İran'ın toprak bütünlüğünün bozulacağı günle mi ikna edildi? Güçlü bir olasılıkla belki ... Ama bu dönüşü olmayan bir maceradan ibaret olacaktır.
• Türkiye'yi içişlerine müdahale etmekle suçlayan Aliyev yönetimi #CICA zirvesine katılmak, "Terör ve Barış Vaazları" vermek üzere Bakü'ye davet ettiği İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Hakan Fidan tarafından boykot edilmesi Aliyev yönetimini oldukça rahatsız etmiş durumda.
• İsrail'le normalleşmeyi Türkiye'ye dayatmaya çalışırken Erdoğan'ın #CICA Zirvesi'ne katılmaması, Hakan Fidanın boykotu ve Mekke İttifakı'nın kurumsallaşması Aliyev'i bir tercihe zorladı.
• Birbiri için açıkça düşman olan iki ülkeye eşit mesafede durmak ve ikisine dost olmak Azerbaycan için sürdürülebilir değildi. İlham Aliyev tercihini İsrail'den yana yaparak kontrollü bir krizle Türkiye'den radikal bir kopuşu esas alan yeni bir süreci başlattı.
• Türkiye İsrail gerilimi sıcak bir çatışmayı ihtiva edecek bir sürece evrilirken, Aliyev İsrail'le "İki Millet Tek Devlet" resmî ön kabulüyle bir dostluk kurdu. Artık bunu açıkça dile getiren bir benimseme de söz konusudur Bakü'de.
Eğer;
İsrail savaşı bölge geneline yayarak Azerbaycan'ı İran'ın önüne atarsa ve sonra da terk ederse asla şaşırmam.
Böyle bir durumda (Allah korusun) Aliyev'in sesini duyan kimse olmaz Türkiye'de.
Umarım Aliyev kardeşlik hukukuna uygun davranarak zalimlerle müttefik olmaz, Netanyahu'ya güvenerek ülkesini bir maceraya sürüklemez.
Kerim TAŞ ☪️🇹🇷 retweeted
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan;
• Hakan Fidan'ı da görevden alsa,
• 31 Türk vatandaşını teslim etse,
• 7 Türk vatandaşını Interpole verse,
• Binlerce sosyal medya hesabına erişim yasağı da koysa ...
Diktatör İlham Aliyev yine Türkiye'ye gelmezdi
Çünkü;
√ Türkiye ile Azerbaycan arasında krizin mimarı bizzat İlham Aliyev'dir.
√ İlham Aliyev İsrail'le girdiği ilişkinin bir sonucu olarak Azerbaycan'ı "Kafkasya'daki İsrail" olarak dönüştürmek istiyor.
√ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iyi niyet ve samimiyetle koruduğu kardeşlik hukukunu Netanyahu'nun tayin ettiği istikamet üzere sabote etmek istiyor.
√ İki ülke arasındaki gerilimin Azerbaycan'da uygulanan Başörtüsü yasağı ve yasağa Türkiye'den gösterilen tepkilerle zerre kadar alakası yoktur.
√ Karabağ zaferiyle kendisini Napolyon sanan İlham Aliyev, karşılıksız bir özgüvenle şuursuz ve sorumsuzca küresel bir denge unsuru olarak görüyor.
√ Aliyev İsrail'in ileri karakolu olmayı hafife alarak Türkiye'nin hassasiyetlerini kardeşlik hukukuna aykırı bir şekilde tahrip ediyor.
√ Çıkarlarından başka hiçbir kutsalı olmayan İlham Aliyev Erdoğan sonrasının Türkiyesine zar atıyor ve kumarbaz mantığıyla kararlar alıyor.
√ ABD ve İsrail'den güvenlik garantisi aldığına, Türkiye'den yeterli ve gerekli miktarda istifade ettiğine, Türkiyesiz ayakta kalabileceğine ve daha fazla etkileşimin çıkarlarına zarar verdiğine inanıyor.
• Bu amaçla Aliyev Türkiye'den radikal bir kopuşu esas alan bir kontrollü bir kaos ve resmî kriz üretiyor.
• Aliyev'in #TürkkDevletleriTeşkilatı zirvesine gelmemesinden bağımsız olarak durduğu veya yöneldiği yer Ankara değil Tek Aviv'dir.
Kerim TAŞ ☪️🇹🇷 retweeted
Halâ Ermenistan tarafının Karabağ savaşında Azerbaycan’a verdiğimiz destekten ötürü AİHM’e açtığı dava dosyası duruyor. Sadece İha değil, askeri personel desteği, savaş uçağı desteği hatta Suriye’den militan getirip savaştırdığı iddiaları bile dosyada. Macron, Esad, Sarkisyan bile savaştan sonra Türkiye’yi suçladılar. Sizden başka herkes gerçeği gördü. Genelkurmay başkanını savaştan önce görevden aldınız da Bahtiyar Ersay paşayı gönderdik savaşı komuta etmesi için.
“Karabağ’ı biz aldık, bizim İHA’larımız olmasa alamazdınız!” diye böbürlenenlere tarih dersi!
Azerbaycan’ın askerî envanteri sizin Bayraktar’ınızla başlamadı! İsrail istehsalı İHA’lar 2008’den beri envanterimizdeydi. Harop sistemini 2016’da da kullandık. Bayraktar TB2’leri ise 2020 savaşından hemen önce satın aldık.
Üstelik silahlarınızı bedava vermediniz; sözleşmeyle sattınız, paramızı aldınız! Azerbaycan’ın parasını vererek aldığı silahı kendi lütfunuzmuş gibi anlatmayın!
Evet, Bayraktar’lar etkili oldu. Ama zaferin tamamını tek bir silaha bağlamak, cephede can veren Azərbaycan əsgərinə saygısızlıktır!
Bayraktar’ı siz sattınız; onu kullanan, savaşan ve toprağını geri alan Azərbaycan Ordusu oldu!
Karabağ bir reklam kampanyası değil; Azərbaycan xalqının qanı, şəhidlərimizin canı və ordumuzun zəfəridir!
Özünüzə pay çıxarmağı dayandırın. Başqasının zəfərini öz reklamınıza çevirməyin!
QARABAĞ AZƏRBAYCANDIR! 🇦🇿
#QarabağAzərbaycandır #AzərbaycanOrdusu #İlhamƏliyev #QarabağZəfəri #Azerbaycan #Karabağ #ZəfərTarixi #TürkDünyası
Bence; İYİ Kİ GELMEDİ.
Biz Türkler, istemediğimizi zor öğrenir, kabullunmek istemeyiz ya, o yüzden böyle diyorum.
Sırtımızdan vuracak "dost" , bize büyük kayıp yaşatır. Buna ihtiyacımız yok.
Karşımızda duracak düşmanı biliriz, gerekeni biz yaparız.
Kerim TAŞ ☪️🇹🇷 retweeted
Bu tartışmaların başladığı ilk günden bu yana aynı cümleleri tekrarlıyoruz. Aliyev yönetiminin başörtüsüyle ilgili kararı da, Karabağ zaferi üzerinden Türkiye'yi hedef alan açıklamalar da Türk-Azerbaycan ilişkilerini bilinçli olarak ayrıştırmaya yönelik adımlardı.
Bakü, başörtüsü yasağının Türk kamuoyunda çok büyük bir tepkiyle karşılanacağını gayet iyi biliyordu.
Zamanlama da tesadüf değildi. Karar TDT Zirvesi'nin hemen öncesine denk geldi. Böylece doğan tepki kullanılarak Azerbaycan'ı Türk iş birliği ağından uzaklaştırmak hedeflendi.
Ardından gelen tablo da bu okumayı doğruluyor. Aliyev zirveye katılmadı ve ülkesini Dışişleri Bakanı ile temsil ettirdi. Yönetime yakın APA ise yayımladığı analizde Türkiye'yi "kampanya" yürütmekle suçladı ve Türk toplumunu gericilikle itham etti.
Bir zirveye katılmamak diplomatik bir tercih olabilir. Ama bu tercihi kardeş bir ülkenin toplumunu aşağılayan bir dille gerekçelendirmek, ilişkiyi kimin germek istediğini açıkça gösteriyor.
Amaç net: Yaşadığımız coğrafyada İsrail'in yayılmacılığı karşısında Türkiye ile birlikte durmak yerine ABD-İsrail ittifakından yana yer almak.
Azerbaycan'ın İsrail'le enerji ve savunma alanındaki yakın iş birliği yeni değil. Ancak bugün gelinen noktada bu tercih, Türkiye ile kurulan stratejik ortaklığın önüne geçmiş görünüyor.
Unutulmamalı ki Karabağ zaferi, 44 gün boyunca Azerbaycan'ın yanında tüm imkânlarıyla duran Türkiye'nin desteğiyle kazanıldı. O günlerde "iki devlet, tek millet" diyen Bakü'nün bugün Ankara'yı karşısına alan bir dil kullanması, en çok Azerbaycan halkının kardeşlik duygusuna zarar veriyor.
Problem yok. Türkiye’yle kardeşlik kolay, düşmanlık zordur. Türkiye, Azerbaycan halkıyla olan kardeşliğini hiçbir yönetimin anlık tercihine bağlamaz. Bundan sonrasını Aliyev düşünsün.
Azerbaycan Devlet Haber Ajansı APA:
Bir aydır Türkiye'de, Azerbaycan'a [ve devlet başkanına, halkına] karşı asılsız ve çirkin bir kampanya yürütülüyor.
Hiçbir ülke Azerbaycan'a karşı bu kadar nefret ve hakaret göstermemiştir.
Bu durum, Türk toplumunun batıl inançlara [hurafelere] ve gericiliğe sürüklendiğini bir kez daha göstermektedir."






























